30 Kasım 2015 Pazartesi

THE FINAL GIRLS, HANNAS: KARANLIKTA SAKLANAN, THE HALLOW, MIENTRAS DUERMES

THE FINAL GIRLS (2015)

Son zamanlarda büyük atak yapan korku-komedi türünün iyilerinden denebilecek bir film izledim geçenlerde; The Final Girls. 80’lerin unutulmaz korku filmlerinde yer alan her tür klişeyi gözler önüne seren,  bol şenlikli bir filmdi benim için. Genelde Amerikan komedilerine pek gülemesem de güldüğüm birkaç espiri oldu.

Çılgın gençlerin hafta sonu kaçamakları için geldikleri mekândan tutun, saf sarışın kızdan, bakiresine ve final sahnenin kahraman gencinden, eli palalı katiline kadar her şey filmde mevcut. Tabii , daha çok 13.Cuma filmi üzerinden hareket eden film, kırıcı olmadan 13.Cuma ile dalgasını güzelce geçmiş, göndermeler yapmış. Çok cıvık değil de, kararında absürt noktalar yakalayan filmi korku-komedi severlere tavsiye ederim.

Max ve annesi birbirini seven ve arkadaş gibi yaşamaya çalışan anne-kızdır. Max’in annesi Nancy, seksenli yıllarda oynadığı bir korku filminde küçük bir rol oynamış ve öylece bir kenarda kalmıştır.

Ana-kız bir gün otomobilleriyle dolaşırken korkunç bir kaza olur ve Nancy ölür. Tek başına kalan Max üç sene sonra annesinin oynadığı filmin yıl dönümü nedeniyle sevgilisi ve diğer arkadaşlarıyla sinemaya gider.

Sinema salonu tıklım tıklım doludur ve herkes yerini aldıktan sonra film başlar. Annesini perdede gören Max çok duygulanır falan derken, Son Durak filmindeki kaza sahnelerini aratmayacak türden bir kaza olur ve sinema salonunda korkunç bir yangın başlar.

Korku filmi izlemeye gelen gençlerin hayatı bir anda korku filmine döner ve salonda panik anları başlar. Arkadaşları ile ne yapacağını şaşıran Max, elindeki pala figürü ile beyaz perdeye doğru yaklaşır ve perdeyi delerek arka tarafa gitmek için kendilerine yol açar.


Perdenin içine girer girmez kendilerini farklı bir boyutta bulan Max ve kankaları neye uğradıklarını şaşırırlar ve çok geçmeden anlarlar ki az önce izledikleri filmin içindedirler. Max, içinde bulundukları filmde annesini tekrar yakından göreceğinin heyecanını yaşarken, arkadaşlarının ise korktukları bir nokta vardır: İçinde bulundukları film, bir korku filmidir ve eli palalı, dev cüsseli katilin peşlerine düşmesi an meselesidir.

IMDb:6.8

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Komedi ,  Korku
Süre: 88 Dak.
Yönetmen : Todd Strauss-schulson
Oyuncular : Taissa Farmiga ,  Malin Akerman ,  Nina Dobrev ,  Alexander Ludwig ,  Alia Shawkat
Senaryo : Joshua John Miller
Yapımcı : Michael London ,  Janice Williams





HANNAS: KARANLIKTA SAKLANAN (2015)

Cin furyasından biz de elmadan bir pay alalım diye cinlerin işin içine sokulduğu bir film gibi geldi bana. Bana kalırsa senaryo üzerinde birkaç değişiklik yapılıp, ortaya pekâlâ cinsiz de olabilecek güzel bir gerilim filmi çıkabilirmiş. Zaten filmde bir adam kullanmışlar, aman Allahım! Başlı başına filmi tek başına götürebilecek bir insan azmanı. Uzun boylu, katil suratlı, sanırsın hapisten yeni kaçmış da filme dâhil edilmiş bir çam yarması.

Hazal Senel rolünü elinden geldiği kadar iyi oynamış. Yolu açık,  oldukça parlak bir oyuncu. Furkan Kızılay’ı bebekliğinden beri tanıdığımız için bu rolde de bebek bir psikiyatrist olarak karşımızda. Saçlar ve sakallar siyah mı yoksa siyaha mı boyadılar bilemicem ama yaşından daha olgun gösterilmeye çalışıldığı kesin. Ama hal ve hareketler yine bizim bildiğimiz havuç.

Efektlerin can çekiştiği, cin çarpması sahnelerinin cidden çok kötü olduğu filmi oyunculuklar ve akıl hastanesi ambiyansı ayakta tutuyor. Hikâye aslında hiç fena değil ve sonlara doğru sürprizlerle de karşılaşıyoruz. Bu yüzden, başta da belirttim gibi cinlere gerek duymadan Türk korku sinemasında bir fark yaratabilirmiş. Ama Allah kahretsin işte; bir kere cinli filmler tutuldu ya, gelsin paralar hesaaabı.

Mert efendi çiçeği burnunda bir psikiyatristir ve yen işe başladığı hastane de hastaları ile ilgilenirken, bir gün ortalıkta kıyametler kopar. Çok geçmeden hastaneye getirilen genç bir kızın zorla ağabeyleri tarafından hastaneye yatırılmak istendiğini anlarlar. Hastanede yatmamak için direnen kızın hastanede yatması doktorları tarafından karar verilir.

Genç kız, Mert’in hastasıdır ve başhekimin zırt pırt burnunu Mert’in işlerine soması Mert’i çileden çıkartır fakat Mert, size saygı duyuyorum hesabı hocasına laf edemez. Bu arada genç kız, kendisine görülmeyen varlıkların musallat olduğunu, kendisine tecavüz ettiğini falan söyler ama doktorlara göre bunlar kızın götünden uydurduğu şeylerdir.

Tecavüzcü cinler mi dersin, tecavüzcü hastabakıcılar mı dersin, hastane zıvanadan çıkar. Akıl hastanesinde, hastasından doktoruna ve cinine varıncaya kadar herkes sapıklaşır.

Bir gün, bir hasta bakıcı, genç kızın yanında ölü bulununca hastanede panik havası eser ve tüm bunların ardındaki sır perdesi de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.

Korkukolik Puanı: 4.0

Vizyon Tarihi: 12 Haziran 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Kamil Aydın
Oyuncular : Furkan Kızılay ,  Hazal Şenel ,  Fatma Karanfil ,  Emin Gümüşkaya ,  Bükre Atala
Senaryo : Burcu Çetin
Yapımcı : Metin Demir ,  Salih Çelik




THE HALLOW (2015)

Yine ıssız bir kasabada, ıssız bir ormanın dibindeyiz. Kasabanın inancına göre ormanda yaşayan yaratıklar, periler, hayaletler ve çocuk hırsızları vardır. İş gereği ormanın dibindeki çok eski bir eve taşınan Adam ve karısı, evin üzerlerine çökme riskine rağmen bu eski evde yaşamaya başlarlar. Adam’ın görevi; ormanda araştırma yapıp, eski ve hastalıklı ağaçları tespit edip, üzerilerini işaretlemektir.


Bebekleri ile birlikte eve yerleşen Adam, Çingene karılar gibi bebeğini sırtına alıp, ormanı gezmeye başlar. Köpeğinin kendisini yönlendirmesi üzerine terk edilmiş bir kulübe bulur ve burada ölmüş bir hayvanın içine işlemiş katrana benzer bir sıvıyı örnek olarak alır. Bu arada sırtındaki bebek, agucuk gugucuk yaparak bin bir türlü ağaç dalının arasından, babasının sırtında geçerken, kafasını bir yere vuracak diye yüreğim azıma geldi. Hayır, bebek için bu tehlikeli yolculuk bir şey değil, annesi nasıl sesini çıkartmıyordu bu duruma onu anlamadım.

Bir süre sonra evlerinin çatı katında da bu katran benzeri madde ortaya çıkar. Adam’ın mikroskopla yaptığı araştırma sonucu anlar ki, bu madde aslında canlı bir şeydir ve içine işlediği şey her ne olursa olsun, onun değişmesini sağlar ve kontrolü tamamen kendi eline alır. Aile, bu mantar türü maddenin esiri olmaktan kurtulmaya çalışırken, ormanda yaşayan yaratıkların da ortaya çıkması ve bebeklerini kaçırması anne-babanın hayatını altüst eder.  Adam ve karısı bu garip maddeden kurtulabilmenin yolunu ararken, bir yandan da acaba bebeklerini bu yaratıkların elinden alabilecekler midir? İzleyiniz ve görünüz.

Orta halli bir film olmasına karşın, ormanda ortaya çıkan yaratık olayına farklı bir şekilde yaklaşmaya çalışmışlar. Sadece yaratıklar değil, aynı zamanda ortaya çıkan ve herkesi etkisi altına alan bir mantarın da işin içine katılması, filmin heyecanlı sahnelerini ikiye katlamış. Çok fazla beklentiye girmeden izleyebilirsiniz. 


IMDb:5.8

Yapımı : 2015 - İngiltere
Tür : Korku
Süre: 97 Dak.
Yönetmen : Corin Hardy
Oyuncular : Bojana Novakovic ,  Joseph Mawle ,  Michael McElhatton ,  Stuart Graham ,  Gary Lydon
Senaryo : Corin Hardy ,  Felipe Marino
Yapımcı : Felipe Marino ,  Joe Neurauter
Diğer Adı : The Good People


MIENTRAS DUERMES/ ÖLÜM UYKUSU (2011)

Yalnızlık ve beraberinde gelen mutsuzluk üzerine yapılmış bir film anlatıcam sana. Bir İspanyol filmi olan Mientras Duermes, yalnızlığın getirmiş olduğu mutsuzluğunu gidermek için garip yollara başvuran bir psikopatın hayatından bir kesiti gözler önüne seriyor.


Cesar, mutlu olmamaktan yakınan bir apartman kapıcısıdır. Apartmandaki tüm dairelerin yedek anahtarları kendisinde bulunduğu için isterdiği tüm dairelere girerek istediği haltı karıştırır. Apartmanda yaşayan ve mutluluğu ile dikkat çeken herkesi kendine hedef olarak seçen Cesar için asıl hedef, her gün apartmandan çıkarken gülücükler saçan ve aşırı mutlu tavırlarıyla dikkat çeken Clara’dır.

Clara evde yokken dairesine giren Cesar, Clara’nın yatağının altına gizlenir ve yalnız yaşayan kadın uykuya daldığında yerinden çıkar ve bir maddeyle daha da derin bir uykluya dalmasını sağlar. Bu süreç içinde, Bu mutlu olabilmeyi beceren kadından kendi yöntemleriyle sapıkça intikam alır.

Filmin sonunda acayip bir son bekliyordum ama;  al sana kaya, nereye dayarsan daya hesabı bir durum ortaya çıktı. Sanki filmin sonu havada kaldı gibi ama bir yandan da isteğin sonu kendin çıakr der gibi bir son bizi bekliyor. Psikopatlığa “mutsuzluk” temasından yaklaşan ilginç bir İspanyol yapımı gerilim filmiydi, herkese tavsiye ederim. Filmin ağır ilerlediğini de belirtmeden geçemicem ama yer yer yüreğimi ağzıma getiren sıkı gerilim sahnelerinin olduğunu da hemen ekleyeyim. Hadi herkese iyi seyirler.

IMDb: 7.2

Vizyon Tarihi: 20 Temmuz 2012
Yapımı : 2011 - İspanya
Tür : Gerilim ,  Korku ,  Psikolojik
Süre: 102 Dak.
Yönetmen : Jaume Balagueró
Oyuncular : Luis Tosar ,  Marta Etura ,  Carlos Lasarte ,  Tony Corvillo ,  Alberto San Juan
Senaryo : Alberto Marini
Yapımcı : Jaume Balagueró ,  Julio Fernandez
Diğer Adı : Sleep Tight, Flatmate




23 Kasım 2015 Pazartesi

HÜDDAM, III, SHOCK, EMERGO, CURVE

HÜDDAM (2015)

Filmin oyuncuları ile film izleme keyfini yakaladığım ikinci film Hüddam oldu. Filmin başlamasına 15 dakika kala, filmde ufak tefek rolleri olan ama kendi filmleri için çabalayıp, harika bir enerji ile çalışan iki güzel oyuncu arkadaş ile sohbet ederken filmin başrol yıldızlarından Eray Logo’da bize eşlik etti. Filmin oyuncuları bana öyle sıcak yaklaştılar ki sanki filmin starı benmişim gibi hissettim. Bu harika enerjilerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ederim.

 “Filmimizin farklı tarafı; efektsiz ve korkunç makyajlar olmadan da izleyiciyi korkutabilmek” diyen Hüddam oyuncusu Melike Hanım’ın bu cümlesini, filmi izledikten sonra daha iyi anlamış oldum. Mümkün olduğu kadar efektlerden ve şok seslerinden kaçarak, gözükmeyen bir varlığın başucumuzda durup, bizi izlediği izlenimini izleyiciye yansıtması, filmi izlerken benimde tüylerimi ürpertti.
Son dönemlerde festival tarzı korku filmlerinde de aynı tekniği görmek mümkün. Konu, film festivalinden açılmışken “filmimizi festivale de dâhil edecektik ama yetiştiremedik” diyen Melike Hanım’a teşekkür ettikten hemen sonra bir de baktık ki film saati gelmiş bile. Büyük bir heyecanla salona doğru ilerlemeye başlarken, salonun yerin dibinde olması da korkumuza korku katmaya yetti.
Hüddam filmin genç ve yetenekli oyuncularıyla birlikteyim.



Koltuklarımıza yerleştikten sonra makinist abimizin keyfinin gelmesini bekledik ve perdeye projeksiyon cihazının markasının yansıması sonrası Hüddam beyaz perdeye yansımaya başladı. Nihayet!

Evin annesi Derya Hanım’ın doğum günü partisiyle başlayan neşeli sahneyi bir el kamerası üzerinden izlerken “hah” dedim “tamam,  Paranormal Activity’e olayı bağlıyor” ama bu durum kısa sürdü.  Doğum günü partisi sonrası el kamerasını açık unutup, masaya bırakan Melih, Can ile birlikte kamera kayıtlarında gördükleri şeyden dolayı dehşete kapılırlar. Kamera kayıtlarında, Can’ın annesi Derya Hanım, gayet mütevazı bir ev hanımıyken birden psikopata bağlayıp, duvara kimsenin anlamadığı Arapça bir şeyler çizer. Bunu yaparken, yaramaz çocuklar gibi pastel boyayla değil, elini kesip, akıttığı kanıyla yapar.
Hüddam filmin genç ve yetenekli oyuncularıyla birlikteyim.

Bu durumdan dolayı üç buçuk atmaya başlayan ev halkı, Derya Hanım’ı psikolog bir doktor yakınlarına göstererek çare aramaya çalışırlar. Bakarlar ki, Derya Hanım psikologun da psikolojisini bozuyor, bu iş böyle olmayacak derler ve eve bir hoca çağırarak duvardaki yazının ne anlama geldiğini çözmeye çalışırlar.
Yapılan araştırma sonucu anlaşılır ki, olayların başlangıcı Can’nın anneannesi ve dedesine kadar dayanır. Bu yüzden hemen apar topar annesinin köyüne giden Can, annesi ve Melih, köyde neredeyse yapayalnızdırlar. Onlara yardımcı olacak tek bir kişi vardır: Hüddam ilmi ile yakından ilgilenen ve ifritlerle daha önce de karşılaşmış Asaf. Derya, Can ve Melih,  Asaf’ın da yardımlarıyla karanlık bir yolculuğa çıkmanın hazırlıklarını yaparlar.

IMDb:5 .0



 Vizyon Tarihi: 20 Kasım 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Korku
Yönetmen : Utku Uçar
Oyuncular : Fatma Hun ,  Murat Özen ,  Çağrı Duran ,  Eray Logo ,  Hande Oktan
Senaryo : Utku Uçar
Yapımcı :  -




III (2015)

Bazen kıçım kaşınır ve bazı filmleri inatla izlemek isterim. Kendim kaşındığım filmlerden biri de III. Şaman şifa tekniklerinin yer aldığı, az biraz tekrar varoluş konulu, dinsel temaların ön plana çıktığı, kendi korkularımızdan yola çıkılarak yapılan bir filmi izlemek benim neyime! Al sana film Korkukolik’ciiiiim!


Filmi araştır araştır geberdim. IMDb’de Almanya, bazı Türk sitelerinde Rusya+Almanya yapımı olarak gösterilse de filmi izlerken, film Rusça çekilmiş de Almanca dublaj yapılmış gibi geldi bana. Filmin seslerinde tuhaf bir yapaylık vardı. Hatta işi ileri manyaklık boyutlarına götürüp, Almanca konuşmalarla dudak senkronizasyonuna bile dikkat ettim; sanırım Almanca dublaj var.

Filmi sizlere anlatabilmek için o kadar çok çalıştım ki, sinema mezunu olmuş olsaydım, bu konuyla tez konusunda birincilik falan alırdım herhalde. Filmin özüne, konusuna gelmeden önce filmin görüntülerinin gerçekten çok güzel olduğunu söylemem lazım. Renkler, görüntüler fotoğraf gibiydi. Bütün bunlar filmi izlerken ruhumu okşasa da filmin konusunu anlayabilmek biraz zordu. Anlayabildiğim kadarını aktarmaya çalışayım.

Film de, bazı hastalıkların Şaman şifa teknikleriyle iyileştirme yöntemi gözler önüne serilmiş. Hasta yakını, hipnoz edilerek, hastanın bilinçaltına doğru bir yolculuğa çıkar ve hastanın, hastalığının gerçek nedenleri ortaya çıkartılarak şifa aranır.

Ayia ve Mirra, küçük bir Avrupa kasabasında anneleri ile yaşamaktadırlar. Kasabada tuhaf bir virüs yavşaklık yapıp, insanların ölümüne neden olur. İki genç kızın annesi de bu virüsten nasibini alınca hayata gözlerini yumar. Yapayalnız kalan iki kız kardeş, anneleri hayattayken kendilerini emanet ettikleri rahibin yanına sığınırlar.

Bu süreç içinde kız kardeşlerden birinin de virüs kapması sonucu yatağa düşer. Kardeşlerin evi de karantinaya alınınca hasta olan kardeş dışarıya çıkartılmaz ve ölüme terk edilir. Fakat büyük kız kardeş, hastalanan kız kardeşinin virüsten dolayı değil, farklı nedenlerden dolayı hastalandığını düşündüğü için, kardeşini bir şekilde karantinaya alınan evden kaçırarak rahibin yanına getirir.

Rahip ne yapacağını bilemez durumdadır. Güvenli ve bulunamayacakları bir yere gitmek zorundadırlar. Küçük kız kardeşin durumu giderek kötüleşirken, büyük kız kardeş kazara bir kitap bulur ve kız kardeşinin hastalığına iyi gelebilecek bazı bilgiler okur. Bu bilgileri hayata geçirebilmek için rahibin de etkisi büyük olacaktır.


Yapmaları gereken tek şey; büyük kız kardeşin, hasta olan kızın bilinçaltına girip, asıl meseleyi bulmasıdır. Kız kardeşinin bilinçaltındaki iblislerle yüzleşme vakti gelmiştir.






IMDb:5.5

Yapımı : 2015 - Almanya
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 80 Dak.
Yönetmen : Pavel Khvaleev
Oyuncular : Polina Davydova ,  Lyubov Ignatushko ,  Evgeniy Gagarin
Senaryo : Aleksandra Khvaleeva
Yapımcı :  -







SHOCK (1946)

Olaylar San Francisco’da bir otelde başlayıp, bir hastanede son buluyor. 1946 yapımı filmin mantık hatalarıyla dolu olduğunu şimdiden söyleyeyim. Oyunculuklara da eh işte diyebiliriz. Döneme göre güzel bir konu ile karşılaşmamız mümkün.

Her şeye rağmen siyah beyaz eski gerilim filmlerini severim derseniz, filmi izleyebilirsiniz. Bir saat on dakikalık süresi ile izleyiciyi sıkmayan, bir çırpıda biten bir film.

Janet, savaş tutsağı olan kocasını öldü sanırken, aniden ondan gelen haberle sevinir. Gerdeğe bile giremeden, kocasını apar topar savaşa yollayan Janet, gün yüzüyle bir orgazm bile yaşayamamıştır. Bu üzüntüyle kendisini arabeske veren Janet, sabahtan akşama kadar Bergen dinler, Müslümle kanka olur.

Kocasının yaşadığını öğrenince de buluşacakları otele koştura koştura giden genç kadın, zar zor bir otel odası bulur ve geceyi orada kalarak geçirmeye karar verir. Bir aksilik yüzünden geciken kocasının başına kötü bir iş geldiğini sanan talihsiz kadını gecenin bir vakti karşı pencerede bir sürpriz beklemektedir.

Pencereye doğru yanaşan kadın, bir adamın karısının kafasına şamdanı tonk diye vurarak öldürdüğüne tanık olur. Hayattan darbe yiyen Janet, görmüş olduğu olay karşısında ikinci bir darbe daha yer.

Kadın, gördüğü olayın etkisiyle şoka girerek kaskatı kesilir ve odasına gelen kocasını bile tanıyamaz. Donup kalan Janet’i çözebilmek için ne sıcak su fayda eder, ne de başka bir şey. Otelin doktoru Janet’i ineceler ama durumun psikolojik olduğunu söyleyerek, yakın bir psikolog arkadaşı olan ve aynı zamanda aynı otelde kalan Doktor Cross’u tavsiye eder ve onu çağırır.

Kızceğiz azda olsa gözünü açıp, onunla konuşan Doktor Cross’u görünce, çözüleceğine daha çok donar kalır. Çünkü, Doktor Cross karısını öldüren adamın ta kendisidir ve kendince yöntemlerle bu olayı Janet’e unutturmaya çalışacaktır. IMDb: 6.3

















EMERGO / LANETLİ RUH (2011)

Paranormal Activity tarzı paranormal filmlere karşı ilginiz varsa sevebileceğiniz bir film diyebilirim. Ha bu gün ha yarın izlesem mi izlemesem mi falan diye düşünürken artık vaktin geldiğini düşündüm ve filmi izlemeye karar verdim.
Pek çok paranormal tarz filmde olduğu gibi, bu filmde de yine amatör kamera çekim tarzı ön planda. Bu kez hem evin çeşitli yerlerine döşenmiş harekete duyarlı kameralar, hem de el kameraları ile olayları takip ediyoruz. Değişen bir şey yok yani.

Makyajları biraz yetersiz bulmama rağmen bazı sahnelerin efektleri beklediğimden daha iyi çıktı. Hayaletlerle muhatap olduğumuz sahnelerin şiddeti ve insanların yerden tavana savrulmaları fena değildi. İzlenebilir, fakat vasat bir film olduğunu belirteyim ve hemen filmi anlatmaya başlayayım.
Bir aile; iki çocuğu ile birlikte dul bir adam. Kendini mahallenin abazan kadınlarından korumaya çalışan taze dul Alan, çocukları için yaşamaya çalışmaktadır. Mahallenin gözü dönmüş kadınları ile başa çıkamayan Alan, kendine yeni bir başlangıç yapar ve bulunduğu mahalleyi terk ederek, kiralar ucuz diye Esenyut’a taşınır.


Yeni taşındıkları evde önceleri her şey iyi giderken, bazı garip şeyler olamaya başlar ve Alan, tam abazan kadınlardan kurtuldum derken, bu kez de gözü dönmüş hayaletlerle karşılaşır.

Bu durumdan oldukça rahatsız olan Alan ve çocukları, bir süre sonra paranormal olaylarla ilgilenen ve hayaletleri evden kovma garantisi veren bir firmaya baş vurur. Eve gelen hayalet avcıları arasındaki bir medyum, daha eve girer girmez bu evde tuhaf bir varlığın hissine kapılır. Ekip vakit kaybetmeden her yere kamera döşer, mikrofon falan yerleştirir ve hayaletler için pusuda beklenir.


Bu bekleme sonrası, evdeki hayaletlerin yanı sıra ortaya çıkması gereken bazı sırlar da vardır. Alan’ın karısı bir trafik kazasında ölmüştür fakat gerçek bu mudur? Filme fazla güvenmeden, çok fazla beklentiye girmeden izlemek isterseniz buyurun izleyin. Haydi, şimdiden hayaletleriniz bol olsun.

IMDb:5.1

Vizyon Tarihi: 10 Ağustos 2012
Yapımı : 2011 - İspanya
Tür : Korku
Süre: 80 Dak.
Yönetmen : Carles Torrens
Oyuncular : Gia Mantegna ,  Fiona Glascott ,  Rick Gonzalez ,  Francesc Garrido ,  Kai Lennox
Senaryo : Rodrigo Cortés
Yapımcı : Rodrigo Cortés ,  Adrián Guerra
Diğer Adı : Apartamento 143



CURVE (2015)

Nur Yerlitaş’ın yayık ve bayık konuşmaları tv’den kulağıma gelirken, sevimli kedim Paşa’nın da odamın kapısını zorlayarak içeri girmesi dikkatimi tamamen dağıttı fakat inatla bu filmin yazısını gecenin bir vakti yazmaya kararlıyım.
Curve filmine başlamadan önce, yine karşıma sıkılacağım ve son zamanlarda sürekli karşılaştığım kötü filmlerden biri çıkacak diye bekledim ama film beni şaşırtarak Universal girişiyle başlayınca “hımmm tamam bu filmde iş var” dedim. Aslına bakarsınız film de bilindik pek çok şey vardı ama gidişat oldukça heyecan vericiydi demem yanlış olmaz.

Güzel ve tatlı huylu kızlara yâda erkeklere kanıp, dertsiz başına dert açan karakterlerin filmlerine artık çok alıştık. Filmin de en büyük klişesi zaten bu. Fakat farklı olarak devamında gelen hayatta kalma mücadelesi de eklenince biraz farklılık yaratmıyor değil. Genelde bu tarz hikâyeleri başlı başına izlerken, bu film de her iki unsur da yerinde kullanılmış ve güzel bir fark yaratmış gözüküyor.

Filmin temposunun biraz düştüğü, arabanın içinde mahsur kalma sahneleri biraz can sıkabiliyor ve karakterin kendi çişini içme, fare yeme ve benzeri şeyler sıkça gördüğümüz şeyler olarak dikkat çekiyor. Tam sıkıldım falan derken, aniden hareketlenen film, beklemediğim sahnelerle sıkıcı dakikaları telafi etmeye yetiyor. Çok süper bulmasam da izleyin ve eğlenin diyebileceğim bir film. Ve bence IMDb puanınında da fazlasını hak ediyor gibi bence.

Mallory adındaki sarışın kızımız, gelinliğini arabanın arkasına atıp düğünü için evine mi gidiyor orasını anlayamadım ama, düğününe iki hafta kala hazırlık yaptığı belli. Issız bir yolda yolculuk yaparken, aniden arabasının arıza yapmasından dolayı zor durumda kalıyor. Pat diye karşısına çıkan biskolata erkeği tipli otostopçu abimiz gömleğini çıkartıp, seksi vücudunu göstererekten arabayı tamir edebileceğini söylüyor. Kızımız her ne kadar iki hafta sonra evlenecek olsa da otostopçu sarışın abimizin atletik vücudundan etkilendiği gözümüzden kaçmyor.


Araba tamir edilince Mallory ve otostopçu abi vedalaşıp ayrılıyorlar fakat, Mallory’nin içi rahat etmediği için biraz gittikten sonra arabayı durduruyor ve vücudu çikolata kaplı abimizi arabaya davet ediyor.

Hiç tanımadığı bu adamı arabasına aldığı için en ufak bir endişe duymayan Mallory, bir süre sonra adamın “koca aletimi azına vermek istiyorum” demesi üzerine şoka uğruyor ve “ben namuslu bir kızım, mahallede laf olur. Hemen in arabadan” dese de sapıklaşan biskolatayı durduramıyor ve arabanın kayışı komple kopuyor. Başlarda beyefendi gözüküp, sonradan psikopata bağlayan insancık türüne bir örnek.

IMDb: 5.3

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Iain Softley
Oyuncular : Julianne Hough ,  Teddy Sears ,  Drew Rausch
Senaryo :  -
Yapımcı : Jaume Collet-Serra ,  Jason Blum

19 Kasım 2015 Perşembe

AMERICAN HORROR STORY: HOTEL 7.BÖLÜM

AMERICAN HORROR STORY: HOTEL 7.BÖLÜM

Hotel Cortez’in sırları açığa çıkmaya devam ederken, her hafta taşak geçtiğim polis memuru arkadaşımız giderek kafayı tırlatmaya başlıyor gibi. Bol sevişmeli bir altıncı bölüm sonrası bu kez de bol kanlı bir bölüme merhaba dedik.



Kontes ağırlıklı bir bölümdü ve onu dehşete düşüren bir sırrın ortaya çıkması bizleri de şaşırttı. Biliyorsunuz ki otelin keşfedilmesi gerekilen pek çok ürkütücü odası ve koridoru var. Zaman zaman bu odaların ne şekilde kullanıldıklarını farklı hikâyelerle izliyoruz. Yedinci bölümün başlangıcı da otelin yeni sahibi, aynı zamanda Kontes’in yakışıklı pilici, parlak popolu Will’in – bir insan ancak bu kadar analiz edilebilirdi – otelde yaptırdığı tadilat sonucu, işçilerin ortaya çıkardığı çelikten yapılmış bir duvarın ortaya çıkmasıyla, bu odanın ardında yatan bir sır ortaya çıkıyor.

Geçmişe gidiyoruz ve dağılıyoruz. Dağılıyoruz, çünkü olaylar o kadar iç içe girmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor ki götü-başı dağıtan diziyi toparlamak ne mümkün. En iyisi ben anladığım kadarını yazmaya çalışayım.

Gizli odanın açığa çıkmasıyla, Kontes’i bir göt korkusudur alıyor. Kontes geçmişine yolculuk yapıp, bazı olayları, aşklarını ve intikamlarını anımsıyor.
Yıl yine bilmem kaç ve Kontes, tüm toyluğu ile bir film setinde figüranlık yapıyor. Filmin başrol oyuncusu olan herife âşık olunca, ondan gelen teklif karşısında dayanamayıp, evine gidiyor. Bir de herifin karısı pat diye ortaya çıkınca üçlü bir grup seksin ardından evden ayrılıp, başka bir gün, seri katil Mr.March’ın bir partsine katılıyor. Parti de âşık olduğu aktörün öldüğü haberini alınca karaları bağlayan Kontes için yaşamanın bir anlamı kalmıyor ve tam kendisini pencereden aşağı atacakken, Mr. March karıyı yakasından tutup kurtarıyor.

Tabii bu kurtarmanın bir nedeni de Mr.March’ın Kontes’ten hoşlanmasından kaynaklanıyor. Bir süre sonra aktörün yaşadığı, bunun bir oyun olduğu ortaya çıkınca, aktör ve Kontes karşılaşıyorlar. Duruma çok sevinen Kontes, zilleri takıp göbek atıyor fakat gözü dönmüş seri katil Mr.March’ın durumdan haberdar olması aktör ve karısı için iyi bir şekilde sonuçlanmıyor.


Ve tekrar günümüze dönüyoruz. Mr. March, eski karısı olan Kontes’in, otelin yeni sahibi Will ile evleneceğini ve ilk kez gerçek aşkı bulduğunu, Kontes ile yediği bir yemekte kendisinden öğrenir. Gözlerini kısan Mr.March, bu duruma çok sevindiğini, fakat bunun bedelinin de çok ağır bir şekilde Kontes’e ödeteceğinden emin bir vaziyettedir. Bu bölümün sonunda hem bizi hem de Kontes’i büyük bir sürpriz beklemektedir.

16 Kasım 2015 Pazartesi

THE PACK, FACES OF DEATH, A CHRISTMAS HORROR STORY

THE PACK (2015)

Filmi izlerken aklıma gelen birkaç hayvanlı korku filmi gelmedi değil. Genelde hayvanları birer canavara benzetip konu eden korku-gerilim filmlerini pek sevmem ama aralarından aklıma gelen, kalite denebilecek birkaç tane var. Stephen King’in Cujo’su, Wes Craven’nin The Breed’i yine kurtların yer aldığı The Grey aklıma gelen filmlerden oldu. Eminim daha birçok hayvanlı korku filmi vardır.

The Pack filminde de diğer hayvanlı filmlerde olduğu gibi senaryoda pek bir derinlik yok fakat heyecanlı bir, 1 saat 25 dakika vaat eden bir film diyebilirim. Filmde çoğu yerde gerçek kurtların kullanılması gayet güzel olmuş. Animasyon kurtlar yerine gerçek hayvanları kullanmak da bir film çekimi için oldukça zor olmalı. Zaten filmdeki kurtlar da öööle sevimsiz şeyler değil. Daha korkunç kurtlar da gördüm. Filmde de göreceğimiz gibi kurtlar, evcil ve vahşi ırkın karışımından meydana gelmiş melez kurtlardır ve onların yırtıcı ve kurnaz taraflarını örtbas eden bir durum değildir bu. Hepsi birbirinden akıllı ve bir o kadar da kana susamış yaratıklar.

Kimsenin ayak basmayacağı ıssız, ürkütücü ve bir ormanın dibinde kendilerine bir çiftlik evi satın alarak yeni bir hayat kurmaya çalışan Carla ve kocası Adam, evlerine gelen bir haciz memurunun ardından oldukça huzursuz günler yaşarlar.

Rüşvetçi haciz memurunun, “iki sakal atın bu işi burada bitirelim” demesi üzerine rüşvet tutarını ödeyemeyecek olan karı-koca, adamı o gün yollarlar. Memurun yaptığı pislikler sonrası cezasını çekmesi de an meselesidir, fakat ben konuyu değiştirip bir sonraki olaylara geçiş yapıyorum.
Carla bulunduğu kasabada veterinerlik yaparak hiç kimseye hizmet etmektedir, çünkü bulundukları yerde kendilerinden başka kimse yoktur. Kocası ise hayvancılık yaparak çocuklarının karnını doyurma çabasındadır fakat bir süre sonra sürüden her hafta kayıplar meydana gelir. Sürünün bir şeyler tarafından öldürüldüğünü düşünen Adam için borçlarını ödeme sıkıntısı da böylelikle başlamış olur.


Tüm aile bir gece evdeyken tuhaf bir sesler duyarlar ve biraz tedirgin olurlar. Önce evlerine birkaç hırsınızın girdiğini düşünerek hemen polisi ararlar. Gelen polis arabasının içinden çıkan polise aç kurtların saldırdığını gören aile ne yapacağını bilemez ve paniğe kapılır. Durum sandıklarından da ciddidir. Evlerinin her yanı korkunç kurt hırıltıları ile kuşatılmıştır ve kurtların evin içine sızmaları an meselesidir.

IMDb: 5.0


Vizyon Tarihi: 13 Kasım 2015
Yapımı : 2015 - Avustralya
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Nick Robertson
Oyuncular : Anna Lise Phillips ,  Jack Campbell ,  Charles Mayer ,  Kieran Thomas McNamara ,  Hamish Phillips
Senaryo : Evan Randall Green
Yapımcı : Elliott D. Yancey



FACES OF DEATH/ ÖLÜMLE YÜZYÜZE GELMEK (1978)

Şimdi size belgesel tarihinin en sapık belgeselinden bahsedicem. Artık kusar mısınız, altınıza mı zıçarsınız, “ama siktir et şu yazıyı” deyip, yazıyımı okumaktan mı vazgeçersiniz bilemiyorum.


Belgesel 1978 yapımı ve daha sonrasında bir fan kitlesi topladığı için devamı olarak 5 film daha çekilmiş ve toplam 6 bölüm halinde yayınlanmış. Ben bu hafta size ilk bölümden bahsedicim. E-malum, her şeyin ilki makbuldür.

Öncelikle belgeselin tamamıyla gerçek ölüm görüntülerinden yer aldığı konusunda bir bilgi var ortalıkta fakat çoğu sahne bana göre traş. Ha evet, kafası kesilen asker görüntülerini yâda korkunç kazalar sonrası insanların paramparça olmuş cesetlerine dair videoları internet ortamında izleyebiliyoruz. Yâda 11 Eylül’de yolcu uçağının ikiz kulelere dalış yapması hepsi geçekti. Olamayacak şeyler değil bunlar ve hepsini izleyebilmiştik. Filmdeki bazı ölüm sahneleri de gerçek olabilir fakat hayalet çağırmak ve hayaletlerin görünmesi, bir satanist tarikat tarafından bir cesedin iç organlarının yenmesi ve klasik son olarak toplu seks yapılması bana çok absürt sahneler geldi. Yemedim yani.

Filmde, ölümle nasıl burun buruna gelebileceğimiz bazı anlar gösterilmiş. En çok üzüldüğüm şey de bazı hayvanların sırf kürkleri uğruna can çekişe çekişe, kafalarına odunla vurula vurula öldürülme sahneleriydi. Bu sahnelerde gözlerimi bile kapattım ve insanın para uğruna nasıl birer vahşet yaratacağına emin oldum. Bunun dışında hayvanlarla ilgili birkaç şey daha vardı. Soframıza gelen tavukların, danaların, koyunların nasıl yöntemlerle kesildiğine dair korkunç görüntüler vardı. Bunları izledikten sonra inanın vejetaryen olmanız büyük olasılık.

Bir seri katilin elektrikli sandalyedeki can çekiştiği ve gözlerinden sızan kanların görüntüsü mü dersiniz, işlediği suçtan dolayı kafası kesilen insanlar mı, yoksa paraşütü açılmadığı için yüzlerce metreden aşağı, toprağa çakılan adamın görüntüsü mü. Herşey bu belgeselde mevcut. Dediğim gibi izlemeden önce çok fazla bir şey yemeyin ki, kustuğunuzda ortalık kusmuk gölüne dönmesin. Haydi, şimdiden berbat seyirler.





IMDb: 4.0

Yapımı : 1978 - ABD ,  Almanya
Tür : Belgesel ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 105 Dak.
Yönetmen : John Alan Schwartz
Oyuncular : Michael Carr ,  Mary Ellen Brighton ,  Samuel Berkowitz ,  Thomas Noguchi
Senaryo : John Alan Schwartz
Yapımcı : Rosilyn T. Scott


A CHRISTMAS HORROR STORY (2015)

Geçen hafta kısa hikâyelerden oluşan, Halloween gecesinde geçen bir korku filmi tanıtmıştım. Bu hafta tanıtacağım film, yine kısa hikâyelerden oluşan, fakat bu kez Noel arifesinde meydana gelen olayların anlatıldığı, kısa hikâyelerden oluşan bir film; A Christmas Horror Story.


Filmdeki kısa hikâyelerin biri bitip diğeri başlamıyor. Biraz ondan, biraz bundan derken bir bakıyorsunuz film bitivermiş bile. Aynı gece yaşanan olayların ise birbiriyle bağlantıları yok. Birbiriden farklı yaşanan hikâyeler iç içe anlatıldığı için birbiriyle bağlantısız olması beni pek rahatsız etmedi.

Hikayelerin hepsi güzeldi fakat filmin başlangıç sahnesine ait olan hikaye  yine en son biterek beni şaşırttı. Hikâyenin en son bitmesi değil, ters köşe yapması oldukça hoşuma gitti. Konuyu gerçekten güzel bağlamışlar diye düşünüyorum.
Noel gecesi benim için renkli ışıklar, aile ile birlikte yenen güzel bir yemek, yılbaşı ağacı ve kafa yormayan müzikler eşliğinde içilen birkaç kadeh şarap ve huzurdur. Herkes için aynı şey geçerliyse, bir de Noel gecesini en korkutucu şekilde yaşayan kişileri de düşünmek lazım. Nasıl mı?

Noel gecesi için hazırlık yapan Noel baba ve işçileri, Noel gecesi için oyuncak imal ederlerken, işçi cinlere bir haller olur ve korkunç birer yaratığa dönüşürler. Noel baba bu durumun ardındaki sırrı araştırıp, birer tehlikeli yaratığa dönen işçi cinlerle cebeleşirken, Noel babanın rakibi, Noel gecesinin iblisi Krampus, zengin ve kötü kalpli akrabasının yanına giden bir ailenin peşine düşer.
Tüm bunlar yaşanırken, geçen sene Noel’de okulda öldürülen genç bir kızın gizemini araştırmak isteyen ikisi erkek bir kızdan oluşan bir grup öğrenci, gecenin bir vakti okula girer ve bu okulun hayaletli korkunç koridorlarında ve odalarında mahsur kalırlar.

Noel gecesi için ağaç çalmaya giden siyahî bir aile girdikleri bir korudan ağaç keserek çalarlar fakat minik erkek çocukları aniden kaybolur. Birkaç dakika sonra çocuklarını bulurlar ve hemen eve gelirler. Süslenen ağacın, yenen yemeğin ve hediyeler oldukça güzeldir fakat küçük çocuklarının anne ve babasına korkunç bir sürprizi vardır.




IMDb: 5.4

Yapımı : 2015 - Kanada
Tür : Korku
Süre: 99 Dak.
Yönetmen : Grant Harvey,  Steven Hoban,  Brett Sullivan
Oyuncular : William Shatner ,  Amy Forsyth ,  Michelle Nolden ,  George Buza ,  Rob Archer
Senaryo : James Kee ,  Pascal Trottier