25 Aralık 2016 Pazar

2016’DA HANGİ FİLMLER FAVORİLERİM OLDU

2016’DA HANGİ FİLMLER FAVORİLERİM OLDU

2016’da yine çılgınca filmler izleyip, çılgına döndük. Sinema salonlarında koltuklarımıza çivilenip, bazen de internet ortamına düşmüş korku filmleriyle korkudan havaya fırladık. Açıkçası 2016 vizyon filmlerinden beni çok etkileyen ne yerli ne de yabancı filmler çıkmadı. Bol bol sinema salonlarını dolaşırken, girmeden önce büyük heyecan duyduğum filmler bazen beni hayal kırıklığına uğratırken, bazen de “işte budur,” dedirtmeyi başardı.

Sinema salonlarında bana sadece filmler eşlik etmedi; kıyıya köşeye saklanmış, film izlerken film çeviren çiftler, yediklerinin paketlerini hışırtılı bir şekilde kullanıp sinirimi hoplatanlar, film başlar başlamaz durmadan yorum yapıp çenesi folloş göte dönmüş arkadaşlar, filmi saçma sapan yerlerde pat diye durdurup ara veren makinistler, arka koltuktan bacağını götüme sokarcasına yan koltuğa uzatan izleyiciler de eşlik edenler arasındaydı. Onlar olmaya devam edecek ama filmler de yapılmaya devam edecek.

Geçtiğimiz yıllarda Uzakdoğu korku sinemasından ve İspanyon korku sinemasından da sıkça örnekler görüyorduk. Son yıllarda Uzakdoğu korku sineması adına çok kaliteli örneklerle karşılaşamıyoruz. İzleyiciyi yarı yolda bırakmayan İspanyol korku-gerilim filmleri sıkça karşımıza çıksa da, 2016’da çok fazla örneğine rastlayamadık. Gözüme çarpan bir başka şey de, tanrıları kadar fazla olan  Hint korku sineması. Sanırım 2017’de de sıça karşımıza çıkacak ama içlerinden biri de kaliteli ve özgün olabilse. Hint korku sineması, götte duramayan don gibi.

Pikiiiiii bu sene vizyona girmiş yada internet ortamına düşüp, sinema salonlarını es geçmiş filmlerden en çok hangilerini beğendim? Geçenler de bir arkadaşımın beni uyarıp “lan ooolum evde boş boş oturacağına bi best of 2016 yap, bak sene sonu geldi,” demesi üzerine kolları sıvadım ve 2016’da izlediğim ve aklımda kalıp bani etkileyen filmleri gözden geçirdim. İşte onlardan bazıları.

10. ARINMA GECESİ 3: SEÇİM YILI

İzmir’de olduğum bir aylık döneme denk gelmiş ve izleyemediğim için kahrolup açlık grevine girdiğim filmdir kendileri. İlk iki filmde parayı kırmış ve üçüncüsünde giderek çılgınlaşmış ve biraz da kendini politize etmiş bir film olarak karşımıza çıktı son bölüm. Filmin 4. serisi de çıkabilir gibi görünüyor.

Kuşkusuz filmin en gıcık karakteri Laney’di. Film boyunca saçını başını yolasımın geldiği gıcık karı ölünce, gözlerimi hafifi kısıp, dudaklarımı da hafifi yamultarak sinsice gülümsemiştim.

Filmin devamı gelebilir şeklinde bit gidişatı var. 6 seriye bağlar diye düşünüyorum. Peki sen olsan arınma gecesinde kendini eve mi kapatırdın, yoksa sene boyunca uyuz olduğun o kişi için hain planlar mı kurardın. Iyk, düşüncesi bile ürkütücü.

9. UNDER THE SHADOW

Bu senenin (bana göre) en sürpriz filmlerinden biri İran yapımı bir korku filmiydi. Politik ve rejim temalı bir korku filmi yaptıkları için yönetmen arkadaşı öpücülere boğuyor, bizdeki cin filmi yapan kankileri de bu filmi izlemeleri ve filmlerine biraz farklılık katmalarını diliyorum.

Filmde, İran’daki rejimden dolayı sokakta dolaşan kadının mecburen kara çarşafa bürünmesinin, kişi üzerindeki etkisi ortaya çıkmış. Tabii içinde bulundukları savaşın da buna büyük etkisi var. Film boyunca birçok mesaj vermeye çalışmışlar ve filmin korkutmaktan ziyade mesaj verici kaygısı olmuş gibi.

Kocası evden gittikten sonra kızıyla yalnız kalan bir kadının başından geçen korku dolu anların anlatıldığı film, beklemediğim ölüde beni germişti. Tavsiye edilir.

8. THE SHALLOWS

The Shallows, listeme 8. Sıradan giriyor ve o sivri dişleri ile hepimize gülümsüyor. Bu sene çekilen köpek balığı filmleri sanırım bereketli geldi ve ülke genelince hem ucuza hem de bolca balık yedik. Balıkları tavada kızartırken de rahmetli Jaws’ı anmadan edemedik. Efsane Jaws’ın kıçının kılı bile olamayacak ama daha teknolojik imkanlardan faydalanıp, bizlere daha gerçekçi köpek balıkları sunan filmlerden biriydi The Shallows.

Tatil için geldiği bir ülkede sörf yapmak için güzel bir koy bulan genç kadın bir dizi aksilikler sonrası, gözü açlıktan dönmüş ve bir o kadar da şakacı köpek balığımızın tehditi al tında bulur.

2016’da karşımıza çıkan köpek balıklı filmlerden kaliteli olanlarından biriydi bu film. Denize girme fobisi yaratıp, ayağa dolanan uyduruk bir yosundan bile tırsıp çığlıklar atmamıza neden olduğu için kendisine teşekkürlerimizi sunarız.

7. BLAIR WİTCH
Bu senenin en kafası karışık filmlerinden biri olan Blair Cadısı, yıllar öncesine dayanan hikayesi ile tekrar karşımıza çıkıyor. Yok filmin adı aslında Orman’dı da değiştirdik, yok Blair Cadısı’nın devamı yapalım dedik, yok Blair Cadısı’nın yeni çevrimi olsuni dedik falan derken ortaya karşılık, izleyiciyi de pek tatmin edemeyen bir film çıktı ortaya.
Amatör kamera gibi çekilen filmlerin babası diyebileceğimiz ve bu türün doğmasına neden olup, ben başta olmak üzere birçok kişinin küfürlerine maruz kalan filmdir kendileri. Bu ne bok olduğu belli olmayan yeni Blair Cadısının tek artısı, geçmiş filmde göremediğimiz iblisleri ufaktan da olsa bize gösteriyor olmasıydı.

Berbat demiyorum, berbattan hallice, izlenebilir diyor Blair Cadısı dosyamı burada kapatıyorum. Beklenti içerisindeki biz 90’lar gençliğini umutlandırıp, ortaya götüm gibi film çıkarttıkları için teeeesüflerimi takdim ediyorum kendilerine.

6. THE VEİL

Daha önceden de filmi yapılmış gerçek bir hikâyeye farklı bir açıdan yaklaşıldı bu filmde. Beklentimden daha iyi korkutma sahneleri ile karşılaştığımı söyleyebilirim. Filmin başrol ablası Jessica Alba’dan ziyade Lily Rabe’yi bu filmde görmek beni daha çok mutlu etmişti. Kendilerini Emerikın Hırır Sitori dizisinde görmüş, beğenmiş ve kendisini istemek için ailem ile bir kutu lokum eşliğinde girişimde bulunmuştum.

Bir grup belgeselci genç, bok varmış gibi kendilerini bir ormanda, geçmişte bir tarikat olayının yaşandığı yerde bulurlar. Bir süre sonra bu tarikat kampının bulunduğu bölgede ürkünç olaylar meydana gelir ve ödünüz ile götünüz yer değiştir.

5. LIGHT OUT

You Tube üzerinden, kısa korku filmleri izlenme rekorları kıran bir kanalın sahibi tarafından hazırlanan ve öncesi aslında yine bir kısa film olan Light Out, adamım James Wan’in dikkatini çekince olanlar oluyor ve film uzun metrajlı hale geliyor. Film, sıcak temmuz ayında sinema salonlarını neşelendirirken, benim de bir otelin cehennem gibi sıcak mutfağında ebemin sikildiği döneme denk geldiği için filmi yine sinemada izleyememiştim.

Senaryo olarak çok cezbedici olamasa da görsel efektleri ve korku sahneleri ile yürekleri ağıza getiren türdendi. Yine 2016’nın unutulmayacak filmlerinden olacağı kesin.

Filmde ailesi parçalanmış genç bir kızın, psikolojik sorunlu annesinin evine gitmesiyle birlikte geçişine dayalı bazı korkuların tekrar ederek yakasına yapışmasını anlatılıyor.

4. IN THE DEEP

Gelelim bir başka sivri dişli filme: In The Deep. 2016’nın sıkça karşımıza çıkan köpek balığı temalı filmlerinden biri olan film de yine maceraperest iki genç kızımızın sular altında köpek balığı ile cebelleşmesi anlatılıyor.

Size anlattığım The Shallows’a göre beni daha çok geren film oldu. Hem okyanusun dibindesin, hem kafesin içinde dibe çakılmışsın, hem de etrafında cirit atan birbirinden akıllı köpek balıkları kıçını kemirme derdindeler. Allaaah diyorum! Tüpünüzdeki oksijenin yavaş yavaş bitmesi de ayrıca bir dert.

İzlemeyenlere ilk önce In The Deep’i hemen ardından da The Shallows’u izlemenizi öneririm. Tabii bu iki köpek balığı filminden sonra bunalıma girip de bana küfürler yağdıracaksınız şimdiden vaz geçin ki benim de kulaklarım acı acı çınlamasın.

3. THE AUTOPSY OF JANE DOE

Film, her ne kadar 2017’de sinema salonlarında gösterilmek üzere vizyon listesine girse de internete erken düşmesi neticesinde ilgimi cezbediyor ve izliyorum. Sinemada da izlendiğinde daha da keyifli olacağını düşündüğüm film, IFC ‘den çıkan düşük bütçeli filmlerden biri olmasına rağmen ilginç senaryosu ve korkutma sahnelerinin de başarılı olmasıyla oldukça dikkat çeken filmler arasına girmeyi başardı. Hatta filmin kincisinin geleceğinden de eminim.

İnstagram sayfamda sıkça film fragmanları yayınlarım fakat bu filmin fragmanı inanılmaz ilgi gördü ve yayınladığım fragmanlar arasında ilk kez bir rekor yaşanarak an itibariyle 136.270 görüntülenme, 4.317 beğeni ve 713 yorum aldı. Tabii bu rakamlar bu yazıyı yazdığım an itibariyle geçerli. Eminim daha da çoğalacaktır.

Morgda otopsi yapan baba-oğul, morga getirilern ve bir cinayete kurban gittiği düşünülen güzel bir kadın cesedi üzerine çalışırlarken hayatlarında görmedikleri çok nadir şeyleri ceset üzerinde görürler ve olayların gidişatı hiç de hayra alamet değildir.

2. DON’T BREATHE

Favori yönetmenlerim arasında yer alan Fede Alvarez, hayatımıza Evil Dead’in tekrar çekimi ile girdi ve hemen ardından gelen Nefesini Tut ile ortalığı kasıp kavurdu. Bir James Wan filmi çıksa da izlesek derken, bir Fade filmi çıksa da izlesek demeye başladık. Nefesini Tut, yönetmenin ikinci filmi ve oldukça başarılı işlere imza atmaya devam edecek gibi görünüyor.

Film boyunca bize nefesimizi tutturacak, gözleri görmeyen bir adamın evini soymak isteyen üç gencin başından geçenlerin anlatıldı ve ilerleyen dakikalarda da izleyiciye minik sürprizler yapan film yılın en çok beğenilen gerilimlerinden biri oldu.

11.  THE CONJURİNG 2

Tabii ki herkesin tahmin edeceği gibi benim favori filmim The Conjuring 2 oldu. James Wan imzalı bu devam film, her ne kadar ilki kadar beğenilmese de yine ödümüzü bokumuza karıştırıp bizi koltuklara yapıştırdı. İkinci filmde daha çok efekt kullanılmasından mıdır nedir bilemedim ama sanırım filmin eksi taraflarından biri de buydu bana göre.

The Amityville Horror filmi ile bağlantı kurarak açılış yapan film, yine medyum çiftimizin burunlarını başka bir iblis vakasına bulaştırması ile devam ediyor ve bizi yine bizden alıyor. Bu kez filmin yıldızı olan cenabet suratlı hemşire Valak oluyor ve tabloların içinden aniden cort diye çıkmasıyla gözlerimizi pörtletiyor.

Siz bence korku filmlerine yeni başlayacak olan ve korkudan göt atıp yerinde duramayan bir arkadaşınıza bu iki seriyi art arda izletin ve sonucu görün; ya arkadaşınız geçici bir felç yaşayacak, yada bir sonraki görüşme mekanınız Karacaahmet mezarlığı olacak. 2017’de yepyeni korku ve gerilim filmleri keşfetmek dileği ile hepinize harika bir yıl diliyor, korku ve gerilimin sadece filmlerde kaldığı bir dünya diliyorum. Hadi çüüüüs.












1 yorum: