12 Ocak 2018 Cuma

SUPER DARK TIMES, CREEP 2, DAY OF THE DEAD :BLOODLINE

SUPER DARK TIMES (2017)


Süper Karanlık Zamanlar, film festivallerinde ilgi görmüş bir film. E- haliyle bol aksiyonlu ve derin içerikli filmlerden hoşlanmayan kişiler için de bir hayal kırıklı beraberinde gelebilir. Çünkü piyasa türü bir film değil. Şu ara bana denk gelen filmler de genelde bu festivale oynayan filmler oluyor. Açık konuşmam gerekirse biraz piyasa işi, eğlenceli korku filmlerini ben de özledim. Yeter ber artık, düşünmek değil, korkmak istiyorum. 

Filmin korkutma etkisi pek yok. Bir kaç sahnesinde belki azıcık gerilebilirsiniz ama o kabus sahnelerin görselliğine gelecek olursak mikimmmeldi. Pek beeendim efenim. Şoparların oyunculuklarına gelince; beğendim, bunalıma sokucu buldum, işlerini layıkıyla yerine getirdiklerini düşündüm. Genelde baş rolde gördüğümüz kişiler çocuklar bu arada.

Bir kaç piç kurusu, önceleri çok iyi anlaşırlar, yada anlaştıklarını sanırlar. Aslında bu durumu zaman içerisinde belkide en yakın arkadaşlarımızla da bizzat yaşamış olabiliriz diyerek de eklemek de fayda var. Neyse, bir süre sonra arkadaş grubundaki en çirkin piç kusuru yanlışlıkla bir başka arkadaşı tarafından öldürülür ve kabus dolu bir psikolojik olaylar silsilesi de hemen arkasından başlamış olur.



Yönetmen:Kevin Phillips
Senaryo:Ben Collins, Luke Piotrowski
Ülke:ABD ABD
Tür: Dram, Gerilim
IMDb:6.5
Dil:İngilizce
Müzik:Ben FrostWeb Sitesi:Resmi Facebook Sayfası
Çekim Yeri:Kingston, New York, ABD








CREEP 2 (2017)

Lan ooolum bu nasıl filmdi, falan diye düşünürken, ilk filmin fragmanına göz atmam yetti bana. Filmi hemen hatırlayıverdim. İlk filmde, ömrünün son günlerini (yanlış hatırlamıyorsam) fotoğraflaması için evine çağırdığı fotoğraf sanatçısına yapmadığını bırakmayan sapık bi kanka vardı. Hah tamam dedim ben bu filmi hatırladım ve ikincisini izlemeye koyuldum.

Kısa süresi, ilkinin gölgesinde kalan ama fena sayılmayacak, fazla korkutmayan ve ilk filme göre daha edepsiz bir film buldum karşımda. Adamın bir anda dal daşşak kalması ben de paniğe neden olmadı ama çok uzun süre bir katilin çüküne uzuuun uzuuuuuun bakmak da beni rahatsız etti. O sahne acuk daha kısa olabilirmiş diye düşündüm. Neyse, belki bu sahneden hoşlanacak kişiler de çıkabilir. Öhöm öhöm... :)

Gelelim asıl konuya... Bu kez karşımız da, çektiği videolar sosyal medyada pek tutulmayan video konusunda uzman bir kızımız var. Tam umutsuzluk içindeyken ve para için yanıp tutuşurken, kızımızın görmüş olduğu bir iş ilanı ilgisini çeker ve ilan sahibi ile yaptığı kısa yazışma neticesinde ilan sahibinin evine gider. Katil olduğunu gizlemeyen arkadaş, kızımıza, ölmeden önce kendi belgeselini yaması için teklifte bulunur ve her gün elinde kamera adamın hayatından kesitleri çekmeye başlar.

İşi kapan kız, önceleri adamın kendisiyle daşşak geçtiğini sanar fakat, katilin gerçekleştirdiği bir kaç intihar denemesinden sonra işin ciddiyetinin farkına varır. İşte bu noktadan sonra başından beri iyi anlaşan bu iki kafadan çatlak insan arasında gerilimli dakikalar başlamak üzeredir.

Bak sööölüyorum; tek mekan, fazla korkutucu değil, el kamerası yöntemi ile çekilmiş, hafif edepsiz bir film izlerim diyorsanız buyrun izleyin. Anlatması benden, değerlendirmesi sizden. Aslında değerlendirmeyi de ben yaptım. Daaaa ne istiyonuuuuz! İyi seyirler.



Yönetmen:Patrick Brice
Senaryo:Patrick Brice, Mark Duplass
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:6.4

Müzik:Julian Wass











DAY OF THE DEAD :BLOODLINE (2018)



2018'in gözüme çarpan ilk zombi filmi Day Of The Dead: Bloodline, son dönem yapılan zombi dizilerinden pek farklı değil aslında. Şöööle bi nette konusunu okudum da, arkadaşın yazımına göre bu film, zombi filmleri ile ünlü ve geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden yönetmen George Romero'nun Day Of The Dead'ına bir saygı duruşuymuş. Kendisine ha siktir ordan derdim ama tanımadığım biri olduğu için demiyorum. Bir kere, George Romero'nun filmlerindeki zombikler kaplumbağa gibi hareket eden şeyler. Oysaki bu filmdeki zombikler ise maşallah maratona hazırlanır gibi hızlı, çevik, atılgan ve her zamankinden de açlar.

Ha evet filmin dakikaları ilerledikçe, film giderek şiddetini artırıyor ve kan revan içinde bitiyor. Çok fazla mantık aranmaması gerek filmi ben oldukça eğlenceli buldum. Hatta makyajlar falan gayet tatmin edici. Korkutucu zombi suratlarını her zaman severim. Ha bu arada zombiler bu filmde çok hızlılar falan diye eleştirdim ama hızlı zombileri severim açıkçası. Ne çok abartılacak, ne de çok kötü diyebileceğimiz bir film. IMDb puanını da 4.1 yerine 5 olarak tamamlarsak tamamdır.

Yine her zamanki gibi ölüleri dirilten ve nerden geldiği belli olmayan bir virüsle morgdaki bir ölünün baldır bacak, dal daşşak canlanıp, eğlenceli bir partiye davetsizce katılmasının ardın dan ısırılan insanların zombileşerek çevreye saçtıkları dehşet anlatılıyor. Bir grup askeri birlik ile bir arada yaşayan sivil vatandaşlar ise bu zombilerden izole yaşadıkları alanda yaşamaktadırlar. Aralartındaki doktor adayı kızımız ise virüsü başlarından siktir edecek aşıyı geliştirme çabasındadır. Acaba başarabilecek midir? Hadi bakalım filmi izleyin. İyi seyirler, bol tırsmalar.


Yönetmen:Hèctor Hernández Vicens
Senaryo:George A. Romero, Mark Tonderai, Lars Jacobson
Ülke:Bulgaristan
Tür: Korku
IMDb:4.1
Dil:İngilizce
Müzik:Frederik Wiedmann

Çekim Yeri:Bulgaristan