28 Ağustos 2016 Pazar

DON’T BREATHE, NERVE, THE EAST, VIRAL, THE DARKNESS, IN THE DEEP

DON’T BREATHE/ NEFESİNİ TUT (2016)

Uzundur sinemaya gidememeden yakınırken güzel bir filme denk gelmek beni oldukça heyecanlandırdı. Nefesini Tut filmini izlerken ağzımdan nefesimi tutsam da soluğu alıp verme yerim zaten değişmişti. Kıçımdan solumaya başladığım esnada filmin gerilimi ve heyecanı da bir o kadar yükselmeye başlamıştı.

Bu film, şuanda gösterimde olduğu için kesinlikle sinemada izlemeni tavsiye ediyorum sana. Evde TV’den yâda PC’den izlemeye çalışırsanız kesinlikle detay sesleri kaçıracağınızdan emin olun. Filmin keyfi bu anlamda kaçabilir. Film o kadar sessiz bir ortamda geçiyor ki, zaten hırsızlar da, kör fakat kulakları ve koku alma yeteneği köpekler kadar gelişmiş tehlikeli bir adamla başa çıkacakları için oldukça sessiz kalmalılar. Onların sessizliğine bizler de eşlik ederken ani ses patlamaları koltuklarınızdan havaya uçmanıza neden olabilir; işte filmin en keyifli taraflarından biri de bu. Her anı sürprizlerle ve gerilimle dolu filmi sana anlatmaya çalışayım o zaman.

Bir grup hırsız, kancayı taktıkları ve soygun sonrası yüklü bir parayla evlerine dönecekleri bir eve girmeye karar veriyorlar. Aslında ev, sote bir maaalede zengin olmayan bir herife ait. E- herif bir de kör olunca ooooh üstüne cila diyerekten işleri daha da kolay olacak diye bizim üç kafadar göbek ata ata eve gidiyorlar.

Gecenin bir vakti eve girmeye çalışan bu üç hırsız için kapıda onları bekleyen korkunç köpek bile onları evin içinde bekleyen kişi kadar tehlikeli değildir. Eve bir şekilde girmeye çalışan genç hırsızlar hayallerinin peşinden giderken, ev sahibinin kör fakat bir tilki kadar kurnaz, bir timsah kadar da tehlikeli olduğunu tahmin bile edemezler.

 Bu arada filmin yönetmeni Evil Dead (2013) filminin yönetmeni. Yönetmenin ikinci filmi olan Nefesini Tut, Evil Dead filminden daha başarılı. İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler. Salonda sakın nefes bile almayın; o her an sizi duyabilir.

IMDb: 8.3

Vizyon Tarihi: 26 Ağustos 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 88 Dak.
Yönetmen : Fede Alvarez
Oyuncular : Jane Levy ,  Daniel Zovatto ,  Dylan Minnette ,  Stephen Lang ,  Katia Bokor
Senaryo : Fede Alvarez ,  Rodo Sayagues
Yapımcı :  -
Diğer Adı : A Man in the Dark


NERVE/ OYUN (2016)

En yakın arkadaşınıza oral seks yapacak kadar, sokak ortasında kalabalık bir yerde osurup “ben yaaaaptıııım,” diyecek kadar cesaretliysen, darbeyi üstenecek kadar da götün yiyorsa bu oyun tam sana göre; Nerve!

Yani bööle bi oyun düşünün işte; sizi bir yerlerden yönetip her istediklerini yaptırıp, binlerce kişinin izlemesini sağlıyorlar. Hem siz internet aracılığı ile meşhur olursunu, hem de gırtlağa kadar paraya boğuluyorsunuz. Tabii size verilen emirleri yapacak kadar götünüz yiyorsa. Sanal âlemin en yakın arkadaşları bile birbirinden ayırıp bir düşman haline sokması aslında sadece filmlere özgü bir olay değil. Bunu en azından en yakın arkadaşımdan biliyorum. Facebook’ta paylaştığı fotoğrafları “beğen” yapmıyorum diye bana çemkiren bir kankim var. Olsun canı sağ olsun. Yâda bunu sevgilinizi düşünün; hep bir ineternet korkusu. Acaba sık sık girdiği instagramda beni aldatıyor mu? Bu böyle uzayıp gider. Oyun filmindeki kankaların arasının açılmasının nedenleri de internet oluyor haliyle. Bir de işin içine meşhur olmak, çok takipçi kazanmak ve para hırsı gibi şeyler de girince bu oyun çekilmez ve tehlikeli bir hal almaya başlıyor.

Vee biraz daha kendi dünyasında kendince yaşarken, en yakın arkdaşı kankası tarafından bir oyunu oynaması konusunda tavsiye alır. Bu oyun Vee için önceleri biraz tedirgin edici gelse de daha sonra oyunu oynamaya karar verir ve kısa sürede para kazanır ve popülerliği artar.

En yakın arkadaşı Sydney ise bu durumdan yavaş yavaş rahatsız olmaya başlayınca aralarında da bir gerilim ve uçurum başlar. Vee’nin başarısı karşısında hırslanan Sydney, Vee’nin rakibi olmaya başlar. Bu arada çevrelerindeki herkes bu oyuna dahil edilecek ve işler biraz karışacak ve gerilim hattına dönmeye başlayacaktır.
Filmin müzikleri oldukça ilgi çekici ve güzeldi. Müzikleri açısından oldukça başarılı bulduğum filmin gidişatı da akıcı ve hızlı olsa da, bir gerilim filmine yakışır bir final olmamıştı. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler.

IMDb: 7.1

Vizyon Tarihi: 26 Ağustos 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Gerilim
Süre: 96 Dak.
Yönetmen : Henry Joost,  Ariel Schulman
Oyuncular : Emma Roberts ,  Dave Franco ,  Juliette Lewis ,  Emily Meade ,  Samira Wiley
Senaryo : Jessica Sharzer
Yapımcı : Allison Shearmur



THE EAST/ GİZLİ OYUN (2013)

Dram-gerilim diye belirtilmesinin fazla olduğunu düşündüğüm, filmi izledikten sonra sadece dram diye karar verdiğim bir film oldu The East. Birbirinin göbek deliğini öperek, eşcinsel olmadı halde birbiriyle öpüşüp birbirlerini mutlu etmesini bilen bir grup aktivist gencin içine dalıcaz filmi izlerken.

Bahsettiğim gibi filmi gerilim niyetine izlemeye başladım ama bir de baktım ki filmde yer yer heyecanlı sahneler mevcut. Öööle sizi yâda beni gerecek bir durum söz konusu değil. Ama film mesaj verme yönünde oldukça iyi bir senaryoya sahip.

Bizler bol bol film izleyip, film izlerken yediğimiz mısırların çöplerini sağa sola fırlatıp ki ben yapmıyorum, sizler yapıyorsanız püüü size, düzüştükten sonra kullandığınız prezervatifleri dosdoğru helanın deliğine atarken, kızartma yaptıktan sonra yağları lavaboya döküp denize yollarken, bu yağlardan dolayı ölen balıkları sikimize bile takmıyoruz. Bunu hepimiz kabul edelim. Ya bir de her gün, 7/24 durmaksızın çalışan ve ortalığı zehirleyen kocaman fabrikaları ne yapmalı. Bizler dünyanın kanser hücreleri olarak var gücümüzle en hızlı şekilde çalışırken, dünyayı ağır bir şekilde ilerleyen bir kanser gibi yok etmeye çalışıyoruz. İşte filmdeki karakterler de bu kansere tedavi arayan bir grup genç.

The East isimli eko-anarşist bir grup, bazı belli başlı ilaç firmalarını hedef almış, kısa sürede de medyada yerini almaya başlamıştır. Sarah adındaki ajan kızımız ise bu grubun içine sızmakla görevlendirilmiş fakat bir süre sonra The East’ın yaptığı eylemleri doğru bulmaya başlayınca onlara katılmaya karar vermiştir. 


IMDb: 6.9

Yapımı : 2013 - ABD ,  İngiltere
Tür : Aksiyon ,  Dram ,  Gizem ,  Suç
Süre: 116 Dak.
Yönetmen : Zal Batmanglij
Oyuncular : Ellen Page ,  Alexander Skarsgård ,  Toby Kebbell ,  Shiloh Fernandez ,  Patricia Clarkson
Senaryo : Brit Marling ,  Zal Batmanglij
Yapımcı : Ridley Scott ,  Tony Scott
Diğer Adı : Doğu



VIRAL (2016)

Film, süresi boyunca beni korkutmaktansa hasır hasır kaşındırtıp durdu. Hani bazı kişiler şeftali deyince hatur hutur kaşınmaya başlarya… Hah işte bendeki durum da buna benzer bir şey aslında. Benim de dayanamadığım ve kıçımın deliğine kadar kaşındığım tek olay vücutta meydana gelen delik deşik yara bere görüntüleri. Hatta inanın bu yazıyı yazarken bile şu an afakanlar bastı ve hatur hutur kaşınıyorum. Of of of!

İnternet videolarında izlediğimiz deri altından kurtçuk çıkartma, yâda adamın götüne kaçmış örümceği çıkartma videolarından esinlenildiğini düşündüğüm film, beni çileden çıkartmaya yetti bile. Filmin bazı sahnelerinde de bu tarz deri altı parazit videolarını izleyen gençler mevcut.

Film biraz zombi filmi gibi gözükse de konuya biraz farklı bir açıdan yaklaşıyor ama sizi korkutur mu bilemiyorum, beni pek korkutmadı. İlerleyiş açısından gayet başarılı ve sıkılmadan izleyebiliyorsunuz. Her ne kadar parazit sahnelerindeki görsel efektler biraz “ben buradayım ve ben bir efektim” dese de fazla kafayı takmadan izlediğinizde sizi rahatsız etmeyecek. Ha- öööle çok efekt meraklısı korku filmi severseniz eğer beklentinizi karşılamayabilir.

Emma’nın kız kardeşi parazitin esiri altındadır ve Emma için alacağı karar çok önemlidir; ya parazitten kaçacaktır, yada kız kardeşini yalnız bırakmayacaktır. Nereye baksa iki ucu boklu değnek hesabı bir durum yaşayan Emma için parazitle mücadele etmek kolay olmayacaktır.


IMDb: 5.6

Vizyon Tarihi: 19 Ağustos 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Bilim Kurgu ,  Dram ,  Korku
Süre: 89 Dak.
Yönetmen : Ariel Schulman,  Henry Joost
Oyuncular : Sofia Black-D'Elia ,  Analeigh Tipton ,  Travis Tope ,  Michael Kelly ,  Machine Gun Kelly
Senaryo : Barbara Marshall
Yapımcı : Jason Blum


THE DARKNESS (2016)

Bazen fragmanlar ters köşe yapar ve berbat bir fragmana ait film izlediğinizde yanıldığınızı, filmin oldukça güzel olduğunu görürsünüz. The Darkness filminde ise ne yazık ki fragman neyse film de o. Fragmanı izlerken “eh işte” deyip, çokta önemsemediğim bir filmdi benim için. Geçenlerde filmi izlerken güzel bir başlangıç beni şaşırtmış, fakat daha sonra berbat ilerleyen bir senaryo ile filmin içine nasıl sıçılır görmüş olmuştum.

80’lerin klasik film örgüsü eşliğinde ilerliyor fakat hiçbir sahne sizi şaşırtmıyor. Filmi izlerken ha düzeldi ha düzelecek diye izledim ama filmin gidişatı daha boktan bir hal almaya başladı; her kareyi tahmin edebiliyorsunuz. Filmin sonuna doğru, film daha da basitleşip çizgi film gibi basit ve hiç etkileyici olmayan bir sonla bitiyor. Scooby-Doo’yu izleyin daha heyecanlıdır. Yani anlayacağınız film basitlikten yıkılanzi. 


IMDb:4.2

Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Gerilim
Yönetmen : Greg McLean
Oyuncular : Kevin Bacon ,  Radha Mitchell ,  Jennifer Morrison ,  Ming-Na Wen ,  Paul Reiser
Senaryo : Greg McLean ,  Shayne Armstrong ,  Shane Krause
Yapımcı : Jason Blum ,  Jeanette Brill
Diğer Adı : Six Miranda Drive


IN THE DEEP (2016)

Sizi Allah o okyanusun derinliklerine gömsün de çıkarmasın emi. O nasıl bir filmdir öööle. Yeminle o derinlik kâbusunu yaşayıp, kıçımda o keskin dişleri hissetmedim değil. Hayvanlı filmleri pek sevmem, ama bu kez bu beni oldukça gerdi. Adeta mengeneye geçirilmiş gibi gerim gerim oldum. Film amacına ulaşma bakımından gayet başarılı. Ama senaryoda bilindik şeylerle karşılaşmadım da değil. Gerilicem, korkucam diyorsanız sizlik bir gerilim-macera diyebilirim.

Son dönemlerde Dimension Film ve Warner Bros logolu korku-gerilim filmleri görmeyi unutmuşken, bu logoları da bazı gerilim filmlerinin başlarında görmeye başladık. Büyük bütçeli, korku filmlerine delalet olan bu logolu filmlerin devamı gelsin bir zahmet.
Film de çok sıra dışı bir konu yok aslında. Hatta ben köpek balıklı sahnelerin çok daha fazla olabileceğini düşünürken, film birden dipten su yüzüne çıkış hikâyesine dönüşüyor ve sivri dişli iri kahramanlarımız sanki bu konuya sos oluyor.

Tatillerini keyifle yapan iki kız kanka havuz kenarında koca memeleriyle selfi çekip instagramda paylaşmaktan sıkılmış, bir kafese girerek, suyun derinliklerinde köpek balıklarıyla yanyana gelmek gibi heyecan verici bir karar alırlar. Hayır, benim anlamadığım; suyun derinliklerinde mahsur kalmalarına rağmen eski erkek arkadaşlarından ve hayatlarının gidişatından bahsedip dedikodu yapmalarıydı. Abicim kadın her yerde kadın; evde, sokakta, suyun altında, hatta köpek balığının midesinde. Dedikoducular sizi. Haydi, ben kaçıyorum. Filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli dakikalar.

IMDb: 5.8

Yapımı : 2016 - Hollanda
Tür : Gerilim
Süre: 87 Dak.
Yönetmen : Johannes Roberts
Oyuncular : Mandy Moore ,  Claire Holt ,  Matthew Modine ,  Yani Gellman ,  Chris J. Johnson
Senaryo : Johannes Roberts ,  Ernest Riera
Yapımcı : James Harris ,  Mark Lane

14 Ağustos 2016 Pazar

THE PURGE :ELECTION YAR, GREEN ROOM, THE SHALLOWS, BEFORE I WAKE, SCARE CAMPAIGN

THE PURGE :ELECTION YAR (2016)

İzmir dönüşü kucağına atladığım korku-gerilim filmlerinin yazılarını yazana kadar epeyce vakit geçti. Aslına bakarsan ne film izlemek, nede film yazısı yazıp, You Tube videpsu çekmek bile içimden gelmedi. İzmir vesilesiyle bir şeyi fark ettim aslında; her şeyin fazlası zarar.

Korku filmlerini çok sevip, çokça yazılarını yazmak güzel aslında ama bir şeyin de bokunu çıkartınca o şeyden biraz soğumaya başlıyor, yeni arayışlar içine giriyorsun aslında. Kendimi, özlediğim dramatik filmlere verdiğimi de anlamış oldum. Ha aralarda korku filmleri izlemedim değil tabii. Seninle paylaşacağım filmler var aslında. Bunlardan biri de; The Purge Election Year.

İlk filmin konusu beni oldukça etkilemişti ve devam filmlerinin de aynı şekilde olması ve ikinci filmin ilginçliğinin artması beni daha çok etkilemişti. İlk filmde daha çok bir ev ortamında olaylar gelişirken, ikinci filmde insanların sokakları tercih etmesi ve izleyiciyi de sokak köşelerinin gerginliğini yaşaması oldukça güzeldi.

Filmin konusunu düşündüğüm zaman, filmi izlememe gerek kalmıyor zaten; konusu kol tüylerimi değil, kıçımın kıllarının bile dikilmesini sağlıyor. Bülent Ersoy’un Senede Bir Gün şarkısı eşliğinde film başlar ve senede bir gün insanların birbirlerini düdüklediği bir gece ortaya çıkar; yani insanlar hiçbir yasal bir olaya takılmadan birbirlerini rahatlıkla öldürebiliyorlar. Aslına bakarsanız bu olayın tuhaf bir yüzünü yaşamıyor muyuz sanki gerçek hayatta? Ölmek üzere olan bir insana yardım etmesi gerekirken elindeki cep telefonuyla can çekişen insanın videosunu çekmek de hemen hemen aynı şeye denk geliyor.

The Purge, her bölümde kendisini biraz daha aşan bir film haline geliyor, birkaç konu daha ilginç olayı senaryoya katıyor. Son seride ise biraz daha politik bir yapıya sahip, ama bir o kadar da dramatik politik filmlerindeki ciddiyetten uzak bir film bizi beklerken, cinayet turizmi fikri de oldukça ilginç ve yine kıç tüylerini havaya dikici türden bir şey.


Bu kez karşımıza çıkan film karakterlerinden bir kaçı, izleyicide intikam dürtüsünü uyandırmaya yetecek başarıda. Hangi karakteri kastettiğimi filmi izleyince anlayacaksınız aslında. Filmin son serisini heyecandan uzak bulan instagram takipçilerim de olsa, ben filmin heyecanından bir şey kaybettiğini düşünmüyor, hatta çokta bonus bir heyecan olduğunu düşünmüyorum. Filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler. Yatmadan önce kapınızı bacanızı sıkıca kitlemeyi unutmayın; zira her an arınma gecesi borusu ötebilir.


IMDb: 6.2

Vizyon Tarihi: 01 Temmuz 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Aksiyon ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 105 Dak.
Yönetmen : James DeMonaco
Oyuncular : Elizabeth Mitchell ,  Frank Grillo ,  Mykelti Williamson ,  Edwin Hodge ,  Ethan Phillips
Senaryo : James DeMonaco
Yapımcı : Michael Bay ,  Andrew Form
Diğer Adı : The Purge 3


GREEN ROOM (2015)

Şimdi efenim; yüksek puanına aldanıp izlediğinizde, ne bir başyapıt, ne de sizi korkudan tirtir titretip öldürecek bir film ile karşılaşmayacaksınız. Piyasa tarzı sevenler için festival tarzı filmlerden öteye gitmeyecek dandik film olurken, 2016 Bağımsız Filmler Festivali meraklıları için de hayal kırıklığı yaşatacak bir film diyebilirim.

Filmi izlerken ilgimi çeken şeylerin başında gelen birkaç nokta olmadı değil; onlar da çok büyütecek şeyler değildi. Film boyunca haki rengin hâkim olduğu sahnelerle karşılaşıyoruz, ikinci olarak da silahla vurulma sahnelerinin gerçekçiliği oldukça iyidi. Hatırladığım kadarıyla müziklerini de sevdim.

Bir grup punk rock grubu seyahat ederlerken konsere çıkacakları izbe bir yerde araçları bozulur ve bir barda hem sahneye çıkmaya karar verirler. Bu esnada tanık oldukları bir cinayetten dolayı bu barda bir grup Neo Nazi tarafından rehin alınırlar. Mekândan kurtulmaya çalışan gençler için zorlu bir mücadele başlar.

IMDb:7.2

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 94 Dak.
Yönetmen : Jeremy Saulnier
Oyuncular : Imogen Poots ,  Anton Yelchin ,  Patrick Stewart ,  Alia Shawkat ,  Mark Webber
Senaryo : Jeremy Saulnier
Yapımcı : Neil Kopp ,  Victor Moyers




THE SHALLOWS/ KARANLIK SULAR (2016)

Orijinal adına yakın “Sığ Sular” falan diyeydiniz bari şu filmin Türkiş adına. Karanlık Sular filmi deyince pek çok kişinin aklına gelen 2002 Japon yapımı film gelebilir. Hatta Hollywood yapımı da hemen arkasından gelmişti. Neyse, şimdi bizim keskin dişli Karanlık Sular filmine bir göz atalım. Film gösterime girmeden internet sitelerinde yerini alınca pek çok kişi filmi indirigandi yöntemiyle izlemişsinizdir diye düşünüyorum. İnternetten izlerseniz izleyin banane. Ama bu tarz filmlerden keyif alarak izlemek için mutlaka sinema salonu büyüsünü yaşamanız gerekiyor.

Film, bir Jaws’a alternatif mi, tabii ki değil. Ama günümüz teknolojisinden faydalanarak daha keskin dişli bir film yapmak mümkün. Bu filmde de oldukça gerçekçi bir köpek balığı Nancy kızımızın götünden ayrılmıyor. “Karının façasını almadan bırakmam abi” diyen köpek balığımız o korkunç heybetiyle külhanbeyi külhanbeyi sığ sularda dolaşıp dehşet saçmaya devam ediyor. Yani bu durum, İstanbul Akvaryum gibi akvaryumlarda, camekân ardından izlediğiniz ve “way amk dişlere bak laaa” diye göt attığınız gibi değil.

Filmin manzaralarına hayran kalacaksın diyebilirim. Filmin geçtiği mekânın adını unuttum. Nancy, tatil için geldiği harika bir koyda sörf yapmaya hazırlanırken, bir köpek balığı da Nancy’e koymaya hazırlanır. Kızcağız zor bela kendini attığı bir kaya parçasının üzerinde, kendi gibi yaralı bir martıyla baş başa kalır ve oldukça akıllı bir köpek balığı tarafından da tehdit altındadır. Nancy avuç içi kadar bu kayanın üzerinden acaba nasıl kurtulacaktır. Haaaadi herkese keyifli seyirler.


IMDb: 6.8

Vizyon Tarihi: 05 Ağustos 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Jaume Collet-Serra
Oyuncular : Blake Lively ,  Óscar Jaenada ,  Brett Cullen ,  Sedona Legge
Senaryo : Anthony Jaswinski
Yapımcı : Lynn Harris ,  Douglas C. Merrifield
Diğer Adı : In The Deep



BEFORE I WAKE/ KÂBUSTAN GELEN (2015)

Eh arada iyi filmler de izleyim ama di mi? Kâbustan Gelen şeklinde afişlerde ve sinema salonlarında yer alan film de sana keyifle anlatacağım filmlerden diyebilirim. Film, geçtiğimiz haftalarda sinemalarda yerini alırken, torrentede düşmesi neticesinde 10 kâğıdı cebimde bırakarak yine internetten izleme yoluna gidip, sinema ve Türk ekonomisini baltalayıcı davranışımı sergilemiş oldum. E napiiim ama; işsizlik bir taraftan, faturalar öte taraftan götüme girmişken, bir yandan da sinema bileti bu tecavüzü katmerlemez mi? Neyse gelelim filme…

Bir korku filmi olarak bilinçaltı konusunu işleyen bir film düşünecek olursak, hiç de fena değil diyebiliriz. Ööööle derin bir bilimkurgu karışımı beklemeyin tabii. Bilinçaltının alnatıldı daha etkili filmler olmadı değil. Aslında bu film için dram-korku desek yeri var. Filmde sadece konu edilen şey bilinçaltı değil, küçük bir çocuğun gözünden kansere olan bakışı ve bencilce davranan yetişkinler. Başarılı bir senaryo bana göre.

Evlatlık alınmış küçük bir çocuğun, bilinçaltına yerleşen şeylerin rüyasına girmesiyle birlikte, rüyalarını gerçeğe çevirerek, çevresindeki kişilerin hayallerini de gerçeğe çevirme durumu anlatılmış. Değişik bir konu öyle değil mi?

Fakat bu rüyalar gerçeğe dönüşüp, insanları mutlu ederken, aynı zamanda kâbusları da o kişileri mutsuz etmeye, hatta popoların üç buçuk atması için oldukça yeterli. Filmi ben beğendim, keyifle izledim, sizlere de tavsiye ederim. Herkese iyi seyirler.


IMDb: 6.2


Vizyon Tarihi: 05 Ağustos 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Dram ,  Fantastik ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 97 Dak.
Yönetmen : Mike Flanagan
Oyuncular : Kate Bosworth ,  Thomas Jane ,  Jacob Tremblay ,  Dash Mihok ,  Annabeth Gish
Senaryo : Mike Flanagan ,  Jeff Howard
Yapımcı : Trevor Macy ,  Sam Englebardt
Diğer Adı : Somnia


SCARE CAMPAIGN (2016)

Bu filmi size nasıl anlatsam bilemedim. Neresinden tutsam bir ipucu verebilirim gibi geliyor. “İki kelime ile anlat ve siktir et ve kurtul,” desede sol omuz meleğim, “sen iki cümleyle film anlatacak adam mısın ulan, kaliteni düşürme ve şu filmi adam gibi anlat,” diyen sağ omuz meleğim birbiriyle kavga ede dursunlar bende dilim döndüğünce filmi sizlere anlatmaya çalışayım o halde.

Hani birçok kez ters köşe yaparak izleyiciyi şaşırtıp, ağızlarımızı Damlataş Mağarası gibi açılmasına neden olan filmler vardır ya; hah işte bu film de bunlardan biri. Bu nedenle fazla derinlere giremiyorum. Filmde oyunculuklar berbat bir kere. Benim kıçımın kanatlarına iki göz ve ağız çizseniz kukla niyetine Oscarlık iş çıkartır; o derece. Bu arada Word programı beni durmadan uyarıyor argo kelime diye ama çaktırma. İnsanı durmadan şaşırtan bu filmi anlatmaya geçeyim artık.

Bir grup tv programcısı, 5 sezondur gerçekçi korku şakaları yapan bir program hazırlamaktadır ve 6. Sezona geçiş yapılabilmesi için, internet üzerinden yayın yapan ve şakalarını gerçekten öldürmeye varıncaya kadar taşıyan gizemli bir grubun başarısını alt etmeleri gerekmektedir. İnternetin sınırsızlığına ulaşabilmeleri için onlardan daha iyi olmaları gerekmektedir ve 5. Sezonun son bölümünün en iyi şekilde geçmesi için tüm hazırlıklara başlarlar.

Buldukları terkedilmiş eski bir hastanede şaka hazırlıklarına başlarlar ve şakazede de gelince tüm ekip hazır bir şekilde rolleri ne gerektiriyorsa yaparlar fakaaaaaat ani bir gelişme neticesinde işler biraz değişir. İzleyin, görün derim. Yeter buraya kadar anlattığım. Hadi ben kaçtım.

IMDb: 5.6

Yapımı : 2016 - Avustralya ,  Avustralya
Tür : Korku
Yönetmen : Cameron Cairnes ,  Colin Cairnes
Oyuncular : Steve Mouzakis ,  Olivia DeJonge ,  Sigrid Thornton ,  Meegan Warner ,  Ian Meadows
Senaryo : Cameron Cairnes ,  Colin Cairnes
Yapımcı : Julie Ryan








1 Ağustos 2016 Pazartesi

TAKİPÇİLERİME HESAP VERME DURUMU

Aman ihmal etmeyeyim, aman arayı fazla açmayayım derken bir de bakmışım nerdeyse bir ayı gecik bir süredir sizlerle ne yazık ki hiçbir yazımı paylaşamamışım. Beni kıçımdan düdükleyerek düdüklü tencereye çevirmeye çalışan bir otelde yaklaşık bir ay boyunca çalışmaya çalıştığım için bir İzmir macerası yaşadım. Bu nedenle ne film izleyebildim, ne de film yazısı yazabildim.

Patacılık aşkına katlandığım bu macerada, tatil köyünün tek kahraman pastacısı olarak çalıştığım için inanılmaz yoğun bir çalışma temposu ki hayatımda hiç bu tempoda çalıştığımı bilmiyorum, nefes bile almaya vaktim kalmıyordu. Ortalama 400-450 kişilik tatil köyünün müşteri sayısı hafta sonları 600’ü bulabiliyordu ve ben tek başıma öğlen 10, akşam 10 çeşit tatlıyı (saat beşteki tuzlu kurabiye ve kek olayı da dâhil) tek başıma çıkartmak zorunda olduğum için, yaklaşık 27 günlük bir çalışma neticesinde elimde donumu sallaya sallaya İstanbul’a kaçtım.

Para bile almadan kaçtığım tatil köyündeki pastane bölümündeki bin bir çeşit haşereye veda bile edemediğim için üzgün olsam da, en azından bir haftalık ücretimi banka hesabıma yatırıp hak yemeyen muhasebeci kankiye buradan kocaman teşekkürler.

İzmir olayına taaaa başından beri anlatacak olursam sizleri upuzun ve komik bir hikâye bekliyor olacak. Bu yüzden bu konuya fazla girmeden, İstanbul’a gelirgelmez izlediğim filmlerin anlatımı ile baş başa bırakıcam. Tekrar herkese merhaba.