4 Kasım 2015 Çarşamba

CİN KUYUSU

CİN KUYUSU (2015)

Daha cinler bokunu bile yemeden, sabahın köründe filmin ön gösterimine davet edildim. Sabahın bu saatinde korku filmi izleme fikri bana biraz uzak düşse de ilk katılacağım bir ön gösterim filmi benim için önemliydi.


Film öncesi yaptığım bir iş görüşmesi moralimi altüst ettiği için filmi sabahın 10.30’un da değil, 8.30’unda bile izlememin moralimi düzelteceğini düşündüm. Boktan bir iş görüşmesi ve ardından cinler. Alladım ben öleyim daha iyi!

Tabii tam 10.30’da gösterimin olacağı yere gitmedim saat 12’ye falan geliyordu sanırım. Filmin sosyal medya ayağı arkadaşlardan biri – adını unuttum, kusura bakma lütfen ki isim hafızamın Dori hafızasından beter olduğunu belirtmiştim. Dori’de ne diyenler için; Kayıp balık Nemo’nun unutkan balık arkadaşı- beni görünce tanıdı ve filmin daha başlamadığını söyledi. Onlarla ayaküstü muhabbet edip, korku filmi dünyasının geleceği hakkında ahkâm kesip, ortalığı yakıp kül ettik. O kadar çok çenem düştü ki herifler benden kaçıp, uyumayı tercih ettiler.

Neeyyyse, film saat 13.10 gibi başladı ve tüm film ekibi ile birlikte filmi izlemeye başladık. Film, adından da belli olduğu gibi cin temalı filmlerden biri. Artık benim de fenalıklar geçirdiğim cin filmlerinden birini izliyor olmak canımı sıkacak mı, yoksa izlediğime değecek mi bilemiyordum.



Sinema salonundan mıdır nedir bilemiyorum ama kulaklarımı delecek bir yüksek ses ile izledik filmi. Ses sistemine hayran kaldığım Zorlu Center’ın sinema salonlarını tebrik ediyorum. Filmin sonunu izleyene kadar filmin gerçek bir hikâyeden alındığını bilmiyordum. Filmin sonunda gerçek kişilerle ilgili kısa videolar vardı. Bolca şok sesi kullanılmasını anlayamadım. Bir film de bu kadar çok ve sık şok sesi kullanıldığında artık bu şok seslerinin bağımlılık yapıp, insanı korkutmadığını düşünüyorum. Kuşların olduğu sahne gayet güzeldi ve biraz daha uzun sürmesini ve o sahnenin tadını çıkartmayı isterdim ama kısa süren bir sahneydi. Tabii ben de, filmin şurası şöyle olsaydı daha korkutucu olurdu dediğim yerler çok oldu.

Bazı sahnelerin atmosferini korkutucu bulurken, oyunculukları çok süper bulamadığımı, fakat tüm oyuncuların oldukça yetenekli olduğunu söylemeliyim. Film çıkışında pek çok oyuncuyu tebrik ederken, “siz hangi karakterdiniz?” diye sormak zorunda kaldım. Kostüm ve makyajdan dolayı tanıyamadığım pek çok oyuncu oldu. Fotoğraflarımızı da çekildikten sonra evlere dağılma vakti geldi çattı. Sevgili Tuğrul, seni de unuttuğumu sanma. Tuğrul, ileride iyi bir senarist olmak isteyen çok genç bir arkadaşım. Oldukça heyecanlı yapısıyla, cinli filmlerden çok hoşlandığını belirtirken, senarist olma konusundaki sırları da öğrenme konusunda çok azimli. Yolun açık olsun Tuğrul’cum. Hadi şimdi filme geri dönelim.

Selma ile kocası Cemil, evlatlık edindikleri küçük kızla birlikte yolculuk yaparlarken trafik kazası geçirirler. Selma ve kızı hayatta kalırken, kocası Cemil ise ölür. Köylüler tarafından Cinli kuyu denilen bir köye getirilirler.
Bir süre sonra kendine gelen Selma ve kızı, olayın etkisiyle de ne yapacağını şaşırır ve hemen köyü terk etmek, kocasını bulmak ister. Selma köyden ayrılmaya çalıştıkça, Selma’yı bu köyde tutan bir güç ortaya çıkar ve Selma’dan alacağını almadan onu bırakmaya da hiç niyeti yoktur.

Başından beri Selma’yı bu köyde tutan şey acaba nedir? Neden bu köyden kolay kolay çıkamaz? Merak edenleri filme bekliyoruz.

1 yorum:

  1. İkimizin de adı Onur'du ama Dori :) 2 saat uykuyla oradaydım, kusura bakma; inanılmaz keyifliydi muhabbet. Eşim hamile olduğu için korku filmini izleyemiyor, başka filme girdi; bizim film ertelenince film arasında dışarı çıktı bir baktı hala oradayız. Ben önce yanına gittim sizin yanınızdan, sonra yorgunluktan yığılmışım uzun koltuğa :)

    Muhteşem yazı & çok güzel bir analiz bu arada. Tebrikler! :)

    YanıtlaSil