28 Kasım 2016 Pazartesi

OUIJA: ORIGIN of EVIL, FEAR, INC., TRASH FIRE, TRICK’R TREAT, RADIO SILENCE, LATE SUMMER

OUIJA: ORIGIN of EVIL (2006)

2014’te büyük umutlara kapılıp izlediğim Ouija filminden sonra daha iyi bir ikinci film ile karşılaşmayı hayal ederken, bir öncekinden hallice sıçmık bir film karşıma çktı. İnstagram hesabımda insanlar ikiye ayrılmış gibiydiler; filmi beğenenler de vardı, beğenmeyenler de. Sanırım çoğunluk beğenmeyendi. Film internete düşmesine rağmen sinemada izlemeye karar verdiğim için yine çenesi düşük ergen grubu ile birlikte kâh onlara içimden küfür ederek, kâh orta parmak göstererek filmi izlemek zorunda kaldım.

İlk filmin berbatlığını biraz daha kapatmaya çalışalım demişler ama filmin sıkıcı gidişatı bu açığı biraz daha açmaya gayretinde olmuş. Bana göre filmin en güzel taraflarından biri 60’lı yıllarda geçiyor olması ve o yılların dekorunu güzel yansıtmış olmalarıydı. Kılık kıyafet, saç tasarımları, eşyalar pörfektti ama “kim siker dekoru, 60’ları, bizi korkutacak ve heyecanlandıracak film lazım lan,” diyorsanız babayı alırsınız. Yani babanızı alır sinemaya gidersiniz demek istedim yanlış anlamayın.

Evet; film aslında izlenmeyecek kadar kötü değil ama insan biraz hareket arıyor bu tarz filmler de. Benim de bu tarz bir hayalim vardı ama babalara gelme durumu ve üstüne üçün biri de eklenince bize yine göründü çükümün yolları. Filmin sonlarına doğru hareketlenmeye başlayan filmi, tavanda hamam böcekleri gibi dolaşan iblisler bile kurtaramamış ne yazık ki. Durum bööle olunca kaderimize katlanıp filmi sonuna kadar izledik. Ha bu arada filmde hoşuma giden şeylerden biri de dijital film gösterme tekniğinden önce makaralı sistemle (35mm) izlenilen filmler gibi efektler yapmışlar. 90’lı yılların sinema filmleri tadında olmuş diyebilirim.


Dul anne ve iki kızı kendilerini insanları mutlu etmeye adamış ve hayatlarını sahte ruh çağırma olayı ile idare ederek kazanmaktadırlar. Evlerinde kurdukları sahte ruh çağırma seansları, evlerine giren bir Ouija tahtasıyla birden gerçeğe dönerek, birtakım sırların açığa çıkmasını ve hemen arkasından korkutucu olayların gelmesini sağlar. Evin küçük kızına dadanan bir iblis, geçmişlerine dair bazı gizemli olayların da başlangıcı olur. 


Yönetmen:Mike Flanagan
Senaryo:Mike Flanagan, Jeffrey Howard
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
ımdB:6.3
Vizyon Tarihi:18 Kasım 2016
Dil:İngilizce
Müzik:The Newton Brothers
Bütçe: $6,000,000 / Hasılat: $14,065,500
Çekim Yeri:Los Angeles, California, ABD


FEAR, INC. (2016)

Filmin sonu değilde, sonuna doğru karşıma çıkan ve daha önce American Horror Story’de, moron karı Pepper tiplemesiyle izlediğimiz ve hayran kaldığımız Naomi Grossman karşıma çıkınca daha çok şaşırdım ve birazcık da mutlu oldum. Filmin sonu ters köşelerle bitiyordu ve beni çok da fazla etkilemedi diyebilirim. Sonuç itibariyle bolca ters köşeye hazırlıklı olun.

Filmde aynı bizim gibi korku filmi sevgisini kıçının doruklarında yaşayan bi abimiz var. Tabii o da aynı bizim gibi korku temalı şeylere bayılıyor. Bu arada kimin aklına gelirdi ki Fear, ınc adında bir korku şirketi olsun. Yani şöyle düşünün; bu şirketin müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, karşınıza çıkan boğuk sesli herife “beni korkutun, ya da arkadaşıma şaka yapmak istiyorum onu korkutun,” diyorsunuz ve onlarda canla başla o kişiyi ya da sizi gerçek hayatta korkutmak için ellerinden gelen her boku yiyorlar. Hatta taaaaa ki siz korkudan ölene, ama cidden ölene kadar.

Korku filmlerine ve korku temalı her şeye hayran olan Joe, bir hafta sonu kankalarını da toplayıp ultra lüx evlerinin havuz başında daşşak keyfi yaparlarken, bir den sıkıldığını farkeder. Hani illa rahat batacak ya bu götoşa… Daha önceden gittikleri bir korku evinde karşılaştıkları cüceden hallice amcanın veridği bir kartvizit gelir aklına ve Fear, Inc isimli korku şirketini arar. Kısa bir telefon konuşmasının ardından “biletimiz kalmadı siktir git,” yanıtını alır ve telefon suratına kapanır. Ve bu telefon konuşmasının ardından hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Biraz korku, azıcık da komedi diyebiliriz. Herkese şimdiden iyi seyirler. 

Yönetmen:Vincent Masciale
Senaryo:Luke Barnett
Ülke:ABD ABD
Tür: Komedi, Korku, Gerilim
IMDb: 5.6
Dil:İngilizce
Müzik:Dustin Morgan






TRASH FIRE (2016)

Hadi size yine tuhaf bir film daha anlatayım. Hani bazen böööle festival tarzı film diye adlandırdığım türden filmlerden anlatıyorum ya, hah işte bu film de aynen öööle bir film. Filmi keşfettiğimde korku-komedi-romantik yazmışlar ama filmi izledikten sonra dram-gerilim diyebileceğim, hatta gerilimi sonlarına doğru yaşatan ama öööle aman aman bir gerilim hattında dolaştırmayan bir film diyelim bu tuhaf film için.

Geçmiş, geçmişe dair yaşanmışlıklar, kişi üzerinde yarattığı travmalar, bastırılmış bazı şeyler üzerine karmaşık gibi görünen bir film çıktı karşıma. Oyunculukları sanırım beğendim. Hikaye olarak korku tarzı bir film beklerken oldukça dramatik bir hikaye ile karşılaşamam beni biraz şaşırttı. Çünkü filmi keşfettiğimde bu tarz bir film olduğunu bilmiyordum. Filmdeki bazı şaşırtıcı sahneler de yine beklenmedik bir şekilde karşıma çıktı. İzlemek isterseniz bu sıkıcı filmi size biraz sararak anlatayım o halde.

Psikolog sahnesi ile açılışı yaptığımız filmin ana karakteri olan Owen, kafayı sıyırmaya yaklaşmış, bir o kadar da taşaklarını her yerde rahatça sererek rahat davranacak kadar da geniş, epilepsi hastası ve aynı zamanda da panikatak bir hastalık hastasıdır. Bu durum sevgilisi ile arasını açacak boyutlara kadar gelmiştir. Bir gece bu ikisi sevişirlerken, Owen kızı bacakomza pozisyonunda düdüklerken aniden geçirdiği bir krizden sonra Owen’nin durumu iyicene ciddileşir. Sevgilisi, Owen’i kaptığı gibi, Owen’nin çatlak büyükannesinin ve odasından hiç çıkmayan kız kardeşinin yaşadığı eve götürü. Çatlak nine kızdan hiç hoşlanmaz. Owen, bu eve gelmesiyle birlikte geçmişe dair yolculuğa çıkarak kendi ile yüzleşir. Her şey bununla da kalmaz ve çatlak ninenin onlar için tuhaf sürprizleri vardır. Owen çıktı bu yolculukta daha mı iyi olacaktır, yoksa her şey daha mı boka bulanacaktır. Hadi buyrun…

Yönetmen:Richard Bates Jr.
Senaryo:Richard Bates Jr.
Tür: Komedi, Korku, Romantik
IMDb: 6.0
Vizyon Tarihi:23 Ocak 2016
Müzik:Michl Britsch







TRICK’R TREAT/ CADILAR BAYRAMI KATLİAMI (2007)

Hay kafanıza balkabağı düşsün emi. Peşinen söyleyeyim, ben filmi o kadar da beğenmedim. İzle aaabi, izle aaabi, diye diye en sonunda filmi bana izlettiniz. Ha, evet eğlenceli tarafları yok değil ama IMDb puanını da o derece hak etmiyordu bence. Sanırım kendi hemşerileri oylamış filmi. Yanlış anlamadıysam birçok hikâyeye sahip olan film, bir tek sonda buluşuyor ve bizlere cadılar bayramı hakkında da bolca bilgiler veriyordu. Bu arada bu filmi neden bunca yıl geciktirmişim anlayamadım.

Filmde bolca balkabağı izleye izleye neredeyse ben de balkabağı götlü oldum diyebilirim. Hoş, son zamanlarda aldığım kilolar da bunu gösteriyor zaten. Al benim götü, oy, içine mum koy yak, o derece. Filmdeki Halloween atmosferini tabii ki de çok sevdim. Hatta bazı sahnelerde, halloween partileri verilirken, püh bee keşke ben de orada olaydım, dediğim olmuştur. Bu arada o kurt kadına dönüşen kız, True Blood dizisinin yıldızı değil miydi? Şu ara izlediğim iki dizinin oyuncularını sinema filmlerinde görmeye alıştım.

Film boyunca 4 ayrı hikâye izleyeceksiniz. Bilmem mutlu olur musunuz ama film boyunca bize eşlik eden balkabağı kafalı minik dostumuza pek güvenmeyin derim. Her ne kadar, o bocuk gözleriyle çok sevimliymiş gibi görünse de kızdırılmaya hiç gelmiyor. Herkese iyi seyirler.

Yönetmen:Michael Dougherty
Senaryo:Michael Dougherty
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:6.8
Dil:İngilizce
Müzik:Douglas Pipes
Çekim Yeri:Delta, Britanya Kolumbiyası, Kanada
Nam-ı Diğer: Trick or Treat



RADIO SILENCE (2012)

Hadi şimdi size 2012, Alaman yapımı bir filmi anlatayım. Bu film daha önce gözüme çarptı mı çarpmadı mı emin olamadım ama lanet olası telefonumda kafamı kaldırıp da filmin içine bir türlü giremedim. Son dönemlerde cep telefonumu rondo ile püre haline getirip, üretildiği edildiği ülkeye deniz yolu ile yollamak için hela deliğinden dökmek istiyorum. Filmden anlamadım değil, sadece tam olarak filmin içine giremedim.

Az mekân, az oyuncu bir gerilim filmi yapılır mı, tabii ki yapılır. Bu da bu tarz filmlere örnek diyebilirim. Çok başarılı mı, yine değil ama kendini izlettirmeyi başarabiliyor. Ce telefonuma rağmen. Radyonun o sıcak ve kendinle seni baş başa olduğunu düşündüren o güzel büyüsü, ilerleyen sahnelere doğru bir seri katilin ortaya çıkıp, radyo programcısı abimizi aramasıyla biraz daha bozulup gerilimli anlara neden oluyor. Filmin sahne geçişlerini beğendiğimi de belirtmeden geçemiciiiiim.

Radyoda seri katil ve cinayet hikayeleri anlatan programcı abimiz, ilerleyen saatlerde programına canlı yayında katılan bir seri katilin onu zor duruma sokmasıyla devam ediyor. Seri katilimizin yüzünü filmin hemen başlarında görüyoruz ve bu keltoş ve bulmaca seven katilin neden radyo programcısını seçtiğini ise sürpriz bir sonla filmin sonlarına doğru göriciiiiz. Herkese şimdiden iyi seyirler.


Yönetmen:Marco J. Riedl, Carsten Vauth
Senaryo:Marco J. Riedl, Marc Steinicke
Ülke:Almanya Almanya
Tür: Gerilim
IMDb:5.2
Dil:İngilizce, Almanca
Müzik:Andrew Reich
Nam-ı Diğer: Radio Silence


LATE SUMMER (2016)

Bu hafta sana hep ilginç konulu filmler anlattığımı düşünüyorum. İşte bunlar biri de Late Summer, yada bir diğer adıyla Sensommer. Film Norveç-Fransa yapımı olarak kaşıma çıktı. Konusunu okuduğumda hoşuma gitti ve hemen fragmanını da izledikten sonra, filmin daha çok gizem olduğunu anladım. Filmi izledikten sonra ise türü hakkında söyleyebileceğim tek şey: Gizem.

Orta ağırlıkta ilerleyen, zaman zaman Agatha Christie romanları gibi gizemli giden ama ben sanatsal bir yapı da taşıyorum diyen filmin oyunculukları ve filmin karakterlerini sevdim. Kocaman bir malikanede tek başına yaşayan yaşlı bir kadının evinin her odasından hayaletler çıkmasını beklerken, daha gerçekçi bir hikâye ile karşılaşıyoruz.

Yaşlı teyzemiz günlerini saray yavrusu ve bir o kadar da ürkütücü evinde son günlerini geçirirken, cenaze töreninin nasıl yapılması gerektiğine dair, cenaze işleri müdürüyle çene çalar. Bu esnada kasabaya yeni gelen gezgin bir çift, motosikletleri ile kasabaya giriş yapmıştırlar ve bir şekilde bu teyzemiz ile yolları birleşir.
Motorları arıza yapan çift, kadının mülküne girerek ondan yardımcı olmasını isterler. Kadın eline çifteliyi alır ve kapıya çıkar. Fakat anlar ki zararsız olan bu çiftin gerçekten yardıma ihtiyacı vardır ve onları bir geceliğine eve alır.

Bir geceliğine kalmaları gereken evde birkaç gece kalan yüzsüz evli çift, bu evi kendi evleri gibi kullanır, hatta yaşlı ablamızın karşısında bir de utanmadan çırılçıplak dolaşma gibi bir de terbiyesizlikte bulunurlar. Kadınceğiz de bakıyor ki bu iki dangalaktan kurtulamıyorum, bari kendi yöntemlerimle bu çifti evimden def edeyim. Kısa bir süreliğine evde kalan çiftin ve yaşlı teyzemizin hayatı biraz değişecek, geçmişe dair bazı şeyler ortaya çıkacak ve gizemli birkaç gün onları bekliyor olacaktır. Anlatımımdan bir bok anlayabildiyseniz herkese iyi seyirler. Hadi, görüşürüz.


Yönetmen:Henrik Martin Dahlsbakken
Senaryo:Henrik Martin Dahlsbakken, Kamilla Krogsveen
Ülke:Norveç Norveç, Fransa Fransa
Tür: Dram, Gizem, Gerilim
IMDb:5.2
Dil:İngilizce, Fransızca, Norveççe
Müzik:Magnus Murel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder