20 Nisan 2017 Perşembe

SATANIC, PANDORA, BRIMSTONE

SATANIC (2016)

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara'dan gelen arkadaşım Muratla hem tanışmış olduk, hem de bir film izledik: Satanic. Murat oldukça kafa dengi bir adama benzerken, benim ishal olmuş çeneme dayanabildiği için kendisini tebrik ediyorum. Demek ki belli bir yaştan sonra insanın ağzında da çene ishali başlayabiliyormuş diye düşündüm kendi kendime. 

Hafif yağan yağmurdan dolayı buluşmaya biraz geç kalmamdan dolayı Murat'ın sinir olma durumunu da göz önünde bulundurarak, dolmuştan iner inmez koşa koşa sinemanın önünde kendimi buldum. Muratla film öncesi kısacık oturup biraz filmlerden çene çaldık. Konu sinema olsun da ne olursa olsun.

Film vakti gelince, kendimizi Majestik sinemasının en alt katında, yaklaşık 10 kadar izleyicinin içinde buluverdik. Majestik sinemasının bir diğer özelliği de beyaz perde de projeksiyon cihazının markasının yazması ve blueray cihazının logosunun olması. Biraz amatör tarz çalışsalar da eski mahalle sinemaları tarzında bir salon olması hoşuma gidiyor. Mejestik sinemasının her zaman hayatımda yer alması dileği ile filmi izlemeye başladık.

Bir korku filminde ne ararsanız Satanic filminde bulabilirsiniz ama her şeyn en düşük bütçesilisi ile karşılaşacağınızı da şimdiden söyleyeyim. Hafta sonu tatili için bir yerlere giden gençler, taşşağına çağırılan ruhun ardından yaşanan felaketler, sex için çıldıran iki genç ve onlara tam tezat olarak edepli iki genç. Tabii sik manytağı olan kızımız yine her zamanki gibi önden ölenlerden. Filmi neredeyse hiç beğenmedim. Oyunculuklar kötü, bütçe düşük, konu klasik, hiç şaşırtmıyor. Tırtın önde gideni bir filmdi benim için. Hafta sonundan geriye en güzel kalan şey  ise Muratla birlikte Taksim'in altını üstüne getirmemizdi. 


Yönetmen:Jeffrey G. Hunt
Senaryo:Anthony Jaswinski
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku
IMDb:3.7
Vizyon Tarihi:07 Nisan 2017 (Türkiye)
Dil:İngilizce
Müzik:Jim Dooley, Todd Haberman

Çekim Yeri:Los Angeles, California, ABD









PANDORA (2016)

Pandora diye aratırsanız karşınıza çıkacak olan ilk Güney Kore yapımı filmi zileyin derim. Aslına baklarsanız film, başlı başına bir gerilim değil. Aksiyon, felaket ve gerilim demekte fayda var. Filmin sonunda nasıl ağladığımı bilemiyorum. Zaten her boka zırıldayan bir tip olduğum için, göbeğimde laptop, karşımda film ve acıklı sahne derken, e-tabii odamda bir de tek başımayım, ağla gitsin ulan dedim kendi kendime. Oyuncu karşımda zırlıyor, o zırladıkça benim eşek gibi anırıyorum. Annem odama girse, gözüme çöp kaçtı yalanını söyleyecek kadar bile payım yok. Gözlerim kızarmış bir vaziyette filmi bitiriverdim. 

Pandora, nükleer felaketin insanların başına neler getirebileceğini gösteren güzel bir film. Bir de işin içine hükümet oyunları eklenince, izlediklerimize uyuz olmamak elde değil. Çok görkemli sahneleri olmasa da etkileyici anlatımıyla izlemeye değer buldum. Eğer görsel efekt meraklısı değilseniz ve konuya dayalı aksiyonu, felaketi ve hüzünlü sahneleri iç içe seviyorsanız, Pandora hemen izlensin. 

Bir sahil kasabasında yaşayan çekik gözlü dostlarımız gündelik hayatlarını sürdürürlerken, bir nükleer santralde çalışan işçiler ise tüm zorluklara rağmen çalışmaktadırlar. Pek çok kişinin ise bu santrallerin çevreye verdiği zarar konusunda bilgisizken, santralin içinde meydana gelen bir arıza büyük bir felakete yol açacaktır. Tüm derdi ailesini geçindirmek olan bir çok işçi ise hem kendilerini hem de ülkelerini kurtarmanın derdine girerler.


Yönetmen:Jong-woo Park
Ülke:Güney Kore Güney Kore
Tür: Aksiyon, Dram, Gerilim
IMDb:6.6

Dil:Korece


BRIMSTONE/ CEHENNEM (2016)

İblisleri görebilmek, orada azap çekmek için cehenneme gitmenize gerek yok. Bu filmi izledikten sonra aslında cehennem denen şeyin ve iblis kılıklı insanların başucumuzda olduklarını rahatlıkla görebiirsiniz. Western havasında ilerleyen film, tamamen su katılmamış gerilim diyemem. Aslında bu tarz filmleri belli bir katagoriye sokabilmek de oldukça güç. Bu nedenle bazı sahneleri izlerken içinizin kaldıramayacağını da söylemem de yarar var.

Aynı zamanda, kadının çoook eski zamanlardan günümüze kadar ikinci sınıf insan muamelesi görmesi üzerine de oldukça etkileyici bir film. Aslında güçlü bir kadın mücadelesi filmi de diyebiliriz. Tabii bu dramatik yönünün yanında insanın sinirlerini bozan bir çok şeyi de beraberinde izleyeceğiniz anlamına geliyor. 

Filmin bir diğer bayıldığım tarafı da oyunculuklar kısmıydı. Herkes görevini en iyi şekilde yerine getiriken, Guy Piarce'nin o kötü adam tiplemesi muhtelemdi. Bence oyuncuğu sergilemek adına güzel bir roldü. Bu yazımda ağzımı bozmayayım diyorum ama yine de dayanamadım; o rahip pezevenginden inanılmaz nefret ettim. Oyunculuk da bu olsa gerek.

Liz, kasabasında kendi halinde ailesi ile yaşayan bir kadındır. Aynı zamanda kasabada ebelik yapar ve tüm kasaba çocukları Liz'in eline doğar. Bu arada kasabaya yeni gelen rahibin ilk pazar ayininde kilisedeki hamile bir kadın aniden doğum yapar ve hemen Liz'e haber verilir. Dünyaya yeni gelen çocuğun ve kasabaya yeni gelen rahibin ardından olaylar bambaşka bir yönde ilerlemeye başlar.



Yönetmen:Martin Koolhoven
Senaryo:Martin Koolhoven
Ülke:Hollanda Hollanda, Fransa Fransa, Almanya Almanya, Belçika Belçika, İsveç İsveç, İngiltere İngiltere
Tür: Gizem, Gerilim, Western
IMDb:7.1
Dil:İngilizce, Hollandaca
Müzik:Junkie XL


6 Nisan 2017 Perşembe

THE NIGHTMARE, LIFE, THE POSSESSION EXPERIMENT, OPERA, INFERNO, WYRMWOOD: ROAD OF THE DEAD

THE NIGHTMARE (2015)


Hadi size bu sefer bir belgeselden bahsedeyim. The Nightmare, bizim de bildiiiimiz ve ülke genelinde, gecenin bir vakti başucumuza gelip kıçımızdan ayrılmayan karabasanı anlatan bir belgesel. Belgeseldeki kişiler olayları gerçekten yaşayan kişiler mi yoksa birer oyuncu mu anlayamadım ama karabasan olarak şapkalı bir herifi ve Deadpool gibi kıçına tayt giymiş ve yüzü gözükmeyen bir yaratık olarak tasvir edilmesi çok basite kaçmıştı.

Karabasanı bilimsel açıdan ele alma kısımları çok azken, neredeyse hep dinsel açıdan irdelemelerini de sevemedim. Belgeselin süresini biraz daha uzatarak hem dinsel açıdan, hem de bilimsel açıdan ele alınmasını çok isterdim. Karabasan hakkında ileride daha da iyi belgesellerin çıkabileceğini düşünüyor.

Belgeselde 7-8 kişi ile yapılan röportajlar benim hoşuma gitti. Gizemli bir havası da vardı diyebilirim. Ha- daha iyi olamaz mıydı, tabii ki olabilirdi. Genel olarak beğendim. Konuyu merak edenler belgeseli izlediklerinde biraz yetersiz olduğunu göreceklerdir.


Yönetmen:Rodney Ascher
Ülke:ABD ABD
Tür: Belgesel
IMDb:5.9
Dil:İngilizce

Müzik:Jonathan Snipes











LIFE/ HAYAT (2017)

Geçtiğimiz hafta gösterime giren Life, Alien ekolünden gelen bir film olmasına rağmen, Alien kadar karizmatik bir yaratık değil. Ahtapottan bozma, götten bacaklı bir yaratık olan Calvin, uzay gemisinin anasını  sikmek için var olmuş gibi görünüyordu. Bu arada filmi sabahın körü seansında izlediğim için tek başıma salonda olma durumum, filmi bana özel olarak gösteriyorlarmış hissine kapılmama neden olup, salondan çıktığımda, "şimdi grup olarak izleyin ezikler" diyerek güneş gözlüklerimin altından diğer seans izleyicilerine bakmama neden oldu. Bir başka filme girerken de aynı ezik grup içinde yer almanın dayanılmaz boktan tarafını da yaşamadım değil. :) Allah kahretsin yine bugün kıçımdan kıl aldırmıyorum. :))

Neyse çocuklar şaka bir yana, Hayat filmi son zamanlarda izlediğim ve beni heyecanlandıran, geren filmlerden oldu. Başta da belirttiğim gibi yaratık oldukça basit bir tasarım olarak gözükse de, oldukça zeki ve güçlü olması ona artı puan vememe neden oldu. Ama yinede daha ihtişamlı bir yaratık beklerdim. Ha- bu arada Alien filminin de yenisi geliyor, hemen araya sıkıştırayım.

Bir grup bilim adamının uzaya gidip Mars gezegeninde yaptığı bir araştırma sonucu bir canlı türüne rastlarlar ve onu geliştirmek için kolları sıvarlar. Erken doğumdan meydana gelmiş bir bebek gibi bu canlı organizmayı küvözde el bebek gül bebek bakarlar. Herkesi heyecanlandıran bu durum bir süre sonra bu organizmanın hızla büyüyüp tehlikeli bir yaratığa dönmesiyle birlikte işler gerilimli bir hal alırken, korkunun da son noktası herkesi sarmaya başlar. Yani bu noktadan sonra söylenebilecek tek laf vardır; acıma Calvin'e, döner koyar götüne. Hadi ben kaçtım. Çüüüüs.



Yönetmen:Daniel Espinosa
Senaryo:Rhett Reese, Paul Wernick
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Bilim-Kurgu, Gerilim
IMDb:7.2
Vizyon Tarihi:24 Mart 2017 (Türkiye)
Dil:İngilizce, Japonca, Chinese

Müzik:Jon Ekstrand



THE POSSESSION EXPERMİENT (2016)

Eveeeet gelelim yine çükündürük şeytan çıkartmalı filmlerden birine. Bir sitede baktığımda IMDb puanı oldukça yüksekti. Fakat filmi izledikten sonra, acaba bunlar benle daşşak mı geçiyor falan diye düşünüp bir de orjinal IMDb sitesine girdim ki o da ne! Filmin puanı 3.6. Direkt siktiri çekip siteden çıktım, o siteye de nefretlerimi yollayıp en aaaalasından okkalı küfürlerimi yorum olarak yolladım. Öf neyse. Bak sinirlendim yine tansiyonum pörtlerdi.

Biz Türklerde cinler, Amerikalılarda da şeytanlar, iblisler... Kaliteli yapın izleyelim. Başka hiç bir şeycikler demem. Ha- bu filmde de güzel sahneler yok değildi, hakkını yemeyelim şimdi. Ama bir iyi sahne varsa, 10 tane de tırt sahne vardı. Bir an önce filmi bitirelim ayaklarındaki yönetmenimize diyecek tek lafım var; acele giden şeytanın zikine gider. Film, açılış sahnesi olarak oldukça etkileyici bir başlangıç yapıyor fakat olay örgüsüydü görsel efektlerdi derken vasatın da altında seyretmeye başlıyor. Şeytan çıkartma filmlerini severim derseniz benden söylemesi; çok fazla heveslenmeyin.

Yıllaaar yıllar önce yaşanmış bir olayla açılan film, günümüze dönüyor ve bir üniversite öğrencisi sırık çocuğumuz ders olarak daha önce şeytan çıkartılan bir eve gelerek şeytan çıkartma konusu hakkında bilgi toplaması gerekiyor. Yanına taktığı sarışın zibidi ile bu eve doğru giden iki genç ve yanlarında götürdükleri medyum teyzeyi de bu işe alet ederler. Medyum teyze, dakka bir gol bir hesaaabı tırsar ve  kıçına bile bakmadan evden kaçar. Evde tek başlarına kalan gençler gördükleri karşısında altlarına sıçarlar ve geri döndüklerinde hiç bir şey eskisi gibi gitmez.



Yönetmen:Scott B. Hansen
Senaryo:Mary Dixon, Scott B. Hansen
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb: 3,6
Dil:İngilizce

Müzik:Dirk Ehlert












OPERA (1987)

Eski filmleri listeme koymazsam ooooolmaz! İlla olacak. Suspiria ile daha çok tanınan Dario Argento abimizin, Oprera ve Inferno filmlerini arka arkaya izleme kararı aldım geçen hafta. Her iki filmi de internette bulamayışımından dolayı filmleri her nekadar çok merak etsem de izleyemiyordum; taaaaa ki gecen haftaya kadar. Inferno isimli filmi de bir sonraki yazımda okuyabilirsiniz.

Opera beklediğim gibi bir Dario filmi çıkmadım desem yeri var. Her Dario filmini çok beğenmişimdir ama bu film sanki biraz daha vasat gibi geldi gözüme. Belkide o trarihlere göre oldukça ilgi çekmiş olabilir. Bu nedenle puanı da bir hayli yüksek. Neyse puana pek takılmıcam. Film, klasik bir seri katil etrafında dönüyor ve her Dario filminde olduğu gibi katili tahmin etmek yine zor. Hiç beklemediğiniz o kişi zamanı gelince "ce-ööö," diyerekten karşınıza çıkıyor diyelim. Opera salonunun ihtişamı, tarihi dokusu ve "niiiiiiiiiaaaaaa," diye aryalar söyleyen sanatçıların biraz gerisinde kalan filmin heyecan dokusu; eh, şöyle bööööle diyelim.

Film, hiç bir boku beğenmeyen bir kadın opera sanatçısının provanın anasını zikmesi ile başlıyor. Ay yalnız karı ne şirret heee; onu beğenmez, bunu beğenmez, çenesi hiç durmaz, durmadan kapris. Bildiiiin Bülent Ersoy'un Şöhretin Sonu filmindeki sinirli halleri gibi. Neyse, allah razı gelmiyor, karı sokağa çıkar çıkmaz araba çarpıyor ve ölüyor muydu, sakat mı ne kalıyordu. Tabii bu arada biraz Yeşilçam etkisi de var. :)

Kadının yerine sahne korkusu olan genç bir kız bulunuyor, sahneye hazırlanıyor ve sahneye çıktığı ilk gece bir çok aksilik yaşanıyor. Kargaların cirit attığı sahne gecesinin hemen ardından opera salonu ve çevresinde işlenen cinayetler saftirik kızımız etrafında gelişiyor. Yonetmenimin burada bize bir oyun oynuyor ve bunun bir kıskançlık cinayetleri olabileceği, yada opera içerisinden birilerinin bu cinayetleri işleyebileceği konusunda kafamızı karıştırıyor. Aaayyy avcaba katili sööölesem mi. Hadi niiiise. Ben kaçar çüüüüüüs.


Yönetmen:Dario Argento
Senaryo:Dario Argento, Franco Ferrini
Ülke:İtalya İtalya
Tür: Korku, Gizem, GerilimIMDb: 7.1
Dil:İtalyanca

Müzik:Brian Eno, Roger Eno, Steel Grave














INFERNO (1980)

Bir Dario filminden bir diğerine hemen atlayalım. Filmdeki yaratığın ne bok olduğunu pek anlayamasam da cadı olduğuna kanaat getirebildim. Bu Dario filmini pek sevemediğimi de baştan belirtmemde fayda var sanırım. Fantastik ve gizemli tarafıyla meraklıların ilgisini çekebilecek gibi de gözükmüyor değil.

Filmin başlarında o kadar az diyalog var ki filmi bir an için sessiz sinema falan sandım. Yavaştan açılmaya başlayın filmin açılış sahnesindeki kadın beni uyuz etti zaten. Bir kadın bu kadar mı sakar ve ağır aksak olur be dedim öf. Yer yer Suspiria filminin de sahneleri aklıma gelmedi değil. Kendini asan kadın ve bazı dekorlar bana Suspira filmi gibi hissettirdi.

Bir kadının bulduğu bir kitap sonrası, yaşadığı evin de daha önceden cadılara ait olduğu ortaya çıkar ve daha derin araştırmaya girişir. Kadın tırstığı için erkek kardeşinden yanına gelmesini ve yanında bir süre kalmasını ister. Kardeş geldiğinde ablasının nalları dikip cortladığını öğrenir .



Yönetmen:Dario Argento
Senaryo:Dario Argento
Ülke:İtalya İtalya
Tür: Korku
IMDb:6,7
Vizyon Tarihi:01 Nisan 1980 (ABD)
Dil:İngilizce, İtalyanca
Müzik:Keith Emerson


WYRMWOOD: ROAD OF THE DEAD (2014)

Zombi filmlerinden pek hoşlanmadığımdan mıdır nedir, bu film gözümden kaçmış olmalı. Ama makyajlar ve eğlenceli gidişatı filmi izlenebilir kılsa da sadece ölüm sahneleri ve hareketli tarafı, "filmi eğlenmek için çektik," der gibi olmuş. Filmdeki ürkünç makyajlara gerçekten emek verdikleri belli. Filmin bir çok sahnesinde Sam Raimi'nin yönetmenlik gözünü gördüm. Evil Dead filmleri örnek alınmış olmalı diye düşündüm. Benim gibi Evil Dead ve filmin dizisi olan Ash vs Evil Dead hayranıysanız, filmi izledikten sonra beni anlayacaksınızdır. 

Yine bir sabah uyanıyoruz ve nerden geldiği belli olmayan bir vürüsün insanları zombileştirerek etrafa dehşet saçtığını görüyoruz. Bu kez zombilerimizin en önemli özelliği kıçlarından çıkarttıkları alevlerden de anlayacağımız üzere yakıt deposu haline gelmeleri. Bir de fotosentez olayını zombilere uyarlamışlar. Tööööbe estafirullahn diyor, herkese iyi seyirler diliyorum.



Yönetmen:Kiah Roache-Turner
Senaryo:Kiah Roache-Turner, Tristan Roache-Turner
Ülke:Avustralya Avustralya
Tür: Komedi, Korku
IMDb: 6.3

Müzik:Michael Lira