24 Şubat 2017 Cuma

I,MADMAN, MORGAN, ABATTOIR, SHUT IN

I,MADMAN (1989)

Uzundur izlemeyi unuttuğum 80'ler korku sinemasına dalış yaparak,geçtiğimiz hafta bir kaç kıyıda köşede kalmış, izlenebilecek nitelikte film ararken karşıma çıkan I,Madman, beni hayal kırıklığına uğratmayarak keyifli bir sinema gecesi yaşattı.

80'leri seviyorsanız, fantastik seri katil temasından hoşlanıyorsanız film tam size göre. Senaryo olarak da hoşuma giden filmi tatmin edici buldum. Bazı efektleri incelerken 80'lere ışınlandığınızı da unutmamanızda fayda var. Kitap aşığı kişiler için de ayrı yeri olabilecek türden olan bu korku filmi bolca eski kitap kokusunu da evinize taşıyor olacak. Tansiyon düşüklüğü nedeniyle karman çorman gördüğüm ekrana lanetler yağdırarak filmi anlatmaya çalışayım.

Virginia sahaf dükkanında çalışmaktadır ve dükkanda keşfettiği eski korku romanlarını okuyarak geceleri bir yandan yalnızlığını giderir, öte yandan göt korkusundan yerinde duramaz. Yaşadığı bu göt korkulu gecelerinde ise polis sevgilisi esas oğlanımız, arkadaşı sarıp sarmalayıp kendisine bol orgazmlı teselliler verir. 

Bir süre sonra keşfettiği bir kitap serisinin ilkini okurken aynı zamanda hayalle gerçek arası gelgitler yaşar ve bu durumdan ilk önceleri pek rahatız olmaz ve sadece tedirginlik duyar. Bir süre sonra kitabın korkunç katilinin işlediği cinayetler gerçek hayatta da olmaya başlayınca, kendini kaptırdığı bu kitabın katili bir şekilde Virginia'nın hayatına girerek masum suratlı fakat oyunculuğu zayıf kızımızın hayatının da korkunç bir parçası haline gelecektir. 


Yönetmen:Tibor Takács
Senaryo:David Chaskin
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:6.1
Dil:İngilizce

Müzik:Michael Hoenig










MORGAN (2016)

2009 yılının Splice (Deney) filmini bilirsiniz. Başarılı bir filmdi. Morgan da bana  Splice tarzına çok yakın bir film olarak geldi ama Splice ile kıyaslandığında biraz daha gerilim ve aksiyon dozajı düşük diyebilirim. Kokru-bilimkurgu severlerin ilgisini çekebilecek türden filmin esas kızı geçtiğimiz hafta vizyona giren Split filminin Anya Taylor'u. Kendisi her ne kadar ruhsuz bir karakteri calandırırken oldukça başarılıysa yine aynı şekilde Kate Mara'da bir o kadar androidden hallice bir kadını canlandırma konusunda başarılı. Bu iki soğuk nevalenin amansız savaşı ilginç, ama tanıdık bir senaryoya dönüşmüş.

Yapay olarak üretilen insanımsı yaratık Morgan, çocukluktan beri gözetim altında tutulur ve genç bir androjen haline geldiğinde üzerinde yapılan bazı deneyler ne yazık ki sonuçsuz kalır ve Morgan oldukça saldırgan birine dönüşmeye başlar.

Bu insanımsı yaratığın var edildiği şirketten gelen bir kadın çalışan ise bu durumda Morgan'ı imha etmek ve etmemek arasında kararsızdır fakat gelişen olaylar karşısında Morgan'ın imha edilmesine karar verilir. Süreç oldukça maceralı ve gerilimli devam edecektir.


Yönetmen:Luke Scott
Senaryo:Seth W. Owen
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Bilim-Kurgu, Gerilim
IMDb:5.7
Dil:İngilizce

Müzik:Max Richter











ABATTOIR (2016)

Filmin neresinden başlasam da anlatsam bilemedim açıkçası. Hatta bu filmin yazısını yazıp yazmama konusunda da kararsız kalmıştım ama saksı kafamı biraz toparlayıp, Volki sen bu filmin konusunu yazabilirsin dedim kendi kendime. Düşünün artık, filmi izlerken kafam artık nerelerdeyse filmden bi halt anlayamamışım. Aslında sadece sorun ben de değil, bu basit konu bu kadar mı karmaşık anlatabilir! Filmin yönetmeni daha önce Testere filminin üç bölümünü de yönetmiş ama bu filmde biraz çakozlamış gibi görünüyor.

İzlerken deli gibi sıkıldığım, of bir an önce bitsede instagram hesabımda canlı yayın yapsam diye düşünüp, neticede sızıp kaldığım bir film oldu benim için. Filmin sonlarına doğru karşıma çıkan perili ev görselini beğendim. Evin içine girdiğimizde de yine aynı şekilde odalardan odalara geçildiğinde bir korku tünelindeymişcesine hisse kapılmama neden oldu. Efektlere gelecek olursak;cidden çok boktan! 

Araştırmacı bir ablamız, işini gücünü bırakıp, kendi ailesinin de içinde olduğu bir cinayet olayını araştırmaya başlıyor ve olaylar perili bir eve kadar varıyor. İşte bu noktadan sonra bu perili evin gizemi yavaş yavaş çözülmeye başlıyor ama izleyicinin de kafasını biraz karıştırarak devam ediyor. Klasik hayaletli ev hikayelerinden hoşlanan kişilerin ilgisini çekeceğini sanmıyorum. 



Yönetmen:Darren Lynn Bousman
Senaryo:Christopher Monfette
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:4.4
Dil:İngilizce

Müzik:Mark Sayfritz



SHUT IN (2016)

Aslında IMDb puanına baktığınızda, amaaan salla, demeniz mümkün. Ama sallamamanızı tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi diyebilirim. Film İstanbul sinemalarında ne yazık ki çok az salonda gösterildiği için bana yakın bir salon denk getiremediğim için sinemada izleyememiştim. Aslında böylesine piyasa işi bir gerilim daha çok salonda iş yapardı diye düşünüyorum. Paraya para demezdiniz yani. Neyse, yinede siz bilin.

Shut In, Türkiye sinemalarında dram-gerilim diye gösterilince ve üstüne çok az salonda yer bulunca, piyasa işinden uzak ve biraz daha dram yönü ağır basan sıkıcı gerilimlerden sanmıştım ama filmi izleyince bu düşüncemin alakasız olduğunu anladım. Bana kalırsa biraz daha puanı yüksek bir film. Ha böyle övdüğüme de bakmayın. Çok abartılacak bir snaryoya sahip değil, hatta mantık hatası bile bulmak mümkün. Ama gerilim ve gizem açısından değerlenirecek olursak oldukça seyretmesi keyifli bir bir buçuk saat sizi bekliyor der, hemen filmin konusuna geçiş yaparım.

Mary, sorunlu bir çocuğa sahiptir ve bizim genelde göremediğimiz bir anne-oğul ilişkisine sahiptirler ve çocuğunun psikolojik destek alması için evden ayrılmasına karar verirler. Çocuk, yani Stephen de o kadar haylaz ve psikopat bir yapıya sahiptir ki ana-babasına kök söktürmektedir ki bu uyuzluğunu arabada, babasına da yapar ve arabanın yoldan çıkıp kaza yapmasına neden olur. Babamız bu kazada nalları diker ve en gıcık olduğumuz karakter Stephen ise hayatının geri kalanını yatalak olarak geçirmek zorundadır. Çükünü bile oynatamayacak hale gelen Stephen'e anası Mary bakar.

Mary ise çüküç bir hastasını evinde kabul ettiği bir dönem içinde bu küçük çocuğun aniden kaybolmasıyla sarsılır ve bu noktadan itibaren evinde de yanlız olmadı hissine kapılır. Sürekli bu küçük çocuğun hayaletini görmeye başlayan Mary, aklından şüphe duyacak bir durumdayken birden her şey çok farklı ve gerilimli bir şekilde devam etmeye başalar.



Yönetmen:Farren Blackburn
Senaryo:Christina Hodson
Ülke:Kanada Kanada, Fransa Fransa
Tür: Dram, Gerilim
IMDb:4.4
Vizyon Tarihi:27 Ocak 2017 (Türkiye)
Dil:İngilizce


13 Şubat 2017 Pazartesi

SECUESTRO, THE MONSTER, STEREO, HOSTAGE TO THE DEVİL, WHITEOUT

SECUESTRO (2016)

Bir İspanyol gerilimi bulunur da kaçırılır mı? Filmi izlediğimde iki hafta önce falandı. Hastalık mastalık falan derken bir de bakmışım filmin yazısını geçen hafta yazmayı unutmuşum. Filmin yazısını yazmayı bırak, filmi neredeyse unutmuşum. Bilgisayarımdaki bir reme bakmaya yeltendiğim de bu da ne diye düşünürken. Secuestro isimli filmin olduğunu farkettim. Biraz da fragmanına bakarak filmi hatırlamaya çalıştım desem yeri var. Demek ki ben de çok fazla iz bırakmamış.

Film, başları itibariyle oldukça ilgimi çekmişti ama ilerleyen dakikalarda biraz karman çorman olmaya başladı. Ruh halime göre izlediğim filmi y,ne yarım gözle izlemiş olmalıyım ki anlamakta da oldukça zorlandım.

Küçük bir çocuğun, yol kenarında polisler tarafından bulunup, hastaneye kaldırılması ve ufaklığın gözlerini bu hastanede açması ile başlayan film, çocuğun annesinin ülke genelince ünlü bir kadın avukatın oğlu olmasıyla devam eder. Avukat, bir süre sonra oğlunu alıp evlerine dönerler. Bu arada çocuk duyma sorunundan dolayı konuşamamaktadır. 

Bir süre sonra çocuğu kaçırdığını düşündüğü biri tarafından kendi evlerinin bahçesinden izlendiklerini fark eden avukat kadın, panikler ve kendince bu kişinin peşine düşer ve kendini daha karanlık olayların içinde bulur.


Yönetmen:Mar Targarona
Senaryo:Oriol Paulo
Ülke:İspanya İspanya
Tür: Gerilim
IMDb:6.5
Dil:İspanyolca

Müzik:Marc Vaíllo





THE MONSTER (2016)

Belkide kendi içlerindeki canavar ondan daha tehlikeliydi... Ana- kız birbirleriyle hiç anlaşamıyor, ha bire bir birlerimizi nasıl düdüklesek diye düşünürlerken, kendi arabaları ile çıktıkları bir yolculuk esnasında, yolda çarptıkları bir hayvandan dolayı kaza yaparlar. Fakat bir süre sonra bu hayvanın aslında çok daha tehlikeli bir canavar olduğunu anlayacaklardır. Bu canavarın nerden geldiği, ne bok olduğu konusunda hiç bir fikrileri yoktur ve sürekli birbiri ile didişen ana-kız artık savaşa son verip birlik olmak zorundadırlar.

Yani film böööle başlar ve kötü bir şekilde devam eder. Yaratık filmleri severleri tatmin edeceğini sanmıyorum. Düşük bütçe kurbanı olduğunu düşündüğüm bu filmi sever misiniz bilemiyorum ama sanırım ben pek sevemedim. İşin içine biraz daha efektsel şeyler katılsaymış belki daha iyi olabilirmiş.

Ne yaratıklı filmler izledik be, bu da yaratıklı film mi der, hepinize filmi tavsiye edemeyerek yazma son veriyorum. Beğenip beğenmemek artık sizin elinizde.


Yönetmen:Bryan Bertino
Senaryo:Bryan Bertino
Ülke:ABD ABD
Tür: Dram, Korku
IMDb:5.3
Dil:İngilizce

Müzik:tomandandy





STEREO (2014)


Allahım nerden seçiyorum bu filmleri falan diye bir an aklımdan geçirmedim değil. Aslında Stereo çok da benim tarzımda olmayan filmlerden biri. Bu yüzden filmi kötülemek yerine sabaha bırakmayı düşünüyorum; yani sizlere. Hadi bakalım.

Film bir Alaman filmi. Filmi bulduğum sitede, filmi Türkçe dublajlı izledim ve duyduklarıma kulaklarım ve ben şaşırıp kaldık. Canın cehenneme yerine siktir git, kaltak yada faaaaaahişe yerine , orospu, belanı sikicem gibi küfürleri Türkçe dublajda duyunca oldukça şaşırdım ve dublajda sansür konusunda ileri seviyelere gittiğimizi de anlamış oldum. Küfüre karşı meraklı Türk toplumunu anlamaları yıllarını aldı ama n'apalım, kısmet bugünlereymiş. Bakalım filmden ne anlamışım...

Eric'in tipine baksan korkacağın, geçmişinde seri katillik yapmış bir modele benzeyen meynetsiz herifin tekidir. Fakat şöööle bi baktığınızda Eric'in oldukça sessiz sakin bir yaşantısı vardır. Bir kızıyla yanlız yaşayan bir hatun bulmuştur ve güzel bir gelecek planları içindedirler.

Fragman işte bööle mutlu mes ud başlamıştır fakat, bir süre sonra ortaya çıkan garip herif Eric'e musallat olmuştur. Zehirli kene gibi Eric'in taşaklarına yapışan ve hiç yanından ayrılmayan bu adam Henry'dir. Henry, Eric'in hayatına girince bir anda her şey değişmeye başlar. O mutlu günler gider yerine, Eric'in başını belaya sokacak olaylar silsilesi başlar.

Henry, Eric'in götünden uydurduğu bir karakter midir, yoksa Henry bir hayalet midir. Eric, ruh hastası mıdır yoksa artık bir hayaleti mi vardır? Bütün bu sorular kafamızı gurcalarken, Eric'in hayatına giren kaka adamlar, Eric'in hayatına aksiyon ve gerilim dolu bir hale çevirir. Eric'in geçmişi ile ilgili kurtulamayacağı bazı şeyler vardır. Bu arada akapunktur yöntemi ile hayalet kovma seansını da görmüş oldum. Hadi iyi seyirler.


Yönetmen:Maximilian Erlenwein
Senaryo:Maximilian Erlenwein
Ülke:Almanya Almanya
Tür: Suç, Gerilim
IMDb:6.6
Dil:Almanca

Müzik:Enis Rotthoff




HOSTAGE TO THE DEVİL (2016)

2016'nın 7,3 puanlık belgesellerinden biri ile tanıştırayım şimdi sizi :Hostage To The Devil. Kendileri, şeytan çıkartma konusunda uzman bir abimizin hayat hikayesinden bir kesiti bir buçuk saate sığdırıyor. Ben filmi tamamıyla şeytan çıkartma işleri ile alakalı sanıyordum ama aslında Malachai Martin ile ilgiliymiş. Ulusal alanda en çok satan kitaba sahip olan Martin, şeytan çıkartma ile alakalı yazdığı kitap, kimine göre gerçekleri anlatırken, kimilerine göre de kendisi dünyanın en iyi yalan söyleyen ve bu yalanlardan da bok gibi para kazanan bir abimiz. Artık orasını bilemicem ama şeytan çıkartma filmlerine meraklı iseniz belki sizinde ilginizi çekebilecek bir belgesel olabilir bu.

Öncelikle belgeselde oyuncular oynuyor. Gerçek kişilerin de ve de ve görüntüleri var ama canlandırma belgesel olduğu için profesyonel oyuncular bize eşlik ediyor. Belgesel de Martin'in yazdığı kitaptan, ona karşı gelenlere ve az da olsa hepimizin beklediği gerçek şeytan çıkartma görüntülerine her şey var ama beni yinede tam olarak tatmin edemedi. Sansürlenmiş şeytan çıkartma videoları biraz canımı sıktı diyebilirim.

Bir şeytanı nasıl def edebiliriz sorusuna da yanıt veren belgesel, aynı zamanda gerçek bir şeytan musallatı vakası ile sahte bir şeytan musallat vakası arasındaki farklılıkları bizlere de öğretip, herhangi bir şeytan çarpması durumunda neler yapacağımız konusunda da bizleri bilgilendiriyor. Hadi şeytanınız bol, belgeseliniz hayırlı ossun yavrucakarım. İyi seyirler.


Yönetmen:Marty Stalker
Senaryo:Rachel Lysaght, Marty Stalker
Tür: Belgesel, Biyografi, Tarihi, Korku, Gizem
IMDb:7.3

Müzik:Andrew Simon McAllister



WHITEOUT/ SOĞUK ÖLÜM (2009)

Güzel Antartika görüntüleri ile süslü filmin kıçınızı donduracak sahneleri hoşunuza gidebilir ama gidişat biraz aksiyon, biraz gizem ve gerilime dayandığında izlemesi oldukça keyifli bir film karşınıza çıkıyor. Filmin vasat senaryosuna rağmen kurgusu oldukça heyecan verici. 

Antartika'da görev yapan Carrie, işini tamamlamak üzere günlerini saymaktadır fakat bölgede karşılaştıkları bir cinayet nedeniyle, cinayeti çözme işi kendisine verilir. Karşılaştığı ceset nedeniyle geçmişine de yolculuğa çıkan Carrie, olayları çözerken hem Antartika'nın dondurucu soğu ile hem de peşlerine takılan bir katil ile cebelleşirken, karşılaştıkları ve düşürüldüğünü düşündükleri bir Rus uçağının da gizemini çözmek zorundadırlar. Carrie ve ekip arkadaşlarını gizemli ve tehlikeli bir yolculuk beklemektedir.

Konu bundan ibaret mi demeyin izleyin. Bilhassa gerilim-macera severlerin hoşuna gideceğini tahmin ediyorum. Herkese iyi seyirler.


Yönetmen:Dominic Sena
Senaryo:Jon Hoeber, Erich Hoeber, Chad Hayes
Ülke:ABD ABD, Kanada Kanada, Fransa Fransa, Türkiye Türkiye
Tür: Aksiyon, Suç, Gizem
IMDb:5.5
Dil:İngilizce, Rusça

Müzik:John Frizzell

7 Şubat 2017 Salı

FELAK, RINGS, SPLIT

FELAK (2017)

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Ölümlerden dönme süreci falan derken sizleri yazısız bıraktığımın farkındayım. Aslında uzunca korku filmi izlememek de biraz iyi geldi diyebilirim. Anjiyo sonrası bir süre korku filmi detoxu yapıp filmlere ara verdim ama nihayet özlediğim filmlere ve yazılarıma an itiariyle kavuşmuş durumdayım. 

İlk olarak bahsetmek, hatta bahsederken de sıkılareak bahsetmek istediğim ilk film, geçtiğimiz haftalarda vizyona giren Felak. Abi böyle film yapacaksanız hiç yapmayın. Öncelikle filme dublaj yapmışsınız. Artık dünyanın neresinde sinema filmlerine dublaj yapıyorlar. O kadar kötü bir yapay etki yaratıyordu ki izlerken sıkıldım ve salonu terk ettim.

Naciye filminde izlediğim Özlem Durmaz, bu film de ne yazık ki istediğim oyunculuğu sergileyemedi. Efetlerin kötülüğü ve demodeliği mi desem, oyunculukların berbatlığımı falan diye düşünürken kendimi salonun dışında buldum. Kötü Türk yapımı korku filmlerine bir yenisi daha eklendi diye düşünüyorum. Çöpe atın gitsin. 













İLKİNİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ KORKUKOLİK BULUŞMASI

"Abi neden bir araya gelip birlikte korku filmi izlemiyoruz?" diye soran bir çok kokukolik vardı ve Halka 3 filminin devreye girmesiyle birlikte ben de ilk buluşmamızı yapmaya karar verdim.

Tarih:4 Şubat 2017
Yer: Beyeğlu Atlas Sineması
Film: Halka 3

Samara ablamız bizi beyaz perde de bekleye dursun ben de Taksim'e gitmek üzere otobüs durağında bekle Allah bekle şeklinde, soğuktan götüm donarak beklemeye başladım. Gelen tüm otobüslerin orta şeritten geçip durağa bile yanaşmaması üzere herkes gibi ben de  sinirden siktiri çekip metrobüse doğru yöneldim ve soluğu Beyoğlu Atlaş Sinemasında aldım.

İnstagram hesabımda ilanı verdikten sonra herkesde bir bahane olduğu için kimsenin gelmeyeceğini düşünürken salona yüksek bir enerji ile gelen bir arkadaş direkt yanıma gelerek beni mutlu etmiş oldu. İlk kez milli oluyormuşcasına mutluluktan kıçımın kanatları birbirine vururken, ikinci olarak gelen 16 yaşındaki diğer arkadaş da bu kez beni daha da çok mutlu etti. Anlaşılmuıştı; filmi tek başıma izlemeyecektim.

Kısa bir süre sonra fuayeye giren bir grup korkukolik daha olunca içimden Alllaaaah yaşasın güzel bir Korkukolik buluşması olacak diye içimden geçirdim. Herkesle çok yakından ilgilenmeye çalışayım falan derken bir de baktık ki film saati gelivermiş. Tam salona girecekken bir de güzel bir ilk Korkukolik buluşması hatırası çekririp hemen instagram hesabımda yayınladım. Samara abla ile buluşmak üzere, içerideki daracık mesafeli, film boyunca rahatsızlıktan götümüzü ikiye ayıran sandalyelere oturup, tarihi Atlas sinemasının atmosferinde yepyeni bir filme merhaba dedik. Halka büyüyyor, lanet giderek daha çok insana musallat oluyordu...

RINGS/ HALKA 3 (2017)

Açıkçası filmin hayranı olamadığım için ilk iki bölümde neler olduğu konusunda aklımda kalan pek bir şey yoktu. Bunu bilerek sinema yollarına düştüm. Seriye bağlayan korku filmlerinde aaaadet üzerine 3. bölümde başa dönülür, olayların bu zamana kadar nasıl geldiği anlatılır. Halka 3'te tam olarak böyledi.

Filmin reklam kampanyaları ve tanıtımı için yapılan şaka videoları bile ne yazık ki filmi kurtarmaya yetmedi. Daha etkileyici bir senaryo, daha iyi efektler, daha akılda kalıcı ihtişamdan ölen bir son beklerken, bir de baktık ki izleyicinin isteğini ne yazık ki karşılayamayan bir filmle karşı karşıyayız.

Tüplü televizyondan LCD ekranlara derken bir de baktım ki Samara ablamız o sırma gibi saçlarını ahenkle dans ettirerek telefon ekranından bile çıkmaya başlamış. Teknolojinin her türlü nimetlerinden faydalanan Samara'mız musallat olabilmek için bu kez internet ağlarını bile kullanıyor.

Aradan 12 yıl geçer ve bu kez yataktan sarmaş dolaş kalkan sevgililer birbirlerine cilveler yaparken, esas oğlanımız izlediği bir kasetin laneti içinde kendini bulur. Bu lanetten nasıl kurtulsam diye götünü yırtan Holt, bütün bunları düşünürken sevgilisi Julia laneti üzerine alır ve elim sende şeklinde, Holt, Julia ve Samara üçgeninde kovalamaca başlar.

Herkesin izlediğinin aksine, video görüntüde bu kez farklı görüntüler gören Julia, bu konuya yoğunlaşır ve adeta ip uçları haline gelen bu görüntülerin peşine düşerek Samara'nın gizemini çözmeye çalışırlar. Bütün bunlar olurlen tam 7 günleri vardır ve çok yakında lanet onların da sonunu getircektir.

Yönetmen:F. Javier Gutiérrez
Senaryo:David Loucka, Jacob Aaron Estes, Akiva Goldsman
Ülke:ABD ABD
Tür: Dram, Korku
Rating:
4.7
19
Vizyon Tarihi:03 Şubat 2017 (Türkiye)
Dil:İngilizce

Müzik:Matthew Margeson


SPLIT (2016)

7.5 IMDb puanı ile güzel psikolojik gerilim ile başbaşayız kankiler. Filmin fragmanı ilgimi çekmişti ve bir an önce sinemalara gelmesini dilerken, bir an önce internet ortamına düştü ve merakıma yenik düşerek filmi kısa süre içinde izlemiş oldum. Filmi sinemada izleseydim de pek bir şey kaybetmezmişim diyebileceğim bir film. Kötü olduğu için değil tabii.

Filmin son 20 dakikası da olmasaymış gerilebileceğimiz bir durum olmayacakmış aslında. Gerilim saçısından neredeyse sıfır diyebileceğim bir film, fakat konu itibariyle oldukça etkileyici bir hayat hikayesine sahip bir film. Ruh hastası bir adamın 23 karakteri beyninde taşıyıp bunu günlük hayatına taşıdığını düşünsenize. Oldukça zor bir durum. Bu kişinin normalde de gerçek hayatta olduğuna dair internet yazıları okumuştum. Ben sadece kendimle başa çıkamazken 23 karakterle başa çıkabilmek oldukça güç.

Kevin, kişilik bozukluğuna sahip genç bir adamdır ve bu süreç içinde psikoloğu ile sürekli görüşmeler içinde bulunurken, normal hayatına da devam etmektedir. Bir gün, kafasında yarattığı bir karakterin etkisinde kalıp üç genç kızı kaçırır ve evine hapseder.

Genç kızların, Kevin'in durumunu anlamaları çok uzun sürmez. Sürekli olarak Kevin'nin yarattığı karakterlerle yüzyüze kalırlar ve kendilerince geliştirdikleri bir strateji oyunuyla bu 23 karakterden  kurtulmaya çalışırken evden de kaçmanın yollarını ararlar. Fakat hesaba katmadıkları yirmi dördüncü ve oldukça tehlikeli bir karakterin de ortaya çıkması an meselesidir.

Yönetmen:M. Night Shyamalan
Senaryo:M. Night Shyamalan
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:7.5
Dil:İngilizce

Müzik:West Thordson