23 Kasım 2015 Pazartesi

HÜDDAM, III, SHOCK, EMERGO, CURVE

HÜDDAM (2015)

Filmin oyuncuları ile film izleme keyfini yakaladığım ikinci film Hüddam oldu. Filmin başlamasına 15 dakika kala, filmde ufak tefek rolleri olan ama kendi filmleri için çabalayıp, harika bir enerji ile çalışan iki güzel oyuncu arkadaş ile sohbet ederken filmin başrol yıldızlarından Eray Logo’da bize eşlik etti. Filmin oyuncuları bana öyle sıcak yaklaştılar ki sanki filmin starı benmişim gibi hissettim. Bu harika enerjilerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ederim.

 “Filmimizin farklı tarafı; efektsiz ve korkunç makyajlar olmadan da izleyiciyi korkutabilmek” diyen Hüddam oyuncusu Melike Hanım’ın bu cümlesini, filmi izledikten sonra daha iyi anlamış oldum. Mümkün olduğu kadar efektlerden ve şok seslerinden kaçarak, gözükmeyen bir varlığın başucumuzda durup, bizi izlediği izlenimini izleyiciye yansıtması, filmi izlerken benimde tüylerimi ürpertti.
Son dönemlerde festival tarzı korku filmlerinde de aynı tekniği görmek mümkün. Konu, film festivalinden açılmışken “filmimizi festivale de dâhil edecektik ama yetiştiremedik” diyen Melike Hanım’a teşekkür ettikten hemen sonra bir de baktık ki film saati gelmiş bile. Büyük bir heyecanla salona doğru ilerlemeye başlarken, salonun yerin dibinde olması da korkumuza korku katmaya yetti.
Hüddam filmin genç ve yetenekli oyuncularıyla birlikteyim.



Koltuklarımıza yerleştikten sonra makinist abimizin keyfinin gelmesini bekledik ve perdeye projeksiyon cihazının markasının yansıması sonrası Hüddam beyaz perdeye yansımaya başladı. Nihayet!

Evin annesi Derya Hanım’ın doğum günü partisiyle başlayan neşeli sahneyi bir el kamerası üzerinden izlerken “hah” dedim “tamam,  Paranormal Activity’e olayı bağlıyor” ama bu durum kısa sürdü.  Doğum günü partisi sonrası el kamerasını açık unutup, masaya bırakan Melih, Can ile birlikte kamera kayıtlarında gördükleri şeyden dolayı dehşete kapılırlar. Kamera kayıtlarında, Can’ın annesi Derya Hanım, gayet mütevazı bir ev hanımıyken birden psikopata bağlayıp, duvara kimsenin anlamadığı Arapça bir şeyler çizer. Bunu yaparken, yaramaz çocuklar gibi pastel boyayla değil, elini kesip, akıttığı kanıyla yapar.
Hüddam filmin genç ve yetenekli oyuncularıyla birlikteyim.

Bu durumdan dolayı üç buçuk atmaya başlayan ev halkı, Derya Hanım’ı psikolog bir doktor yakınlarına göstererek çare aramaya çalışırlar. Bakarlar ki, Derya Hanım psikologun da psikolojisini bozuyor, bu iş böyle olmayacak derler ve eve bir hoca çağırarak duvardaki yazının ne anlama geldiğini çözmeye çalışırlar.
Yapılan araştırma sonucu anlaşılır ki, olayların başlangıcı Can’nın anneannesi ve dedesine kadar dayanır. Bu yüzden hemen apar topar annesinin köyüne giden Can, annesi ve Melih, köyde neredeyse yapayalnızdırlar. Onlara yardımcı olacak tek bir kişi vardır: Hüddam ilmi ile yakından ilgilenen ve ifritlerle daha önce de karşılaşmış Asaf. Derya, Can ve Melih,  Asaf’ın da yardımlarıyla karanlık bir yolculuğa çıkmanın hazırlıklarını yaparlar.

IMDb:5 .0



 Vizyon Tarihi: 20 Kasım 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Korku
Yönetmen : Utku Uçar
Oyuncular : Fatma Hun ,  Murat Özen ,  Çağrı Duran ,  Eray Logo ,  Hande Oktan
Senaryo : Utku Uçar
Yapımcı :  -




III (2015)

Bazen kıçım kaşınır ve bazı filmleri inatla izlemek isterim. Kendim kaşındığım filmlerden biri de III. Şaman şifa tekniklerinin yer aldığı, az biraz tekrar varoluş konulu, dinsel temaların ön plana çıktığı, kendi korkularımızdan yola çıkılarak yapılan bir filmi izlemek benim neyime! Al sana film Korkukolik’ciiiiim!


Filmi araştır araştır geberdim. IMDb’de Almanya, bazı Türk sitelerinde Rusya+Almanya yapımı olarak gösterilse de filmi izlerken, film Rusça çekilmiş de Almanca dublaj yapılmış gibi geldi bana. Filmin seslerinde tuhaf bir yapaylık vardı. Hatta işi ileri manyaklık boyutlarına götürüp, Almanca konuşmalarla dudak senkronizasyonuna bile dikkat ettim; sanırım Almanca dublaj var.

Filmi sizlere anlatabilmek için o kadar çok çalıştım ki, sinema mezunu olmuş olsaydım, bu konuyla tez konusunda birincilik falan alırdım herhalde. Filmin özüne, konusuna gelmeden önce filmin görüntülerinin gerçekten çok güzel olduğunu söylemem lazım. Renkler, görüntüler fotoğraf gibiydi. Bütün bunlar filmi izlerken ruhumu okşasa da filmin konusunu anlayabilmek biraz zordu. Anlayabildiğim kadarını aktarmaya çalışayım.

Film de, bazı hastalıkların Şaman şifa teknikleriyle iyileştirme yöntemi gözler önüne serilmiş. Hasta yakını, hipnoz edilerek, hastanın bilinçaltına doğru bir yolculuğa çıkar ve hastanın, hastalığının gerçek nedenleri ortaya çıkartılarak şifa aranır.

Ayia ve Mirra, küçük bir Avrupa kasabasında anneleri ile yaşamaktadırlar. Kasabada tuhaf bir virüs yavşaklık yapıp, insanların ölümüne neden olur. İki genç kızın annesi de bu virüsten nasibini alınca hayata gözlerini yumar. Yapayalnız kalan iki kız kardeş, anneleri hayattayken kendilerini emanet ettikleri rahibin yanına sığınırlar.

Bu süreç içinde kız kardeşlerden birinin de virüs kapması sonucu yatağa düşer. Kardeşlerin evi de karantinaya alınınca hasta olan kardeş dışarıya çıkartılmaz ve ölüme terk edilir. Fakat büyük kız kardeş, hastalanan kız kardeşinin virüsten dolayı değil, farklı nedenlerden dolayı hastalandığını düşündüğü için, kardeşini bir şekilde karantinaya alınan evden kaçırarak rahibin yanına getirir.

Rahip ne yapacağını bilemez durumdadır. Güvenli ve bulunamayacakları bir yere gitmek zorundadırlar. Küçük kız kardeşin durumu giderek kötüleşirken, büyük kız kardeş kazara bir kitap bulur ve kız kardeşinin hastalığına iyi gelebilecek bazı bilgiler okur. Bu bilgileri hayata geçirebilmek için rahibin de etkisi büyük olacaktır.


Yapmaları gereken tek şey; büyük kız kardeşin, hasta olan kızın bilinçaltına girip, asıl meseleyi bulmasıdır. Kız kardeşinin bilinçaltındaki iblislerle yüzleşme vakti gelmiştir.






IMDb:5.5

Yapımı : 2015 - Almanya
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 80 Dak.
Yönetmen : Pavel Khvaleev
Oyuncular : Polina Davydova ,  Lyubov Ignatushko ,  Evgeniy Gagarin
Senaryo : Aleksandra Khvaleeva
Yapımcı :  -







SHOCK (1946)

Olaylar San Francisco’da bir otelde başlayıp, bir hastanede son buluyor. 1946 yapımı filmin mantık hatalarıyla dolu olduğunu şimdiden söyleyeyim. Oyunculuklara da eh işte diyebiliriz. Döneme göre güzel bir konu ile karşılaşmamız mümkün.

Her şeye rağmen siyah beyaz eski gerilim filmlerini severim derseniz, filmi izleyebilirsiniz. Bir saat on dakikalık süresi ile izleyiciyi sıkmayan, bir çırpıda biten bir film.

Janet, savaş tutsağı olan kocasını öldü sanırken, aniden ondan gelen haberle sevinir. Gerdeğe bile giremeden, kocasını apar topar savaşa yollayan Janet, gün yüzüyle bir orgazm bile yaşayamamıştır. Bu üzüntüyle kendisini arabeske veren Janet, sabahtan akşama kadar Bergen dinler, Müslümle kanka olur.

Kocasının yaşadığını öğrenince de buluşacakları otele koştura koştura giden genç kadın, zar zor bir otel odası bulur ve geceyi orada kalarak geçirmeye karar verir. Bir aksilik yüzünden geciken kocasının başına kötü bir iş geldiğini sanan talihsiz kadını gecenin bir vakti karşı pencerede bir sürpriz beklemektedir.

Pencereye doğru yanaşan kadın, bir adamın karısının kafasına şamdanı tonk diye vurarak öldürdüğüne tanık olur. Hayattan darbe yiyen Janet, görmüş olduğu olay karşısında ikinci bir darbe daha yer.

Kadın, gördüğü olayın etkisiyle şoka girerek kaskatı kesilir ve odasına gelen kocasını bile tanıyamaz. Donup kalan Janet’i çözebilmek için ne sıcak su fayda eder, ne de başka bir şey. Otelin doktoru Janet’i ineceler ama durumun psikolojik olduğunu söyleyerek, yakın bir psikolog arkadaşı olan ve aynı zamanda aynı otelde kalan Doktor Cross’u tavsiye eder ve onu çağırır.

Kızceğiz azda olsa gözünü açıp, onunla konuşan Doktor Cross’u görünce, çözüleceğine daha çok donar kalır. Çünkü, Doktor Cross karısını öldüren adamın ta kendisidir ve kendince yöntemlerle bu olayı Janet’e unutturmaya çalışacaktır. IMDb: 6.3

















EMERGO / LANETLİ RUH (2011)

Paranormal Activity tarzı paranormal filmlere karşı ilginiz varsa sevebileceğiniz bir film diyebilirim. Ha bu gün ha yarın izlesem mi izlemesem mi falan diye düşünürken artık vaktin geldiğini düşündüm ve filmi izlemeye karar verdim.
Pek çok paranormal tarz filmde olduğu gibi, bu filmde de yine amatör kamera çekim tarzı ön planda. Bu kez hem evin çeşitli yerlerine döşenmiş harekete duyarlı kameralar, hem de el kameraları ile olayları takip ediyoruz. Değişen bir şey yok yani.

Makyajları biraz yetersiz bulmama rağmen bazı sahnelerin efektleri beklediğimden daha iyi çıktı. Hayaletlerle muhatap olduğumuz sahnelerin şiddeti ve insanların yerden tavana savrulmaları fena değildi. İzlenebilir, fakat vasat bir film olduğunu belirteyim ve hemen filmi anlatmaya başlayayım.
Bir aile; iki çocuğu ile birlikte dul bir adam. Kendini mahallenin abazan kadınlarından korumaya çalışan taze dul Alan, çocukları için yaşamaya çalışmaktadır. Mahallenin gözü dönmüş kadınları ile başa çıkamayan Alan, kendine yeni bir başlangıç yapar ve bulunduğu mahalleyi terk ederek, kiralar ucuz diye Esenyut’a taşınır.


Yeni taşındıkları evde önceleri her şey iyi giderken, bazı garip şeyler olamaya başlar ve Alan, tam abazan kadınlardan kurtuldum derken, bu kez de gözü dönmüş hayaletlerle karşılaşır.

Bu durumdan oldukça rahatsız olan Alan ve çocukları, bir süre sonra paranormal olaylarla ilgilenen ve hayaletleri evden kovma garantisi veren bir firmaya baş vurur. Eve gelen hayalet avcıları arasındaki bir medyum, daha eve girer girmez bu evde tuhaf bir varlığın hissine kapılır. Ekip vakit kaybetmeden her yere kamera döşer, mikrofon falan yerleştirir ve hayaletler için pusuda beklenir.


Bu bekleme sonrası, evdeki hayaletlerin yanı sıra ortaya çıkması gereken bazı sırlar da vardır. Alan’ın karısı bir trafik kazasında ölmüştür fakat gerçek bu mudur? Filme fazla güvenmeden, çok fazla beklentiye girmeden izlemek isterseniz buyurun izleyin. Haydi, şimdiden hayaletleriniz bol olsun.

IMDb:5.1

Vizyon Tarihi: 10 Ağustos 2012
Yapımı : 2011 - İspanya
Tür : Korku
Süre: 80 Dak.
Yönetmen : Carles Torrens
Oyuncular : Gia Mantegna ,  Fiona Glascott ,  Rick Gonzalez ,  Francesc Garrido ,  Kai Lennox
Senaryo : Rodrigo Cortés
Yapımcı : Rodrigo Cortés ,  Adrián Guerra
Diğer Adı : Apartamento 143



CURVE (2015)

Nur Yerlitaş’ın yayık ve bayık konuşmaları tv’den kulağıma gelirken, sevimli kedim Paşa’nın da odamın kapısını zorlayarak içeri girmesi dikkatimi tamamen dağıttı fakat inatla bu filmin yazısını gecenin bir vakti yazmaya kararlıyım.
Curve filmine başlamadan önce, yine karşıma sıkılacağım ve son zamanlarda sürekli karşılaştığım kötü filmlerden biri çıkacak diye bekledim ama film beni şaşırtarak Universal girişiyle başlayınca “hımmm tamam bu filmde iş var” dedim. Aslına bakarsınız film de bilindik pek çok şey vardı ama gidişat oldukça heyecan vericiydi demem yanlış olmaz.

Güzel ve tatlı huylu kızlara yâda erkeklere kanıp, dertsiz başına dert açan karakterlerin filmlerine artık çok alıştık. Filmin de en büyük klişesi zaten bu. Fakat farklı olarak devamında gelen hayatta kalma mücadelesi de eklenince biraz farklılık yaratmıyor değil. Genelde bu tarz hikâyeleri başlı başına izlerken, bu film de her iki unsur da yerinde kullanılmış ve güzel bir fark yaratmış gözüküyor.

Filmin temposunun biraz düştüğü, arabanın içinde mahsur kalma sahneleri biraz can sıkabiliyor ve karakterin kendi çişini içme, fare yeme ve benzeri şeyler sıkça gördüğümüz şeyler olarak dikkat çekiyor. Tam sıkıldım falan derken, aniden hareketlenen film, beklemediğim sahnelerle sıkıcı dakikaları telafi etmeye yetiyor. Çok süper bulmasam da izleyin ve eğlenin diyebileceğim bir film. Ve bence IMDb puanınında da fazlasını hak ediyor gibi bence.

Mallory adındaki sarışın kızımız, gelinliğini arabanın arkasına atıp düğünü için evine mi gidiyor orasını anlayamadım ama, düğününe iki hafta kala hazırlık yaptığı belli. Issız bir yolda yolculuk yaparken, aniden arabasının arıza yapmasından dolayı zor durumda kalıyor. Pat diye karşısına çıkan biskolata erkeği tipli otostopçu abimiz gömleğini çıkartıp, seksi vücudunu göstererekten arabayı tamir edebileceğini söylüyor. Kızımız her ne kadar iki hafta sonra evlenecek olsa da otostopçu sarışın abimizin atletik vücudundan etkilendiği gözümüzden kaçmyor.


Araba tamir edilince Mallory ve otostopçu abi vedalaşıp ayrılıyorlar fakat, Mallory’nin içi rahat etmediği için biraz gittikten sonra arabayı durduruyor ve vücudu çikolata kaplı abimizi arabaya davet ediyor.

Hiç tanımadığı bu adamı arabasına aldığı için en ufak bir endişe duymayan Mallory, bir süre sonra adamın “koca aletimi azına vermek istiyorum” demesi üzerine şoka uğruyor ve “ben namuslu bir kızım, mahallede laf olur. Hemen in arabadan” dese de sapıklaşan biskolatayı durduramıyor ve arabanın kayışı komple kopuyor. Başlarda beyefendi gözüküp, sonradan psikopata bağlayan insancık türüne bir örnek.

IMDb: 5.3

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Iain Softley
Oyuncular : Julianne Hough ,  Teddy Sears ,  Drew Rausch
Senaryo :  -
Yapımcı : Jaume Collet-Serra ,  Jason Blum

3 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler yine döktürmüşsün. Klavyene beynine sağlık :D

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler
    http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

    YanıtlaSil