9 Ekim 2016 Pazar

TRENDEKİ KIZ, LIGHTS OUT , DAYLIGHT’S END

TRENDEKİ KIZ (2016)

Kitabı öyle bir şişirildi ki kitabını bile okumadığıma pişman olmuş, filminin yapıldığını duyunca da parmaklarıma zilleri geçirip göbecikler atmıştım. Birkaç gün önce filmi izledikten sonra ziller kıçıma kaçıverdi. Cuma gecesi geç saatte yatıp, sabah da erken saatte kalkınca uyku depresyonuna girdiğim bir gündü ve ben depresif, filmdeki karakterler depresif, iyicene afakanlar bastı.

Filmin başlamasına 40 dakika kala salonda beklerken, yavaştan gelen çiftlerimiz, birazdan nikâhları kıyılacakmışçasına bekleme salonunda beklemeye başladık. Bu sevgili çiftler için film esnasında bir seks terapisti, film sonrasında ise bir nikâh memuru talebinde bulunmak istiyorum artık. Hazır dudak dudağa içeri girmişlerken saloon çıkışında da nikâhları kıyılıversin işte. Ne de olsa sinema sevgili çiftlerimiz için icat edilmiş bir sanat dalı. Ay her neyse…

Abi biz film bu kadar mı sıkıcı olur, bu kadar mı bunaltır, bu kadar mı ilerleyemez. Afakan ile kanka olduktan sonra film arasında gidip bi kahve alayım dedim. Sütsüz ve şekersiz içtiğim için gelen uykumun da gideceğini garantilemişken kahveden de iki yudum alabildim. Meğer o tezgahtaki abla bana kahve yerine fare zehiri vermiş. Ayol o nasıl bir kahvedir öööle; bildiiin kezzap. Bu kadar sert bir kahve mi olur. İki yudumdan öteye gidemedim ama o iki yudum da bana yetti arttı bile. Filmin devamı başladı ve izlemeye koyulduk.


Yeni bir evlilik bitirmiş kızımız, bunalıma girmiş, elinde çizim kâğıtları, sabah akşam bir trenle manyak gibi bir duraktan diğer durağa her gün giderken, yolun aynı noktasında bir kız görür ve onu her gün birkaç saniye de olsa izler. Onun hakkında kendince bir hayal dünyası yaratan kızımız, her gün, görmüş olduğu bu kızı gözlemlemeye başlar. Başlarda her şey normalmiş gibi olsa da bir süre sonra bu kızın hayatındaki bazı değişiklikler, trendeki kızımız için de sürpriz gelişmelere neden olur ve kendisini çözülmesi gereken bazı sırların içinde bulur.

Yönetmen:Tate Taylor
Senaryo:Paula Hawkins, Erin Cressida Wilson
Ülke:ABD ABD
Tür: Gizem, Gerilim
IMDb:6.7
Vizyon Tarihi:07 Ekim 2016 (Türkiye)
Dil:İngilizce
Müzik:Danny Elfman
Çekim Yeri:Hastings-on-Hudson, New York, USA


LIGHTS OUT (2016)

İzlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz ama izlerseniz de gayet eğlenceli bulursunuz diyebileceğim, klasik konulu ve bolca sizi yerinizden hoplatacak bir film. Sonlarına doğru duygusala bağlamaları ve oyuncuların performans düşüşleri ve hissettikleri duyguyu çok iyi yansıtamamaları da cabası diyelim. Ben filmi beğendim ve sık sık yerimden fırladım. Bu da çok hoşuma gitti.
Geçmişe dair olaylar günümüze kadar gelip de bir intikam ve amaç hikâyesine dönüşmesi korku sinemasında sıkça karşılaştığımız bir olay. Bu filmde de olaylar hemen hemen aynı.

Film başlangıcından sonuna kadar ilgi çekici sahnelerle dolu. Aslında bu sahneler, You Tube kanalları olan ve başarılı bir şekilde kısa metrajlı filmlerini kanallarında paylaşan bir gruba ait. Çoğumuz onları izlemişizdir. Hadi bunu uzun metrajlı film yapalım diyen James Wan’de isin içine girince ortaya eğlenceli kaliteli bir film çıkmış.
Çocukluğunda babasını kaybettikten sonra, sorunlu annesinden de ayrılıp kendi dünyasını kuran Rebbeca, çocukluğuna dair bazı korkularından kurtulmaya çalışırken, küçük erkek kardeşinin de aynı sorunları yaşamasıyla birlikte annesinin evine kısa biz ziyaret yapar ve kardeşini annesinin yanından alır.

Küçük çocuğun, Rebbeca’nın evine gelmesiyle birikte peşinden getirdiği korkunç gölge yaratık da onunla birlikte gelir. Rebbeca’nın da çocukluk kabusu olan bu yaratık neden onları takip etmektedir, neden onlardan intikam alma peşinde ve amacı nedir?


Yönetmen:David Sandberg
Senaryo:Eric Heisserer, David Sandberg
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku
IMDb: 6.6
Vizyon Tarihi:22 Temmuz 2016 (Türkiye)
Dil:İngilizce
Müzik:Benjamin Wallfisch
Çekim Yeri:Los Angeles, California, USA


DAYLIGHT’S END (2016)

Zombi filmlerinin atasına bakarsanız, zombilerin masumiyetinin gittiğini yerlerine harala hörölö yollarda koşan heriflerin yer aldığını görebilirsiniz. Arkadaşlar, zombiler korku filmi dünyasının en masum canlıları, şey yâda cansızları diyebiliriz. Tabii bir yandan canlı olup, diğer yandan da ölü olmak ayrıca maharet isteyen bir konudur.

Geçmişe bakacak olursak, mal mal sokaklarda dolaşıp beyin yeme derdinde olan zombiler, artık her tür dramı ve aksiyonu yaşar hale geldiler. 150 yaşındaki amca gibi ahaste hareketler gitti, yeni yönetmenlerin farklı zombi tasarımları ile yerlerine daha çevik daha hızlı zombiler geldi. Ne olursa olsun ot kafalı zombilerden vaz geçemiyorum. Heriflerin ensesine vur, ağızlarından beyini al.
Gelelim söz konusu olan Daylight’s End filmine. Eevet akiyon dolu ama kuru aksiyon. Yine adet üzerine dünyayı saran virüsten dolayı bazı insanlar kudurup, zombi mi ne bok olduğu belli olmayan bir hale dönüşüyorlar. Birilerini ısırınca da siz de o götü boklulardan biri olup çıkıyorsunuz piyasaya. Ta ki biri gelip kafanıza sıkana kadar size rahat bir cehennem yüzü yok.

Filmde sürekli birileri kaçıyor, birileri kovalıyor. Güvenli bölgeye gidip sorunu falan çözmeye çalışacaklardı galiba. Dayanamayıp filmin sonunu getiremedim. Çok sıkıldım; bir farklılık, bir numara göremedim filmde. Zombiler neredeyse normal insanlardan hiç farklı değillerdi ve yaptıkları şey ise maraton hazırlığı yaparcasına koştur Allah koştur. Film beni pek sarmadı kankiler. Karar sizin. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler.


Yönetmen:William Kaufman
Senaryo:Chad Law
Ülke:ABD ABD
Tür: Aksiyon, Korku, Bilim-Kurgu
IMDb: 5.2
Vizyon Tarihi:16 Nisan 2016
Dil:İngilizce
Müzik:Johnny Strong

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder