27 Mart 2016 Pazar

KUTSAL ANLAŞMA, DETAY, VICTOR FRANKENSTEIN, BACKTRACK, PRIDE AND PREJUDICE AND ZOMBIES

SEVİLAY SİPAHİ/ KUTSAL ANLAŞMA (KİTAP)

İnstagram hesabımdan bana gelen bazı soruların başında “bana gerilim-korku kitabı tavsiye eder misin?” oluyordu. Korku filmlerinin yanı sıra bu hafta sizlere tavsiye edebileceğim bir de kitap olacak: Kutsal Anlaşma.

Öncelikle kitap eleştirmeni olmadığımı belirteyim de sonra bana fırça atmayın. Türk kitapseverlerin genelde yabancı kitaplardan takip ettiği hayalet ve ruhlar âlemi hikâyeleri bu kez bir Türk yazar tarafından kaleme alındı. Aslına bakarsanız bizde korku-gerilim-gizem türlerinden pek roman bulunmuyor piyasada. Bu yüzden daha çok yabancı yazarların Türkçeleştirilmiş kitaplarıyla idare edip duruyoruz. Sevilay Sipahi’nin Kutsal Anlaşma isimli gizem-gerilim türünden romanı bu açığı kapayacak kitaplardan ne yazık ki biri. Daha fazla yazarın olmasını ümit ediyorum.

Mona kitaptan çıkan Kutsal Anlaşma, gizemli bir şekilde ilerliyor. Biraz klasik noktalar yakalasam da, gizemini sürdürüp heyecanlı bir akışta ilerliyor.  Adis adındaki yazarımız henüz farkında olmadığı bazı özelliklere sahiptir ve bunun için bilinçaltını biraz deşmesi gerekmektedir.

Yazdığı kitaplar her ne kadar okuyucuları tarafından ilgi görüp, rehber bir özelliğe sahip olsa da kendi içinde bir şeylerin eksikliğini yaşamaktadır. Nihayetinde bir gece evinde yaşadığı paranormal bir olay karşısında bu olayın üzerine gider ve başka insanların aksine cesaretli bir şekilde davranır.


Her gece aynı saatte hissettiği tuhaf gücün yanı sıra,  bir süre sonra sesler de duymaya başlar. Bu noktadan sonra hem okuyucu, hem de Adis için ruhlar âleminin kapısı açılır. Adis için gizemli ve gerilim yüklü bir maceranın da başlangıcı olur.


DETAY (2015)

Son dönem yerli gerilim filmlere alternatif bir film olsun diyerekten izlediğim ve biraz da sıkıldığım bir film oldu Detay. Aslında konusuna ve gidişatına bakılırsa daha fazla hareketli ve heyecanlı bir gidişatta olabilirdi. Filmi heyecanlandırmak adına pek çok şey yapılabilinirdi diye mırıldanırken, filmin sonunu da biraz zor getirebildim diyebilirim. Yinede son dönem gerilim Türk gerilim sineması için farklı sayılabilir

Bir mimarlık şirketindeyiz ve başarılı giden bir proje sonrası kutlamalar falan yapılıyor. Taner, işleri olduğu için kutlama sonrası ofiste kalıyor ve bu noktadan sonra Taner’in başına gelmedik şey kalmıyor.

Ofiste kazara işlenen bir cinayet sonrası gelen esrarengiz bir telefon Taner’in hayatını heyecanlandırmaya yeter hatta kalpten bile gitmesine kadar varacak noktaya gelir. Telefonun ucundaki bir hacker, oldukça taşak geçici bir tavırla Taner’in hayatına müdahale etmeye başlarken, ofise tekrar geri gelecek olan kişiler arasında da bir yüzleşme başlayacaktır. Eh idare eder tarzında bir film olduğunu belirtir, izlemek isteyenlere de şimdiden keyifli seyirler dilerim. 


IMDb: 4.5

Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Gerilim ,  Psikolojik
Süre: 95 Dak.
Yönetmen : Korhan Bozkurt
Oyuncular : Yosi Mizrahi ,  Burak Hakkı ,  Deniz Uğur ,  Yağmur Kaşifoğlu ,  Toprak Sağlam
Senaryo : Korhan Bozkurt ,  Umut Gelgör
Yapımcı : Umut Gelgör




VICTOR FRANKENSTEIN (2015)

Çevir kazı yanmasın hesabı ısıtıp ısıtıp beyaz perdeye uyarlanan Frankenstein filmlerinin sonuncusu diyelim. Arkasından daha ne kadar çıkar birlikte göriciiiz.  Hatta son yıllarda amma Frankenstein yaptı behh desek yeridir. Modern uyarlamalarından tutun da, Victor efendinin yaratmış olduğu canavarın daha ön planda oluşuna kadar pek çok film izledik. Bu film ise tamamen canavarın yaratıcısı Victor Frankenstein ve yamağı İgor’un ön planda olduğu, “aman cavar çıksa da eğlensek” diyen izleyicinin biraz hayal kırıklığı yaşayacağı türden.

Ölümsüzlük üzerine çalışmaları olan Victor’un bir ucube sirkinde tesadüfen tanıştığı kambur İgor, tıpkı doktor gibi yeteneklidir. Victor bunu fark edince, İgor’u olaylı bir şekilde sirkten kurtarır, onu tedavi eder ve başyardımcısı yapıp, büyük sırrını onunla paylaşır: Ölüleri tekrar diriltme projesi. Hadi bakalım kolay gele Victor’cuuuuum.

Film beni çok sarmasa da, dönem filmi severler için kostümler oldukça güzel. Bu tarz kostümlerin beni de etkilediğini belirtmeliyim. Oyunculukların ne yazık ki tavan yapamadığı filmin görsel efektleri de çok etkileyici değildi ama güzel görüntülerin yer aldığını da hemen belirteyim. Frankenstein filmi sever için alternatif bir film olabilir fakat bir başyapıt değil. Haaaaydi o zaman Frenki ile sizi baş başa bırakıyorum. İyi seyirler ossun.

IMDb: 6.0

Vizyon Tarihi: 11 Aralık 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Bilim Kurgu ,  Dram ,  Korku
Süre: 109 Dak.
Yönetmen : Paul McGuigan
Oyuncular : Daniel Radcliffe ,  James McAvoy ,  Jessica Brown-Findlay ,  Andrew Scott ,  Bronson Webb
Senaryo : Mary Shelley ,  Max Landis
Yapımcı : John Davis ,  Mairi Bett




BACKTRACK (2015)

Biraz duygusal, biraz gerilim, birazda gizemli bir yolda ilerleyen Backtarck filmi orta halli ama Adrien Brody’nin sağlam oyunculuğu ile biraz daha izlenebilir bir film olmuş. Her an ortaya çıkabilecek hayaletler sizi aniden korkutabilirken, ölen bir genç kızın gizemi ardından yaşanan inatçı bir gerçeği arayış mücadelesi de söz konusu.

Aniden karşısına çıkan hayaletler bir taraftan göt korkusu yaratırken, diğer taraftan hayaletlerin vermiş olduğu mesajları dikkate alan acılı babamızın hayaletlerin peşine takılıp, gerçek dünya ile ruhların dünyası arasındaki gelgitleri Nur Nur Yerlitaş’ın gelgitlerinden beter hale gelmiştir.

Herif sıçmaya gitse, koletin içinden fırlayan hayaletlerden illallah eden Peter, en sonunda dayanamaz ve hayaletlerle kanka haline gelir. Sadece kızının hayaleti değil, farklı hayaletlerin de ondan yardım istemesi bir tesadüf değildir ve kızının öldüğü tren kazasının ardındaki sır bir süre sonra ortaya çıkacaktır.
Çok fazla beklentiye kapılmadan izlemenizi tavsiye ederim. Filmin duygusal boyutu daha fazla olduğu için dram-korku haline gelen bir film çıkacak karşınıza. Haydi o zaman ben kaçar. Herkese iyi seyirler.

IMDb: 5.9

Yapımı : 2015 - Avustralya
Tür : Gerilim ,  Gizem
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Michael Petroni
Oyuncular : Adrien Brody ,  Sam Neill ,  Bruce Spence ,  Robin Mcleavy ,  Jenni Baird
Senaryo : Michael Petroni
Yapımcı : Jamie Hilton ,  Michael Petroni



PRIDE AND PREJUDICE AND ZOMBIES/ AŞK VE GURUR VE ZOMBİLER (2016)

Hafta sonu filmi izleme hazırlığı yapıp, çekirdeklerimi almak için markete giderayak apartmanın kapısında yan komşumuz olan kadınla karşılaştım. Aramız biraz limoni olduğu için zombiye bağlayıp, kadının beynini deşesim geldi ama hadi neyse diyerekten sahte güler yüzülme ablayı selamladım. E- anacım ben biliyorum başıma gelecek şeyi; selamım karşılığında “ayyy canım seni özlemişim, size uğrayacam iki dakika demez mi?”

Neyse ara düzeltmek için iyi bir fırsat olsa da film keyfim yarıda kalacaktı ki öyle de oldu. Çenesi düşük abla beni oturma salonumuzda korkunç bir zombi gibi beklerken, 2 saatcik kadar bir rötarla filmi izlemeye koyuldum.
Aşk ve Gurur romanının zombi uyarlaması olan filmi daha komik, hatta daha absürd bir komedi bekliyordum ama düşüncemin tam tersi, komedisi az, Aşk ve Gurur filminin içine zombilerin serpiştitirlmiş hali gibi buldum. Gerçi, Aşk ve Gurur’da zombilerin olması başlı başına absürd bir durum ama komedisi yoğun değildi.Yada bana hitap etmedi bilemiciiim.

Beklediğimin aksine biraz tatsız tuzsuz bir film izlemiş oldum. Bazı aksiyon sahneleri beni eğlendirdi ama kızların karizmatik, dans ediyormuş gibi dövüş sahneleri daha iyi olabilirmiş. Kostümleri tabii ki oldukça hoşuma gitti. Filmi size havale ediyorum. Bir de siz karar verin bakalım.

IMDb: 6.1

Vizyon Tarihi: 26 Şubat 2016
Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Gerilim ,  Komedi ,  Korku ,  Romantik
Süre: 108 Dak.
Yönetmen : Burr Steers
Oyuncular : Lena Headey ,  Matt Smith ,  Douglas Booth ,  Charles Dance ,  Sam Riley
Senaryo : Burr Steers
Yapımcı :  -
Diğer Adı : Aşk ve Gurur + Zombiler





20 Mart 2016 Pazar

NACİYE, THE ABANDONED, BLACK CHRISTMAS

NACİYE (2015)

N’apılsın edilsin Naciye hemen izlensin. Yerli korku-gerilim türünün içinde iyi bir yere sahip olabileceğini düşündüğüm Naciye filmine geçenlerde Taksim’de kurs çıkışı gitmek istedim. Film Beyoğlu’nda iki salonda gösteriliyordu ve saat 17.30’daki Yeşilçam sinemasındaki gösterimi kaçırdığım için soluğu Majestik sinemasında aldım.

Majestik sinemasında alışık olduğum bir durum var ki; gişeci ablanın bana “sizden başka kimse yok, bir kişi daha gelirse izleyebilirsiniz,” demesiydi. Filmin başlamasına 10 dakika kala elimdeki pasta kutularıyla haldur huldur bekleme salonuna doğru geçtim.

O gün de profesyonel pastacılık kursunda hocamızın bize yaptırmış olduğu üç adet pastayı taşıma durumu işkence sınırlarına vardığı için, siparişleri götüren pastacı çırağı gibi salonda başladım oturmaya. Naciye, filmde gerilen im yarattı gibi, bekleme salonunda da bana gerilim yaşatmaya başladı. Dakikalar geçtikçe anladım ki yine filme giremicem.

Pasta kutularını orada unutmuş olsaydım, akşama ana haber bültenlerinde fünye ile patlatılmış pastalarımı sinema salonunun tavanına yapışmış vaziyette izleyebilirdim. Malum; ortalık şu ara oldukça karışık.



Ertesi gün yine şansımı deneyip filme girmeye karar verdim ama; yok durum yine aynı. Filmin yönetmeni Emre Bey ile bu durumu instagram üzerinden konuşunca o da sağ olsun bana farklı bir alternatif yol sundu ve filmi izleyebilme şansını elde ettim. Durum bildiğiniz gibi değil şekerler. Filmi izleyebilmek için yönetmenin yatağından geçmedim tabii ki. İçiniz çok fesat. Aklınıza hemen böyle şeyler gelmesin. Siz filmi nasıl izlediğimi düşüne durun ki şimdi yolunu yordamını söyleyemiciiim, ben de filmden ufak ufak bahsetmeye başlayayım.

Her şeyden önce Derya Alabora, Masumiyet filminden bu ayana deli gibi sevdiğim sanatçılardan biriydi. Filmin fragmanında kendisini psikopat bir hatun olduğunu görünce daha da heyecan yaptım. Kesinlikle bu filmi izlemem gerekiyor dedim. İzledim de…

Naciye sorunlu bir çocukluğun ardından yıllar sonra adada yaşadığı evi kimseye vermek istememektedir. Çocukluğunun geçtiği bu ev zaten ona ait değildir. Mirastan kendisine pay düşmemiştir ama evin tamamını sahiplenmiştir. Orada yaşanmışlıkları vardır.

Evi kiralayan genç bir çift, kendi içlerinde yaşadıkları çatışmayla birlikte Naciye’nin evine taşınmışlardır. Evde kendilerinden başka kimsenin olmadığını düşünürlerken, bir süre sonra evde yalnız olmadıklarını fark ederler; Naciye, evine tekrar gelmiştir ve bu evi de başkalarıyla paylaşmaya da hiç niyeti yoktur. Bu noktadan sonra oldukça gerilimli bir süreç başlar.

Filmin gerilimini sevdim. Hatta bazı sahnelerin akıcılığı ve müziklerde kullanılan başlıca sesler, izleyicinin aklında kalabilecek ve filmden sonra da kulakları terk etmeyecek türden seslerdi. Filmde kullanılan ev, gündüzleri huzur verici, bahçeli ve yemyeşil atmosferiyle hoşunuza gidebilir fakat gece olunca, evin atmosferi de tıpkı Naciye gibi değişmekte ve oldukça ürkütücü bir hale gelmektedir.


Ben filmi beğendim. Her ne kadar bu tür filmler Türkiye de çok ilgi görmese de, er yâda geç izleyicisi ile buluşacağını düşünüyorum. Psikolojik gerilim seven kişilere, yeni dönemin kült film adayı Naciye’yi tavsiye ediyorum. Bu arada yönetmeninden aldığım bir müjdeyi de hemen filmi izleyemeyenlere duyurayım; filmin dvd’si yaz mevsimi gibi çıkıyor. 

FİLMİ YOU TUBE KANALIM KORKUKOLİK'TE DE ANLATTIM AŞAĞIDAKİ VİDEODAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Yönetmen:Emre Çiçek
Senaryo:Emre Çiçek
Ülke:Türkiye Türkiye
Tür: Dram, Korku, Gizem, Gerilim
Rating: 7.4
Vizyon Tarihi:11 Mart 201 (Türkiye)
Dil:Türkçe
Müzik:Zafer Aslan









THE ABANDONED / İZBE (2006)

Arkadaş izledim de bu kadar dağınık bir konusu olan filmi daha önce hiç izlemedim. Filmi arkadaşımla birlikte izledik. Filmi ben seçtiğim için Alkan’dan dayak yiyecektim ama zor yırttım diyebilirim. Elimizdeki çayımıza, çekirdeğimize de yazık oldu valla. Keyif alamadan izlediğimiz bir film oldu diyebilirim. Ha filmi biz sevmemiş olabiliriz ama belki de siz sevebilirsiniz.

Filmin fragmanını izlerken ohaa dedik, bu film çok korkunç. Evet, film korkutma açısından oldukça sağlam. Filmin başlarında ooooowww dedik, bu film çok fena ama ilerleyen dakikalarda kafamız götümüze girmişçesine dumura uğradık. Senaryonun sofistike yönü kafamızı çok karıştırırken filmin çok iyi işlenememiş hali izleyiciyi yormaktan başka bir hale gelmemiş.

Filmin sonunu zor getirdiğim, ıkına sıkıla izlediğim, ay bitse de şundan bir kurtulsak dediğim filmi anlatayım size. Artık ne kadar ne anladıysam anlatayım. Filmdeki kadının hikâyesi zaten karışık.

Korkunç nedenlerden dolayı anne ve babası ölen ikiz bebekler evlatlık verilirler, aradan kırk yıl geçtikten sonra geçmişlerini merak edip, doğdukları eve gelerek tesadüfen bir araya gelen kardeşler geçmişlerine dair iki hayalet ile karşılaşırlar ve hemen arkasından akıllara durgunluk veren bir süreç başlar.

En azından filmi iki satırla da olsa anlayabilecek şekilde izlediğim için çok mutluyum. Film ilginizi çektiyse şimdiden iyi seyirler. Hadi ben kaçtım. Beni bu filme hiç bulaştırmayın.


Yönetmen:Nacho Cerdà
Senaryo:Karim Hussain, Nacho Cerdà, Richard Stanley
Ülke:İspanya İspanya, İngiltere İngiltere, Bulgaristan Bulgaristan
Tür: Korku, Gizem, Gerilim
Rating: 5.7
Vizyon Tarihi:11 Eylül 2006 (Kanada)
Dil:İngilizce, Rusça
Müzik:Alfons Conde
Web Sitesi:Resmi Site
Çekim Yeri:Sofia, Bulgaria



BLACK CHRISTMAS / KARA NOEL (1974)

Cumartesi gecesi benim izlediğim 4. Alkan’ın ise 3. Filmi olan Kara Noel, sonunu uykumun aşırı gelmesinden dolayı izleyemediğim filmlerden biri. Şu anda katilin kim olduğunu hala bilmiyorum.

Ertesi gün Alkan uyandığında katilin kim olduğunu sordum ve “uyumasaydın da izleseydin” şeklinde bir fırçayla karşılaştım. Sonra araya ne girdi bilmiyorum konu değişti ve ben hala katilin im olduğunu merak ediyorum. Her neyse, bu sefer de katilin kim olduğunu öğrenmeden bir filmi yarıda bırakmış olayım. Uyku geldi mi katil matil dinlemiyor valla.

Filmde bir kız urdu var ve kendine faydası dokunmayan, alkolik bir müdüre hanım eşliğinde kızlar bu yurtta yaşamlarını sürdürürlerken, yurda gelen sapıkça telefonlar karşısında huylanan kızlar, oldukça panik olurlar.

Bir süre sonra aralarından ve çevrelerinden de yok olan insanlar bu paniği ikiye katlarken, polisin de devreye girmesiyle bir seri katilin ortaya çıkması kızlar arasında büyük bir paniğe neden olur. Galiba film böyleydi. Uyuma boyutuna geçtiğim için filmi yarısında bıraktım. Filmi tam izleyenler varsa biri bana özel mesaj olarak katilin kim olduğunu söylesin. Hadi herkese iyi seyirler. Eski film severler için güzel bir hafta sonu gecesi filmi olabilir düşüncesindeyim.

Yönetmen:Bob Clark
Senaryo:Roy Moore
Ülke:Kanada Kanada
Tür: Korku, Gizem, Gerilim
Rating: 7.2
Vizyon Tarihi:11 Ekim 1974 (Kanada)
Dil:İngilizce
Müzik:Carl Zittrer
Çekim Yeri:6 Clarendon Crescent, Toronto, Ontario, Canada
Nam-ı Diğer: Black Christmas | Silent Night, Evil Night | Stranger in the House





15 Mart 2016 Salı

WHAT WE DO IN THE SHADOWS, DRESSED TO KILL, THE TOWN THAT DREADED SUNDOWN, DISCONNECT

WHAT WE DO IN THE SHADOWS / AYLAK VAMPİRLER (2014)

Ya arkadaş vampirlerinkisi de hayat mı be? Herifler zor hayat şartlarından dolayı arabeske bağlamış, hatta geçim sıkıntısından dolayı aynı evi üç-beş vampir paylaşır hale gelmişler. Eeee anacım, vampirlik artıkın öööle eskisi gibi değil tabii. Nerde o karizmatik, vurduğunu deviren, tuttuğunu emen esikinin vampirleri. Eh, zaman değişti, Çelik değişti, Çelik değişmişken de vampirler de değişti. Buyurun o zaman size bir vampir belgeseli: What We Do In The Shadows

Tabii belgesel dediğime bakmayın. Aslında izleyeceğiniz bir film. Hem de matrak, absürd bir korku-komedi filmi. Ama iyilerinden biri diyebilirim. Imdb puanı da bir o kadar yüksek.


Bir grup vampir günümüze kadar gelmiş, birkaç tanesi aynı evde yaşayarak yaşamlarını insanlardan farksız bir şekilde sürdüre dururken, bir belgesel ekibi tarafından zor bela ikna edilerek, hayatları belgesel yapılır. Bu süreç içinde yedikleri, içtikleri, yaşam şekilleri derken her şey kamerayla kayıt altına alınır. Belgesel çekimi süresince anlarız ki; bu dünyada vampir olmak, insan olmaktan daha zordur. 


IMDb: 7.6


Yapımı : 2014 - YeniZelanda
Tür : Komedi
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Jemaine Clement,  Taika Waititi
Oyuncular : Jemaine Clement ,  Taika Waititi ,  Ben Fransham ,  Rhys Darby ,  Jackie Van Beek
Senaryo : Jemaine Clement ,  Taika Waititi
Yapımcı : Jemaine Clement ,  Taika Waititi



DRESSED TO KILL / ÖLÜME KUŞANMAK (1980)

Biraz Dario Argento biraz da Alfred Hitchcock filmlerine benzettiğim film, bir eşcinsel bir seri katil etrafında dönen, birkaç karakter ile olayların geliştiği ve bu yüzden izleyiciyi çok fazla yormayan bir film.

Filmin açılışındaki erotik duş sahnesindeki uzuuuunca izlediğimiz iç sulandıran sahnenin bu kadar uzatılması ve çok ateşli bir şekilde izleyiciye yansıtılmasından dolayı, Angie Dickinson’u acaba Sylvia Kristel mi diye düşünüp, Emmanulle filminin son bölümünü izliyorum sandım.

Biraz iç bayan erotik sahnelerle dolu film, giallo tarzında düşünülmüş sanırım. Tabii her erotik sahnenin bir de acı tarafları var; bir önceki sahnede ağzımızın suyu aka aka izlediğimiz çıplak hatunlar bir sonraki sahnede korkunç bir şekilde öldürülüyorlar.

Kate, evli, çocuklu ama mutlu değildir. Seksüel anlamda kendi tamin etmek için vibratör setine bile razı olan kadın, kocasından beklediği ilgiyi bulamayınca, pskoloğuna danışır.

Birgün bir resim sergisinde tanıştığı bir adamla eve bile gitmeyi bekleyemeden takside düzüşmeye başlar ve taksi şöförünün hayatı boyunca unutamayacağı bir anısı olur.

Kadın, cinsel aktivite sonrası, birlikte olduğu adamın cinsel bir hastalık kaptığını dair raporu görünce panik olur ve evden kaçar. Apartman asansöründe telaşlı bir şekilde aşağı inerken, cinayete kurban gider.
Olaya polis karışınca anlaşılır ki; katil, Kate’nin gittiği psikoloğa giden bir başka hastadır. Cinayete tanıklık eden fahişe bir kızceğizin de işin içine girmesiyle birlikte katil kim şeklinde bir arayış başlar. 


IMDb: 7.1

Yapımı : 1980 - ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Polisiye
Süre: 104 Dak.
Yönetmen : Brian De Palma
Oyuncular : Michael Caine ,  Nancy Allen ,  Angie Dickinson ,  Dennis Franz ,  Keith Gordon
Senaryo : Brian De Palma
Yapımcı : George Litto
Diğer Adı : Öldürmeye Hazır


THE TOWN THAT DREADED SUNDOWN (2014)

Kendimi pek veremediğim filmlerden biri olsa da verebildiğim kadarını sana anlatarak seninle paylaşayım. Slasher tarzı filmleri severlerin ilgi alanı olabilecek film de, geçmişte yaşanan cinayetleri tekrar işleyen bir katil modeli ile karşı karşıyayız.

Küçük bir kasaba, herkes kendi halinde ve geçmişte yaşanan cinayetlerle ilgili bir korku filmi gecesinde tüm gençler, açık hava sinemasında film izliyoruz hesaaabı herkes birbirini yalarken, toplu yalaşmadan keyif alamayan genç çiftimiz gözlerden ırak bir yere arabalarını park ederler.

Genç kızımız, arabanın içinde “vermicem vermicem, benim değil mi vermicem,” şeklinde partnerine yaklaşırken, her ikisinden de bıçak darbeleriyle söke söke canlarını alan katilin ilk cinayetiyle huzurlu kasabamızın huzuru bozulur ve geçmişte yaşanan bir seri cinayetin tekrarları başlar.

Yıllar öncesinde kalan katil geri mi dönmüştür, yoksa cinayetlerin kopyasını yapan bir başka seri katilimiz mi vardır? Tüm soruların cevabı filmde. O zaman herkese şimdiden iyi seyirler.

IMDb: 5.6

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Aksiyon ,  Korku
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Alfonso Gomez-Rejon
Oyuncular : Spencer Treat Clark ,  Addison Timlin ,  Joshua Leonard ,  Gary Cole ,  Edward Herrmann
Senaryo : Roberto Aguirre-Sacasa





DISCONNECT / SANAL HAYATLAR (2012)

Ah yine aldanıp, dram-derilim yazıyor diye izledim bu filmi. Gerilim mi; değil tabii. Ama adamlar yapmış karrrdeşim deyip, sıkılmadan ve zevkle izleyebileceğim bir film olmuş. Birkaç sahnesinde gerilimsel faliyetler olmuş olsa da tam anlamıyla gerilim olmayan, ama içinde biraz gizem, az bir şey gerilim ve ağırlıklı olarak dram olan güzel bir film izlemiş oldum. Korku-gerilim tarzına birkaç gün ara verip farklı bir şeyler izlemek isteyen kişilere tavsiye ederim.

Birbirinden farklı hayatların bir şekilde kesişmesiyle oraya çıkan film, sanal alemin artık hayatımıza ne denli girdiğini ve neredeyse hayatımıza bile hükmetmeye başlayacağını anlatıyor. İnternetin ne olduğunu, ne şekilde hayatımızın bir parçası olduğunu sorgulayan film, internet ortamında istenilen kimliklere bürünüp, istediğin işi özgürce yaparken, bir yandan da tanımadığımız kişilere ne derece güvenip içimizi dökmemizin ne kadar doğru olup olmadığını gözler önüne seriyor. Belki de bir çocuğun hayatını bile elinden alabilecek kadar da acımasız olduğunu.

Film de, farklı kişilerin internet ortamında yaşadıkları olayların ardında yatan gerçeklerle dolu. Bazı hikayelerin sonu bizi şaşırtırken, filmin finaline doğru ortaya çıkan toparlanma oldukça güzel bir şekilde beyaz perdeye yansıtılmış.
Kankalar film kaçmaz. Biraz farklı bir türe de parmak atayım diyorsanız tavsiye ediyorum.  Şimdiden herkese iyi seyirler. Filmi izleyenler yada izlemek üzere olanlar, film hakkında yorumlarını buraya yazsınlar.

IMDb: 7.5

Vizyon Tarihi: 26 Temmuz 2013
Yapımı : 2012 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim
Süre: 115 Dak.
Yönetmen : Henry Alex Rubin
Oyuncular : Paula Patton ,  Alexander Skarsgård ,  Jason Bateman ,  Max Thieriot ,  Colin Ford
Senaryo : Andrew Stern
Yapımcı : Marc Forster ,  William Horberg

6 Mart 2016 Pazar

ÇAĞRILAN, THE STRANGER, CREEP

ÇAĞRILAN

Fragmandan anladığım kadarıyla biraz Mezarlık buluşmaları, biraz Darağacı ve birazdan bizden nameler: Cinler. Olsun yabancı filmlere benzetilsin bunda bir sıkıntı yok ama benzetiyorsan tam benzet bari. İyi bir korku filmi izleyicisine sen gidip de “bu filmi hiçbir yerden esinlenmeden yaptık,” dersen olmaz zaten. Dediniz mi orasını da bilmiyorum.
Sinemada koltuğa oturduğumda filmin başlamasını beklerken arka koltukta oturan kızın kıkırtıları başlamıştı bile. Bazı tipler vardır ya hani korku filmine geldiklerinde gülmek için hazırda beklerler. Bu ergen kızımız da onlardandı zaten.

Film başladığında n’oooluyor be dedim. Filmin konuşma sesleri hiç duyulmuyordu. Sinemada ilk kez başıma gelen bir olay. Belki düzelir falan diye beklerken, baktım ki film böyle devam ediyor. Hatta bir ara sorunun benim kulaklarımda olduğunu sanıp, arkaya döndüm ve kikirdek ergen kıza da sordum sen duyuyor musun diye. O ve film arasında en arka koltukta oturan çift de bana duyamadıklarını söyleyince anladık ki sorun salondaydı. Hayır da, arkamda ki ergen abla neyi anladı da neye gülüp durdu ben de onu anlayamadım. Diyorum ya, ne izlesin, dikkat çekmeye çalışmak adına sürekli kikirdeyen model grubu oluyor bunlar.

Film arasında makinistin yanına gidip durumu izah ettim. O da bana film arasında başka bir filmden kısa bir görüntü izletti. Baktık ki bu filmin sesinde hiçbir sorun yok. O halde sorun filmin sesindeydi. Kaderimize küsüp, çağrılan cinlerin boğuk sesleri eşliğinde filmi izlemeye kara verdik. Fakat çok daha fazla dayanamadığımı ve hayatımda ilk kez bir film bitmeden çıktığımı hatırlıyorum.
Bir grup öğrenci canlı yayında korku filmi çekmek istiyorlar. Stüdyoyu kuracakları mekâna baştan gelip ortalığı kolaçan ediyorlar. Mekân, terk edilmiş bir okuldu sanırım. Her şey hazırlanıyor, izleyiciler bir salonda koltuklarına yaslanıyor ve bizim ekip canlı yayında filmlerine başlıyorlar.


Cin çağıran çocuklar, çağırdıkları cinleri de geriye yollayamayınca okulda hapsoluyorlar ve al başına belayı. En son tavanda gezinen iblisleri gördüğümü hatırlıyorum ve salondan çıktım. Çok farklı bir konuya da sahip değildi bu film. Mezarlık Buluşmaları filminden de pek çok sahneye şahit olduğum filmi hiç özgün bulamadım ve daha fazla dayanamayıp salondan ayrıldım. Zaten film boyunca kimin ne dediğini de duyamadım. 

Vizyon Tarihi: 26 Şubat 2016
Yapımı : 2016 - Türkiye
Tür : Korku
Süre: 85 Dak.
Yönetmen : Hüseyin Eleman
Oyuncular : Akdora Akalın ,  Bahadır Karaca ,  Çağla Nefesoğlu ,  Yerkan Kahraman
Senaryo : Hüseyin Eleman ,  Yerkan Kahraman
Yapımcı : Cüneyt Ceylan





THE STRANGER/ ZEBANİ (2014)

Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren bir başka korku filmi de The Stranger/ Yabancı oldu. Yabancı,  izleyeceğiniz sıkıcı vampir filmlerinden biri. Korku sinemasında vampirler, zaman ilerledikçe boyut değiştiren, hatta insanlarla iç içe yaşayıp, aşk meşk mevzularına bile girip romantikleşecek kadar absürt bir noktaya kadar geldiler. Vampir dediğin adamın aaazına sıçar kardeşim; Parçalayıcıdırlar, açlıktan gözleri döndü mü anasını bile tanımaz boynuna yapışıverirler. Şimdinin vampirlerine anlam veremiyorum.

Bu filmi her ne kadar Elioth Roth çekmeyip yapımcılığını üstlense de, karısının oynaması kaçınılmaz olmuş. Eliot Roth her filminde karısına kıyak geçip, filmlerinde rol veriyor. Bu filmde de kural bozulmamış ve Lorenzo Izzo çeşitli flashbacklerde karşımıza zırt pırt çıkıp duruyor.

Vampir filmlerine farklı bir açıdan yaklaşacağım derken, karşımıza sıkıcı, fakat bir o kadar da sonuna kadar kendisini izleten bir film ortaya çıkmış. Daha önce zombi filmlerine “bulaşıcı hastalık” tarafından yaklaşıp ortaya farklı bir film çıkartmaya çalışılmıştı. Bu kez aynı şey bu film için geçerli. Film de, her ne kadar heybetli vampirler göremesek de, ucundan kıyısından vampirlerin özelliklerini taşıyan hastalarla karşı kaşıyayız.

Sessiz sakin bir kasabaya gelen yabancı bir adam, yıllar önce yaşadığını düşündüğü eve gelerek, Ana adında bir kadının bu evde yaşayıp yaşamadığını öğrenmeye çalışır. Kapıyı ona açan yumurcak ise Ana’nın artık burada yaşamadığını söyler ve adamı Ana’nın mezarına götürür.

Bir süre sonra kasabanın serserileri tarafından ağır bir şekilde yaralanan bu yabancı adam, Kapıyı kendisine açan yumurcak velet tarafından ölümden kurtarır ve evine getirir.

Çocuğun annesi bu olaya kötü tepki verir fakat hastanede çalıştığı için adamın pansumanını kendisi yapmak ister. Pansumanı yaparken dikkat etmesi gereken tek bir nokta vardır: Adamın kanına dokunmamak. 

IMDb: 4.8

Vizyon Tarihi: 26 Şubat 2016
Yapımı : 2014 - Şili
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : Guillermo Amoedo
Oyuncular : Lorenza Izzo ,  Ariel Levy ,  Aaron Burns ,  Luis Gnecco ,  Cristobal Tapia-montt
Senaryo : Guillermo Amoedo
Yapımcı : Eli Roth ,  Nicolás López
Diğer Adı : Yabancı


 CREEP (2014)

Oyuncular, yönetmenlik ve senaryo aynı kişilere ait filmin kamera arkasında çalışanları da kendileri mi acaba diye düşünmeden edemedim tabii. İki kanka bir araya gelip korku filmi yapmış izlenimi uyandıran Creep’in Imdb puanı 6.2 olsa da bana göre vasatın bir tık altı diyebilirim.

Filmin sonunda minik sürprizlere açık olmanız gerekiyor ama başından sonu tahmin etmeniz de mümkün. Korkutucu mu; bana göre hayır. Filmin süresinin kısa olması da film için iyi olmuş. Çok fazla beklenti içinde olmadan, az vaktiniz varsa 1 saat 17 dakikalık süre yi bu az vakte sığdırıp izleyebilirsiniz.

Kanser hastası bir adam, daha önce izlediği bir filmden esinlenerek, bir kameramanı dağ evine çağırarak arta kalan üç aylık hayatını filme çektirip, geride kalanlara hatıra bırakmak istiyor. Hangi akla hizmet artık bilemiyorum ama fena fikir de değil hani.

Paraya ihtiyacı olan genç kameraman kanki, elinde kamerasıyla bu dağ evine gelir ve adamın yediği, içtiği, hatta sıçtığı her anı kayda alır. Kamera hiç kapanmayacaktır.

Kameramanın işi bitince, kanser hastası olan adam ona daha fazla para teklif eder ve onunla biraz daha kalmasını ister. Paranın gözü kör olsun diyen kameraman arkadaş da bu fikri kabul eder ve bu çatlak herifle bir süre daha vakit geçirmek zorunda kalır. Kanser hastası ve günleri sayılı olarak bildiği bu ilginç adamın zaman ilerledikçe daha farklı yönleri de ortaya çıkacaktır…

IMDb: 6.2

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Korku
Süre: 82 Dak.
Yönetmen : Patrick Brice
Oyuncular : Mark Duplass ,  Patrick Brice
Senaryo : Mark Duplass ,  Patrick Brice