25 Ekim 2015 Pazar

SOLACE, PARANORMAL ACTIVITY 5: GHOST, THE LAST WITCH HUNTER, PAY THE GHOST, TIGER HOUSE, BACKCOUNTRY

SOLACE (2015)

Anthoni amca karşısında şapka çıkartmak lazım. Bu yaşta bile hâlâ harika performans. Geçtiğimiz hafta sonu izlediğim filmler arasında yıldızı yüksek filmlerden biriydi bana göre.


Film, polisiye-gerilim tarzında olmasına rağmen, katil kim tarzındaki filmlerden değil. Katili filmin başlarında çok silik bir şekilde görsek de filmin ikinci yarısında filme katılıyor.

Filmin ağır çekim sahneleri oldukça şık görünüyordu ve birçok yerde bu tarz sahnelerle karşılaşıyoruz. Bunun dışında 3-4 kez aynı teknikle çekilmiş ters köşe sahne de mevcut. Bu sahneler her karşıma çıkışında olup biteni anlayamadım ve beni çok şaşırttı. Bu sahneleri başarılı bulduğumu söylemeliyim. Tam “ha ziktiiiiir, öldü lan adam” dediğim yerde kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyor, fakat hemen ardından “oha, o da neydi lan” dediğim şeylerle karşılaştım.

Film genel olarak hareketli bir yapıya sahip fakat bazı sahnelerde bu hareketlenme yerini bir durgunluğa bıraksa da fazla uzun sürmüyor ve heyecan, kovalamaca ve gerilim tam gaz devam ediyor.Filmin sonunda ise izleyiciyi bir ikilemde bırakarak soru soruyor. Genel anlamda beğendiğim bu filmi anlatmaya başlayayım.

Artık bir ayağı çukurda olan John, doğaüstü yetenekleri olan bir suç analizcisidir. Amcamızın, karşısındaki kişilerin düşüncelerine girme, geçmişlerini yâda geleceklerindeki bazı parçaları görebilme gibi yetenekleri mevcuttur. Kızını lösemi yüzünden kaybedince artık bu işi de bırakmıştır. Fakat eski ortağı kapıya dayanıp, bir cinayet ile ilgili kendisinden yardım isteyene kadar.

İlk başta kabul etmek istemese de, yardım isteyen bu iki dedektifin hayatlarının da tehlikede olduğunu hissedince bu cinayetle ilgili olarak yardım etmeyi kabul eder.

Yaşanan tüm cinayetler birbiriyle aynıdır fakat ortak özelliği nedir? John, cinayetlerin işlendiği yerlere dedektiflerle birlikte gider ve cinayet mahallinde hissettiği ve gördüğü şeylerle ilgili olarak katin yüzü beyninde belirir fakat net bir şeyler göremez.


Bir süre sonra kafasında bazı şeyler belirmeye ve netleşmeye başlayınca karşısında duran katilin de tıpkı kendisi gibi psişik yeteneklerinin olduğunu anlar ve birbirleriyle ilgili şeyleri hem John, hem de katil görmeye başlar. Yani John, katile yaklaştıkça, katil de bunu hisseder ve ona göre davranır. Durum böyle olunca, heyecanlı ve gerilim dolu bir kedi fare kovalamacısı başlar.

IMDb: 6.4

Vizyon Tarihi: 23 Ekim 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem
Süre: 101 Dak.
Yönetmen : Afonso Poyart
Oyuncular : Anthony Hopkins ,  Colin Farrell ,  Jeffrey Dean Morgan ,  Abbie Cornish ,  Marley Shelton
Senaryo : James Vanderbilt ,  Peter Morgan ,  Sean Bailey ,  Ted Griffin
Yapımcı : Beau Flynn ,  Tripp Vinson
Diğer Adı : Prémonitions



PARANORMAL ACTIVITY 5: GHOST/ PARANORMAL ACTIVITY 5: HAYALET BOYUTU

Ben bir Paranormal Activity’ci değilim ve serinin bir tek sonuncusunu sinemada izledim. Bana da denk gele gele 3D olanı denk geldi. Filmin neredeyse tüm serisini izledim galiba. Beni pek açan ve korkutan bir film olmayı başaramadı.
Yağmurlu bir gecede, iş çıkışı, tam da korku filmi izlenecek türden gök gürültülü ve yağmurdan ortalığın daha da karardığı bir geceye denk gelmesi de ayrıca güzel oldu aslında.

Kedisiyle birlikte genelde yalnız yaşayan biriyim. Gecenin bir vakti kalkıp, kedim Paşa’nın kendi kendine yaptığı garip hareketleri görünce biraz huylanmıyor da değildim açıkçası. Sanki karşısında görünmeyen bir varlıkla oyun oynuyormuş gibi gelir bana hep. Kendi kendime biraz kediyi izler, tüylerim tiken tiken olmuş vaziyette “amaaan siktir et” der ve yatağıma yatarım. Ama galiba, bu filmden sonra kedimin görünmeyen bir varlıkla arkadaşlık yaptığına inanabilirim. Aman tanrım!

Ryan ve Emily, Ryan’nın erkek kardeşi Mike’nin sevgilisini terk edip onların yanına yerleşmesiyle başlayan hikâye, bir noel arifesinde, garajda buldukları eski bir kamera ile şenleniyor.

Tüm aile, evin salonuna koskocaman bir çam ağacı dikip süsleyerek tüm hazırlıklarını yapıyorlar. Ryan ve Mike’nin garajda buldukları eski bir kamera ile kayıt yapmaya başlıyorlar. Malumunuz, film serisi amatör kamera üzerinden ilerlediği için bu gelenek yine bu şekilde devam ediyor. Herkes kameranın ne kadar büyük olduğunu söyleyip dalga geçiyor ama kameranın bir özelliği daha sonradan ortaya çıkıyor; insanların göremediklerini görebilmesi.

Ve daha sonra, evin eski sahiplerine ait olduğunu düşündükleri koca bir kutu vhs kaset buluyorlar. Tabii bizim iki kardeş, bu kasetleri porno film sanıp hemen oynatıcıya takıyorlar fakat gördükleri görüntüler karışsında biraz tüyleri ürperiyor. Kasetlerdeki görüntülerin, evin daha önceki sahiplerinin küçük kızlarına ait şeytan çıkartma görüntüleri olduğunu görüyorlar.

Kasetlerdeki görüntüleri ciddiye almayan iki kardeş, bir süre, buldukları kamera ile tuhaf görüntüler yakalamaya başlayınca, tüm kasetler ortaya dökülüyor ve bu tuhaf görüntüler ile ilgili ipuçları aramaya başlıyorlar.

Her gece garip olayların yaşandığı bir ev haline gelen Ryan ve Emily’nin mutlu evi, artık iblisin küçük kızlarına dadanmasıyla bir korku evine dönüşüyor. Tobi adındaki bu iblisin ise istediğini alana dek durmaya pek niyeti görünmüyor.

Filmi 3D olarak izlersek bir kazancımız olur mu derseniz, ben pek beğenmedim. Birkaç efektin dışında 3D olsa da olurmuş olmasa da. 3D çok fazla bir şey katmamış filme. Filmin ilk bölümlerinde göremediğimiz iblisler oldukça merak uyandırıp, daha çok korkutucu gelirken, son bölümlerde şekillenmeye başlayan iblislerin, filmin korkutucu tarafının biraz daha azalttığını düşünüyorum.

Ben, bolca şok sesiyle defalarca havaya fırladım. Filmin finaline doğru, evin korkunç havası ve karanlık sahneleri ürkütücüydü. Bir de gözümün önünden gitmeyen o çarşaf sahnesi, en hoşuma giden sahne oldu. Filme gitmeden önce çok fazla bir beklentiye kapılmadan giderseniz fazla hayal kırıklığı yaşamazsınız. Şimdiden herkese iyi seyirler.

IMDb: 4.7

Vizyon Tarihi: 23 Ekim 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 95 Dak.
Yönetmen : Gregory Plotkin
Oyuncular : Olivia Taylor Dudley ,  Brit Shaw ,  Ivy George ,  Chloe Csengery ,  Aiden Lovekamp
Senaryo : Jason Pagan ,  Gavin Heffernan ,  Adam Robitel
Yapımcı : Oren Peli ,  Jason Blum
Diğer Adı : Paranormal Activity 5



THE LAST WITCH HUNTER/ SON CADI AVCISI (20015)

Daha önceden Hansel ve Gretel Cadı Avcıları’nı izleyen var mı aranızda? İzleyenler varsa, bu film de aynı Hansel ve Gretel Cadı Avcıları filminin ayarında. Öyle su katılmamış bir korku filmi olduğunu sanmayın. Filmin korku tarafı tırt yani. Ha derseniz ki, fantastik-aksiyon severim, filmi tavsiye ederim. Zaten ben de filme giderken, bu tarz filmlerin yapısını bildiğim için beni şaşırtmadı.


Filmin hikâyesi oldukça bilindik ve pek bir şey vaad etmiyor. Gözde oyuncuların kullanıldığı film de, Michael Caine, bir ayağı çukurda bir pederi canlandırıyor. Filmde çok az gözüktüğü için üzüldüm. Yine Elijah Wood’da pek star havasında değildi sanki bu filmde.
Fantastik filmleri ben de severim. Konu kıtlığı yaşayan fantastik macera filmlerinde mecburen görsel ve ses efektlerine yoğunlaşırız. Bu filmin efektleri de güzeldi ama daha iyi görsel efektlerin olduğu filmler de gördüm diyemeden geçemicem.

Çocukluğumdan beri inanılmaz bir cadı meraklısı biri oldum çıktım. Cadıların olduğu filmleri her zaman çok sevmişimdir. Hatta bu filmde bile kötü cadıların tarafındaydım. Gelelim bu filmdeki cadılara. Aslında cadıya mı desek bilemiyorum ama film daha çok kraliçe cadı etrafında döndüğü için, hoşuma giden bir cadı tasarımı ile karşılaşmadım. Filmin hikâyesine gelecek olursak…
Günümüzden tam 800 sene önce Kaulder ve diğer cadı avcıları lanetlenen ormana dalıp, karşılarına çıkan bütün cadolazları ödürürler. Geriye bir tek Kraliçe cadı kalınca onunla kendisi yakinen ilgilenmek ister ve kılıcını alevler eşliğinde kraliçe cadının iki memesinin arasına saplar.

Kraliçeyi öldürdüğünü sanan Kaulder, aniden cadının hışmıyla karşılaşınca, kraliçe onu öldürmeden önce son bir kez lanetler ve onu ölümsüz biri haline getirir. Hepinizin, “aayyyy keşke bizi de ölümsüz yapan biri olsa da kıyamete kadar ölmeden yaşasak” dediğinizi duyuyorum. Ama düşünsenize o kadar çok tanıdığınızın ölümüne ve üzüntülü şeylere tanıklık yapacaksınız ki bu üzüntüye yürek mi dayanır be. İşte kraliçe cadının da tam olarak istediği şey budur.

Aradan tam 800 sene geçer ve bizim Kaulder vampir gibi ölümsüz yaşayarak günümüze kadar gelir. Kankası olan pederin bir cadı tarafından öldürülmesi sonucu, onu öldüren cadının peşine düşer. Fakat fark eder ki, kraliçe cadı tekrar dirilmiş ve ondan alması gereken özel bir şeyin peşine düşmüştür. Kaulder’in kendi ayaklarıyla kendisinin yanına gelmesini isteyen kraliçe cadı, bu eylemine Kaulder’in en yakınlarını öldürmekle işe başlar. İnsan ırkının kaderi de Kaulder ve Kraliçe cadı arasındaki savaş ile belirlenecektir.

IMDb: 6.5

Vizyon Tarihi: 23 Ekim 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Aksiyon ,  Fantastik ,  Korku ,  Macera
Süre: 106 Dak.
Yönetmen : Breck Eisner
Oyuncular : Vin Diesel ,  Elijah Wood ,  Rose Leslie ,  Michael Caine ,  Julie Engelbrecht
Senaryo : Cory Goodman ,  Matt Sazama ,  Burk Sharpless
Yapımcı : Bernie Goldmann ,  Mark Canton



PAY THE GHOST (2015)

Nicolas amcanın yine spor arabasının ödemesi falan geldi ki bu filmde oynamayı kabul etti falan diye espri yapiciiim ama adamın son dönemlerde oynadığı filmler biraz tıtr çıkıyor açıkçası. Bu filmin başlarında da içimde yeşeren iyi film tomurcuğu aniden yerini dikenli bir çöl kaktüsüne bıraktı ve azıcık canımı yaktı. Daha doğrusu canımızı yaktı. Kankam ile birlikte bir film gecesi yapalım dedik ve bu filmi izledik. Sevgili kankam da bir korkukoliktir.

Filmin ne yazık ki çok orijinal bir film değil. Bazı sahneleri Ruhlar Bölgesi filmini anımsatırken, konusu ise Siyahlı Kadın filmi gibiydi. Birkaç sıçratma yeteneği olan film, beni her ne kadar bir sahnesinde sıçratsa da filmin sonunda uyuyup kalmamı engelleyemedi. Allahtan Alkan’a sorarak filmin sonunu öğrendim. Gerçi pek bir şey de kaçırmamışım.

İşiyle gücüyle haşır neşir olan Mike, bazı işleri nedeniyle Cadılar Bayramına son anda yetişerek oğluna kostümlü bir sürpriz yapar. Annesi tarafından oğluna eğlence alanı için izin çıkmaz fakat, baba işinde terfi edilince buna çok sevindirik olurlar ve anne oğlunun babası ile birlikte Cadılar Bayramı eğlencesine gitmesine izin verir.

Mike, oğlunu elinden tuttuğu gibi eğlence alanına götür. Oğlunun elindeki video kamera, daha sonradan işe yarayacak görüntüleri kaydetmeye başar. Baba-oğul çok eğlenceli vakit geçirirlerken, çocuk dondurma diye tutturunca, Mike oğluna dondurma almak için elini tam cebine sokar ki, hemen burnunun ucundaki çocuk aniden sırra kadem basar. Panikleyen baba avazı çıktığı kadar bağırır, çağırır fakat çocuk yer yarılmış içine girmiştir.

Mike çersiz eve tek başına gelir ve karısına olan biteni anlatır. Çıldıran anne ne yapacağını şaşırır ve derken aradan bir sene geçer. Mike, kendi oğlunu bulmayı kafaya takmıştır ve çevresinde yaşanan bazı doğaüstü olaylar doğrultusunda topladığı ipuçları ile oğlunu bulmak için kolları sıvar.

IMDb: 5.2

Vizyon Tarihi: 06 Kasım 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Uli Edel
Oyuncular : Nicolas Cage ,  Sarah Wayne Callies ,  Lyriq Bent ,  Veronica Ferres ,  Lauren Beatty
Senaryo : Daniel Kay ,  Tim Lebbon
Yapımcı : Mark Gordon ,  Nicolas Chartier



TIGER HOUSE (2015)

Daha önce bahsetmiştim galiba; tek mekanda ve az kişiyle çekilen filmleri yada romanları severim. Bu tarzın pek çok iyi örnekleri olmasına rağmen, yine karşımızda vasatın bir tık daha altında bir film var.


Senaryo biraz kopuk ilerliyor gibi geldi bana. Filmin de süresi kısa olunca bazı şeyleri kısaltıp, hatta mantığa dayalı pek çok şeyi bile hiçe saymışlar galiba. Filmi arkadaşımla izlerken, bir ara cep telefonuma dalmışım. Arkadaşımın uyarısı üzerine kafamı kaldırıp filme baktığımda çok şey kaçırmadığımı fark ettim. Kafanız cep telefonuna gömülüyken bile izlenebilinecek türden bir film. Birkaç sahnesinde heyecana kapıldım ama benim için pek yeterli bir film olmadı.

Evin genç delikanlısı sevgilisini kapmış, yatakta tantra seks ile ilgili muhabbet ederlerken, evin annesinin aniden kapıya dayanması üzerine kız çatı katına kaçar. Anne, oğlunun odasına girip, şööööle bi etrafı süzer ve burnuna yanmış kadın çorabı kokusu gelince biraz midesi bulanır.
Genç adam dışarı çıkar çıkmaz, anne hemen kızın çantasını bulur ve kurcalamaya başlar. İyi de ortada kız falan yoktur ve bu çanta nereden gelmiştir. Annenin gözü bir an çatı arasındaki kapağa takılır ama pek üzerine düşmez. Kızın çantasını kurcalayınca içinden çıkan hamilelik testi kadını biraz huylandırır.

Gece başlamıştır; anne yoga yapar, banka müdürü yada sahibi –tam anlayamadım- kocası ise kendi halinde takılırlar ve artık uyuku saati gelmiştir. Genç adamın sevgilisi olacak kız tekrar odalarında fingirdeşmeye başlarlar. Fakat huzurlu geçmesi planlanan gece, bir grup azılı saldırgan hırsız tarafından kâbusa dönecektir.


IMDb: 4.8

Yapımı : 2015 - İngiltere ,  Güney Afrika
Tür : Gerilim
Süre: 80 Dak.
Yönetmen : Tom Daley
Oyuncular : Kaya Scodelario ,  Dougray Scott ,  Langley Kirkwood ,  Ed Skrein ,  Brandon Auret
Senaryo : Simon Lewis
Yapımcı : Ronnie Apteker ,  Richard Mansell



BACKCOUNTRY/ ÖLÜM ORMANI (2014)

Gerçi karşınıza çıkacak olan vahşi ayı sadece ormanlık arazide değil, şehrin göbeğinde bile mevcut. Hem de en kıllısından, en hantalından, en ayı oğlu ayısından.


Film beni biraz sıktı aslında. Sinemada gösterime girdiğinde çok merak etmiştim ve gidememiştim. Çok üzülmüştüm ama gerek yokmuş o kadar üzülmeye.

Doğaya karşı insanların mücadele ettiği filmleri severim ama azıcık içinde gerilim, heyecan olsun. Konusu çok derin olmasa da bu iki unsuru ararım. Ama bu filmde heyecan yapacağımız bir yâda iki sahne var karşımızda. Onların da çekimlerini pek beğenmedim. Az bütçe mi desek, beceremedik mi desek bilemiyorum.

Film iki sevgilinin tatil için planladıkları bir doğa gezisini anlatıyor. Bunlar birbirine o kadar güveniyor ki, havalarından yanlarına yaklaşılmıyor. Bir şey sormak için girdikleri dükkân sahibi, kendilerine; şunu alın, bunu alın, vahşi ormanda lazım olur, sonra göt gibi ortalıklarda kalmayın, demesine rağmen bunlar; ne gerek var, biz zaten oldukça deneyimliyiz. Ona da ihtiyacımız yok buna da, diyip dururlar.

Ormana girdiklerinde doğanın tadını çıkartarak, o çimen senin, bu ağaç benim gibisinden kelebekler gibi sağa sola uçuşarak mutluluğun tadını çıkartırlar.
Kamp yapacakları gece, bulundukları yere, kendisini tur rehberi olarak tanıtan bir adamla tanışırlar. Daha doğrusu kızın sevgilisi yakacak odun bulmak için kamp yerinden ayrılınca bu uğursuz tipli herif çıka gelir. Adam elinde odunlarla geriye döndüğünde, sevgilisini tur rehberiyle yakın muhabbette görünce kıskançlık yapar ve boynuzlandığını düşünür. Bu yanlış anlaşılma karşısında rehber biraz onlarla vakit geçirir ve oradan ayrılır.

Ayrılmadan önce bizimkilere bir şey sorar; bu orman hakkında bir bilginiz var mı? Burayı iyi biliyorsunuz değil mi? Bizimkiler burunlarından kıl aldırmaz ve ortamı çok iyi bildiklerini söylerler. Fakat ertesi gün yollarını kaybedince kendilerini korkunç bir maceranın içinde bulurlar. 

IMDb: 6.0

Vizyon Tarihi: 12 Haziran 2015
Yapımı : 2014 - Kanada
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Adam Macdonald
Oyuncular : Eric Balfour ,  Missy Peregrym ,  Nicholas Campbell ,  Jeff Roop
Senaryo : Adam Macdonald
Yapımcı : Thomas Michael ,  Melanie Mullen

AMERICAN HORROR STORY: HOTEL/ 3.BÖLÜM

AMERICAN HORROR STORY: HOTEL/ 3.BÖLÜM

Kimisi harika bir sezon derken, kimisi de bu sezonu itin götüne sokmuşlar gibi yorumlar okuyorum dizi hakkında. Bana sorarsanız; dizinin bu sezonu, yavaştan  izleyiciyi üzerine çekiyor gibi. Karakterlerin,  iki bölümdür tanıtılması, geçmişlerinin anlatılması hâlâ devam ederken, yan olaylar da ana olaylara doğru yol alıyor diye düşünüyorum.




5. sezonun 3. bölümünde Bu kez Kontes’in geçmişine doğru yolculuğa çıkıyoruz. Dizi, Tristan ile açılışı yapıyor. Tristan’nın otelin yaratıcısı kötülerin kötüsü, kendine has cinayetleriyle dillere destan James March’a olan hayranlığı ile başlıyor ve onunla bir odada bir anlaşma üzerine konuşarak devam ediyor. James ise Tristan’ı bir çeşit maşa olarak kullanıp, otelin yeni sahibine karşı kullanmaya çalışıyor.

Bu arada otelin yeni bombası olarak gösterilen Lady Gaga bir yana, ikinci bölümden beri izlediğimiz dünyaca ünlü model Naomi Campbell, Claudia rolüyle yeni yetmelerin bilmediği biri olarak düşünüyorum. Naomi’yi bu dizide görmek, bana göre oldukça şaşırtıcı.

Dedektif John, otelde olup bitenleri dikizlemek için otelde kalırken, keş Sally’de her geçen bölüm dedektife hükmetmeye başlıyor. Kontes kendisine yeni bir manita yapınca eskisini devre dışı bırakıyor. Bundan istifade eden ve diziye bu bölümde yeni giren Ramona karakteri ise Kontes’in eski sevgilisini kaçırıp, Kontes’ten intikam almak için kullanıyor. E-tabii Danovan’nın da canına minnet, zaten terk edilmiş, o da Ramona ile işbirliği yapacak gibi görünüyor.

Resepsiyonist teyzemiz Iris ise oğlu Donovan ile geçmişlerinde yaşadıkları tatsız olaylardan dolayı araları açık. Donovan annesinden nefret ediyor ama yaptığı hatayı anca annesi intihar edince anlıyor. Unutmamak lazım ki Donovan’da bir vampir. Hemen bu özelliğini kullanıp acaba annesini diriltecek mi? Oteldeki vampirlerin götü sıkıştı mı hemen kanlarını emdirip, karşılarındaki kişiyi de ölümsüz yapıyorlar. Bu arada dedektifin karısı da ondan boşanmak için gerekli kâğıtları oteldeki kocasına getirince, o da otelin korkunç koridorlarından nasibini alıyor ve bu ürkütücü koridorlarda kendisini bir sürpriz bekliyor.


Dizi pek izlemeyen diye övünen ben şimdi de Bates Motel’e başladım. Dizi 3. Sezonunu yapmış. Daha devam edecek mi, yoksa bitirdiler mi emin değilim. Bilgisi olan varsa bana yazarsa sevinirim. Bates Motel dizisi Afred Hitchcock ustanın Psycho filminin dizi versiyonu.

19 Ekim 2015 Pazartesi

AMERICAN HORROR STORY:HOTEL/ 2. BÖLÜM

AMERICAN HORROR STORY:HOTEL/ 2. BÖLÜM

İlk bölümde başlıca karakterleri ve ürkütücü oteli biraz tanımıştık. İlk bölümde fazla gözükmeyen götten bacaklı Lady Gaga, ikinci bölümde biraz daha fazla görünmeye başlayınca, o uyuz oyunculuğu biraz daha gözümüze gözümüze girmeye başladı.




İkinci bölümde ise sadece  otelin gelmişini geçmişini değil, aynı zamanda bazı karakterlerin de geçmişine doğru gidip, onları tanıma fırsatını yakalıyoruz.
Otelde işlenen cinayetlerin ardından otele gelip, otelin geçici misafiri olan dedektifimiz, oteli tanıyabilmek için bir keşfe çıkar fakat, resepsiyon görevlisi Iris ile karşılasınca onu sorgulamak ister. Bu konuyla ilgili Nuh diyip peygamber demeyen Iris’in ise ağzını bıçak açmaz. Dedektife söyleyebileceği tek şey; bu otelde olup bitenleri anlayabilmenin tek yolu, bu otelin geçmişini araştırmaktır. Ve başlar otelin gelmişini, geçmişini, yedi ceddini anlatmaya.

Korkunç cinayetler işlemekten zevk alan bir adam olan Mr. James March, cinayetlerini daha pratik işlemek adına yaptırdığı otelin karanlık taraflarını bizlere anlatırken, dedektif de duyduğu bu hikaye karşısında donup kalır. Bu arada dedektifin de geçmişine giderek, uzunca bir zaman önce oğlunu bir parkta kaybettiğini ve bir daha asla bulamadığını görüyoruz. Dizinin 2. Bölümünde dedektifin oğlu ile ilgili bazı sürprizler de bizi bekliyor. Bunun dışında, elinde malborası eksik olmayan, otelin en kafası güzel ablası Sally ile dertleşen dedektif arasında karanlık bir ilişki başlayacaktır.


İlk bölümde oldukça sessiz sakin olan otelimiz, ikinci bölümde özel bir moda defilesi için kiralanıyor ve ortalık biraz neşeleniyor. Mankenlerin ve podyumun hazırlığı sonrası defile başlıyor. Her manken kostümünü sergilemek için gayet normal bir şekilde podyuma çıkarken, içlerinden biri podyumda bildiiin denyoluk yaparak yürüyor ve olayı psikopata bağlayarak herkesi korkutacak ve rahatsız edecek hareketler sergiliyor. İleride başımıza bela olacağa benzeyen bu manken müsveddesi herif, en önden defileyi izleyen otel sahibesi Elizabeth’in gözlerinin parlamasına neden oluyor. Bu arada Lady Gaga’nın adı nasıl ama; Elizabeth. Bizde, argoda 31 çekmek manasına geliyor. Kikikikikiki ferkettiniz di mi, Gaga’ya kıl kapan biriyim.

CRIMSON PEAK, PSYCHO 4: THE BEGINNING, CONTRACTED: PHASE II, KNOCK KNOCK

CRIMSON PEAK/ KIZIL TEPE (2015)

IMDb puanını gördüğünüzde gözleriniz yerinden pörtledi değil mi? Ben, bir korku filmi olarak bu filmin bu kadar yüksek bir puanı hak ettiğini düşünmüyorum. Korku filminden beklenen 8.5’lik bir puana sahip değil.
Filmin ilerleyen dakikalarında, tarihte yer etmiş ve eli kanlı bir kadın seri katilden esinlendiklerini tahmin ediyorum. Tabii böyle bir söylenti yok ama benim gibi seri katillere ilgi duyup, araştırma yapan birisiyseniz bunu hemen anlayabiliyorsunuz. Bu kadın seri katilin adını vermeyeyim, yoksa filmin tadı kaçabilir.


Filmin başlarında iki kardeş arasında bir katakulli döndüğünü anlamıştım ama filmin ilk yarısı henüz bitmişti ki, filmin gizemini hemen çözüverdim. Bu gidişle artık izleyeceğim korku-gerilim filmlerinden de keyif almamaya başlıcam. Korku filmi firijiti olmazsam iyi. Eh naaaparsın, o kadar korku filmi avcısı olmak da böyle bir sonuç doğruyor.

Bu ay izlediğim bu ikinci dönem korku filmi oldu. İlki The Witch filmiydi ve kostümlerine hayran kalmıştım. Kızıl Tepe’de de yine kostümler harikaydı. Yaşadıkları şato ve bize şuanda tuhaf gelebilecek bazı ev eşyaları. İlk gramofon plağının silindir şeklinde olduğunu biliyordum ama bu filmde de karşıma çıkınca, eski meraklısı biri olarak pek bi hoşuma gitti. Kostümler falan harika olabilir de, bir de dönem filmlerinde oynayan oyuncuların yüzleri de önemli. Çok eski tarihlerde yaşamış insanların yüz ifadelerine, hatta yüz şekillerine bile uygun olmalı. Bunu pek göremesek de, daha filmin ilk saniyesinden itibaren insanın içini karartan bir hisle filme başlıyorsunuz. Gotik korku filmlerinden hoşlananların sevebileceğini düşündüğüm, korku öğelerinin az, ama hikâyenin sağlam olduğu bu filmi tavsiye ediyorum.

Edith, annesinin ölümünün ardından, annesinin hayaleti ile karşılaşmış ve ondan bir uyarı almıştır “kızıl tepeye gitme.” Kızıl tepenin ne olduğunu düşüne dursun, aradan yıllar geçer ve kendisini hayalet hikâyelerine verir.

Edith’in babası Ali Ağaoğlu gibi varlıklı bir adamdır ve aklına esen işlere yatırım yapmaktadır. Ne halt olduğunu benimde anlayamadığım bir icatı Edith’in babasına kakalamaya çalışan genç bir adam, yapmış olduğu makinenin maketini yaşlı adama gösterir fakat avucunu yalar. Adam makineyi beğenmemiş, adamdan da hoşlanmamıştır fakat başında daha büyük bir sorun vardır; bu genç adama kızı aşık olmuştur.

Edith’in babası bu aşka ısrarla karşı çıkar. Onun istediği adam; kasabanın genç doktorudur. Ama gönül bu, ota da konar boka da hesabı Edith iyicene kendini bu adama kaptırır.

Bir süre sonra Edith’in babası bir cinayete kurban gidince, Edith çok üzülse de artık evlenebilmesi için bir engel kalmamıştır. Pılısını pırtısını topladığı gibi, neredeyse yıkılmak üzere olan aciiip bir şatoya gelirler. Şatonun Bulunduğu toprakların adı Kızıl Tepe’dir.

Bir süre sonra şatoda karşısına zırt pırt çıkan korkunç hayaletler Edith’e bir şeyler anlatmak ister gibidirler fakat Edith yusuf yusuf durumlarından dolayı hayaletlere yaklaşamamaktadır. Oysaki hayaletlerin ona anlatmak istedikleri korkunç bir sır vardır.

Bana bir sinema ve mısır ısmarlarsanız bu sırrı söylerim. Filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler dilerim. Size yaklaşan hayalet olursa, ona şans tanıyın ve bekleyin. Belki size anlatmak istedikleri bir şeyler vardır ha ne dersiniz?

IMDb: 7.4

Vizyon Tarihi: 16 Ekim 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Korku
Süre: 119 Dak.
Yönetmen : Guillermo del Toro
Oyuncular : Mia Wasikowska ,  Tom Hiddleston ,  Jessica Chastain ,  Charlie Hunnam ,  Burn Gorman
Senaryo : Guillermo del Toro ,  Matthew Robbins ,  Lucinda Coxon
Yapımcı : Guillermo del Toro



PSYCHO 4: BEGINNING / SAPIK 4 (1990)
Filmin müziklerine bayılıyor, Norman’ın ise dudağının kenarındaki o hafif çapraz yavşak gülüşünden nefret ediyorum. Filmin 4. Bölümü gayet güzeldi. Aslında bakarsan filmin beğenmediğim bölümleri olmadı. Gerçek anlamda gerilim severleri tatmin edebilecek bir seri. Ve nihayet geçtiğimiz haftalardan bu güne yazmış olduğum serinin sonuncusuna geldik.


3 filmdir Norman’nın manyakça cinayetlerine katlanıp, onu, peruğunu, entarisini ve o soğuk sivri bıçağını yakinen tanıma fırsatını yaşadık. Şimdi sıra Norman’nın annesini tanımaya geldi. Ben, açıkçası daha sevimsiz bir kadın bekliyordum ama gayet güzel, hoş ve bir o kadar da çatlak bir beyne sahip anne ile karşı karşıyayız. Bu film de Norman’nın gençlik yıllarına giderkenki geçişler oldukça hoşuma gitti. Bu film bir nevi “başlangıç” tarzı filmlerden olduğu için diğer başlangıç filmleri gibi ana karaktersiz bir film yapıp geçmişe gitmektense, hem günümüzde, hem de Norman’nın gençliğini canlandıran bir oyuncu kullanarak Norman’nın geçmişine yolculuk ediyoruz. Bu yüzden bol flashbackli bir film var karşımızda.

Norman sevgili mi yapmış, evlenmiş mi şimdi tam hatırlamıyorum ama bebek isteyen bir hatunla birlikte. Norman’ın kafada tahtaları eksik olduğu için ve bunun genetik bir şey olabileceğini de düşündüğü için bebeğinde kafadan kontak olması olasılığına karşı bebek fikrine karşı bir tutum sergiliyor.
Bir gün radyo dinlerken, annesini öldürmüş katillerle ilgili bir programa denk geliyor ve programı aramaya karar veriyor. Programın konuklarından biri de daha önceden, Norman akıl hastanesindeyken onunla konuşmuş ve Normanın’da adının geçtiği bir kitap yazmış bir profesördür. Norman adını değiştirerek programı arıyor ve geçmişiyle ilgili konuşmaya başlıyor.


Sohbet iyi giderken, Norman geçmişine yapmış olduğu yolculuk, onu tekrar öldürmeye teşvik ediyor ve tekrar cinayet işleyeceğini söyleyince programın sunucusu da dahil, tüm konuklar Edd adındaki bu adamın asıl kimliğini tespit etmeye çalışıyorlar. Türlü oyunlarla Edd’i yani Norman’ı konuşturup kimliğini tespit etmeye çalışırlarken, Norman ise geçmişine gidip, ruh hastası annesiyle tekrar yüz yüze geliyor ve tekrar ölüm makinesi haline gelmek için can atıyor.


IMDb: 5.5

Yapımı : 1990 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Mick Garris
Oyuncular : Anthony Perkins ,  Henry Thomas ,  Olivia Hussey ,  Donna Mitchell ,  Thomas Schuster
Senaryo : Joseph Stefano
Yapımcı : Les Mayfield ,  Hilton A. Green




CONTRACTED: PHASE II (2015)

İlk filmi izlediğimde biraz uyuşuk fakat zombi filmlerine farklı bir gözle yaklaşan bir film olarak düşünmüş, filmi sevmiştim. İlk filmde, cinsel yolla bulaşan bir virüsün, günbegün bir kadını nasıl zombileştiğine tanık oluyorduk. Filmin sonuna doğru, hah tamam bunun ikincisi kesin gelir demiştim ki, filmin ikincisini izledim bile.

Film, tam da kaldığı yerden devam ediyor. İkinci filmi izleyecek olanlara ilk filmi de izleyip, ikincisine öyle geçmelerini tavsiye ediyorum. İkinci filmde makyajlar, yine ilk filmde olduğu gibi gayet başarılı. Bilhassa çürümeye yüz tutmuş deri görüntüsü oldukça başarılıydı. İlk filme göre daha hareketli olan ikinci filmi hemen anlatmaya başlayayım.

İlk filmde hastalık kapıp ölen kızın hemen ardından dedektifler devreye girip, kızla ilişkisi olan kişileri bir bir bulmaya çalışırlar. Kızın katıldığı partideki insanları bulup sorguya çekerler. Bunlar biri de kızın o gece seks yaptığı genç bir adamdır.

Hastalığın yayılma haberleri ortaya çıkınca, kendisinin de karantinaya alınacağını düşündüğü için, soruşturmada pek çok soruya eksik cevaplar veren genç adam da bir süre sonra hastalanınca, bu virüsün ardında yatan gerçek sırrı kendisi araştırmaya çalışır, fakat zamanı giderek daraldığı için elini çabuk tutmak zorundadır.

IMDb: 5.1

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 78 Dak.
Yönetmen : Josh Forbes
Oyuncular : Najarra Townsend ,  Marianna Palka ,  Adam Robitel ,  Alice Macdonald ,  Matt Mercer
Senaryo :  -
Yapımcı :  -





KNOCK KNOCK/ YANLIŞ KAPI (2015)

Fragmanı izlediğimde “hah tamam, işte budur” demiştim ama filmi izlerken keyfim biraz kaçtı. Hayır, filmin bir esprisi yok, bir sürprizi yok, şaşırtan bir tarafı yok. Filmin neden, ne için yapıldığını anlayamadım. Çok kötü de değil. “Eh” diyebileceğim bir film. Birkaç seks sahnesi ve birkaç heyecanlı sahneyle yırtmaya çalışsalar da yine olmamış.


O kızların oyunculuğu nedir öyle? Elime bıçak alıp, seksi donumla kamera karşısına ben geçseydim daha inandırıcı olurdum. Başlarında uzun uzun repliklerin olduğu Knock Knock, oldukça sıkıcı bir halde izleniliyor. İlerleyen dakikalarda seksi ve masum kızlarımızın eve gelmesiyle film ateşleniyor, seksi bir boyut kazanıp, üç tane poponun arasında yumucuk mumucuk kalıp yok olup gidiyoruz. Porno yıldızından aşağı kalmayan kızlarımızın masumiyeti kaybolunca, “heyecanlı dakikalar bizi mi bekliyor acaba” diyeceksiniz ama bir iki heyecanlı sahneyle ööölece kalıyoruz.

Evan, karısı ve iki çocuğu ile birlikte sıradan bir hayat yaşamaktadır. Karısı iş için evden gidince kendi halinde kalan Evan, yağmurlu bir gecede kapısını çalan iki seksi hatuna kapıyı açar. Hazır manitaları karşısında gören Evan neye uğradığını şaşırır ve bu masumiyet abidesi kızlara yardımcı olmak için onları içeri davet eder. İki gözüm önüme aksın ki Evan’ın aklından kızlara karşı hiçbir kötülük geçmez.

Kızlar, yağmurdan dolayı sırılsıklam olmuş, meme uçları tişörtlerinden belli olacak haldedir ve gidecekleri partinin evini de bulamadıkları için Evan’nın evine sığınmışlardır. Dışarıda deli gibi yağmur yağar, şimşekler çakar. Kızlara taksi çağıran Evan, taksinin 45 dakika sonra kapıda olacağını kızlara söyler. Bu uzun zaman dilimini değerlendirmek isteyen kızlar rahat durmayacak, Evan’ı baştan çıkartarak onunla seks yapmak isteyeceklerdir ki Evan hiç istemese bile bu iki kızla üçlü grup takılırlar. Allahtan hiç istemiyoruz.

Karaman’nın koyunu sonra çıkar oyunu hesaaabı, ertesi gün kızlar durumu psikopata bağlarlar. Evde taş üstünde taş kalmaz. O masum kızlardan eser kalmamış, gözü dönen iki kadın her geçen dakika evde terör estirmeye başlamıştır.  Kızlardan rahatsız olan Evan, kızlara hemen evden defolup gitmelerini söyler ama kızların ona karşı birçok kozu vardır. Karısının gelmesine de az kalan Evan için pirincin taşını ayıklama zamanı gelmiştir. 

IMDb: 5.1

Yapımı : 2015 - Şili ,  ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 96 Dak.
Yönetmen : Eli Roth
Oyuncular : Keanu Reeves ,  Lorenza Izzo ,  Ana De Armas ,  Ignacia Allamand ,  Colleen Camp
Senaryo : Eli Roth ,  Guillermo Amoedo ,  Nicolás López
Yapımcı : Eli Roth ,  Colleen Camp







12 Ekim 2015 Pazartesi

AMERICAN HORROR STORY: HOTEL



AMERICAN HORROR STORY: HOTEL


Televizyon izlemeyi hiç sevmem, sinema filmleri dururken dizi izlemek vakit kaybı gelir ve Allah bana dizi izleme yeteneği ne yazık ki vermemiş. Zaman zaman kilo vermek için kondisyon bisikletime bindiğimde 1 saatlik şeyler izlemek farz olduğu için ben de dizilere sararım. İte kaka, kolumdan birileri çekerek, zorla dizileri izlerim. American Horror Story serisi de bunlardan birisi diyebilirim. İlk sezon yaklaşık 5-6 bölüm izlemişliğim vardır. Rekor! Şu “Ucubeler Sirki” sezonunu da o dönemler sevgilimin hatırına izlemiş, ayrıldıktan sonra kendisine bolca küfür etmişimdir. Şimdi en son sezonu, yani Hotel sezonunu kendi rızamla, kimsenin baskısı olmadan izliyorum. O da, anlatması eğlenceli bir dizi olacağa benziyor diye.



Diziden haberi olamayanlar için kısaca biraz bahsedeyim, sonra 5. Sezonun ilk bölümünü anlatmaya başlıcam. American Horror Story, her sezonu farklı bir hikâyede ilerleyen bir dizi. İlk bölüm ev temasını işliyordu ve evle ilgili bir çok hikâyeye tanık oluyorduk. İkinci sezonda ise hikâyeler bir akıl hastanesinde geçmeye başladı. Ben bu sezonu hiç izlemedim. Her sezondaki oyuncuların bir kısmı bir diğer sezonda da oynuyor, fakat canlandırdıkları karakterler farklı. Çünkü hikâye de farklı. Üçüncü sezon da sanırım Cadılar Meclisi adı altında yayınlandı. 4. Sezon bir sirkte geçiyor ve son sezonda ise bir Otelde geçiyor.
Ben her şeyi bir kenara bırakıp, son sezondan başlayarak, her bölümü anlatmaya çalışıcam size. 5. Son sezonun büyük bombası Lady Gaga’ydı. Dizi de Oscar ödüllü Kathy Bates dururken Lady Gaga beni pek ilgilendirmiyor açıkçası. Tabii Gaga’nın da hakkını yememek lazım; kendisinden iyi bir vampir olmuş. Otelin sahibesini canlandıran Gaga’nın oyunculuğunu şimdilik beğenmedim. İlerleyen bölümler de göriciiiiz bakalım.


Otelde yok yok. Tıpkı ucubeler sirkinde olduğu gibi her çeşit ucube içeride mevcut. Dışarıdan sessiz sakin, görkemli ve içerisinde pek fazla bir atraksiyon bulunmuyormuş gibi görünen otel, kapılarını dış dünyaya kapattığında içeride neler oluyor neler.

Kathy Bates, otelin resepsiyon görevlisini canlandırıyor. Geçmişte oğlu ile yaşadığı bazı sorunlar neticesinde bu otelde çalışmaya mahkum kalmış ve kendisini otelin vampir sahiplerine adamış gibi görünüyor. Götü yiyorsa onlardan habersiz bir şey yapsın. Korkunç dişler ensesinde dolaşıveriyor.
İki genç kız tatil için geldikleri otele girdiklerinde içeride kötü bir hava sezinliyorlar. İnanılmaz sessiz olan otel onlara biraz ürkütücü geliyor fakat sert tavırlı resepsiyon görevlisi onlara paralarını iade edemeyeceklerini zike zike bu otelde kalmak zorunda olduklarını söylüyor. Otelde kalmaya mecbur kalan kızlar, odalarına yerleşiyorlar. Odada ilk başta her şey normalmiş gibi gelse de bir süre sonra dehşetin kokusu çıkıyor ve yatacakları yatak onlara bir sürpriz yapıyor.


Kızlar gördükleri manzara karşısında etekleri tutuşarak otelden kendilerini dışarıya atmaya çalışıyorlar fakat yine devreye resepsiyondaki kadın girerek onlara daha iyi bir oda vereceğini ve kalmalarının daha iyi olacağını söylüyor. Her şeye rağmen kalmaya kara veren kızlar yeni odalarında mutlu görünürlerken benim de gözüme en nefret ettiğim antika elbise dolabı çarpıyor. İçinden her an her halt çıkabilir diye tetikte duruyorum.

Bir süre sonra otele gelen bir çok müşteri ve misafir, otelde işlenen cinayetlerden dolayı kim ziktiye gidince,  bu kez devreye mankenlikten kıl payı dönmüş yakışıklı dedektifimiz  giriyor. Ellerinden yatağa çivilenmiş insanları, poposuna metal bir penis girerek, yer misin yemez misin şeklinde öldürülen adamı, grup seks esnasında korkunç dişlerin kurbanı olan çılgın gençleri araştırmak dedektifimize kalıyor. Fakat bu otele giren bir daha çıkamadığı için acaba dedektifimizi nasıl zorluklar bekliyor. Hep birlikte izleyerek bunu ikinci bölümden itibaren göriciiiz. İlk bölümü izlemeyenler varsa ve izlemek istiyorsanız şimdiden iyi seyirler. Hotel de odanızı ayırtmayı unutmayın. Kış sezonu indirimlerimiz başlamıştır.