21 Eylül 2015 Pazartesi

EVEREST, EYE WIDE SHUT/GÖZLERİ TAMAMEN KAPALI, LILA & EVE, RELATOS SALVAJES/ WILD TALES/ ASABİYİM BEN, SCREAM OF FEAR/ KORKUNÇ ÇIĞLIK, POD

EVEREST (2015)

Yönetmenin açıklamasına göre, filmin bazı yerleri Everest dağında çekilmiş. Film ekibinden pek çok kişinin hastalanması sonucu helikopterlerle geriye yollanmış. Kıçınız kaşındı galiba diyerek ekleme yapmak istiyorum bu bulduğum bilgiye. Aslında evet,  gerçek mekânda yapılan çekimlerin izleyiciyi daha çok etkileyeceğini düşünüyorum ama söz konusu Everest’in zirvesi olunca zirvenin kıça girmesine de biraz katlanılması gerekiyor tabii. Peki bu kadar zahmete deydi mi?

Filmi gişe açısından değerlendirecek olursam, bu konuda pek araştırma yapmadım ama izleyici bu tarz filmlerde yoğun aksiyon ve macera beklentisi içerisine giriyor. Ha filmin macera kısmına diyecek sözüm yok ama, Geçtiğimiz yıllarda İzlediğimiz Dikey Limit filminin tadında değil. Yani efektlerle ve stüdyo ortamında zenginleştirilmiş aksiyon ve insanın yüreğini ağzına getirecek sahneler yok.

Filmde beni asıl heyecanlandıran şey; fotoğraf çekme meraklısı olduğum için Everest’in muhteşem görüntüleri, Nepal’in sefalet içindeki sokakları ve uçurumlarla dolu yerlerdeki yerleşim merkezinde yaşayan halkın gündelik hayatı oldu. O görüntüleri gördükçe içimden “ahhh be, şimdi elimde makinemle orada olmak vardı” demekten başka bir şey yapamadım. Kim bilir belki bir gün…

Film, bir grup maceracının kafayı Everest’in zirvesine çıkmaya takarak, binlerce dolar ödeyip, katıldıkları turun onları Nepal’e getirmesiyle başlıyor. Burada tanışma faslı falan derken, herkes bir yandan heyecan, bir yandan korku yaşayarak ertesi günkü kamp alanına gitmeyi bekliyor.

Kamp alanına gelindiğinde, daha önceden Everst’i avucunun içi gibi bilen deneyimli kişilerin kasım kasım hareketleriyle çömezleri eziklediğini görüyoruz. Çömezlerin ise buna dur diyebilecekleri tek şey ödedikleri binlerce dolar.
Bu kamp yerinde doktorumuz, tırmanışta başımıza gelebilecek denyolukları bize aktarırken, hepimiz can kulağı ile güzel doktor hanım kızımızı dinliyoruz. Tur rehberi “bu gece son geceniz. Yiyin, için, sıçın, eğlenin.” dedikten sonra, buz gibi bir ortamda çadırlarda uyuyup ertesi gün tırmanmak için yola koyuluyoruz.

Everest’e tırmanmak o kadar da kolay değil tabii. Yoğun kötü hava şartları ve bazı kişilerin akılsızlığından dolayı pek çok şey ters gidiyor ve bir grup maceracının dağda mahsur kalmasıyla film devam ediyor.


İşin içine ailelerin ve daha doğmamış bebeklerin de girmesiyle film macera filminden öteye gidiyor ve salya sümük konumuna geliyoruz. Hele bir de filmin sonunda hayatta kalan ve ölen kişilerin gerçek fotoğrafları da karşımıza çıkınca boğazımda götüm kadar büyüklükle bir düğümle solonu terk ediyorum. Everest’e gitmek isteyenler varsa film tabii ki bundan ibaret değil. Ama başta da belirttiğim gibi Dikey Limit beklentisi içine girmeyin. Bir de filme gitmeden önce yanınıza battaniye falan mı alırsınız naaaparsınız bilemiciiiim. Emin olun salon çok ama çok soğuk olacak. Bırrrrrrr….


IMDb: 8.0 

Korkukolik:7.0

Vizyon Tarihi: 18 Eylül 2015
Yapımı : 2015 - ABD ,  İngiltere
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Macera
Süre: 121 Dak.
Yönetmen : Baltasar Kormákur
Oyuncular : Keira Knightley ,  Jake Gyllenhaal ,  Sam Worthington ,  Robin Wright ,  Josh Brolin
Senaryo : Simon Beaufoy ,  William Nicholson ,  Lem Dobbs ,  Mark Medoff ,  Justin Isbell
Yapımcı : Randall Emmett ,  Tim Bevan



EYE WIDE SHUT/GÖZLERİ TAMAMEN KAPALI (1999)

“Böyle basit filmleri önereceğine derinliği olan filmleri önersen daha iyi olur” diyen götümün entellerine tavsiye edebileceğim, derinliği olan gizem tarafı ağır basan hafif bir gerilim öneriyorum. Alın size derinlikli film; Eyes Wide Shut/ Gözleri Tamamen Kapalı.


Filmin her dakikasından, her saniyesinden, hatta bazı sahnelerin içine yerleştirilmiş özel sembollerle dolu bir film demekte de fayda var. Stanley Kubric’in kadın-erkek ilişkilerine bakış açısıyla başlayan film,her geçen dakika biraz daha derinleşip, bu kez insanları avucunun içine alıp, şeytana tapan bir tarikata kadar gidiyor olaylar. Filmin İllüminati’yi deşifre ettği konusunda da söylentiler mevcut.

Filmin ilk karelerinde Nicole Kidman’nın meme ve portakal gibi poposuyla tanışıyoruz. Alice adındaki karakteri canlandırıyor. Alice, o gece süslenip, püslenip kocası Dr.Williams ile birlikte büyük bir partiye gidiyorlar. Şehrin tüm kodamanlarının toplandığı bu parti de Dr.Williams’ı ve karısı Alice’yi sürprizler beklemektedir.

Yaşlı bir amca Alice’ye yazılırken, Williams ise fazla uyuşturucu alan bir kızla uğraşmak zorunda kalırlar. Williams, partide piyano çalan adamı tanır ve yanına gider. Piyanist herif, Williams’ın tıp fakültesinden arkadaşıdır fakat müziği seçmiştir. Bütün bunlar olurken, Ailece’de fazlaca alkol aldığı için saldıray amcanın kalkık aletinden son anda kurtulur ve bu ilginç gecenin sonrası evlerine gelirler.

Birkaç gün sonra, kendi evlerinde, karı-koca esrar sarıp, biraz rahatlamak isterler fakat Alice biraz fazla amı-götü dağıttığı için içinden geçen bir kaç cinsel fantezisini kocasına anlatır. Bu itiraf sonrası, kocasının aklında birçok soru işareti kalan Williams, anlatılan şeyler her aklına geldiğinde çılgına döner. Kendisi de bunlarla başa çıkmak adına kendi cinsel dünyası içinde yolculuk ederek, Emmanulle abla ile bir tura çıkar.

Dr. Williams’ı yolun sonuna doğru götürecek tesadüfler zinciri başlar ve karşısına çıkan her kişi, her mekân, her diyalog onu karanlık bir dünyanın içine doğru sürükler. Fakat bu karşılaştığı şeylerin hepsi birer tesadüf müdür?

IMDb: 7.3

Korkukolik: 7.0

Vizyon Tarihi: 16 Temmuz 1999
Yapımı : 1999 - ABD ,  İngiltere
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Gizem
Süre: 159 Dak.
Yönetmen : Stanley Kubrick
Oyuncular : Tom Cruise ,  Nicole Kidman ,  Sydney Pollack ,  Marie Richardson ,  Todd Field
Senaryo : Arthur Schnitzler
Yapımcı : Stanley Kubrick ,  Jan Harlan



LILA & EVE (2015) 
                                             
5.8 IMDb puanının biraz fazla olduğunu düşündüğüm Lila & Eve filmine başlarken, filmin gerilim olduğunu düşünmüştüm ama aksiyon ve dram tarafının ağır bastığını gördüm. Gerilim, filmin üzerine fıstık parçacığı diye serpilmiş durumda. Hikâyedeki sürprizin ise çok klasik olduğunu zaten söylemiciiiim ki onu da söylersem elinizde dildolarla bana saldırmanız büyük olasılık.


The Help/ Duyguların Rengi filminden tanıdığımız Viola Davis, bu filmde Lila karakteri ile karşımızda. Lila, oğlunu kaybettikten sonra acıların kadını rahmetli Bergen’den beter, götü başı dağıtmış bir hale gelir. Psikolojisi bozulan Lila, birkaç çatlak karının kurduğu bir terapi merkezine gitmeye karar verir. Merkezde, kendi gibi oğlunu yitirmiş anneler vardır ve kadının derdine derman olacakları yerde “kendine bir hobi bul ve acını dindir” gibi götlerinden uydurdukları garip tavsiyelerde bulunurlar.

Bütün bunlardan sonra; merhametli, iyilik meleği, kendi halinde sıradan vatandaş ve acılı anne olan Lila, kendisinin tam tersi, orospu mu orospu, yırtık mı yırtık, rahat abla modlarında, kendinsin tam tersini yansıtan ve kendi gibi o da evladını yitirmiş Eve ile tanışır.

Terapi sonrası bir yerde oturup, bir şeyler içen iki kadın, birbirlerinin derdinden çok iyi anlamaktadırlar fakat Eve’ye göre Lila için, hobilerin dışında yapılması gereken bir şey daha vardır; oğlunu öldürenlerden delicesine intikam almak.

Eve, Lila’nın lila rengi gibidir. Onun yapamadığı şeyleri yapacak güçte ve kafadadır. Lila’yı da ikna ederek oğlunu öldüren sokak çetesindeki herifi bulup, intikam almasını ve iş bittikten sonra rahatlayacağını Lila’ya söyler. Bunun üzerine gaza gelen Lila, Rambo gibi silahlanır, topa tüfeğe karışır ve sokak çetelerinin üzerine iki kişilik bir ordu gibi hücuma geçer. Sonra artık ne olur, izleyin ve görün.

IMDb: 5.8

Korkukolik: 4.5

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Dram ,  Gerilim
Süre: 94 Dak.
Yönetmen : Charles Stone III
Oyuncular : Jennifer Lopez ,  Viola Davis ,  Shea Whigham ,  Yolonda Ross ,  Whitney Goin
Senaryo :  -
Yapımcı : Darrin Reed ,  Sara Risher



RELATOS SALVAJES/ WILD TALES/ ASABİYİM BEN (2014)

Sanırım 2014’ün en şenlikli filmini 2015’in sonlarına doğru izleyerek iyi bok yediğimin farkına vardım. E-tabii oldukça üzüldüm bu filmi bir kenarda bırakıp, “bir ara izlerim işte” deyişime.


Haklısızlık ve haksızlığın doğurmuş olduğu, aslında hayatın içine serpildiğinde unutulup gidilecek gibi duran konuların başa bela olabileceğini vurgulayan bir film çıktı karşıma.  Hatta filmin jeneriğinde bile güçlünün güçsüzü yenebileceğini, büyük balığın küçük balığı avlayabileceğini, zenginin fakiri sikebileceğine dair derin mesajlar var.

Film de, birbirinden bağımsız fakat aynı temayı taşıyan 6 farklı hikaye anlatılıyor ve bu hikayeler arasında bir geçiş falan da yok. Film yaklaşık iki saat sürüyor ve bana göre bir iki saat daha sürse de izlesek cinsinden. Film, 87. Oscar, en iyi yabancı film dalında da yarışmış ama bizim filmlerimiz gibi babayı alıp, ülkesine geri dönmüş. Yinede bu film bizim gönlümüzün birincisi diyorum ve başlıyorum sizlere filmi anlatmaya.

İlk hikaye öyle böyle değil; ay nasıl şenlikli bir şey ve absürt ancak bu kadar olur. Bir uçak dolusu insan ve hepsi ışığın etrafında uçuşan sinekler gibi bir kişiye odaklanarak aynı kişinin hayatında yer ettiğini ve o kişiden nasıl nefret ettiklerini ve yaka silktiklerini birbirlerine anlatarak olaylar gelişiyor ve kokpitten konuşan kişinin anonsu ile birlikte filmin kayışları kopuyor. Son plandaki iki yaşlı insana çok üzüldüm.

İkinci hikâye başladığında;  gecenin bir vakti, boş bir restorana gelen ve derdi midesini doldurmak olan bir adamla karşılaşıyoruz. Ona yardımcı olmak isteyen garson kız, adamı yakından gördüğünde çaktırmaz ama, mutfağa geri döndüğünde sinirleri bozulmuş bir vaziyette döner. Derdi yemek yemek olan bu adam, garson kızın hayatında nasıl kötü bir rol oynamıştır ve garson kızın gazabından kurtulabilecek midir?

Üçüncü hikâye de favorilerimden biri. Bir adam arabasının tekerleği bozulunca bi boku becerip de tekerleği değiştiremez. Bunun üzerine hemen yardım çağırır fakat, yardımdan önce denyo bir herife denk gelir. Herif öyle böyle değil, bildiiiin denyonun önde gideni. “Bana bağırdın” gerekçesiyle, yardıma ihtiyacı olan adama yapmadığı madilik kalmaz. Hatta bir ara arabasının üstüne çıkıp, beygir gibi kakasını bile yapar.Zor bela psikopat adamın elinden kurtulan adamın, psikopat için sürprizleri vardır.

Gelelim 4. hikâyeye. Aracı olan kişilerin başına gelebilecek kol gibi ceza işlemine sinirlenmeyen yoktur sanırım. İşte, hikayemizdeki abimiz de arabasını boyanmış kaldırıma çektiği için götüne kazık giriyor ve arabasını almak için çocuğunun bile doğum gününü hiçe sayarak arabasının peşine düşüyor. Bunun üzerine karısı tarafından da bir güzel ter ediliyor. Ama bu asabi abimizin gidişi sessiz, fakat dönüşü muhteşem oluyor.

Beşinci hikâyede ise karşımıza çıkan işadamı zengin bir amcamızın şımarık, sulu göz oğlu, lüküs arabasıyla birine çarpıyor ve çarptığı kişi cortlayınca,  elinden lolipopu alınmış striptizci kız gibi anıra anıra eve geliyor.

Götü tutuşan anne baba, avukatlarını da devreye sokarak haince bir plan kurup, suçu başkasının üstüne atmaya karar veriyorlar ve suçu atacaklarına da attıklarına da bin pişman oluyorlar.

Altıncı ve son hikâyede ise çatlak bir gelin-damat hikâyesi yer alıyor. Tam düğün günü, bütün konukların içinde daha ilk günden terk edilen damatın yediği nane ortaya çıkınca, gelin de intikam almak için korkunç bir yola başvuruyor.


IMDb: 8.0

Korkukolik: 8.0

Vizyon Tarihi: 06 Mart 2015
Yapımı : 2014 - Arjantin ,  İspanya
Tür : Gerilim
Süre: 122 Dak.
Yönetmen : Damián Szifron
Oyuncular : Ricardo Darín ,  Leonardo Sbaraglia ,  Darío Grandinetti ,  Erica Rivas ,  Nancy Dupláa
Senaryo : Damián Szifron
Yapımcı : Pedro Almodóvar ,  Agustin Almodovar
Diğer Adı : Wild Tales


SCREAM OF FEAR/ KORKUNÇ ÇIĞLIK (1961)

Filmi izledikten sonra tekrar çekilmeli diye düşündüm. Normalde günümüz korku filmleri beni korutmazken, çok eski siyah beyaz filmlerin ürkütücülüğü nedir böyle kardeşim. Efekt yok, abartılı plastik makyajlar yok ama korkudan insanın içini titreten bir yanı oluyor nedense.


Bu filmde de ilk kulübe sahnesi tüylerimi, hatta keltoş kafamdaki bana saç vaat eden sarı ince tüylerimi bile tiken tiken etmeye yetti. Kıçımdakileri sormayın bile. Nerden açtım bu kıl konusunu be. Öğğğ!..

Her neyse, adamlar zamanında yapmışlar işte. Ne varsa eski filmlerde var. Bu filmin sonunda da günümüzde sıkça kullanılan ters köşe ve sürprizli son uygulamasına rastlamak mümkün. Filmin başlarındaki manzara görüntülerini siyah beyaz görmek, benim gibi fotoğraf tutkunu birisi için muhteşemdi. Belki sizde seversiniz.

Annesi ve babasının boşanması sonrası, babasını 10 sene kadar göremeyen Penny, hem en yakın arkadaşı, hem de yardımcısı olan kızceğiz de ölünce babasının daveti üzerine İtalya’dan Fransa’ya gider. Ha bu arada Penny yürüme yeteneğini kaybetmiş bir genç bir kızdır.


Babası oldukça zengindir ve onu alması için yakışıklı şoförü havalimanına yollatmıştır. Penny, şoförü daha ilk görüşte gözleri süzülür, dudakları büzülür ve cilveli bakışlarından da anlayacağımız üzere şoförden hoşlanır gibi olur ama her namuslu kız gibi sadece gösterir fakat elletmez.

Yolda şoförden öğrendiği kadarıyla; babası evde değildir ve gideli 4 gün olmuştur. Ne zaman eve döneceği de belli değildir.

Penny’nin üvey annesi onu güler yüzlü ve en sıcak şekilde karşılar. Penny tekerlekli sandalyeye mahkum olduğundan, onun için evin her  köşesine rampalar koydurtmuş, onu rahat ettirmek için elinden gelen her şeyi yapmıştır.
Akşam yemeği sohbetinden sonra, Penny odasına çekilir ve yatağına yatar. İlk gecesinde tuhaf bir tıkırtı ile gözünü açar ve bu tıkırtının, odasının bahçeye açılan kapısından geldiğini anlar.  Kapıyı kapatmak için kapıya yanaştığında, hemen karşısında duran kulübenin içinde bir mum ışığının yandığını fark eder ve meraklı duyguları onu oraya iter.

Kulübede gördüğü şey karşısında sadece Penny’nin değil, benim bile tüylerim diken diken oldu ve bildiiin kaktüs gibi oldum. Bacaklarımdaki pikeyi bu sıcakta gırtlağıma kadar çekip, filmi öyle izlemeye devam ettim. Bu korkunç ve gizemli olaylar zincirini başlatan kulübede acaba karşımıza ne çıkacak diye sorarsanız, izleyin ve görün derim. İşte film bundan sonra başlıyor. Hadi herkese iyi seyirler, iyi tırsmalar.

IMDb: 7.4

Korkukolik: 6.5

Yapımı : 1961 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 81 Dak.
Yönetmen : Seth Holt
Oyuncular : Christopher Lee ,  Susan Strasberg ,  Ann Todd ,  Leonard Sachs ,  Anne Blake
Senaryo : Jimmy Sangster
Yapımcı : Jimmy Sangster
Diğer Adı : Scream Of Fear


POD (2015)

4.5’lik Imdb puanına aldanıp, çok fazla beklentiye girmeden izlediğim filmlerden biriydi fakat benim filme puanım; 5.0 oldu. Beklentiminden daha iyi çıkan filmde sadece 6 oyuncu var ve kısıtlı mekânlarda geçiyor. Bir uzaylı filmi olan Pod, aslında daha önce işlenmiş bir konuyu biraz daha farklı bir şekilde sunuyor bize.


Lyla’nın sevgilisi yatak macerasını tamamlamış tam kapıdan çıkacakken, kapı çalınır ve gelenin Edd, yani Lyla’nın erkek kardeşi olduğunu öğrenir. Lyla’nın sevgilisi evden gider gitmez o da Lyla’nın odasına girerek onu yatakta nü vaziyetlerde bulur. Karşısında Edd’i gören Lyla, bağırıp çağırdığına, Edd’i evden siktir etmeye çalıştığını gören izleyici,  aralarında daha önceden yaşana tatsız olayların olduğunu anlar.

Edd, gayet sakin bir şekilde onunla konuşmak istediğini, zaten şizofren olan kardeşleri Martin’nin iyicene götü başı dağıttığını söyler ve kaldığı göl evine birlikte gidip, ona yardımcı olmayı teklif eder.

Göl evine vardıklarında, o harika göl evi bildiiin korku evi gibi gelir insanın gözüne. Martin’i aramak için evin içine girdiklerinde, sanki Dracula’nın örümcek ağı bağlamış mahzenine girmiş gibi hissederler kendilerini. Pencere ve kapılar folyo ile kaplanmış, evin bir odasına koca koca asma kilitler takılmıştır.

Aniden gelen Martin anlamsız bir panik içindedir ve evde ve çevresinde ters giden bir şeylerin olduğunu söylemeye çalışır. Deliden beterdir. Ona göre bir şeyler onun peşindedir, onu kullanarak tüm dünyayı ele geçirmek istemektedirler ve o şeylerden biri de mahzende kilit altındadır. Edd’e göre Martin  şizofrenin öde gidenidir ve bunların hepsini götünden uyduruyordur.

Filmin devamında neler olacağını anlatmayı çok isterdim şekerim ama benden buraya kadar. Anlatırsam sonra tadı çıkmaz. Acaba gerçekten mahzende o “şey” var mıdır? Bilmem ki, izleyin ve görün derim. Kikikikikikkii...

IMDb: 4.5

Korkukolik: 5.0

Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Korku
Süre: 76 Dak.
Yönetmen : Mickey Keating
Oyuncular : Larry Fessenden ,  Lauren Ashley Carter ,  Dean Cates ,  John Weselcouch ,  Brian Morvant
Senaryo : Mickey Keating




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder