24 Aralık 2017 Pazar

THE BLOB, THE KILLING OF A SACRED DEER, LA REGION SALVAJE, JOHN DOE

THE BLOB (1988)

Böööle sümük ile bok karışımı arasında bir yaratığın size saldırdığını ve size tecavüz ettiğini düşünün. Düşünemediniz diiiii mi... The Blob filminde işte tam da böööle bi yaratığın olduğu bir film. Film 1988 yapımı olmasına rağmen oldukça etkileyici efektlere sahip. Zaten yönetmen de yabana atılacak bir yönetmen değil;Chuck Russell. 80'lerin ruhunu yansıtan film, genç oyuncuların daha fazla yer aldığı bir film. Ha bu arada unutmadan; film, 1958 yapımı The Blob'un yeniden çevrimi. Bence hemen boş durulmamalı ve hemen 2018 yapımı bir yeni versiyonu daha gelmeli. Günümüz efektleriyle bok-sümük karışımı bu yaratık daha fazla dehşet verici olabilir.

Her şey yaşlı bir amcanın kırsal bir bölgeye düşen gök taşından çıkan sümüksü bir maddeyi çomaklamasıyla başlıyor. Ah be amca, başa ne geliyorsa ya meraktan ya tarrraktan geliyor zaten. Her bok gurcalanmaz bunu sana öğretmediler mi. Neyse, çomaklanan bu sümüksü yaratık amcayı yer yutar ve giderek büyüyerek devasa bir hale gelir. Giderek büyüyen şekilsiz yaratığın saçtığı tehlike de giderek büyüyecektir. Ben filmi beğendim, tavsiye ederim.  






Yönetmen:Chuck Russell
Senaryo:Theodore Simonson, Kay Linaker, Irvine H. Millgate
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Bilim-Kurgu, Gerilim
IMDb:6.4
Dil:İngilizce

Müzik:Michael Hoenig







THE KILLING OF A SACRED DEER (2017)

Öffff bu hafta iki zor film izledim. İşte onlardan biri Nicole ablamızın vucudunun hâlâ fitler fiti olduğunu gözler önüne seren Kutsal Geyiğin Ölümü. Walla karı hâlâ Gözleri Tmamen Kapalı filmindeki gibi cillop. Neyse konuya girelim. Film, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos'un Yunan mitolojisi olaylarından birinden esinlenerek yaptığını öğrendim. Bu olaya hakim olmayan izleyici benim gibi filmi mal mal izleyebilir. Ben de araştırmalarım sonrası biraz aydınlanabildim.

Filmin oyunculuklarını çok beğendim. Film başladığında filme yoğunlaşarak izlediğim için ilk bir saat oldukça kendimi kaptırarak izledim fakat sonrasında olaylar giderek ilginç hale gelmeye başladı. Diyaloglar oldukça kısa, öz ve akıcı ilerlediği için filmin içine girebilmek çok zor olmadı benim için. Kafada bir hayli sorular uyandıran film, düşündürme konusunda oldukça başarılı. Bu arada film kesinlikle korku-gerilim filmi değil. Belli bir kategoride olmayan bir film var karşımızda.

Doktor bir çift ve oldukça iyi bir hayat süren kızları ve çocukları sıradan bir şekilde yaşarlarken, cerrah abimizin ölen bir hastasının ergen oğlu ile araları zamanla sıkı fıkı hale gelir. Bu ilk sıkı fıkı süreç içerisinde ben abimizin gay olduğunu falan düşündüm ama beklediğim gibi çıkmadı. Bu ergen kardeşimizin cerrah abimizin hayatına iyicene dalmasıyla olaylar beklenmedik bir hal almaya başlıyor.





Yönetmen:Yorgos Lanthimos
Senaryo:Yorgos Lanthimos, Efthymis Filippou
Ülke:İngiltere İngiltere, İrlanda İrlanda, ABD ABD
Tür: Dram, Korku, Gizem, Gerilim
IMDb: 7.5










LA REGION SALVAJE (2016)

Bu hafta izlediğim bir başka zor film de, yine festivale oynayan bir Meksika filmi. Bu filmi de belli bir kategoriye koyamadım. Yani öööle bildiğiniz korku-gerilimlerden değil. Ama ne yapayım, bu hafta bu tarz filmler hep önüme geldi korku filmi diye. Filmi araştırdığımda İstanbul Film Festivali'nde de boy gösterdiğini gördüm.

Film sadece cinsellik üzerinden değil, homofobi, muhafazakarlık, şovenlik konularını ele alıp, cinselliği bütün bunların tam ortasına koyuyor. Bu nedenle filmde pek çok şey mecazi anlamda yer aldığı içindir ki ahtapot vari sex manyağı yaratığı birebir algılamayın. Ben filmi çok beğenemedim. 




Yönetmen:Amat Escalante
Senaryo:Amat Escalante, Gibrán Portela
Ülke:Meksika Meksika, Danimarka Danimarka, Fransa Fransa, Almanya Almanya, Norveç Norveç, İsviçre İsviçre
Tür: Dram, Korku, Bilim-Kurgu
IMDb: 6.5

Dil:İspanyolca, İngilizce











JOHN DOE (2014)

Kendi adalet sistemini başkalarını da empoze ederek bir topluluk kuran bir seri katil var karşımızda. Film aşırı geveze öncelikle. Çok çene az icraat bir film. Yani filmde gereksiz diyalog oldukça fazla. Ama bunun dışında fena sayılmayacak bir gerilim diyebiliriz. Yine korkudan uzak, hatta gerilimi de yetersiz bir film denk geldi. Sanırım bu hafta açısından pek de içimi açan, bana vaaaaw dedirten bir film ortalarda yok.

Örümcek Adam'ın bir bölümünde, kahramanımız suçlulara karşı mücadele veriyor fakat kendisi de suçlu ilan ediliyordu ya, işte bu filmdeki seri katil de suçluları öldürüp halkın kafasını da karıştırıyor. Acaba iyi bir haltmı yiyor, yoksa kendisi de sadece bir canidenmi ibaret. E- tabii bu durumdayken izleyicinin de bir karar vermesi gerekiyor; John Doe bir canimi, yoksa bir kahramanmı...

Sıradan bir adamken, başına gelen tatsız bir olay yüzünden, toplum içerisinde yer alan kımıl zararlılarını katletmeye başlayan ve basının John Doe diye lakap taktığı kişi acaba kimdir? Herkes bu olayı araştırmaya çalışırken,sokaklarda bir çok suç işlenecek, John ise yarattığı kendi adaletiyle bu suçluların karşına bir taraftan çıkarken, bir yandan da onu haklı bulan bir grup ise bir çok John Doe olarak yerini alacaktır. 



Yönetmen:Kelly Dolen
Senaryo:Stephen M. Coates, Kelly Dolen
Ülke:Avustralya Avustralya
Tür: Suç, Gerilim
IMDb:6.6
Dil:İngilizce
Müzik:David Hirschfelder

Çekim Yeri:Melbourne, Victoria, Avustralya






14 Aralık 2017 Perşembe

THE DEVIL'S CANDY, RABID, INCONCEIVABLE,THE SNOWMAN

THE DEVIL'S CANDY

Şeytan'ın şekeri, bildiiin götümün şekeri türünden, haftanın cort filmlerinden biri olarak karşıma çıktı. Bu satırırları yazarken biraz kızgınım çocuklar. Bir haftalık İğneada gezisinden sonra tekrar bilgisayarımın başına oturdum ve yazılarımı yazmaya başladım. Haftanın ilk filminin harkulade çıkmasını dilerdim ama ne yazık ki benim de pek beğenemediğim hatta şu satırları yazarak filmden neredeyse aklımda hiç bir şeyin kalmadığı bir film kaldı. Keyifli filmleri yazdığım gibi kötü filmleri de yazmak zorundayım diye düşünüyorum.

Senaryo oldukça bayatlamış ve anlatmak istediği konuya bir türlü odaklanamayan bir senaryo zincirinde ilerleyen bir senaryo ile karşılaşıyoruz. Yeni taşınılan bir ev, yeni, umutlar ve beklenmedik gelişen olaylar şeklinde film gelişiyor. 

Bir çocuklu bir karı koca, içinde daha önce cinayet işlenmiş bir evi kakalama yöntemi ile ucuza satın alırlar. Ve tüm korku filmlerinde bu hep böyle olmuştur. Her şey normal ilerlemez tabii. Bir süre sonra çirkin, koca göbekli, kafayı yemiş bir herif çat kapı gelir ve "siktirin gidin lan, burası benim evim,"der ve ailenin başına bela olur. Bunların yanı sıra evin reisi olan babamız da şeytanın etkisi altına girmiş ve şaçmalamaya başlamıştır.



Yönetmen:Sean Byrne
Senaryo:Sean Byrne
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku
IMDb:6.5
Dil:İngilizce
Müzik:Mads Heldtberg, Michael Yezerski











RABID/ KUDUZ (1977)



Eeeee yaş neredeyse 40 geliyor ve ben artık film izlerken osura osura uyumaya başladım valla. Bu korkutucu bir şey. Rabit'i izlerken de cort diye uykuya dalmışım ama izlerken gözleri dört açıp da izlenecek bir film değildi Allahtan. Eski film merakımı bilenler bilir. Bu film de 1977 yapımı olduğu için sazan gibi atladım hemen. Alt yazılısını bulamadığım için ki tercihen altyazılı tercih ediyorum, bu filmin dublajı da berbattı. Neyse ki beni biraz eskiye götürüp betamax dönemine götürdü de biraz keyiflendim. 

Efenim şimdi şöööle... Filmi izlerken uyuya kalmadan öncesini anlatayım size. Filmin başlarında karşımıza çıkan motorsikletli asi gençlerimiz bir kaza yapıyorlar ve amı götü dağıtıyorlar. Erkek olan fazla yaralanmıyor ama kız feci; belli bölgeleri yanıyor, kendinden geçiyor, günlerce kendine gelemiyor falan. Bu süreç içinde hastanede olduğu bir çeşit deri naklinden dolayı enfeksiyon kapıyor ve karı bir de üstüne kudum kudum kuduruyor. Yalnız bu kızımızın hastalığının özelliği, kan içerek besleniyor olması. Bütün bunlar olurkeeeeeeen çevresindeki insanlar da bu hastalığa yakalanıyor ve olağan üstü hal bile ilan ediliyor.

Konu tas tamam böööle. Filmin geri kalanını uyusam da az çok tahmin edebiliyorum. Hatta bu filmin anlatımını yazarken, ah acaba nasıl yazıcam izlemediğim filmi falan diyordum ama basbaya yazdım wallahi. E hadi o zaman ben kaçıyorum bir başka filmde görüşmek üzere mucksssss...

Yönetmen:David Cronenberg
Senaryo:David Cronenberg
Ülke:Kanada Kanada
Tür: Korku, Bilim-Kurgu
IMDb:6.4
Dil:İngilizce
Çekim Yeri:Montréal, Québec, Kanada

Nam-ı Diğer: Rage | Rabid












INCONCEIVABLE/ BAKICI (2017)

Heeeerkesin söylediüği gibi son zamanlarda iyi bir Nicolas Cage filmi karşımıza çıkmamaya başladı. Bu film de onlardan biri. Nicolas abimizi film boyunca karısına inanmamakta ısrar eden ve kötü kadını koruyup kollayan saf koca ayaklarında izliyoruz. Çünkü nedeeeeen, filmdeki karısı hafiften kafadan eserek.

Geçmişinden kurtulmaya çalışan  Katie, hoş ve genç bir annedir ve geçmişinden kaçarak yeni bir kasabaya taşınır. Burada tanışmış olan kafadan hafif eserekli ablamız da kendisi gibi bir annedir ve sıkı fıkı dost olurlar. Bir süre sonra çok sık görüşmeye başlayan karılar, amaaaaan ne gerek var ayol, Katie sen gel bizde kal moduna gelirler ve Katie pılısını pırtısını toplayıp Angela ve Bian'nın evine taşınır ve hem kendi kızına, hem de Angela'nın kızına bakar. 

Bir süre sonra Angela'yı kızdıracak bazı olaylar gelişir ve iki kadın yavaş yavaş birbirine içten içe düşman hale gelirler. Olaylar işin içinden çıkıamayacak hale gelirken Angela ve ailesi ise büyük bir tehlikenin içine girmeye başlayacaklardır.

Çok klasik senaryo ile yine ısıtan bir film diye düşünüyorum. Beni çok fazla etkilemedi. Sizi bilemicem. Benden bu kadar görüşürüz.




Yönetmen:Jonathan Baker
Senaryo:Chloe King
Ülke:Kanada Kanada
Tür: Dram, Gerilim
IMDb:5.7
Dil:İngilizce
Müzik:Kevin Kiner
Çekim Yeri:Hindistann Hill, Ohio, ABD










THE SNOWMAN (2017)


Evet Kardan Adam. Jo Nesbo'nun çok satan kitabından uyarlama bir filmmiş. Kitabını okumadım, hiç bir fikrim de yok. Ama filmini izlediğime göre bir kaç kelime etme hakkına sahibim diye düşünüyorum. O zaman hunharca eleştirmeye... Ya yok ben eleştirmen değilim. Filmi anlatmaya başlıyayım. 

Filmi izlemeden önce, Allaaaaah heyecan dolu bir polisiye gerilim falan dedim ama film sadece polisiye çıktı. Beni gerecek bir sahne karşıma çıkmadı film boyunca. Hatta o kadar mıymışık bir film ki pek çok yerde, filmin bazı sahnelerinden gaipten sesler bana "Volkiiiii siktir filmi de sen en iyisi uyuuuuuuu," diyerekten sesler duymaya başladım. Esnediğim yerler bile oldu. Filmin son dakikaları haricinde filmde hareket aramayın. Oyunculuklara gelirsek, beni pek etkileyen oyunculuk çıkmadı ama hikaye yine de fena sayılmaz. 

Öldürdüğü kadınların kafalarını kesip, yaptığı kardan adamların kafa kısmına monte eden katilimizin peşine düşen dedektifimizin sıkıcı hikayesine tanıklık ediyoruz. Etkilenemediğim bir sonla neticelenen filmi izleyip izlememek artık size kalmış. Ya galiba bu hafta hep madi filmler anlattım sana. Bilemedim şimdi. Karar senin. 




Yönetmen:Tomas Alfredson
Senaryo:Peter Straughan, Hossein Amini, Søren Sveistrup
Ülke:İngiltere İngiltere, ABD ABD, İsveç İsveç
Tür: Suç, Dram, Korku
IMDb:5.2
Dil:İngilizce
Müzik:Marco Beltrami

Çekim Yeri:Norveç

7 Aralık 2017 Perşembe

TEKRAR DÖNDÜM, THE MONSTER PROJECT, IT COMES AT NIGHT, DEMON, DEMON WIND

Yeni yıla girmeye hazırlandığımız şu günlerde, tekrar blog yazılarıma devam etmeye karar vererek yeni yılla birlikte kaldığım yerden devam etmeye karar verdim. Bu süreç içerisinde iyi bir ara vererek parmaklarımı da dinlendirdim. Tabii bu süreç içerisinde yaşamadığım bok da kalmadı. İş ile gelişmeler beni oldukça yıpratırken, ölümlerden dönmem, psikolojimin bozulması ailevi sorunlar falan ve birazda üzerine üşengeçliğin eklenmesi beni korkunç bir sürece itti diyebilirim. Neyse ki kısmen de olsa ufaraktan teferekten biraz bir şeylerin iyi gitmesinden dolayı şimdi kaldığım yerden devam ediyorum.

Şöööle bir son film yazıma bakmtığımda sevgili Murat ile birlikte sinemada izlediğimiz film de kalmışım. Bu süreç içerisinde film izlemedim değil tabii ama eskisi kadar çok sık izleyemedim ne yazık ki. Bir ara izlediğim filmleri anlık olarak instagram sayfamda paylaştım. Tabii uzun uzun blog yazılarımla ilgisi bile yoktu bu yazıların. Bu arada 56bin'lik instagram hesabım kapatıldı ve tekrar kendime sayfa açana kadar kıçım yarıldı. Yeni hesabım ise yeni yeni 2000 kişiye falan ulaşmaya başlasa da eski hesabımı da özlemiyor değilim. 

Yazılarımı yazamadığım süreç içerisinde bir çok olumlu ve olumsuz şey yaşadığımı yazmıştım. Şimdi bunları yazsam Dabbe serisinden beter bir kitap serisine dönüşürü. Bu nedenle kısa kesip hemen kaldığım yerden devam ediyor, eğlenceli film yazılarıma başlıyorum. Hepinizi çok özlemişim. Hadi bakalım başlayalım. Bismillahirahmine...


THE MONSTER PROJECT (2017)

2018'e gireceğimiz son günlerde, 2017'nin  iç karartıcı korku filmi geçmişi ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum. İç karartıcı dememin nedeni ise büyük bütçeli ve sağlam senaryolu korku filmlerin giderek azalması nedeniyle ağzımızı bir karış açıp beyaz perdeye bakıp durmamızı kastettim. Durum böyle olunca da düşük bütçeli filmlere razı olup, en azından konusunun bizi etkilemesini bekleyip durdum.

İşte tam da böyle düşünürken arada çıkan nadir iyi filmler çıkmadı değil. Geçenlerde film arayışı içindeyken karşıma çıkan The Monster Project, beni eğlendirmeyi başardı. Film de ne bok ararsan var; vampir mi dersin, kurt adam mı, iblisler mi, insanlar mı... Sanırım bu saydıklarım arasında en tehlikeli yaratık insan olsa gerek. E- bir de üstüne el kamerası doğallığını ve oldukça karanlık ortamları da işin içine katarsak keyifli bir film ortaya çıkmış diyebilirim. Afişine baktığım zaman, aman siktir et salla gitsin diyebileceğim bir filmdi ama beni şaşırttı.

Mezar Buluşmaları serisini de anımsatan film, bir kaç doz da Paranormal Activity filmini anımsatmıyor değildi. Olsun biraz ondan, biraz bundan derken ben filmi izlerken oldukça eğlendim. Sadece el kamerası olayı beynimi biraz sulandırdı ama onu da sineye çekip sustum. Hadi biraz filmi anlatayım sana...

Bir grup youtuber, korku videoları çekip hem kendileri eğlenirler, hem de bu videoları paylaşıp takipçileri ile paylaşırlar ama yaptıkları videolar artık onları kesmeyecek hale gelir ve daha büyük projelere imza atmak isterler. Bok yoluna gidecekleri bu yolda, karar verdikleri olay şudur; Canavarlar Projesi. Buldukları vampir, kurt adam ve iblis tarafından ele geçirilmiş gibi görünen insanları, uzun süre boş kalmış bir eve çağırırlar ve bir kurgu içinde bu insanlar ile gerçekçi filmler çekip milleti keklemek isterler. Olaylar önce bir hayli ilginç ve eğlencelidir fakat ilerleyen dakikalarda iş çığırından çıkar ve olaylar kontrol edilmez hale gelir.

Yönetmen:Victor Mathieu
Senaryo:Corbin Billings, Shariya Lynn, Victor Mathieu
Ülke:ABD ABD
Tür: Aksiyon, Korku
IMDb: 4.3
Dil:İngilizce

Müzik:Emir Isilay, Pinar Toprak











IT COMES AT NIGHT (2017) GECE GELEN


Viral film severler için belki bir alternatif olabilme adayında bir film. Oldukça hareketli viral tarzı korku filmlerini seven kişileri pek fazla etkilemeyecek, sağ gösterirken sol vuran bir film aslında Gece Gelen. Seni pek korkutmayacak, hoplatmayacak ama atmosferinin gerçekçiliği ve konusunun biraz daha korku türünden çıkıp drama doğru ilerleyen bir film karşımızda.

Nedeni belli olmayan bir viral enfeksiyon hastalık neticesinde, kendilerini ormanın bir köşesinde izole etmiş bir aile gündelik rutin hayatlarını yaşarken, bir gün ormanda karşılaştıkları bir adam, panik olmalarını sağlar. Bu adam hasta olabilir. Her türlü önlem alınır ve adamın durumunun iyi olduğu anlaşılınca, adam ailesini de alır ve diğer ailenin yanına gelirler. Birlikteyken, zombileşmeye başlayan kişilere karşı daha güçlü olacaklarını düşünürler ve birlikte aynı evde yaşamaya başlarlar.

Bir süre sonra dışarıda onları bekleyen tehlikeye karşı savaşmak yerine kendi içlerinde anlaşmazlıklar çıkar ve dışarıdaki tehlikeden daha tehlikeli bir durum ortaya çıkmaya başlar. Aslında en büyük tehlike tam da evin içindedir; Birbirlerine karşı olan güvensizlik.


Yönetmen:Trey Edward Shults
Senaryo:Trey Edward Shults
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gizem
IMDb6.2
Dil:İngilizce
Müzik:Brian McOmber










DEMON (2015)



Demon, Polonya yapımı, çoktandır izlemek istediğim bir filmi ve nihayet karşıma pat diye çıkabildi. Film, İstanbul Film Festivalinde dikkatimi çekmiş ama izleyememiştim. Her şeyden önce herkesin izleyebileceği türden değil. Piyasaya değil de festivale oynayan sıkıcı ve düşündürücü korku filmlerinden. Aslında pek bir korkulacak zımbırtı da yok filmde. Filmin asıl korkulması gereken olayı, filmin bir festivalde gösterime gireceği gün yönetmeninin kaldığı otel odasında intihar etmesi ve vasiyeti üzerine filmin gösterime girmesi. Korkunç bir trajedi.

Durum böyle olunca, film ekibinin de patır patır intihar ettiğini düşünsenize. Tam film! Neyse ki böyle bir durum olmadı tabii. Filme gelecek olursak biraz sıkıcı ve durağan ilerlese de film boyunca süren düğün sahnesi ortalığı biraz hareketlendiriyor. Başrol oyuncusu Itay Tiran'ın oyunculuğunu çok beğendim. Filmi kurtaran nedenlerden biri de buydu benim için.

Uzun lafın kısası; pek beğenemediğim, üzerine çok fazla düşünemediğim, aradığımı pek bulamadığım bir film çıktı karşıma. Ama sinefil olmak kolay değil. İlla o film izlenecek. Hadi görüşürüz.


Yönetmen:Marcin Wrona
Senaryo:Pawel Maslona, Marcin Wrona
Ülke:Polonya Polonya
Tür: Komedi, Korku, Gerilim
IMDb: 6.0

Müzik:Marcin Macuk, Krzyszt




DEMON WIND (1990)


Filmin yapım yılı 1990 ama 1980'lerden fırlamışcasına efektlerle süslü. İzlediğinizde sizde efektlerin dandikliğini siz de göreceksiniz. Yalnız Allah için makyajlara laf yok. Zombi-iblis karışımı yaratıklar her yerlerine bok sıvanmışcasına karşımıza çıkıyorlar. Filmin diyalogları ise yine Allaha emanet. Eski korku filmlerinden beklediğiniz tüm diuayolgar bir arada. Olsun 90'lar çocuuuuyuz ne de olsa film eski püskü ve çok süper olmasa da eğlenceliydi. Ama o makyajlar yok mu uffff. Sıçmık suratlı zombiler.

Filmin konusuna gelelim çocuklar. Bir çift sevgili, esas oğlanın köyüne, anneannesinin yanına gitmek için yola çıkarlar. Ellerinde haritayla, yolu sormak için bir benzin istasyonuna girerler. Benzin istasyonundaki dede taşaklarını sermiş uyuz uyuz yatarken aniden çocukları karşısında görür. Yollarını kaybeden çocukların ellerindeki haritaya bakarak, çocukların aradığı böyle bir yerin olmadığını söyler. Mıymıntı deden umudu kesen genç sevgililer ne yapar eder köye ulaşırlar. Köyde diğer arkadaşları ile karşılaşan sevgililer hep birlikte kaynaşır, ninenin evine doğru yol alırlar.

Bok yoluna doğru bir yolculuğa çıkan gençler, kendilerini büyü, zombi, iblis dolu bir maceraya atarlar. Herşeyden habersiz gençleri bekleyen kara büyü ve yaratıklar 1 saat boyunca gençlere kök söktürür ve hikaye burada biter mi bilemiyorum. İzleyeceksiniz ve göreceksiniz sevgili çocuklarım. Hadi ben kaçar. Kendinize iyi bakın, korkuyla kalın. 



Yönetmen:Charles Philip Moore
Senaryo:Charles Philip Moore
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku
IMDb:4.8
Dil:İngilizce

Müzik:Bruce Wallenstein