26 Eylül 2016 Pazartesi

LANDMINE GOES CLICK, AILEEN : LIFE AND DEATH OF A SERIAL KILLER, AZEM 4: ALACAKARANLIK, BLAIR WITCH, GECE SEANSI

LANDMINE GOES CLICK (2015)

Daha önce Gürcistan yapımı bir film izlememiştim. İlk izlediğim Gürcü filminin bir gerilim çıkması da ayrıca beni şanslı kılıyor. Peki, filmi beğendim mi; çok değil. Gereksiz uzun sahneleri canımı sıkarken, canımı sıkan bir başka şey de filmin kötü adamının her şeyi yokuşa sürmesiydi. Tabii bu senaryo ile alakalı, filmi kötü kılan bir durum değil. İçimi baydığına göre de adamcağız işini iyi yapıyor demek oluyor.

Amerikalı gençlerin Gürcistan’ın dağlarına gelip, başlarını belaya soktuktan sonra, telefonların çekmemesi ile ilerleyen ve peşlerine korkunç bir katilin takılması ile sonuçlanacağa benzeyen film beni işte bu noktada şaşırttı. İlk başta bu tarz bir senaryo gibi gözükse de aslında olaylar biraz daha farklı ilerliyor. Olay örgüsü içinde gümbürtüye giden şeyler de olmadı değil. Örneğin; kızın sevgilisi onları zor durumda bıraktıktan sonra kaçıp gidiyor ve bir daha haber alınamıyor.

Filmin gereksiz 15 dakikası da olmasaymış daha bir çekilebilitesi olurmuş gibi geldi bana. İzlerken, hele ki sonlara doğru iyicene sıkıcılığa bağlayan film bir an önce bitsin falan dedim. Tabii sen daha farklı da düşünebilirsin. Belki benden daha fazla seveceksin bu filmi.
Bir grup Amerikalı genç turist Gürcistan’ın kırsal bir kesimde o dağ senin, bu tepe benim diyerekten saldım çayıra mevlam kayıra hesaaabı gezip tozarlar. Gençlerden bir çift birbirlerini sevmekte, bu sevgilerini de dakka başı çadırda her tür pozisyonda sevişerek sergilemektedirler. Evlenmeyi düşünen çiftin arası bir arkadaşlarının da araya girmesi, eski hesapların deşilmesi sonucu açılır ve diğer gençler, öfkeli adam tarafından akıllarına bile gelmeyecek bir vaziyette oracıkta terk edilirler.



 Yönetmen:Levan Bakhia
Senaryo:Levan Bakhia, Adrian Colussi, Lloyd S. Wagner
Ülke:Gürcistan Gürcistan
Tür: Aksiyon, Suç, Dram, Gerilim
IMDb:6.3
Vizyon Tarihi:03 Mart 2015
Dil:İngilizce, Gürcüce, Rusça
Web Sitesi:Official Page
Çekim Yeri:Georgia


AILEEN : LIFE AND DEATH OF A SERIAL KILLER (2003)

İşte size tamamıyla gerçek bir hayat hikâyesi. Gözlerini pörtletip, sağa sola salyalarını akıtarak, bağırarak küfür ettiğinde ne kadar korkutucuysa, gülümsediğinde de bir o kadar sempatik bir insana dönüşen bir kadın Aileen. Korkunç geçen çocukluk ve gençlik yıllarının kısa kesildiği, fakat anlatıldığı kadarıyla bile insanı oldukça rahatsız eden bir belgesel.

Belgesel 2003 yapımı olmasına rağmen duvarımdaki perdeye yeni yansıdı görüntüleri. Daha önce Charlize Theron’un Monster filmi ile canlandırdığı Aileen rolü ile Oscar ödülü almıştı. Bu kez ortada rol falan yok; Aileen’in ta kendisi karşımızda. İçler acısı hikâyesi ve neden kendi isteği ile idama gitmek isteyişinin ardındaki kendince gerçekler…

Ben başkalarının derdini dert edinen ve empati yeteneği oldukça gelişmiş biri olarak, Aileen’nin cinayetleri işlerkenki ruh halinden ziyade, infaza götürüldüğü andaki duygularını anlamaya çalıştım. Oldukça soğukkanlı ve kendini cennete hazırlamış bir şekilde zehirli iğneye doğru yol alırken, cenazesinde çalınmasını istediği şarkı ile belgeselin de sonuna geldi. Aileen’nin hayat hikâyesini ve onunla yapılan röportajları  merak ediyorsanız, usta belgesel yönetmenleri Nick Broomfield ve Joan Churchill’in hazırladıkları bu belgeseli tavsiye ederim. Herkese iyi seyirler.


Yönetmen:Nick Broomfield, Joan Churchill
Ülke:İngiltere İngiltere, ABD ABD
Tür: Belgesel, Suç
IMDb: 7.2
Vizyon Tarihi:10 Mayıs 2003 (ABD)
Dil:İngilizce
Müzik:Robert Lane



AZEM 4: ALACAKARANLIK (2004)

Serinin müptelası olamasam da, 4.bölümün ilk sahnelerini oldukça korkutucu buldum. Sinemadaki hanım ablalarımızın kahkahalara boğulması sinirlerimi altüst etse de bu tür dikkat çekme amaçlı yapılan ve genellikle korkuyu uzaklaştırmak için atılan kahkahalara bir de car car konuşma sesleri eklenince, baktım ki olacak gibi değil, boynumun tutulacağını da bilsem en ön sıraya kaçtım. Ağzı dursa götü durmaz, götü dursa ağzı durmaz cinsten insanlardan nefret ediyorum sinemada. Ha, gerçekten eğlendiğini gördüğüm gençler ise hemen kendilerini belli ediyordu zaten. Yahu n’aaapiim sinemada bu tarz şeylere karşı takık bir durumdayım.

Filmin konusu ve oyunculukları beni pek doyurmasa da başlardaki hoplatan sahneler oldukça hoşuma gitti. Yatak sahnesinde herkes yerinden fırladı zaten. Hadi en azından bu konuda iyi gidiyor diye düşünmeye başlamıştım ki, sonlara doğru filmde bir durgunluk bir miskinlik sormayın gitsin. Daha etkileyici bir son hayal ederken biraz kırık bir şekilde salondan çıktım diyebilirim. Emeği geçenlere çok teşekkürler. Yine de sıkılmadan izlediğim bir 1.5 saat oldu diyebilirim. İzlemek isteyenler için hemen filmin konusu gelsin.

Filmin başlarından anladığımız yeni evli çiftimiz kendi hallerinde yaşayıp giderken, damat beyin anasının elinde turşularla sürpriz bir misafirlik olayı evli çiftimizi mutlu eder. Anne, köydeki bazı akrabaları ile görüşmek istemez ve misafirliği boyunca kimseyle muhatap olmadan çekip gitmek istemektedir. Bu süreç içinde evde ve çevrelerinde korkunç olaylar meydana gelmekte, bu olayların ardında yatan gerçek ise yakında ortaya çıkacaktır.

Ülke:Türkiye Türkiye
Tür: Korku
IMDb: 2.4
Vizyon Tarihi:09 Eylül 2016 (Türkiye)

Dil:Türkçe







BLAIR WITCH / BLAIR CADISI (2016)

Salon kapısı önünde, birbiriyle şakalaşacam diyerekten yerlerde yuvarlanan gençlik modeli ile filmi bekleme salonunda beklerken, gençlerin bu filme olasılığını düşününce tüylerim ürperdi. Yüksek sesle hankıra hankıra şakalaşmalarını içeridede devam ettirebilirlerdi ki “al sana Korkukolik, n’aaaaber” dediklerini hayal ederek filmi ziledim. Çünkü az önce dışarda sulu zırtlak konuşan gençlerin içeride kıçlarına Blair Cadısı’nın süpürge sapı kaçmışçasına sessizlerdi. Utandım. Sinema salonunda her türlü modeli gördüğüm için bu gençlik grubu beni şaşırtmıştı. Salonda fazla kimsenin olmaması sevinciyle film başladı.

Blair Cadısı’nın orjinali, benim askerlik dönemime denk geldiği için izleyememiş, askeriyenin içinden satın aldığım bir gazetenin hafta sonu ekinde filmin yazısını okurken, filmi izliyormuşçasına heyecan duymuştum. Askerlik sonrası ise filmi zilediğimde heyecanımı abartılı buldum. Beni çok saran bir film değildi. Aradan 20 yıl geçti, kıçımınn kılları pişmaniyeye dönüştü, göz kenarlarımda 30’lu yaşlarımın hediyesi kaz ayakları oluştu ve Blair Cadısı tekrar gündeme geldi.
Film, The Wood ismiyle çekilmiş ve sonradan Blair Cadısı adıyla vizyona verilmiş. 2016 versiyonu, filmin devamı mı, yeni versiyonumu, ne bok olduğu belli olmayan bir arada derede gidip gelmekte. Filmin devamıysa, neden Blair Cadısı 3 değil? Filmin orjinalinin yeni bir çekimi ise neden olaylardan 20 yıl geçmiştir?


Filmin ilk yarısı oldukça sıkıcı amatör el kamreası havasında, gençlerin şakalaşarak, birbirlerinin popolarına şaplaklar atarak geçirdiği sahnelerle doluyken, ikinci yarı ise oldukça şiddetli korku sahneleri ile canlanmaya başlıyor. Bir grup gençlik, 20 yıl önce yaşanan korkunç olayların görüntülerini You Tube’den izleyince geçmiş olayların kıçına çomak sokmak için aynı ormana giderler ve cadı ablamız başta olmak üzere tüm orman iblisleri ile gençlerin karşına çıkar; gündüz olmak bilmez, hep aynı yerlerinde sayarlar, çevrelerini iblisler sarar. Kocaman beklentilerle gitmemekte fayda var. 

Yönetmen:Adam Wingard
Senaryo:Simon Barrett
Tür: Korku, Gerilim
IMDb: 5.8
Vizyon Tarihi:11 Eylül 2016
Müzik:Adam Wingard







GECE SEANSI (2016)

Yerli yapım cinli korku filmlerden fenalık geldi biliyorum. Cinler konusunda âlim olduktan sonra, yeni soluk yeni soluk naralarıyla farklı yerli korku filmlerinin de arayışına düştük. Ama bizim kültürümüzde yok diye o yapılmaz, bu yapılmaz diye konuya karşı takık hale gelen yönetmen ve senaristlerimize örnek olabilecek bir film olduğu için, Gece Seansı ekibini kutluyorum ve Gece seansının da berbat bir film olduğuna dair yazıma geçiyorum.

Filmin afişi kadar keşke film de, afiş kadar dikkat çekici ve güzel olsaydı. O görsel efektleri kullanmaya hiç mi utanmadınız. Yahu geri çekim yönetimi 100’lerce sene öncede kaldı, siz hala bu tarz şeyleri efekt diye izleyiciye geçirmasyon yapıyorsunuz. Oyuncularınızın uyumsuzluğu ve amatör havası da ayrı çekilmez bir durumken, evdeki kovalamaca sahnelerinin gereksiz uzunluğu da içimi darım darım daralttı, boğuldum. Cadı ablanın makyajı kadar, kesik boğaz makyajına da özen göstereydiniz çok memnun kalacaktım. Salonda tek başıma olduğum için ayakkabılarımı çıkarıp, bok gibi çiftli koltuğa yayıldım karanlıklar içinde filmi izlemeye koyuldum. Ha bu arada jeneriğinizi sevdim. Olacak olacak… Korku filmi yapmaya devam çocuklar. Bir gün en iyisini yapacağınızı biliyorum. Emeğinize sağlık.
5 arkadaş, gecenin geç saatlerine doğru barda eylenirken, içlerinden birini deli sikmiş gibi aniden” hiyoooo hadi bu saatte bir korku evine gidek,” der ve diğer deliler de ona uyarak korku evinine giderle. Onları bu işe alet eden abimiz çok eğleniyordur ve diğerlerinin de kendisi gibi eğleneceklerini düşünmektedirler ve diğer çocukları ittire kaktıra içeri sokar.

Evin girişinde kurallar okunur, dualar edilir, ne olur olmaz diyerekten eş, dost akraba son kez aranır helallik istenir ve eve girilir. İlk başlarda her şey normal bir şekilde ilerlerken, evin geçmişi ile ilgili karanlık bir sır onların etrafını sarar ve korku evinin içindeki eğlenceli anlar tamamıyla gerçek korkuya dönüşür.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder