7 Aralık 2015 Pazartesi

AMERİCAN HORROR STORY: HOTEL 8.BÖLÜM, MÜNAFIK, ZIPPER, OLD 37, HENRY: PORTRAID OF A SERIAL KILLER, THE ABCs OF DEATH 2 ve AFTERMATH

AMERİCAN HORROR STORY: HOTEL 8.BÖLÜM

Dizi sezon itibariyle götü başı dağıtmak üzereyken, en berbat bölümü izledik, daha da dağıldığımızı düşünürken, sekizinci bölümün sonuna doğru iyi kötü bir bir toparlanma gözlemedim diyebilirim.


Dizi, ne zaman Sally ve dedektif John ağırlıklı olsa, aklımızı yitirip, bambaşka bir dünyaya sürüklendiğimiz kesin. Sekizinci bölüm de tıpkı kâbus gibi bir bölümdü. Çünkü John’un Hotel Cortez’deki geçmişi,  sır dolu otelin iç yüzünü bize biraz daha göstermeye yetti.

Her bölümde karakterlerin geçmişine uzanıyoruz ama bu kez John’un otel geçmişi bizi biraz şaşırtacak. Baştan beri Hotel de işlenen cinayetlerin nedeni, bu cinayetlerin kim tarafından yapıldığı, neden dolayı yapıldığı konusunda bilgi alıcaz bu bölümde.



Her ne kadar bazı şeyler gün yüzüne çıksa da sıkıcı bir bölüm izleyeceğiniz kesin gibi görünüyor. Diziyi izlemeyenler için şimdiden iyi seyirler. Sekizinci bölümü izleyerek, iki haftalık bir A.H.S:H hasreti giderebilirsiniz. Biliyorsunuz ki diziye bir hafta ara verilmişti. Kendinizi şimdiden Sally ve dedektif John’a endeksleyin, Sally ve John ağırlıklı bir bölüm olacak.


MÜNAFIK (2015)

Geçen hafta Hannas: Karanlıkta Saklanan filmi için yaptığım yorumu hatırlayacak olanlar bilir; filmi cinler olmadan da çekebilirlermiş yazmıştım. Bana kalırsa Münafık filmi için de aynı şey geçerli. Ama gelin görün ki bir cin furyasıdır gidiyor. Sanki bir korku filminde cinler olmayınca film iş yapmayacak düşünse mi vardır nedir? Bu cin furyası da elbet bir gün sona erecek ve din temasının olmadığı farklı korku filmleri de çekebilicez umarım. Arada götü yiyen birileri çıkıyor da farklı konularda korku filmleri izleyebiliyoruz.


Aslına bakarsınız, Münafık başlı başına bir cin filmi değil. Paranormal olayların yaşandığı bir evde yapılan araştırmaların kişilerin başlarına açabilecek ürkütücü olaylar anlatılsa da, ben filmi korkutma açısından pek başarılı bulamadım. Konusu itibariyle başarılı ve sonlarda karşılaştığımız sürprizler hiç fena değildi. İşin içine aşk ta sokuşturulmuş.

Bir korku filminde dikkat ettiğim şeylerden biri de görüntüdür. Aslında her filmde dikkat edilmesi gereken bir şeydir görüntü. Ama iş korku filmi olunca insanın içini karartan görüntülere ek olarak, insanın içini sıkım sıkım sıkan renkler de başarılı olamalı. Daha donuk, daha soğuk renkler bunlara örnek diye düşünüyorum.

Münafık filmin muhteşem manzara görüntüleri beni çok etkiledi ama film boyunca sıkça kullandıkları sıcak renklerlerin sahneler boyunca abartılması pek hoş olmamış. Kendimi daha çok sıcak bir aile filmi izliyormuşum gibi hissettim. Renker insanı boğmalı, insanın içine kasvet doldurmalı.
Ben filmi çok korkutucu bulmasam da konu itibariyle beğendim diyebilirim. Başta da belirttiğim gibi, başlı başına bir cin filmi olmasada senaryoda geçen dualr, Allah’a yalvarışlar ve yine cinlerin işin içine sokulması diğer cinli filmlerin havasını yaratmıyor değil.

Ceyda’nın sara hastası bir kızı vardır ve bir diğer çocuğuna hamiledir. Bu süreç içinde aklına yatan doğada doğal doğum olayından dolayı bebeğini doğuracak doğal bir yer arar. Kocası ve kızıyla birlikte babaannesinin köyündeki evi aklına gelir.

Kızı, kocası ve kendisi apar topar yollara düşerler, çünkü doğuma az bir süre kalmıştır. Ortam, tam da Ceyda’nın istediği gibidir fakat köy yolunda ilerlerlerken garip olaylar olur ve kaza yaparlar. Zor bela kendilerini köye atan aile için sır dolu ve ürkütücü bir macera da başlamış olur. Ceyda’nın babaannesinin geçmişiyle ilgili sırlar bir bir ortaya çıkacak, beraberinde kötü bir gücün de uyanmasına neden olacaktır.

IMDb: 5.4

Vizyon Tarihi: 03 Nisan 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 100 Dak.
Yönetmen : Özkan Aksular
Oyuncular : Levent Sülün ,  Erdoğan Sıcak ,  Hakan Salınmış ,  Ahmet Fuat Onan ,  Özer Arslan
Senaryo : Özkan Aksular
Yapımcı : Özkan Aksular




ZIPPER (2015)

Filme “gerilim” türü yakıştırması neden yapılmış anlamadım ama ben de izleyiverdim. Gerçi film, gerilim falan değil, çüküne sahip çıkamayan bir adamın başına gelen tırtıngen olayları anlatıyor. Ben filmi izlerken, yine uykumun arasında izlediğim için ki bakın sizler için ne kadar fedakârım, size film anlatmak için bile uykumun arasında film izliyorum, film uykumun arasına rüya olarak bana eşlik etti. Sonlarında ne oldubitti adam gibi anlayamasam da, gerilim sanıp izlediğim filmden azıcık bahsedeyim size.

Biz de orijinal film isimlerine hep uyduruk isimler takılıyor ya, bu filmin adı da “Uçkur” olmalı bence. Evli barklı bir avukat, eh yakışıklı bir herif de, işinde gücünde başarılı fakat uçkuru konusunda götü biraz gevşek. Bahsettiğim Sam (Patrick Wilson) bu özelliklere sahip bir adamdır.

Bir gün bir eskort kadının davası içine girince, eskort kızların sitelerine girer ve merakını giderir. Karısıyla da seks hayatı kötü olan gariban Sam, porno izleyip 31 çekmekten kurtulmak ister ve girdiği eskort kız sitesine göz atar. Sitede yok yoktur; esmeri, sarışını, dolgunu, olgunu ve genci.

Kız sipariş vermeden önce evliliğini de bin defa düşünür ama fermuarından dışarıya bakan çüküne söz geçiremeyerek beğendiği bir hatunla bir otelde fantezilerini gerçekleştirir. Tek seferlik yapmak istediği bu kaçamak giderek çığırından çıkar ve her şeyini kaybetme noktasına gelir.

Beni hiç germeyen, dramatik yönü ağır basan bu filmi izleseniz de izlemeseniz de bir şey kaybetmezsiniz. Ama konu ilginizi çektiyse şimdiden iyi seyirler.


IMDb: 5.7

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim
Süre: 103 Dak.
Yönetmen : Mora Stephens
Oyuncular : Lena Headey ,  Patrick Wilson ,  Dianna Agron ,  John Cho ,  Alexandra Breckenridge
Senaryo : Joel Viertel ,  Mora Stephens
Yapımcı : Darren Aronofsky ,  Mark Heyman


OLD 37 (2015)

Allah aşkına hangi akla hizmet ettiniz de böyle bir zamanda bu filmi yaptınız, anlamak mümkün değil. Ben filmden pek keyif alamadım ama sizi bilemicem. Hep derim; herkesin film algısı farklıdır. Bu yüzden benim beğenmediğimi bir başkası bayıla bayıla izleyebilir. Çok kayda değer olmayan filmler hakkında uzunca yazılar yazmak istemiyorum ama, çenem bıdı bıdı durmadığı için yazdıkça yazıyorum.

Old 37, çok kopuk sahnelerden oluşan ve fazlasıyla bilindik bir konu üzerinde dönen bir film olmuş. Ruh hastası bir çocuk ve ondan işkence görerek hayatı kaymış diğer kardeş ve yaşadıkları travmalar sonucu birbirlerine yaptıkları eziyetleri ileri boyutlara taşıyarak, büyüdüklerinde birer psikopat seri katil oluşlarını izliyoruz.

Film, eski Türk filmi tadında falan zaten. Erkekler tarafından hiç ilgi görmeyen sakar salak bir kız, meme büyültme operasyonu geçirir, saçını, başını değiştirir ve bir porno yıldızı gibi dikkat çekici bir sürtüğe dönüşür. Kızın annesi de bula bula, az önce bahsettiğim katil kardeşlerden birini bulur ve kendine sevgili yapar. Kızın sevgilisi ise geçmişte işlediği bir trafik kazasının sırrını taşımaktadır ve bu sırla ilgili gerçekler filmin sonuna doğru ortaya çıkmaya başlar. Eski Yeşil Çam filmi olsa bu kadar entrikalı ve sürprizle dolu olmazdı. Herkese iyi seyirler.

IMDb: 4.4

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Korku
Süre: 84 Dak.
Yönetmen : Alan Smithee
Oyuncular : Kane Hodder ,  Bill Moseley ,  Angela Pietropinto ,  Olivia Alexander ,  Sascha Knopf
Senaryo : Paul Travers ,  Joe Landes
Yapımcı : Carrie Alton ,  Joshua Newman




HENRY: PORTRAID OF A SERIAL KILLER/ HENRY: BİR SERİ KATİLİN PORTRESİ (1986)

Alanında iyi filmlerden biri olduğu kesin. 1986 yapımı olmasına rağmen filmi bir takipçimin tavsiyesi üzerine izledim. Gerçek bir seri katilin hayatından bir kesiti anlatan film, oyunculukları ile dikkat çekiyor. Henry rolündeki Michael Rooker oldukça doğal bir oyunculuk sergilemiş. Filmin bazı sahnelerinde iki psikopatın buldukları video kamera ile çektikleri sahneler ise filme daha da doğal bir görünüm vermiş. Malumunuz el kamerası tekniği doğallık konusunda yardımcı oluyor filme. Ama sanmayın ki film baştan sona amatör kamera gibi. Öyle değil, sadece birkaç sahne o kadar.

Film açılış sahnesindeki cinayete kurban gitmiş kadın görüntüleri gerçekten tüyler ürpertici ve oldukça gerçekçiydi. Sanrım eski filmlerin teknoloji ve büyük makyaj tekniklerinden yoksun olmaları bu tür sahneleri daha gerçekçi yapmaya yetiyor. Bunu nasıl beceriyorlar  bilemiyorum ama günümüz teknolojisi ile yapılan efektlerden daha gerçekçi duruyor her şey. Ve ürkütücü.

Katilin neden öldürdüğüne dair şaşırtıcı ipuçları da verilen filmi bütün takipçilerime tavsiye ediyorum. Sert sahneler ile dolu bir filme hazır olun. Henry öldürmek için aramızda…

IMDb: 7.0

Yapımı : 1986 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku ,  Suç
Süre: 83 Dak.
Yönetmen : John McNaughton
Oyuncular : Michael Rooker ,  Denise Sullivan ,  Ted Kaden ,  Elizabeth Kaden ,  Anne Bartoletti
Senaryo : Richard Fire
Yapımcı : Steven A. Jones





THE ABCs OF DEATH 2  (2014) ve AFTERMATH (1994)

Şimdi size iki kısa filmden, daha doğrusu biri kısa film, diğeri ise iki saat süren, üç-beş dakikalık kısa filmlerden oluşan iki filmden bahsedicim.
İlki Ölümün Abc’si 2. Filmin ilkini izlemedim ama okuduğum yorumlar karşısında ikincisinden pek farkı olmadığı kesin gibi gözüken bir yapım. İlkinde de olduğu gibi, ikinci filmde de 26 yönetmen bir araya gelip, kısa film festivali düzenlemişler kendi aralarında. İçinde animasyonundan tutun, korku-komedisine, absürdüne kadar her şey var. Favorim olabilecek pek bir şey yok aslında, ama sanırım ıssız adada geçen hikâye hem eğlenceliydi hem de mantık üzerineydi.

Her kısa filmi tek tek anlatamıyorum, anlatsam da pek keyifli olmaz zaten. Ama belli bir tema üzerinden ilerlemediğini de hemen belirteyim. A’dan Z’ye kısa filmlerden oluşan yer yer eğlenceli, yer yer sıkıcı filmleri izlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler. Ben pek keyif alamadım ama sizi bilemicem.

Hazır konu kısa filmlerden açılmışken bu filmin hemen arkasından bir kısa film izleyeyim dedim. Aftermath isimli 30 dakikalık kısa korku filmini bir instagram takipçim tavsiye etmişti, ben de izledim. Elalem yapıyor, biz de izliyoruz işte ne yapalım. Film bir İspanyol filmi ve aslında korku değil. İzlerken yerimden sıçrayacağım yerde, oturduğum yere kusmakla meşguldüm. Film epeyce mide bulandırıcı otopsi sahneleriyle dolu. Kadavralar gerçek gibi gözüküyordu. Belki de gerçekti bilemiyorum.

İlk 15 dakikada iki erkek ceset üzerine yapılan otopsiyi her detayına kadar bize zike zike izleten yönetmen, diğer 15 dakikada ise sapık bir herifin, bir kadın cesedine tecavüz edişini izletiyor.

Ölümden sonra bile rahat yok mu be kardeşim, ölümüzü ayrı zikiyorsunuz, dirimizi ayrı zikiyorsunuz dedirten cinseten bir film olmuş. Filmi izlerken, filmin derinlerine doğru yüzmeye çalıştım ama yine de pek bir anlam çıkaramadım.
Kafada yığınla soru işareti bırakan bir kısa filmdi. Sapık üzerinden bir yığın soru oluştu aklımda. Şimdi bu soruları burada sıralamıcam ama sizin de fikirleriniz varsa bu filmle ilgili tartışmaya açabiliriz. Herkese iyi seyirler.

THE ABCs OF DEATH 2

IMDb: 5.5 

Yapımı : 2014 - ABD ,  YeniZelanda ,  Çin ,  İsrail ,  Kanada ,  Japonya
Tür : Dram ,  Komedi
Süre: 125 Dak.
Yönetmen :  -
Oyuncular : Béatrice Dalle ,  Martina García ,  Andy Nyman ,  Victoria Broom ,  Eric Jacobus
Senaryo :  -
Yapımcı :  -
Diğer Adı : Ölümün Alfabesi 2



AFTERMATH

IMDb: 6.0

Yapımı : 1994 - İspanya
Tür : Gerilim ,  Korku ,  Suç ,  Psikolojik ,  Kısa Film
Süre: 30 Dak.
Yönetmen : Nacho Cerdà
Oyuncular : Pep Tosar ,  Xevi Collellmir ,  Jordi Tarrida ,  Ángel Tarris
Senaryo : Nacho Cerdà
Yapımcı : Nacho Cerdà


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder