29 Ekim 2016 Cumartesi

MURDER, JACK GOES HOME, THE DENTIST, THE DENTIST 2, ALL THROUGH THE HOUSE, ELLE

MURDER (1930)

Elimden geldiğince eskiye gidip, millet ne yapmış etmiş diye kontrol ederim. Bu sefer sizi 1930 yılına, Alfred Hitchcock dedemizin büyülü gizem dolu dünyasına götürüyorum ve Murder filmini anlatıyorum. Murder, Alfred ustanın asıl tarzının şekillenmeye başladığı filmlerinden bir tanesi. Filşmi dvd’den izledim ve görüntü oldukça bulanıktı ama olsun; bu bulanıklık filme biraz daha gizem ve dönem katıyordu bence.

Filmi çok süper bulamadım ama sonunda ufak ve sevimli bir sürprizle karşılaşmanız mümkün. Alfred Hitchcock’un filmlerinin günümüzde pek çok ilham kaynağı olduğu kesin. Benzeri şaşırtmalı sonlarla biten filmlerle günümüzde de karşılaşmak çok sık karşılaştığımız sürprizlerden biri oldu neredeyse.

Bir tiyatroda çalışan bir grup insan, o geceki oyunu bitirmiş ve evlerine gitmek için tiyatrodan çıkmıştır. Herkes evlerinde sessiz sakin bir gece geçirirken, bir gürültü patırtı bu sakinliği bozar ve herkesin pencerelerinden dışarı bakmasına neden olur. Diana Baring isimli genç kız, şok olmuş bir vaziyette, çalışma arkadaşı olan bir başka kızın cesedinin yanında polis tarafından bulunur.


Olaylar mahkemeye intikal eder ve jüri toplanarak Diana’yı suçlu bulur. Daha sonradan jüriye katılan genç bir adam ise tam tersini, Diana’nın suçsuz olduğunu söyler ve olayı daha derin araştırmak üzere kolları sıvar. Agatha Christie romanı severlerin de ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. 


Yönetmen:Alfred Hitchcock
Senaryo:Clemence Dane, Helen Simpson, Alfred Hitchcock
Ülke:İngiltere İngiltere
Tür: Suç, Gizem, Gerilim
IMDb:6.4
Vizyon Tarihi:31 Temmuz 1930 (İngiltere)
Dil:İngilizce
Çekim Yeri:Hertfordshire, İngiltere, Birleşik Krallık



JACK GOES HOME (2016)

Hadi biraz sıkın dişinizi ve filmi yarılayana kadar bekleyin. Her kesin sevemeyeceği bir türe sahip diyerek yazıma başlayayım. İlk 25 dakikasında filmi terk etmeniz olası bir durum. Ben de yarısına kadar anlama özürlüsü çocuklar gibi beynimi tokatlaya tokatlaya filmi izlemeye çalıştım. Yok, bu sefer uyku bastırdı olayı değil; filmden sıkılmaya başladığım için. Fakat iyi ki de sabredip yarıya kadar beklemişim. Film bir anda korkutmaya ve açılmaya başladı. Etkileyici diyaloglar ön plana gelirken, işin içine dramatik noktalar da eklenince bir anda bambaşka bir filme dönüşüverdi.

Film, korkutma açısından ilk yarısında oldukça durgun. Hatta korkudan eser yok. Hatta filmin genelince korku sahneleri çok az diyebilirim. Biraz korku, biraz dram, biraz biraz biraz… Festival havası esen filmin gişesi ülkemizde düşük. Bellli bir izleyici kitlesine hitap edeceğini düşünüyorum. Oyunculuklara gelince… James Wan filmlerinin tanıdık yüzü haline gelen Lin Shaye, müzisyen ve oğlu ile geçmişlerine dair korkunç sırları saklayan anneyi oldukça başarılı canlandırıyor. Yine başroldeki Rory Culkin’de ailesini kaybetmiş genç rolünde gayet iyi. Yönetmen ve senarist ise yine genç yeteneklerden biri olan Thomas Dekker. Bu arada hayatımın ilk ciddi film yazısını hissetmeye başlamış gibi hissetmeye başlamışken hemen taşağa sarıp filmi anlatmak istiyorum.

Jack ailesi ile birlikte otomobillerine binmiş bir yere giderken, otomobillerinin karşısına çıkan bir geyik yüzünden kaza yaparlar. Kazada babasını kaybeden Jack, bir süre sonra amı götü hatta beynini dağıtıp kafayı yer. Nişanlanır ve kendine bir hayat kurmaya çalışır. Bu esnada yanız yaşayan müzisyen annesini ziyaret edesi gelir ve anasının evine gider. Burada bir süre sonra geçmişi ile yüzleşmeye başlayan Jack, annesinden, babası hakkında öğreneceği bir sırla yerlebir olacaktır. Acaba bu sır nedir?


Yönetmen:Thomas Dekker
Senaryo:Thomas Dekker
Ülke:ABD ABD
Tür: Dram, Korku, Gerilim
IMDb: 5.1
Vizyon Tarihi:01 Ekim 2016 (ABD)
Dil:İngilizce
Müzik:Ceiri Torjussen
Çekim Yeri:New York, ABD


THE DENTIST (1996)

B-movie tarzı filmler arasında yer alan filmlerden biri olan The Dentist/ Dişçi filmini izlerken gözlerimi kapadım ve bu filmi ben çekseydim nasıl olurdu diye düşünürken aklıma feci sahneler geldi. Yönetmen olmak zorunda değilim ama günümüz Türk yönetmenleri arasında yer alsaydım birçoğunu götten çatlatırcasına güzel filmler çekerdim. Her neyse, yeni versiyonu yapılsaydı gayet güzel olabilirdi diye düşündüm bir an.

Aslında filmi izlemeden önce korkunç işkenceli diş çekme sahnelerini hayal etmiştim ama düşündüğüm gibi olmadı ama film beni sıkmadan kendini izlettirmeyi başardı. Hatta son zamanlarda derin içerikli korku filmlerini izlemekten ambale olan beynime çerez gibi geldi bu film. Yinede kafa patlatacağım filmleri sevmekten vazgeçemiyorum.

Karısı tarafından aldatılan diş hekimimiz yavaştan psikopata bağlayınca, karısının amını bile çürük dişlere benzetmeye başlar. Herif de n’aaaapsın anacım, adam hayatı boyunca çürük dişlerle uğraşmaktan dünyayı çürümeye yüz tutmuş, iltihap   kokan bir küre gibi görmeye başlamıştır. En son, karısını da bahçıvana sakso yaparken görünce iyicene dünyası yıkılır ve önüne gelen bütün hastalarının anasını ağlatmaya ant çer. Ona göre hastalarının ağzı ağız değil, birer marangoz atölyesidir ve testere çekiç ile görevine başlar. Iyyyy… Dişçi fobisi olanlar ayvayı yedi. Hadi iyi seyirler.

Yönetmen:Brian Yuzna
Senaryo:Dennis Paoli, Stuart Gordon, Charles Finch
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:5.1
Vizyon Tarihi:01 Mart 1996 (ABD)
Dil:İngilizce
Müzik:Alan Howart



THE DENTIST 2

Dr. Caine bu filmde de sapıklıklarına sapıklık ekleyip dünya rekortmeni benim dercesine karşımıza çıkıyor. İlk filmden pek bir artısı yoktu aslında. Filmi izlerken yine sıkılmadan izledim. İki bölümdür insanların ağzının içine yönelik operasyonlardan oluşan deşme, kesme, ağza sıçma gibi faktörlerden dolayı içim dışıma çıkmış durumdaydı. Bir de o koca koca iğnelerin diş etine daldırılma sahnelerinde yüzümün şekli höpüdük hüpüdük olup durdu.

Ruh hastası katil doktorumuz bu bölümde, yattığı hastaneden kaçar ve paçayı kurtarmak için geldiği sessiz ve sakin kasabada yaşamaya başlar. Kasabanın tek diş doktorunun anasını düdükleyip mezara yollayan doktor, öldürdüğü doktorun yerine geçer ve korkunç eylemlerini burada da sürdürür. Sanki her bir bok yolunda gidiyormuş gibi bir de üstüne manita yapan sapık doktor, sapık ruh halinden uzaklaşmak ister fakat, sevgilisini bir başka adamla yatakta 69 pozisyonunda görünce tekrar eski sapık haline döner ve korkunç olaylar arka arakaya gelir.

Mantık hatalarına rağmen idare eder nitelikteki bu film izlerken İtalyanca dublaj edilmiş bir vaziyette izlemem, filmin erotik sahnelerine sanki daha bir pornografik etki katmış. İkinci filmde de yine göt-baş görmeniz mümkün. Fena değildi, izlenebilir. Hatta bazı makyaj ve efektler de senesine ve ilk filme göre de fena sayılmazdı. Herkese şimdiden keyifli seyirler.

Yönetmen:Brian Yuzna
Senaryo:Richard Dana Smith, Dennis Paoli, Stuart Gordon
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku, Gerilim
IMDb:4.2
Vizyon Tarihi:01 Temmuz 1998 (Kanada)
Dil:İngilizce
Müzik:Alan Howarth



 ALL THROUGH THE HOUSE (2015)

Yeni yıl yaklaşıyor diye haldur huldur bir film arayışına girdim şu aralar: Yeni yıl temalı korku filmleri. Geçen yılbaşında birçok yeni yıl temalı film anlatmıştım ve bu sene kıtlığa kıran girmişçesine yılbaşı temalı korku filmlerini bulmak imkansızlaştı. Bu arayış içerisindeyken bir de baktım karşıma pat diye All Through the House çıktı. Büyük bir heyecanla, afişinde Noel babamızın olduğu filmi izlemeye koyulmuştum ki, film bir süre sonra tırt bir film olduğunu belli etti.

Aslında filmin cinayet sahneleri hiç te fena sayılmayacak başarıda. Sadece bir gırtlak kesme sahnesindeki gırtlaktaki kötü plastik makyajın kendini çok belli ettiğini fark ettim. Film, 70 ve 80’lerin slasher havasında olduğu için, hatta daha da kalitesiz bir gidişata sahip olduğu için film de hiçbir numara göremedim. Filmi izlerken, acaba bu filmi sevsem mi, sevmesem mi diye düşünüyorsunuz ve iç güdüleriniz sizi sevmeyin yönünde yönlendiriyor. Arka arkaya bolca çük kesme sahnesi de canınızı sıkabilir. Ayrıca çükler de çok kötüydü. Şunları azıcık gerçeğine yakın, hatta gerçeğini kullansaydınız ya diyecem, siz de bana çüüüüüş diyeceksiniz. Hatta duydum bile. Neyse…

Yine bir kasaba, yine bir Noel, yine bol bol ışıkl ve rengarenk süslenmiş evler. Tabii her şey bu kadar huzurlu değil. Kasabaya aç kurt gibi inen bir sapık Noel baba, habire milletin sikine dadanmış durumdadır. Heriflerin pipileri, kızlarında neresini bulursa kesip durmaktadır. Bir grup genç kız ise yardım amaçlı bir kadının evine, ev süsleme amaçlı giderler ve o geceki cinayet zincirinin son halkası bu evde son bulacaktır. Sapık Noel ile ilgili bir takım geçmişsel sorunlar gün yüzüne çıkacak, izleyice “aaa şaşordummm” dedirtecektir. Hadi herkese iyi seyirler. 


Yönetmen:Todd Nunes
Senaryo:Todd Nunes
Ülke:ABD ABD
Tür: Korku
IMDb:5.9
Vizyon Tarihi:02 Ekim 2015 (ABD)
Dil:İngilizce
Müzik:Irving Victoria
Web Sitesi:Resmi Facebook Sayfası
Çekim Yeri:Los Angeles, California, ABD
Kelimeler:noel, katil, cadılar bayramı, devamı...
Nam-ı Diğer: A Nightmare Christmas



ELLE/ O KADIN (2016)

Gizem ve gerilim gibi gözüken, ama aslında altında çarpık her türlü şeye açık olabilecek ve neredeyse her tür tuhaf karakterdeki insanın hayatından bir parçaya değinen bir film demekte fayda var.

Daha önce pek çok gişe filmine de imza atmış bir yönetmenden, Paul Verhoeven’den bu kez gişesi düşük olacağa benzeyen bir film var karşımızda. Gişede pek iş yapamayacak gözükse de film belli bir izleyici kitlesine hitap edecek türden görünüyor. Orta halli bir tempoda ilerleyen film, zaman zaman gerilim sahneleri ile biraz daha izleyiciyi heyecanlandırabilir Ama tekrarlamamda fayda var film kesinlikle başlı başına bir gerilim değil. Baştan sona geriliriz derseniz yanılırsınız. Orta tempolarda ilerlemesine rağmen, pek çok ilginç konuda mesaj vermesi ve karakterlerin de kendi aralarındaki çekişmeler filmi sonuna kadar keyifle izlenilebilir kılıyor. Ben filmi sevdim; ama bir gerilim filmi olarak değil.

Bir bilgisayar oyunu şirketinin yöneticisi olan Michelle, iş yeri ortamında çalışanları öttüren bir hatundur. Tabii bu tavırlarını özel hayatına da bulaşınca kocası ile ayrılır ve yalnız yaşamaya başlar. Bir gün evinde yalnızken maskeli ve fantezi sever bir sapığın hedefi olur ve cinsel bir saldırıya uğrar. Neden buna kısaca tecavüz demediysem ben de bilemedim. Her neyse, bu saldırı sonrası hayatındaki pek çok şey değişerek devam eder ve birçok şeyin de farkına varmaya başlar. Babasının korkunç geçmişi ile de zaman zaman yüzleşir. Bütün bunlar olurken, saldırganın da peşine düşer ve kendi işini kendisi görmeye karar verir. 


Yönetmen:Paul Verhoeven
Senaryo:Philippe Djian, David Birke, Harold Manning
Ülke:Fransa Fransa, Almanya Almanya, Belçika Belçika
Tür: Dram, Gerilim
IMDb:7.3
Vizyon Tarihi:04 Kasım 2016 (Türkiye)
GünSaatDakSan
Dil:Fransızca
Müzik:Anne Dudley
Web Sitesi:Resmi Facebook Sayfası
Çekim Yeri:Paris, Fransa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder