22 Şubat 2016 Pazartesi

SCOUTS GUIDE TO THE ZOMBIE APOCALYPSE, MASKS, NEKROMANTİK, NEKROMANTİK 2, THE VEIL, INTRUDERS

SCOUTS GUIDE TO THE ZOMBIE APOCALYPSE (2015)

Arada yapılan komik espriler, şapşal komik sahneler ve bitmeyen heyecanı ile oldukça keyifli bir zombi filmi sizleri bekliyor. Filmi henüz yeni izlemeye başlamışken boşa geçecek bir buçuk saat diye düşünüyordum ama bu film nasıl eğlenceli bir film çıktıysa şaşordumm doğrusu.

Akılları fikirleri çüklerinde olan ergen izci erkek grubunun başından geçen heyecanlı komik zombi hikâyesi beni çok mutlu etti. Kafanızı dağıtmak adına izleyebileceğiniz keyifli bir film diyebilirim.

Striptiz kulübünün kapısındaki çam yarması güvenlik görevlisinin kapıda durmamasını fırsat bilen ergenlerden biri, büyük bir neşeyle striptizci kızların memelerini ağzına sokabilmek adına koştura koştura içeriye girer. Arkadaşı ise onu durdurmaya çalışsa da buna engel olamaz ve o da peşinden içeriye dalar.
İçeride loş ışıkların arasından kulaklarına süzülen afrodizyak etkili müzik çalmaktadır fakat içerisi rahatsız edici bir şekilde boştur. Bu kadar güzel striptizci kızın çalıştığı mekân nasıl olurda böyle bomboş olabilir ki?

Eli çükünde dolaşan ergen gencimiz sahnenin en önüne oturur ve seksi kızımızın sahneye çıkmasını sabırsızlıkla bekler. Oysaki o ışıltılı sahnenin kulisinde onu izleyen bir çift kan dolu göz vardır ve az sonra müziğin değişmesiyle sahneye çıkar.


Ergenler en önde oturmuş, loş ışıkların arasında, en ışıltılı haliyle dans eden kızın soyunarak yanlarına gelmesini beklerler. Karanlıkta yüzü net seçilemeyen kızın, ergenlerin yanına gelerek memelerini sallamasının ardından, iki memesinin arasından, ergenlerin suratına fırlayan iç organlar iki abazan arkadaşımızın donlarına sıçmasıyla birlikte film hareketlenir ve bir anda etrafları bir zombi sürüsüyle kaplanır.

IMDb: 6.3

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Komedi ,  Korku
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : Christopher B. Landon
Oyuncular : David Koechner ,  Logan Miller ,  Halston Sage ,  Sara Malakul Lane ,  Tye Sheridan
Senaryo : Christopher B. Landon ,  Emi Mochizuki ,  Carrie Lee Wilson ,  Lona Williams
Yapımcı : Andy Fickman ,  Bryan Brucks
Diğer Adı : Boy Scouts Vs. Zombies, İzciler Zombilere Karşı, Gözcüler ve Zombiler



MASKS (2011)

Festival tarzı gerilim-korku filmleri seven kişileri de unutmadık efenim. Bu hafta sana anlatacağım ikinci film; bir Alman yapımı olan Masks. Yani maskeler manasında bir film.

Film, İtalya’nın en ünlü korku filmi yönetmeni Dario Argento’nun icat ettiği “ciallo” türü denilen türe uygun yapılmış bir film. 70’lerin popüler ciallo tarzı; cinsellik, gizem, korku ve bunalım temalarını gayet güzel taşıyan bir film türüdür. Tabii işin içine biraz da izleyiciyi düşündüren bir tat katılınca da tadından yenmeyebilir.

Masks filmi beni bunaltır diyordum ama tahminimden bir tık ötede hareketli bir film çıktı karşıma. Gerçi filmi yine yer yer gözlerim kapalı izlesem de, rüyama yansımış olmalı ki gözlerimi kapadığımda kesilen kısımlara da rüyamda devam edip kâbuslar yaşadım.

Yıl: 1973 ve öğrencilerini tuhaf bir yöntemle yetiştirmeye çalışan bir tiyatrocu adam ile film başlıyor. Canlandırılan karakterin o anki duygusunu daha gerçekçi bir şekilde izleyiciye yansıtabilmesi için, öğrencilerine işkence yaptırarak duygu oluşturmaya çalışan sapık bir herifin yöntemleri 2011’de de devam eder ve oyuncu olma ümidi ile özel bir okula gelen genç bir kızın başından geçen gizemli ve korkunç hikâyesi gözler önüne serilir.

Bu film bana biraz Suspiria filmini anımsattı. Zaten filmin amaçladığı şeylerden biri de bu; Usta yönetmen Dario Argento’ya ve onun öncülüğünü yaptığı ciallo türüne selam yollamak. Alışık olmadığınız bir filmle karşılaşmanız mümkün. Şimdiden herkese iyi seyirler.


IMDb:5.8


Yapımı : 2011 - Almanya
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Korku
Süre: 112 Dak.
Yönetmen : Andreas Marschall
Oyuncular : Michael Balaun ,  Lucyna Bialy ,  Lisa Blaschke ,  Franziska Breite ,  Zübeyde Bulut
Senaryo : Andreas Marschall
Yapımcı : Tim Luna ,  Volker Lange



NEKROMANTİK (1987)

Filmi izleyen bazı kankiler, filmin iğrenç, mide bulandırıcı ve çok sapkınca olduğunu falan yazmış bazı sinema sitelerine. A-a siz ciddi misiniz ya? İnanmıyorum. Bırak Allaaaaşkına. Yahu bu filmden sizin beklentiniz neydi ki acaba; romantik, duygusal bir komedi falan mı? Sanırım filmi izleyen bu kankalar, filminin adının “nekro” kısmını geçerek “romantik” kısmıyla ilgilenip, afişteki memeleri gözüken hatunu da var sayarak erotik film falan sandılar zaar.

Adı üstünde; Nekromantik. Yani nekrofili, yani ölü sevici. Bu filmde de ölü sevicilik üzerinden yola çıkılarak, seksüel anlamda kendi kendine yetmeyen, canlılardan keyif alamayıp ki filmin sonuna doğru başkalarının cesetlerinden bile tatmin olamayıp, kendi ölümüyle orgazm olan bir karakter var. Gerçek hayattaki nekrofililerin yaşam tarzlarının şiddeti hakkında merak uyandıracak bir film aslında.

Bir önceki film yazımda Maks isimli Alman yapımı filmi anlatırken, filmin yönetmeninin diğer filmlerine de göz atayım dedim ve karşıma Nekromantik ve Nekromantik 2 filmleri çıktı. Aslında bu filmleri biliyordum ama hadi yeri gelmişken izleyeyim dedim.

İlk filmde, kaza yada cinayet mahallindeki parçalanmış cesetleri toplayan bir firma da çalışan bir abimizin gizli dünyasına doğru yolculuğa çıkıyoruz. Dışarıdan bakıldığında gayet normal, hatta ilgi bile çekmeyecek olan bu tip, topladıkları cesetlerin birer parçasını alıp eve götürerek koleksiyon yapacak hastalığa kadar ulaşan bir hobisi vardır.

En az kendisi kadar ilginç olan yavuklusu ile bir evi paylaşan bu herifin ve sevgilisinin hayatı, adamın eve getirdiği çürümek üzere olan bir cesetle değişir. Cesedi yataklarına üçüncü bir eleman yapan çift, gece gündüz çürümüş cesetle grup seks takılırken, benim de kokuya karşı duyarlı olamadan dolayı film boyunca o cesedin kokusunu psikolojik olarak hissetmeme neden oldu.

Adam, iyicene bozulan psikolojisinden dolayı işinden kovulur, para yoktur ve sevgilisi de cesedi alıp evden kaçmıştır. Yapayalnız kalan nekrofili herif için zor günler ve ardından gelen sürpriz gelişmeler kapıdadır.


IMDb: 5.2

Yapımı : 1987 - Almanya
Tür : Korku ,  Romantik
Süre: 75 Dak.
Yönetmen : Jörg Buttgereit
Oyuncular : Beatrice Manowski ,  Jörg Buttgereit ,  Daktari Lorenz ,  Clemens Schwender ,  Henri Boeck
Senaryo : Franz Rodenkirchen ,  Jörg Buttgereit
Yapımcı : Manfred O. Jelinski



NEKROMANTİK  2 (1991)

Ertesi gün filmin ikincisini izleyerek, cesetlerle yapılan seks, sümüksü bir aşk bana fazla gelmiş olmalı ki yavaştan mide sorunları yaşamaya başlayıp Rennie tablet kullanmaya başladım. Filmin içine girip yaşar gibi izleyince  bu seri biraz çekilmez oluyor diyebilirim. Elinizde tuttuğunuz ve yemeye hazırladığınız mis gibi bir un kurabiyesi, yanında çay, yâda çitleteceğiniz kabak çekirdeği bile bu filmle birlikte gitmeyecektir. Hatta günlerce et yemeyeceğinizi de garanti ederim.

İkinci film, ilk film kadar derinlikli değildi. Denizi 10 dakika izleyen kızdan tutun da yarım saat cesedi parçalayan ablaya kadar sıkıcı bir film izledim. Yönetmen, Nuri Bilge Ceylan’a bağladığı için biraz sıkıldım. İlk filme göre ikinci filmden pek bir şeyler çıkartamadım açıkçası.

İlk filmdeki nekrofili abimiz, ikinci filmde de yer alıyor; tabii bir ceset olarak. Monika adındaki güzel hemşire gacı, acaba canlı bir adama mı âşık olsam, yoksa o canlı adamı gebertip seks hayatıma bir cesetle mi devam etsem şeklinde düşüncelere kapılırken, bir mezarlıktan çıkartıp çaldığı cesedi evine getirir. Bir başına kadın haliyle, yolda o cesedi nasıl taşıdı da eve getirdi, külçe gibi ağırlaşmış cesedi nasıl kucakladı da kaldırdı orası gizemini koruyor tabii.

Cesetle seks yapıp gecelerine renk katan Monika, aynı zamanda duygusal açıdan da tatmin olabilmek adına bu kez canlı bir adamla kırıştırmaya başlar. Aşk iyidir güzeldir de, bu canlı adamla yatakta keyif alamaz ve aklı hep bir cesettedir. Bu git geller Monika için oldukça kafa karıştırıcıdır fakat Monika’nın buna bir çözüm bulması gerekmektedir.

IMDb: 5.4

Yapımı : 1991 - Almanya
Tür : Korku ,  Romantik
Süre: 104 Dak.
Yönetmen : Jörg Buttgereit
Oyuncular : Florian Koerner Von Gustorf ,  Monika M. ,  Lena Braun ,  Eva-Maria Kurz ,  Jörg Buttgereit
Senaryo : Franz Rodenkirchen ,  Jörg Buttgereit





THE VEIL (2016)

Uzundur tedirgin olarak izlediğim bir film karşıma çıkmıyordu. Hani genelde bana hep soruyorsunuz ya “seni en çok korkutan, bize de tavsiye edebileceğin bir film var mı?” diye, hah işte o filmlerden biri de The Veil diyebilirim. Hatta dedim bile.

Lilly Rabe çok tanıdığım bir aktris değildi fakat iyi oyuncuları farklı rollerde gördüğüm zaman, hımmm dur bakiiiim ben bunu bir yerden tanıyorum ama nerden, diyerekten kendi kendime mırıldandığım olmuştur. Lilly için de aynı şey söz konusuydu. Nerden nerden nerden… Derken, bir de hatırladım ki; American Horror Story: Hotel sezonundan tanıyorum Lilly Rabe’i. Hani dizinin bazı bölümlerinde birçok katil toplanıp, özel bir gecede yemek yiyip, birilerini öldürüyorlardı. O geceye davet edilen katillerden biri de Alieen Wuornos’du. Alieen’i canlandıran da işte bu bizim hatundu; Lilly Rabe. Filmin bir diğer ağır topu da, filmin başrolünü paylaşan Jessica Alba ablamız.

Amerika’da yaşanan en büyük toplu intihar vakası bir tarikat ayininde yaşanmış ve bu olay geçtiğimiz sene bir başka korku filmine yansıtılmıştı. Hatta bu filmi de Korkukolik sayfalarında bulabilirsiniz. The Sacrament isimli filmin yazısını daha önce yazmıştım. The Veil filminde ise yine bu olaydan esinlenilmiş fakat olayın ardından 25 sene sonrası bir kurgu olarak filme taşınmış.

25 sene önce, modern dünyadan izole edilmiş bir vaziyette, bir ormanın kuytu köşesinde, bir tarikatın lideri etrafında gelişen olaylar, bu tarikatın müritlerinin toplu olarak intihar etmesiyle son bulur. Toplu intihardan geriye sağ kalan 5 yaşındaki Sarah, neden bir tek onun kaldığı konusunda düşüncelere dalarak 30 yaşına kadar gelir.

Maggie, arkadaşları ile bu olayı araştırmak için bir belgesel ekibi kurar ve olayın yaşandığı bölgeye Sarah’ı da alarak gelirler. Meggie’nin bu olayı araştırmasının bir nedeni de, olayın yaşandığı gün polis olan babasının da bu mekânda bulunmasıdır.

Araştırmalar sürerken geçmişe dayanan bir takım tarikat videoları gençlere yol gösterirken aynı zamanda 25 sene ölen kişilerin ruhları da onlarla birlikte olacak ve onları rahat bırakmayacaktır.

Filmin orman sahneleri, bilhassa ormandaki kulübe sahneleri beni oldukça tedirgin etti. Galiba bu kez biraz tırstım. Hikâye anlamında çok güçlü olmayan, fakat korkutmayı da iyi başaran filmlerden biri olarak The Veil’i tüm korkukoliklere tavsiye ediyorum.


IMDb: 4.9

Yapımı : 2016 - ABD
Tür : Korku
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : Phil Joanou
Oyuncular : Jessica Alba ,  Thomas Jane ,  Lily Rabe ,  Aleksa Palladino ,  Shannon Woodward
Senaryo : Robert Ben Garant
Yapımcı : Robert Ben Garant ,  Jason Blum



INTRUDERS (SHUT IN) / DAVETSİZ GELEN (2015)

Hafta sonu filmlerimden biri de Intruders isimli film oldu. Bu filmi bu isimde bulamazsanız Shut In olarak da arayabilirsiniz. Bazı filmlerin bir de böyle göbek adları oluyor işte. Acaba ne izlesem diye düşünürken, bir tavsiyem karşılığında aldığım bir tavsiye neticesinde bu filmi keşfettim.

Intruders, beni çok fazla germese de, keşke biraz daha süslenerek yapılsaymış daha çok keyif verirmiş dediğim filmlerden oldu. Hani Amerikan korku sinemasının bir yapaylığı, bir cool tarafı, bir karizması ve süslü püslü efektlerle bezenmiş tarafı vardır ya, hah işte keşke öyle olsaymış, en azından filmi daha iyi kurtarmış diye düşünüyorum.

Film de, sokağa çıkma korkusu olan bir kadının, kocasının mı abisinin mi ne (bak orayı kaçırmışım) ölmesiyle iyicene yalnız kalıp servetiyle ne yapacağını düşünürken, evine hırsızlığa gelen üç kişinin ortasında kalmasını anlatıyor.

“Sen hiç penguenleri düşündün mü Züleyha?” diyerekten bir Eyvah Necdet repliği yazasım geldi yazımın bu paragrafında. Neden derseniz; penguenler suyun dışında çok ağır hareket ederler fakat suya daldıklarında düşmanları bile onlara yetişemez; hızlıdırlar.  Suyun dışında ne kadar av olmaya adaylarsa, suyun içinde de bir o kadar güvende ve hızlıdırlar. Diyeceksiniz ki; ne alaka?

Filmimizdeki hatun da, sokağa çıkamaz ve agorafobi hastasıdır fakat evin içinde ise düşmanlarından korunabilmek için birçok numarası vardır. Evi onun için bir kaledir ve o da evine giren bu haydutları içeriden fethedecektir.  Hırsızlar eve gireceğine de, parayı çalacaklarına da pişman olacaklardır, çünkü Anna’nın onlar için çeşitli sürprizleri olacaktır. Ta ta ta taaa… Hadi izleyin ve görün. İyi seyirler.

IMDb: 5.6


Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Korku
Yönetmen : Adam Schindler
Oyuncular : Beth Riesgraf ,  Rory Culkin ,  Martin Starr ,  Leticia Jimenez ,  Jack Kesy
Senaryo : T.J. Cimfel ,  David White (i)
Yapımcı : Christa Campbell ,  Erik Olsen

1 yorum:

  1. yaptığın güzel yorumlara istinaden masks ve the veil ilgimi çekti. onları izleyeceğim. hadi öptüm!

    YanıtlaSil