16 Eylül 2016 Cuma

SİCCİN 3: CÜRMÜ AŞK, STUNG , FRIEND REQUEST/ LANETLİ MESAJ, I AM NOT A SERIAL KILLER, THE NEIGHBOR, TRAIN TO BUSAN

SİCCİN 3: CÜRMÜ AŞK (2016)

Cinli film bolluğunda izlediğimiz birçok cin temalı film arasından özenle seçtiğim seriler arasında gelen Siccin serisinin sonuncusu bu kez beni biraz fıtık etti; biraz sıkıldım, biraz da uyku bastı diyebilirim. Ha kötü bir film mi, hayır değil. Serinin ilk ikisinde cin çarpma sahneleri oldukça yaratıcıyken ki ikinci filmde daha çok sevmiştim, üçüncü filmde ise tırt çıktı. Daha doğru çarpılma sahnesi de yoktu hatırladığım kadarıyla. O cin makyajlarını falan da çıkartacak olursak geriye hüzünlü bir aşk hikâyesi kalıyordu.

Alper Mestçi, kendini korku filmlerinde de kanıtlamış biri olarak güzel işlere imza atıyor ve her korku filminde kendini yenilemeyi ihmal etmiyor. Bu nedenle Siccin 3’ten beklentim yüksekti ama ne yazık ki baştan sona kadar kafa karıştırıcı ve oldukça yorucu bir film ortaya çıkarmış. Hikâyenin konusu gereği, yine İslam’da yer alan bir cin konusundan esinlenilmiş. Filmin sonundaki uzunca özet, filmi bir çırpıda anlamanıza yardımcı olmanız için yapılacağına, filmin başından beri farklı bir senaryo taktiği ile yapılmış olsaydı daha iyi olurdu. İzleyiciyi meraka sürüklemeye çalışırken, izleyiciyi yoran bir filme dönüşmüş. Genel anlamda filmden memnun kaldım, ama nerde o ilk filmlerdeki gibi cinli ev ambiyansı ve tüyler ürperten mezarlık ve çarpılma sahneleri.

Orhan ve Sedat çocukluk arkadaşlarıdır ve Orhan yıllar sonra arkadaşının kız kardeşine göz koyar ve aralarında deriiiin bir aşk başlar. Herkesi kıskandıracak bu aşk, Sedat’ın mallığı yüzünden biter. Sedat, kız kardeşi ve kendi oğlu araçtayken kaza yaparlar ve Orhan’nın güzeller güzeli karısı nalları diker, Sedat’ın oğlu ise tekerlekli sandalyeye mahkûm, az kafadan çatlak bir çocuğa dönüşür.


Bu kayba dayanamayan Orhan, bir süre sonra psikopata bağlar ve tuhaf olaylar eşliğinde sıyırmışçasına yaşamaya başlar. Bu süreç içinde Sedat’la da ilişkisini kesmiş, sevdiği ve kaybettiği kadın uğruna korkunç şeyleri bile göze alacak kadar gözü döner ve kendini tuhaf olayların içinde bulur.

Vizyon Tarihi: 02 Eylül 2016
Yapımı : 2016 - Türkiye
Tür : Korku
Yönetmen : Alper Mestçi
Oyuncular : Büşra Ayaydın ,  Nevin Efe ,  Adnan Koç ,  Yavuz Çetin ,  Elif Baysal
Senaryo : Alper Mestçi
Yapımcı : Muhteşem Tözüm







STUNG (2015)

Yemyeşil kırsal bir ortam, güzel bir ev, hoş bir bahçe ve bu bahçede kasabanın ileri gelen zenginlerinin düzenlediği bir parti. Bu kadar mı? Tabii ki değil. Bir de bu partiye dahil olan eşşşşek arıları.

Filmin fragmanı eğlence vaat eden bir fragman olduğu için filmi izlemeye karar verdim. Aslında filmin fragmanını uzun zaman önce izlemiştim ama pek içime sinmediği için, yâda kendimi henüz filme hazır hissetmediğim için izlememiştim. Hayvanların konu edildiği korku filmlerini pek sevmemede de bunun payı büyük. Film, düşük bütçeli olmasına rağmen orta kararlarda ilerleyen bir film diyebilirim. Bazı efektler hoşuma giderken, bazıları da (final sahnesindeki alev alan dev yaban arısı) hoşuma gitmedi ve gerçekçiliğini oldukça kaybettiğini gördüm. Başroldeki barmen çocuğumuzun rahat tavırlı oyunculuğu fena sayılmaz. Dev eşşek arılarının ortalığa saçtığı şamatayı izlemek isterseniz filmi tavsiye ederim ama beklentinizi ortalarda bir yerlerde tutun.

Paul ve Jullia, zenginlerin düzenlediği bir partiye, bir organizasyon şirketi tarafından barmen ve garson olarak yollanırlar. Paul, yol boyunca Jullia’nın memelerine konsantre olduğundan, yol boyunca girmediği çukur kalmaz.

Parti alanına giden iki arkadaş, tüm hızıyla hazırlıklara başlarlar fakat etrafta tek tük gezinen eşşek arıları Paul’ü oldukça rahatsız eder. Partinin ilerleyen saatlerinde her şey yolunda giderken sokuş gücü 9.5 şiddetinde olan eşşek arılarının saldırısına uğrarlar. Bu arıların bir özelliği de vardır; hormon ilacı ilave edilmiş gübrelerden dolayı onlar da büyüyüp mutasyona uğramıştırlar. İğnenin büyüklüğünü ve sokuş şiddetini siz hesap edin artık. Hadi ben kaçar, herkese iyi seyirler.

Yönetmen:Benjamin Diez
Senaryo:Adam Aresty
Ülke:Almanya Almanya, ABD ABD
Tür: Komedi, Korku
IMDb:5.0
Dil:İngilizce
Müzik:Antonio Gambale, David Menke
Çekim Yeri:Bernau, Brandenburg, Germany
Bütçe: $2,500,000



FRIEND REQUEST/ LANETLİ MESAJ (2016)

Filmin Türkçe hiçbir şeyini beğenmedim. Ne afişi ne, ne de Türkçe adı bir kıçıma benzememiş. Afişinin hiçbir çekiciliği olmadığı gibi, Türkçe adını da sırf ticari düşünücez diye sallamış, lanetli manetli diye uydurmuşsunuz. Ha film de çok mu güzel; değil, çok mu götüme benziyor; o kadar da değil. Orta sularda kendi halince yüzmekte olan, bakıldı mı heyecan veren, fakat ağzını açtı mı çürük dişleri görünüp heyecanını kaybeden bir köpek balığı gibi. Nasıl benzemeydi ama!

Filmi izlerken, birçok sahneyi birçok filme benzettim diyebilir. Biraz esinlenme aşuresine dönmüş. Başlarda ve ortalarda heyecan verici sahneler olsa da sonlara doğru birazcık bi sıkılma, birazcık bir darlanmaya girmedim de değil. Hadi öf hemen bitse de bir an önce filmin yazısını yazsam diye düşündüm. Böyle dedim diye çok berbat bir filmle karşılaşacağınızı düşünmeyin. Zaman zaman poponuzu koltuktan havalandıracak sahnelere de sahip. Ama basit konusu ve işleyişi nedeniyle vasattan öteye gidemediği de çok açık bir gerçek. Fantastik-korku sevenlerin daha çok ilgisini çekebilir diye düşünüyorum.

Laura, kendi arkadaş grubunda sevilen bir tiptir ve güzel bir arkadaş grubu vardır. Okulda arkadaşları ile birlikte güzel vakit geçirirken, uzaktan garip bir kızın dikizi altında olduğunu anlar ve onunla facebook ortamında tanışır. Bu garip kızın arkadaş listesinde hiç arkadaşı olmadığını gören Laura, kıza acır, onun kendisini yalnız hissettiğini düşünür ve onunla arkadaş olmayı kabul eder. Garip kızın kendisine karşı göstermiş olduğu hayranlık bir süre sonra bir yanlış anlaşma neticesinde düşmanlığa dönüşür ve Laura ve arkadaşları, bu esrarengiz kızdan ve lanetinden götü bir an önce kurtarmaya bakarlar. 
Yönetmen:Simon Verhoeven
Senaryo:Matthew Ballen, Philip Koch, Simon Verhoeven
Ülke:Almanya Almanya
Tür: Gerilim
IMDb:5.5
Vizyon Tarihi:09 Eylül 2016 (Türkiye)
Dil:İngilizce
Müzik:Gary Go, Martin Todsharow




I AM NOT A SERIAL KILLER (2016)

2016 yapımı, korkutmayan ama yer yer geren ve dramatik yapısıyla da oldukça hoşuma giden bir filmden bahsedicem sana. Film, finali itibariyle “bu ne lan, böyle de son mu olur,” dedirtebilir.

Hemen filmin sinir bozucu final sahnesinden bahsetmek istiyorum. Eminim bu filmin sonunu da The Babadook/ Karabasan filminin sonuna benzetip “bu bir şey dedi ama; iyi bir şey mi dedi, kötü bir şey mi dedi anlayamadım,” diyeceğiniz türden. Bu tarz sahneler de izleyiciye bir düşünme payı çıkartılıyor her defasında. Bu yüzden çok yüzeysel izlemeyin derim. Fakat burada, final sahnenin, Max’ın dünyasına mı ait olduğu, yoksa gerçekten kötü adamın içinden bir uzaylı mı çıktı konusundaki soruyu sordururken, izleyiciye bu duyguyu iyi bir şekilde yansıtamadığını düşünüyorum. Kafa karıştıran bir dille bitirmiş filmi yönetmenimiz.

Filmi çok sevdim; film günümüzde geçmesine rağmen biraz 70’ler ruhu, kar görüntülerinin olduğu noel filmlerini sevdiğim için Noel ve kar görüntülerini, çıtır çıtır yanan bir şöminenin karşındaki huzur verici sahnenin ardından gelen gerilim sahneleri tam benlikti diyebilirim. Siz de sever misiniz bilemiyorum ama sosyopatlık ile psikopatlık arasındaki farkları da anlayabileceğiniz nadir güzellikte bir film karşınıza çıkacak. Daha önce sosyopatlık ve psikopatlık ile ilgili edindiğim kitaplarda da okuduğum gibi, bir sosyopat ile bir psikopatı ele veren şeylerin tümünü iki karakterin yan yana gelmesiyle sende göreceksin. Bu arada seri katilimizi canlandıran ki bunu söylemeye çekinmiyorum; filmin başından itibaren göreceksiniz; Geleceğe Dönüş filminin çılgın profesörü rolündeki Christopher Lloyd.
Max’ın yaşadığı kasabada belli aralıklarla benzeri cinayetler işlenmektedir. Birkaç cinayet huzursuzluk yaratırken, en sonuncusu; polislerin de öldürüldüğü cinayet gündeme gelince, halk ayaklanmaya başlar.

Annesi adli tıp da cesetlere otopsi yaparken, Max’da annesinin yanında takılarak günlerini geçirir. Max’in dotoru, Max’e sosyopat teşhisi koyar ve Max için insan öldürmek sınır bir noktadadır ve kendisinin de bir seri katil potansiyeli taşıdığını düşünmektedir. Bunu en iyi şekilde öğreneceği yöntem ise kasabada cinayetleri işleyen seri katil ile burun buruna yaşayarak aradaki farkı çözebilmektir. Seri katil, Max’in hemen başucundadır ve ondan öğreneceği çok şey olduğu için onu asla ele vermez.

Yönetmen:Billy O'Brien
Senaryo:Chris Hyde, Billy O'Brien, Dan Wells
Ülke:İrlanda İrlanda, İngiltere İngiltere
Tür: Gerilim
IMDb: 6.1
Dil:İngilizce
Müzik:Adrian Johnston
Çekim Yeri:Minneapolis, Minnesota, USA





THE NEIGHBOR (2016)

Mmmm valla bu filmi sevsem mi, sevmesem mi bilemedim. Galiba ben bu filmi sevemedim. Koleksiyoncu serilerinin yönetmeninden olduğu için beklentimi biraz daha yüksek tutmuştum ama son dakikaların kurtardığı, o da heyecan açısından son dakikaların kurtardığı bir film olmuş.

Nasıl ki Koleksiyoncu filminde karakterin bazı sorun ve problemleri senaryoya yan konular olarak işlenmişse bu filmde de yine aynı şey söz konusu. Filmin gidişatını etkilemeyen ve farklı bir konu üzerine ilerleyen yan konular oldukça gereksizdi. Senaryoya da el atan yönetmenimiz yine yapacağını yapmış. Tek mekân sayılabilecek bir film de diyebiliriz aslında. Farklı mekânlar görsek de genelde kovalamaca aynı evin içinde devam ediyor ve film bitiyor. 
Koleksiyoncu tarzında bir film bekliyorsanız yanılıyorsunuz; tür olarak farklılar. Bir de ilk iki Koleksiyoncu filminden sonra bu film biraz sönük demeyeyim de sanki biraz amatör gibi olmuş. Filmin başrol oyuncusu, Koleksiyoncu filmleri serisinde de başrolde olan ve geberik balık gibi bakışları olan Josh Stewart’a ait.

Başı beladan götü sikten kurtulamayan John, karısı ile birlikte yaşadıkları kasabada bir parayı bulma derdindedirler ve çevirdikleri karanlık bir iş neticesinde en sonunda amaçlarına ulaşmış, parayı bulmuşlardır. Kasabanın kadın polisi ise John’a uyuz olmaktadır ve her dafasınla John ile karşılaşmasında dişlerini sıka sıka onunla konuşmaktadır. John’u gören kadın polisin sinirden kıçındaki kıllar bile tiken tiken olmaktadır.

John’un komşusu olan ilginç bir herif, bir gece elinde birala John’a ziyarete gelir ve biraz kaynaşmak ister. Kasabadan kaçmak üzere olan John ve karısının ise bu iyi komşu ayağına takılan kişilere tahammülü yoktur ve bir an önce herifin evden gitmesini dilemektedirler. Bu ilginç komşunun bu ziyaretindeki amacı ise komşuluk ilişkilerini ilerletmek değil, farklı bir şey içindir. Yakında dananın kuyruğu kopacaktır. Hadi iyi seyirler yawrular.

Yönetmen:Marcus Dunstan
Senaryo:Marcus Dunstan, Patrick Melton
Ülke:ABD ABD
Tür: Suç, Korku, Gerilim
IMDb: 6.1
Müzik:Charlie Clouser







TRAIN TO BUSAN (2016)

Fragman heyecan verici, zombiler oldukça çılgın, fena sayılmayacak bir aksiyon-korku filmi ama filmin içine girince 15 dakikalık fazla uzun süresi ve işleyişindeki yetersizlik zaman zaman sıkıcı hale gelebiliyor. Filmi beğendim ve izlerken oldukça eğlendim ama sanki daha iyi de olabilirmiş. Yani Kore sinemasında o potansiyel var.

Zombilerin mekanik hareketleri ve sadec makyajları oldukça hoşuma gitti. Bir Walking Dead zombi makyajı beklemeyin ama yine de zombilerin çılgın davranışları ilgi çekici. Filmde bazı sahneleri Worl War Z filmindeki sahnelere de benzetmedim değil. Filmi izlerseniz bu sahnelerin hangileri olduğunu sen de göreceksin. Filmin duygusal tarafları da vardı ama bu tarz duygusallıkları birçok aksiyon yâda korku filminde sıkça görüyoruz. Bu yüzden beni etkileyebilecek bir salya sümük durumları olmadı. Filmi tavsiye ediyorum ve hemen konusuna geçiyorum. Ha bu arada filmin IMDb puanının 7.9 olduğuna bakmayın, o kadar etmez.

Seok, “gel beni sieok,” der türünden bir heriftir. Tüm hayatını işine gücene adamış, işten başka bi bok düşünmeyen, sadece kendini düşünen sikiiiiin önde gidenidir. Bu yüzden karısından ayrılmış, çocuğu ile yaşamaktadır.

Kızının doğum gününde ona oyun konsolu almış ama kızı bundan memnun kalmamıştır. Kızının isteği; doğum gününde Busan’a gidip anasına kavuşmak, onunla hasret gidermek ve anne ve babası ile mutlu saatler geçirmektedir. Bu nedenle kızın istediği doğum günü hediyesi de budur. Baba, bu durumdan rahatsız olur fakat evdeki dadının da ısrarına dayanamayıp tren biletini aldığı gibi kızıyla birlikte trene binerler.

Hayatında kafasını işten kaldırmamış ve hiç seyahate çıkmamış Seok, trende oldukça garip olaylarla karşılaşacaktır. “Kırk yılın başlında bir seyahate çıktık, bu da bizimi buldu amua koim,” dedirten olayların ortasında bulacaktır kendini. Şehrin üstünü bir kül kaplamakta, insanlar bu külden etkilenerek zombilere dönmekte ve herkesin anasını bellemek için fırsat kollamaktadırlar. Haydi, buyurun bakalım. Herkese iyi zombiler.

Yönetmen:Sang-ho Yeon
Senaryo:Sang-ho Yeon
Ülke:Güney Kore Güney Kore
Tür: Aksiyon, Korku, Gerilim
IMDb: 7.9
Vizyon Tarihi:13 Mayıs 2016
Dil:Korece
Web Sitesi:Train to Busan's trailer
Çekim Yeri:Dongdaegu Station, Daegu, Yeongnam, South Korea

1 yorum: