11 Ekim 2015 Pazar

THE WITCH, PSYCHO III, REGRESSION, I SPIT ON YOUR GRAVE 3

THE WITCH (2015)

Hafta sonu Atlas sinemasında izlediğim The Witch, Sundance Film Festivali jürisi tarafından yılın en korkunç filmi seçilmiş. Benim izlediğim filmleri bu jüriye izletsek herifler korkudan yamulacaklarmış demek ki. Yılın en sanatsal korku filmi deselerdi, hah tamam şimdi doğru söylediler derdim. Festival filmlerinin tüm özelliklerini taşıyan bu film, gösterime girip de, piyasa filmlerinin içinde yer aldığında, korkudan hoplamak isteyen seyirci tarafından pek sevileceğini sanmıyorum.


Film, 1600’lerde geçtiği için; kostümler, set tasarımları, filmin geçtiği yılların karanlık görüntüleri çok etkileyiciydi. Bir tabloya bakıyormuş gibi hissettim kendimi. Müzikleri de hiç fena değildi. Dönemin karanlığı filme çok güzel yansıtılmış; yemekler mum alevinde yeniyor, mum alevinde konuşmalar geçiyor ve bazen zor durumda kalındığında elde fenerlerle gecenin karanlığında ve yağmurun altında dışarıya çıkılıp, ürkütücü ahıra gidilip ,keçiler kontrol ediliyordu. Filmin sessizliği karşısında huzur mu duysam, yoksa tırssam mı bilemedim.

Açıkçası çok korkunç değil ama, sanatsal değeri olan bir korku filmi izledik diyebilirim. Kısacası korkmadım. Sessizlik, karanlık, ürkütücü orman ambiyansı beni korkutur, işin içine bir de sanatsal değerleri olan bir film de giriyorsa diyorsanız, filmi hemen size anlatmaya başlayayım. İnşallah filmin yönetmeni bu yazıyı görmez.

Dinle kafayı bozmuş bir aile, tamamıyla kendilerini dine sarmış durumda, kendi yarattıkları ve geçimlerini sağladıkları minik çiftliklerinde gündelik hayatlarını sürerlerken, ailenin en son ferdi minik bebeklerinin aniden ortadan kaybolmasıyla yıkılırlar.

Ev kızı Thomasin, kardeşlerinden en miniğini karşısına almış, agucuk gugucuk şeklinde oynarken aniden gözlerinin önünden pat diye kaybolur. Bebek bakıyorsan gözünü bir dakika bile onun üzerinden ayırmayacaksın temel kuralını unutan Thomasin, gözlerini bir saniyeliğine kapatır ve bir saniye içinde de bebek ortadan kaybolur. Çılgına dönen kız, götü yemediği için ormanın başlangıç kısmına kadar gider ve geri dönmek zorunda kalır.

Tüm arama çabalarına rağmen bebek bulunamaz ve aile içinde kendi aralarında çatışmalar yaşanmaya başlar. Anne, bebeğinin bir cadı tarafından kaçırıldığını düşünürken, baba ise bir kurt tarafından kaçırıldığını düşünür. Hatta iş öyle bir boyuta ulaşır ki, Thomasin’in cadı olabileceğini bile düşünürler.
Bütün bunlar ola dursun, ailenin genç elemanlarından Caleb, bir gün ormanda takılırken kaybolur ve ormanda bir cadı kulübesine denk gelir. Bu arada kulübenin içinden çıkan cadı, cadı mıydı yoksa Adrina Lima mıydı anlayamadım. Kerrrdeşim cadıysan cadılığını bil. Az çirkin ol, ucubeye benze ve apış aranda da uçan süpürge olsun. Karı resmen 90-60-90, saçlar kuaförde yapılmış, göğüs dekoltesi falan… Alllaaaaah be!

Cadı, Caleb’i tuttuğu gibi dudaklarından öper ve ona büyü yapar. Yağmurlu, karanlık ve ürkütücü bir gecede evine gelen Caleb hastalanır ve hemen yatağına yatılır.


Bu olaydan sonra çiftlikte tuhaf olaylar olmaya başlar; sanki karanlık daha karanlıktır bir hale gelmiştir, hayvanlar daha tuhaf davranmakta ve bir lanet üzerlerine çökmek üzeredir. Aile ise dinsel ve batıl inançlarının esiri olmaya devam ederken, kendi içlerindeki çatışma ise devam etmektedir.

IMDb: 7.4

2015 - ABD ,  Kanada
Tür : Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Robert Eggers
Oyuncular : Julian Richings ,  Kate Dickie ,  Anya Taylor-Joy ,  Ralph Ineson ,  Bathsheba Garnett
Senaryo : Robert Eggers
Yapımcı : Thomas Benski ,  Daniel Bekerman




PSYCHO III / SAPIK 3 (1986)

Geçen hafta ikincisini yazdığım Psycho 2 filmin devamı olan Psycho 3’de de durum pek değişmiyor açıkçası; Norman terk edemediği çatlak annesinin sözüne kanıp, çeşitli cinayetler işliyor, bıçak bir böbrekten girip diğerinden çıkıyor. Norman’nın korkunç evi ve işlettiği ürkünç motelinin korkunç atmosferi tüyleri diken diken etmeye yetiyor.


Maureen, inançlarını yitirmek üzere olan, daha doğrusu inansam mı, ay yoksa inanmasam mı, diyerekten ikilemde kalıp, ne yapacağını şaşırınca intiharın eşiğine gelmiş bir rahibe adayıdır. İntihar etmek için kilisenin tepesine koşturunca, ardından bir ton çılgın rahibe de peşinden gider. Yapma kızım, etme kızım dinlemeyen Maureen tam atlayacağı esnada rahibelerden biri kolundan tutar, fakat kolundan sıyrılınca rahibenin kendisi aşağı düşer. Maureen kendisi öleceği yerde bir başkasının ölümüne neden olunca pılısını pırtısını toplar ve kendisini çöllere vurur.

Müjde Ar’ın Arabesk filmindeki gibi İstanbul’a gelmeye çalşan Maureen, yolda karşılaştığı abazan adamların elinden zor kurtulur. Dinlenmye ihtiyacı vardır, çok yorgundur ve tecavüzcü bir herifin elinden zor kurtulmuştur.

Serap mı, gerçek mi olduğunu anlayamadığı bir görüntü gözüne ilişir; ilerde bir motel vardır ve hemen motele gidip dinlemesi gerekmektedir. Maureen’de ki de şans tabii. Bula bula sapık Norman’ın motelini bulmuştur. Motel görevlisi olarak çalışmaya başlayan kişiyi de görünce dudakları uçuklayan kız, rüzgârdan kaçmış, yağmura tutulmuştur. 

Norman’nın hayal gücü, cehennemden seslenen iblis annesi ve geçmişte çözülememiş cinayetlerin gizemi de birleşince motelde yine kıyamet kopar. Cinayet şenliği ateşi yanar ve ürkütücü dakikalar başlar. Hadi iyi seyirler.

IMDb: 5.2

Vizyon Tarihi: 02 Nisan 1986
Yapımı : 1986 - ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Korku ,  Romantik
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : Anthony Perkins
Oyuncular : Anthony Perkins ,  Jeff Fahey ,  Diana Scarwid ,  Lee Garlington ,  Roberta Maxwell
Senaryo : Charles Edward Pogue
Yapımcı : Hilton A. Green



REGRESSION/ KORKU TERAPİSİ (2015)

Bizde İngilizce film isimlerine uyduruk isimler takmak ve bu isimlerle gişe hasılatını ikiye katlamak adına pek çok girişimde bulunulur. İşte bunlardan biri de Regression. Aslında filmin adı başlı başına psikolojide geçen bir terapi yönteminin adı. Regression nedir diyenlere birkaç cümle ile şöyle açıklayayım; Hayatımızda bizi önemli bir şekilde etkileyecek türden olaylar bilinçaltımıza yerleşir. Regressionun da amacı, bu derinde yatan duyguları açığa çıkartmaktır. Çeşitli yöntemlerle yapılan bu terapi günümüzde duygu karmaşasına neden olduğu için artık pek yapılmamaktadır. Ben de filmin yalancısıyım. Filmi izleyene kadar bu olayla ilgili bir bilgim yoktu açıkçası.


Neyyyyse,  film beni hayal kırıklığına uğrattı ama en azından birkaç şeyi daha öğrenmemize neden oldu. Allah razı osun diyerekten hemen biraz filmden bahsedeyim.

Eefenim film, 80’li yıllarda satanist eylemlerin gün yüzüne çıkıp, pek çok satanist tarikatın dehşet saçmasıyla yayılan bir olayın ardındaki sırrı barındırıyor. Bizim filmimiz ise 1990’da Minnesota’da geçmekte. Cep telefonun olmadığı hemen göze ilişen film de ankesörlü telefonlar dikkatimi çekmedi değil. Gençliği 90’larda geçmiş bir moruk olarak ben dikkat etmicem de kim edecek.

 Satanist bir grup, Angela’nın evinde toplanıp, abuk subuk ayinler yapmaktadır. Yüzlerini korkunç bir şekilde boyayıp, kara çarşaflar giyerek, seçtikleri bir kedinin yada bir bebeğin etrafında ellerinde bıçaklarla toplanıp şeytana tapma ayinleri düzenlerler. Bir de bu tarz gruplar öldürme eyleminin ardından bunu kutlamak için grup seks partisi falan verirler. Şeytanla yapılan bu iş birliği karşısında Angela babası tarafından tacizlere, tecavüzlere uğrar ve ona göre bu iğrenç şeylerden kaçmanın tek yolu kiliseye sığınmak ve oradan hiç çıkmamaktır.

Bu durumdan dolayı babası göz altına alınır ve dedektifimiz bir psikolog doktor eşliğinde olayı çözmek için sapık babaya regression terapisini uygularlar. Baba, tecavüz iddialarını haliyle geri çevirir ve çok fazla bir şey hatırlayamadığını söyler. Bunun üzerine psikologumuz adamı hipnotize ederek azından baklayı çıkartmasını ister.

Hipnoz sırasında adam kendi evindedir ve kızının odasına doğru ilerler. Kızının odasının içinde biri daha vardır ve uydularda bir sorun olduğu için görüntüyü karlı olarak görür, odanın içinde kıza tacizde bulunan kişinin yüzünü net olarak göremez. Birkaç terapi sonrasında adam bu kez tacizcinin yüzünü net olarak gördüğü söyler ve bir isim verir.

Verdiği isim kendi erkek kardeşidir. Ya bu durumdan yırtmak için erkek kardeşini satmıştır, yada tacizci ta kendisidir. Durum biraz karışır. Elini çabuk tutması gereken dedektif ise hemen kiliseye koşarak kızın da azındaki baklayı çıkartmasını ister. Angela ise ölüm tehlikesi yaşadığını düşünerek konuşmak istemez, fakat ilerleyen dakikalarda regression terapisine katılmayı kabul ederek zihninde gizli kalmış sırları açığa çıkartmak isteyecektir. Acaba suçlu kimdir?

IMDb: 6.3

Vizyon Tarihi: 09 Ekim 2015
Yapımı : 2015 - İspanya ,  ABD
Tür : Gerilim
Süre: 117 Dak.
Yönetmen : Alejandro Amenábar
Oyuncular : Emma Watson ,  Ethan Hawke ,  Aaron Ashmore ,  David Thewlis ,  Devon Bostick
Senaryo : Alejandro Amenábar
Yapımcı : Alejandro Amenábar ,  Fernando Bovaira



I SPIT ON YOUR GRAVE 3

Bu filmin ikincisinde farklı bir hatunu oynatmışlardı ve ilk filmin devamı havasını da pek alamamıştım. Üçüncüsü çıkar mı diye beklerken, bir baktık ki çıkıvermiş bile. İlk film kadar yoğun kanlı sahneler olmasa da aşırı intikam duygusu yine hepimizin hoşuna gidecek türden. Unutmayın; intikam, insanoğlunun en sevdiği ve vazgeçemediği duygulardan biri.


Başroldeki kızımız intikam almak istediği kişilerin götüne boruları soktukça, 20 cm’lik aletlerini doğrayıp 5’er cmlik parçalara ayırdıkça bizim içimiz rahatlıyor ve  “ooooohhh” diyip biz rahata eriyoruz adeta. Hay Allah, nooluyor lan bana? Şu sıralar birilerine dayak atıp rahatlamak istiyorum galiba. İçimden geldi!
Jennifer, yaşadığı korkunç toplu tecavüz saldırısından sonra haliyle psikolojisi bozulmuş bir şekilde hayatına devam etmek üzere, katliam ormanından şehre gelerek sosyal hayatına devam eder; iş bulur, iş yerinde kendisine sarkanlara pis pis bakarak ödlerinin boklarına karışmasına neden olur. Tecavüze uğrayan kadınların ve tecavüz mağduru yakınlarının yer aldığı bir terapi merkezine giderek kendisi gibi pek çok kişiyle tanışır. Bu arada kendine yeni bir hayat kurmak istediği için kendisine bir de sahne adı takarak ismini Angela olarak değiştirir.

Tanıştığı kişilerden biri de daha önce tecavüze uğramış çılgın bir kadındır. Her ikisinin ruhunu intikam hırsı bürümüştür ve terapi merkezinde anlatılan şeylerden yola çıkarak, hikayede geçen tecavüzcüleri tek tek bularak onlardan o kişilerin intikamını almaya başlarlar. Öldürdükleri kişilerden sonra polisler devreye girerek cinayetleri işleyen kişileri bulmaya çalışırlar ve terapi merkezini sık sık ziyerete gelirler. Dedektifler Angela’dan şüphelenmektedirler fakat Angela’nın intikam hissi hala kaybolmamış ve bir ölüm makinesine dönüşmüştür.

IMDb: 5.2

2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku ,  Suç
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : R.D. Braunstein
Oyuncular : Sarah Butler ,  Gabriel Hogan ,  Karen Strassman ,  Doug Mckeon ,  Jennifer Landon
Senaryo :  -
Yapımcı : Richard Schenkman ,  Lisa M. Hansen
Diğer Adı : I Spit on Your Grave: Vengeance is Mine

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder