4 Eylül 2016 Pazar

AMERİKA’NIN CADILARI YAKINDA GELİYOR

AMERİKA’NIN CADILARI YAKINDA GELİYOR


İnstagram hesabımdan bana gelen mesajların başında “bize korku kitapları da tavsiye eder misin?” oluyor. Aslında bunu büyük keyifle yapmayı çok isterdim ama korku-gerilim kitaplarını sevmeme rağmen çok sıklıkta okuyamayışım. Abinizi saran kitap türlerinin başında biyografiler, anılar ve hikâyeler geliyor. Ama korku-gerilim kitabı severlere güzel bir haberim var; çok yakında Alex Mar’ın Amerika’nın Cadıları kitabı Türkçe olarak reflarda yerini alacak. Mona kitaptan çıkan Amerika’nın Cadıları kitabı, küçüklüğümden beri cadılara karşı duyduğum ilgiden dolayı benim de ilgimi fazlasıyla çekti. Şimdi sizlere yayınlanmamış bu kitaptan bir metin paylaşmak istiyorum. Büyü,satanizm,ayinler...Çok fena bir kitap geliyor aklınızda bulunsun.

KUZGUNUN İÇİNDEKİ RUH

Kuzgun, Moon’un Jon adındaki Pagan bir arkadaşı tarafından Nevada City’nin hemen dışındaki tepelerin zirvesinde keşfedilmiş. O gün sihirli bitki toplamakla meşgul olan Jon, kuşu yolun ortasında ölü bir halde yatarken görmüş, uçuş esnasında yoldan geçen bir kamyona çarptığını düşünmüş. Daha önce başarısız bir akbaba büyüsü (bulunmuş hayvan parçalarıyla yapılan bir büyü) yapmaya yeltenmiş olduğu için, tek parça halindeki bu güzel kuşun ziyan olmasına göz yummak istememiş. Kuşu evinin garajına götürmüş ve onu kontrplaktan imal ettiği ve içini mısır unu, tuz ve misk otu gibi doğal koruyucularla doldurduğu kapaklı bir kutunun içine yerleştirmiş. İçgüdüleri, günün birinde doğru kişinin çıkageleceğini ve kuzgunu talep edeceğini söylüyormuş; aradan geçecek süre ne olursa olsun beklemeye razıymış.

Üç yıl sonra Moon, rüyalarında Morrigan’dan spesifik bir mesaj almaya başlamış. Mesaja göre, Morrigan’ın savaşçılarından biri tarafından ziyaret edilecek ve yapması gereken bir ritüel hakkında talimatlar alacakmış. Ama neden bahsettiği konusunda Moon’un en ufak bir fikri bile yokmuş. Sonra bir gün, arkadaşı Jon’la birlikte Nevada City’deki bir kafede otururken, Büyük Kraliçe ile yaşadığı tecrübeleri paylaşarak, Morpheus ile bir rahibelik başlattıklarını açıklamış. Jon da bunun üzerine kuzgunla ilgili hikâyesini paylaşmış. “Yaptığınız şeyler, kuzgunun size ait olduğunu söylüyor,” demiş ve iki arkadaşın arasında bir mülkiyet nakli imzalanmış. 

Morpheus ve Moon, adı henüz belirlenmemiş olan rahibeliklerine bir duyuruda bulunmuşlar; yeni müttefiklerinden bir hediye alacaklarını ama bunun Nevada City’nin hemen dışındaki Sierra Nevada eteklerinde bir ayin aracılığıyla gerçekleşeceğini söylemişler. Törenin konumu çoktan belirlenmiş, tüm detaylar Moon’a rüyasında Morrigan tarafından iletilmiş.

Grup –Jon ve gelebilen diğer tüm katılımcılar– o sabah buluşarak arabalarını Sierra Nevada sıradağlarına doğru sürmüşler. Yolculuğun son yarım saatinde, maki kaplı arazi boyunca uzanan keçi yollarından yürümüşler. Nihayet, öğle vakti geldiğinde, ayin çemberi oluşturabilecekleri geniş bir açıklığa gelmişler. Bu noktadan tüm vadiyi görebiliyorlarmış.

Sunağı organize ettikten –tanrıçaya onun en sevdiği şeyler olan krema ve bira sunmuşlar– ve kuzgunu da savaş kalkanının üzerine yerleştirdikten sonra, Morpheus ortada olacak şekilde bir çember oluşturmuşlar. Grup, Morpheus’tan henüz öğrendikleri bir ilâhiyi söylemeye başlamış ve uzun bir süre hiç susmadan devam etmiş. Moon, koluna çakı yardımıyla bir runik harfi çizmiş (yine dolu tanesini temsil eden Hagalaz simgesi), parmağını kana batırmış ve öne doğru eğilerek kanı kuzgunun gagasına sürmüş. Morpheus, herkes hâlâ ilâhi söylemeye devam ederken, her zamanki gibi iki büklüm olmuş, artık Morrigan’ın ruhunu taşıyormuş. Bira ve kremayı bir dikişte içip ellerini Moon’un üzerine koymuş ve onu yüzüne doğru çekmiş. Onu bir süre öylece tutmuş –hem tanrıçası hem de kız arkadaşı olarak– ve ardından kolunda kalan kanı emmiş.

Adak süreci tamamlandığında, Moon yavaşça, “Kraliçe, seni buraya çağırdık, çünkü düşmüş savaşçılarından birini almanı diliyoruz,” demiş. Sonra Morpheus, Morrigan olarak, ölü siyah kuşun üzerine eğilmiş ve ona bir şeyler fısıldamış. Ne söylediğini kimse anlayamamış, Morpheus’un kendisi de hatırlamıyor. Elini kuşun göğsüne koymuş. Sonra tekrar ayağa kalkarak bir adım geriye çekilmiş. Ortamda herkesçe hissedilen bir değişiklik olmuş. Herkes birbirine Sen de hissettin mi? der gibi bakmış. Sonra bakışlarını tekrar kuzguna çevirmişler, hayvan nefes alıp veriyormuş! 
Artık onu parçalarına ayırmaları mümkün değilmiş –kafasından bir kolye, tüylerinden ve pençelerinden de sihirli objeler yapmayı planlamışlar– çünkü kuşun içindeki bir şey kendisini tanıtmış (Ben buradayım, demiş). Bunun üzerine, çözüm olarak, onu –ya da ruhunu– rahibeliğe almaya karar vermişler.

Artık o da en az insan üyeler kadar bir üyeymiş!

Morrigan’ın yüzü giderek yumuşamaya, Morpheus’unki gibi görünmeye başlamış. Sonra herkes, toparlanmakla geçen kısa bir sürenin ardından araçlarına dönmüş ve Kraliçe’nin yeni savaşçı-rahibini yanlarında götürmüşler. 

Morpheus ve Moon, kuzgunu eve götürdükten birkaç hafta sonra onun hakkında daha fazla bilgi edinmişler. Her şeyden önce, o bir erkekmiş ve Moon onunla geçmiş bir hayatta bağlantısı olmuş olabileceğini hissetmiş. Kuzgunun karakteri çok tanıdık gelmiş, açıkçası çekilmez biriymiş. Morpheus, “Onda bir parça serserilik olduğunu fark ettik,” diyor.

Anladıkları kadarıyla, kuşun bedeninde genç yaşta ölmüş bir Amerikan askerinin muzip ruhu yaşıyormuş; muhtemelen son on yıl içinde, Amerika-Irak Savaşı sırasında ölmüş. Bir kuzgun olarak tekrar dünyaya gelmesi –o da ani bir ölümle benzer bir kaderi paylaşmış– Morrigan’ın ekibi için son derece mantıklı, ne de olsa kargagiller tanrıçanın hayvanı ve savaş sahalarından beslenirler. Bazı gecelerde, Morpheus’un rüyasında beliriyormuş –bu cadıların sıradan bir gece uykusu olmaz mı?– ve yirmili yaşlardaki bir insan formundaymış, üniforması hâlâ üstündeymiş. Adını –daha doğrusu, yeni hayatındaki adını– bile paylaşmış: Galya dilinde kanlı anlamına gelen Cruach adını tercih etmiş.









2 yorum:

  1. Merhaba Şu anda bu kitabı okuyorum ama bitmedi bir türlü, çok sıkıldım. İlk defa bir kitap bu kadar uzun süredir elimde kalıyor. Ben de bloğuma yazısını koyacağım. İzin verirseniz sizin bloğunuzun da linkini paylaşacağım. www.kendimisectimben.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir, paylaşabilirsiniz. Teşekkürler

      Sil