1 Ağustos 2016 Pazartesi

TAKİPÇİLERİME HESAP VERME DURUMU

Aman ihmal etmeyeyim, aman arayı fazla açmayayım derken bir de bakmışım nerdeyse bir ayı gecik bir süredir sizlerle ne yazık ki hiçbir yazımı paylaşamamışım. Beni kıçımdan düdükleyerek düdüklü tencereye çevirmeye çalışan bir otelde yaklaşık bir ay boyunca çalışmaya çalıştığım için bir İzmir macerası yaşadım. Bu nedenle ne film izleyebildim, ne de film yazısı yazabildim.

Patacılık aşkına katlandığım bu macerada, tatil köyünün tek kahraman pastacısı olarak çalıştığım için inanılmaz yoğun bir çalışma temposu ki hayatımda hiç bu tempoda çalıştığımı bilmiyorum, nefes bile almaya vaktim kalmıyordu. Ortalama 400-450 kişilik tatil köyünün müşteri sayısı hafta sonları 600’ü bulabiliyordu ve ben tek başıma öğlen 10, akşam 10 çeşit tatlıyı (saat beşteki tuzlu kurabiye ve kek olayı da dâhil) tek başıma çıkartmak zorunda olduğum için, yaklaşık 27 günlük bir çalışma neticesinde elimde donumu sallaya sallaya İstanbul’a kaçtım.

Para bile almadan kaçtığım tatil köyündeki pastane bölümündeki bin bir çeşit haşereye veda bile edemediğim için üzgün olsam da, en azından bir haftalık ücretimi banka hesabıma yatırıp hak yemeyen muhasebeci kankiye buradan kocaman teşekkürler.

İzmir olayına taaaa başından beri anlatacak olursam sizleri upuzun ve komik bir hikâye bekliyor olacak. Bu yüzden bu konuya fazla girmeden, İstanbul’a gelirgelmez izlediğim filmlerin anlatımı ile baş başa bırakıcam. Tekrar herkese merhaba.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder