16 Ağustos 2015 Pazar

THE GIFT, AFFLICTED, ÜÇ HARFLİLER 2: HABLİS, EVERLY, MIDNIGHT LACE

THE GIFT (2015)

Hafta sonu sine maceram geçtiğimiz Cuma gösterime giren The Gift (Geçmişten Gelen) filmiyle başlamış bulundu. Bu kez kendime salon olarak seçtiğim yer, Bakırköy Capacity Cinemaximum sineması oldu. Filmin başlamasına yaklaşık 5 dakika kadar kala salona daldım ve yerime oturdum. Salondaki insanların oflamasına ve poflamasına ben de katılarak, hatta neredeyse nefes darlığı yaşayarak yerimden fırladım ve görevlinin azına sıçmak için üzere yanına gittim. Fazla uzatmıyorum; tam 4. Kişi geldikten sonra klimayı açabildiler de rahat bir nefes alabildik. E- nerden bilsinler salona benim gibi denyo bir herifin geldiğini.

Filmin IMDb puanı yüksek olduğu için, son dönemlerde iyi bir gerilim filmine hasret kalarak yaşama durumumun son bulacağı ümidiyle filme gittim ve filmi beğendim. Gerçi bu IMDb puanları zaman zaman yanıltıcı da olabiliyor. Herşeyi puanlama üzerinden değerlendirmeyin derim.

Filmin yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncularından biri olan Joel Edgerton, başarılı bir filme imza atmış. Film tam anlamıyla izleyiciyi koltuklara yapıştıracak türden bir gerilim değil, dramla birleştirilmiş, beni sadece iki yerinde hoplatan fakat gizemini gayet güzel bir şekilde koruyup, izleyiciyi filmin sonunda sağlam bir sürpriz beklentisine sokan bir film olduğunu söyleyeyim. Zaten filmin sonunda “vay anasını bacısını” demeseydim, “ulan ben klima adına bu film için mi herifle kavga ettim” der, triplerimi yapa yapa salonu terk ederdim.

Evli çiftimiz henüz çok gençtirler ve kendilerine yep yeni bir yahat kurmak için, filmin başlarında; kendilerine yeni bir ev alırlar, Simon’un işleri tıkırında gitmektedir, işiyle ilgili terfi etmiş, yükselişe geçmiş, paraya para demez ve sağa sola havasından geçilmez.

E- her şey böyle düzgün domak gidecek değil ya, hayat işte… Karşılarına aniden çıkan Simon’un okul arkadaşı bir anda evli çiftimizi huzursuz etmeye başlayacaktır. Kardeşim, adam da o kadar sırnaşık bir şey ki kapıdan kovsan bacadan giriyor içeriye. Bunlar da eve yeni taşındıkları için, geçmişten gelen Gordo,( Simon’un okul arkadaşı) hoş geldiniz hediyesi olarak kapıya bir şişe şarap koyar ve kaçar. İlk başlarda durumu normal karşılayan Robyn, (Simon’un karısı) kendisine ertesi gün teşekkür eder. Fakat kapıya bırakılan hediyelerin ardı kesilmeyince, karı koca bir araya gelirler ve aldıkları bir karar sonucunda Gordo ile konuşup, ilşkilerini kesmeye karar verirler.


Gordo’nun artık hayatlarından çıktığını sana Robyn, kocasının geçmişi ile ilgili karanlık bir takım gerçekleri öğrenir ve şoka uğrar. Bu olaydan sonra,  Gordo ile yolları tekrar kesişen çift için kapıya bırakılacak son hediye her kesi şok edecektir.

IMDb: 7.7

Vizyon Tarihi: 14 Ağustos 2015
Yapımı : 2015 - ABD ,  Avustralya
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Gizem
Süre: 108 Dak.
Yönetmen : Joel Edgerton
Oyuncular : Rebecca Hall ,  Jason Bateman ,  Joel Edgerton ,  Susan May Pratt ,  Busy Philipps
Senaryo : Joel Edgerton
Yapımcı : Joel Edgerton ,  Jason Blum
Diğer Adı : Weirdo




AFFLICTED (2013)

Yine amatör el kamerası, yine titreyen görüntüler ve yine benim küfürlerim. Neyse ki bu kez küfürlerimin dozu biraz daha az. Çünkü bu kez film, amatör el kamerası hesaaabı çekicez diye fazlaca göz yormuyor. Daha çok bir bilgisayar oyununun içindeymiş hissini veren film amatör kamera gibi çekilen filmlerin bir tık ilerisinde diyebilirim. Demek ki yapılınca oluyor. Konu çok sıra dışı değil belki ama görsel efektler falan biraz filmi eğlenceli kılmaya yetiyor.


Film de bolca zıplama, hoplama sahnesi var. Bazı kovalamaca sahnelerinde başınız biraz dönebilir ama, sanki bir bilgisayar oyununun içindeymişsiniz gibi vermiş olduğu his hoşunuza gidebilir. Değişim sahneleri ve makyajlar da oldukça başarılı. Bu arada filmde izlediğimiz iki kafadar, filmin hem senaristleri, hem yönetmenleri, hem de iki başrol oyuncusu. Filmi sana anlatacak olursam…

İki gerzek tipli kanka, seyahat içerikli videolar çekip, bloglarında yayınlıyorlar. Bir gün aldıkları bir karar, onları uzunca bir seyahate doğru itmek zorunda kalıyor. Böylelikle hem gezecekler, hem de gördüklerini blog sitelerine video olarak yükleyip, paylaşımda bulunacaklar. E- bu noktadan sonra tabii o iğrenç el kamerası devreye giriyor.

Seyehat öncesi Derek’in bazı sağlık sorunları çıksa da yola devam etmeye karar veriyorlar ve İtalya’da bir yere geliyorlar –şimdi detayını hatırlayamıcam, neresiydi- ve bir gece dışarı çıkıp eğlenmek istiyorlar. Güya bizim iki kafadarın derdi dünyayı çekip, paylaşmak, ama gece kulübünde karıları görünce, donlarında duran 5 santimlik pipileri birden tüm dünyaya hükmetmeye başlıyor.
Derek o gece, bir kızla fingirdeşince kız tarafından ısırılıyor ve herife tehlikeli  cinsel bir hastalık bulaşacağına, süper güçler bulaşıyor. Derek o geceden sonra eski Derek olamayacak; metrelerce zıplayabilen, bir yumrukta kocaman kayaları ortadan ikiye ayırabilen, bir arabayla bile yarıştığında arabayı sollayabilecek bir süper kahramana dönüşecektir.

Bu güçler, önceleri ikisinin de hoşuna gitmektedir fakat, bir süre sonra Derek’in yediği yemekler kıçından değil de ağzından çıkmaya başlayınca işler biraz terso bir duruma döner. Herif ne yese kusar, sıçar, ortalığın anasını ağlatır. Kendine hâkim olamaz ve bir süre sonra yediği normal yemekler Derek’i kesmeyince canı insan kanı ister. “Haaa işte orda dur Derek’ciiim”  diyen kankası da olup biten şeylerden dolayı ne yapacağını bilemez. Her ikisi de bu olayın başlangıcı olan geceye geri dönerler ve olayların sırrını araştırmak için iş başına geçerler. Fakat Derek’in çok fazla vakti kalmamıştır.

IMDb: 6.3

Vizyon Tarihi: 14 Ağustos 2015
Yapımı : 2013 - ABD ,  Kanada
Tür : Korku
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Clif Prowse,  Derek Lee
Oyuncular : Baya Rehaz ,  Clif Prowse ,  Michael Gill ,  Derek Lee ,  Zach Gray
Senaryo : Derek Lee ,  Clif Prowse






ÜÇ HARFLİLER 2: HABLİS (2015)

Filme gitmeden önce, bir gün öncesinden instagram hesabımdan Üç Harfliler 2: Hablis” filmine gideceğimi yazmıştım bir fotoğrafın altına. Filme gidenler, “aman sakın zamanını boşa harcama, verdiğin paraya yazık” şeklinde beni uyardılar. Kendi gözlerimle görmezsem olmazdı.


Film hakkında gerçekten güzel şeyler söylemek isterdim ama, sanırım biraz zorlanıcam galiba bu konuda. Yine de elimden geldiği kadar birkaç şey yazmaya çalışayım.

Bazı sahnelerin kopuk olması sonucu “şşşt noooluyoruz” falan demedim değil. Oyuncuların ne yazık ki korku filmine uygun olmadıklarını yâda bu konuda yetersiz olduklarını düşünüyorum. Büyü malzemesi olarak kelle-paça, tavukayağı falan gibi şeylerin kullanılması, kendimi bir kasap dükkânında hissetmeme neden oldu. Artık daha orijinal malzemeler bulsanız iyi edersiniz veeee tabii ki yine korkutacaz diye birkaç sahnede salona yine kahkaha attırdınız. Eğer bir korku filminde salon kahkaha atıyorsa kusura bakmayın ama o filmden çok fazla bir beklentim tabii ki olamaz. Bu arada filmi izlerken birkaç şey daha dikkatimi çekti; The Possession filminden alınan sahneler. Yemek masası ve sokak lambası sahneleri bana The Possession filminin aynı sahnelerini hatırlattı. Son Ayin filminin hastane sahneleri de aklıma gelmedi değil.

Cumartesi günü gittiğim bir başka filmin salonunda klima sıkıntısı yaşarken, bu filmin salonunda da maşallah ortalık Kutuplar gibiydi. Utanmasam, yanımda oturan iki türbanlı kızın pardösülerinin ucundan tutup, üzerime örtecektim. Bir de en arkada oturan yine o türbanlı ayı! Evet size sesleniyorum buradan! Film boyunca, yemin ediyorum saydım, tam 6 kez dışarıya çıkıp girdiniz. Dikkat çekme işlemini başarıyla gerçekleştirdiniz, sizi tebrik ediyorum. Hanımlar sanki evlerinin salonunda film izliyorlar. Ne hakkınız var milletin konsantrasyonunu bozmaya? Neyse illa böyle dangalaklar olacak diyor, filmi anlatmaya geçiyorum. Filmdeki isimleri şu an hatırlayamadım sallarsam kusura bakmayın artık.

Bir akıl hastanesine yatırılan Serpil, ortalığı ayağa kaldıracak türden bir akıl hastasıdır. Kimsenin göremediği, sadece kendisinin görebildiğini iddia ettiği üç harfliler, Serpil’in ağzından girer kıçından çıkar. Serpil’e her türlü tedavi uygulanmış ama kızın hiçbir tedaviye cevap vermemesi üzerine, ilaçları ve tedavisi kesilmiş ve kendi haline bırakılmıştır.
Doktoru tarafından bir tedavi daha uygulanmak istenen Serpi,  geçmişini anlatırken kameraya kaydedilir ve bu kayıt esnasında kızın geçmişine yolculuğa çıkıp, nelerin olduğunu, Serpil’in neden kafayı yediğine tanık oluyoruz.

Vizyon Tarihi: 14 Ağustos 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Gerilim ,  Korku
Yönetmen : Murat Toktamışoğlu
Oyuncular : Cansu Fırıncı ,  Kısmet Ekin Tekinbaş ,  Ezgi Fidancı
Senaryo : Kemal Kaplanoğlu
Yapımcı :  -
Diğer Adı : 3 Harfliler 2








EVERLY (2014)

Valla filmi neresinden başlasam madilemeye bilemedim. Filmi izlemek isteyen erkek arkadaşlar olacaksa da, filmi izleme sebepleri; Salma ablamızın memeleri, kalçaları olabilir diye düşünüyorum. Bu tarz yorumlar yapmayı hiç sevmem; aksiyon yapmak için aksiyon filmi yapmışlar. Bir film yapalım; içinde adı duyulmuş bir yıldız olsun, biraz seksi olsun, aksiyon hiç bitmesin ve işin içine de bir parça gerilim olsun, falan denmiş herhalde.


Evet, tek bir mekân için aksiyon ve gerilim sahneleri yeterli belki ama işin içine giren saçmalıkları görmezden geleceksek. Daha önce izlediğim tek mekân filmlerin bazıları güzeldi, filmlerin hikâyelerinin bir derinliği olduğu için beni hiç rahatsız etmemişti. Zaten tek mekân yâda çok mekân gibi bir takıntım yoktur. Son dönemlerde konusu sağlam bir gerilime rastlamak hayal olduğu gibi, bu filmde de aynı hayal kırıklığına uğramadım değil.

Seks kölesi olarak kullanılmak üzere bir çetenin eline düşen Everly, 4 sene boyunca bir apartman dairesinden dışarıya çıkartılmaz. Bu durum canına tak eden Everly, bu daireden dışarı çıkmaya karar verir ve çeteyle olan anlaşmasını bozar.

Çete lideri, “sen misin anlaşmayı bozan sürtük” deyip, elinde ne kadar kiralık katil varsa Everly’nin üzerine salar. Apartmanın her yerinden mantar gibi çıkan kiralık katiller, Everly’nin yaşadığı daire etrafında cirit atarken, Everly’de mümkün olduğu kadar seksiliği ile gelen tüm katilleri haklamaya çalışır. Yıllar önce geride bırakmış olduğu kızı ve annesi de ölüm tehlikesinde olduğu için onlarla hemen bağlantıya girer. Bir elinde telefon, diğer elinde taramalı tüfekler, salonda bale yapa yapa kiralıkları öldürerek durumu idare eder.

Bir süre sonra, elli maşalı anne, elinde Everly’nin küçük kızıyla birlikte, etrafı bin bir türlü katille dolu dairenin kapısına gelir dayanırlar. Bu kadar curcunaya bir de yaşlı anne ve küçük bir kız da dâhil olur. Ve sonrasında bir ton saçmalık ve eğreti duran dövüş sahneleri sırasıyla gelir ve film biter. Mutlu SON. 


IMDb: 5.0

Vizyon Tarihi: 24 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Aksiyon ,  Gerilim
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Joe Lynch
Oyuncular : Salma Hayek ,  Jelena Gavrilovic ,  Togo Igawa ,  Jennifer Blanc ,  Caroline Chikezie
Senaryo : Yale Hannon ,  Joe Lynch
Yapımcı : Rob Paris ,  Adam Ripp





MIDNIGHT LACE (1960)
Ve son olarak bu haftanın eski filmiyle blog yazıma son noktayı koyuyorum; Midnight Lace /Sisli Geceler. Film 1960 yapımı ve ışıltılı kostümlerle göz dolduruyor. Moda takipçisi değilimdir ama filmde gördüğüm ve döneme ait kıyafetler gerçekten harika. Teknoloji çok gelişmediği için cep telefonu yok ve katilimiz, zırrr zırrr öten ahizeli ev telefonundan esas kızımızı rahatsız edip duruyor.


E- haliyle dedektifimiz, parmak izi, telefon dinleme gibi özellikleri kullanamıyor. Agatha Christie romanlarındaki gibi mantığa dayalı hareket ettiği için herkes şüpheli olabiliyor. Doris Day’in sevimliliği de filme ayrı bir güzellik katmış.
Bir iş adamı karısı olan Kit, konsolosluktan çıktığında sis o kadar yoğundur ki adeta göz gözü görmez. Yanındaki bey de kendisine taksi çağırmak ister fakat evi yakın diye Kit bunu kabul etmez. İki saniye sonra köşeyi dönen Kit taksi durağına gelir ve taksi bekler, şekilndeki saçmalıkla film başlar.

Taksi durağında yoğun kuyruk olduğunu gören Kit, “amaaan, neyse beklemiiiim ve yürüyerek gideyim” der ve fikrini yine değiştirir. Evine gidebilmesi için meydandaki parkın içinden geçmesi gerekmektedir ve sis o kadar yoğundur ki, park adeta bir mezarlığı anımsatmaktadır ve tam o esnada bir ses duyar.

Overlokçu arabası ananso gibi iğrenç bir ses, Kit’i öldüreceği konusunda tehdit eder. Kit panikleyip, “Kimsin sen, kimsin sen” diye bağırarak, parkın içinde dört dönmeye başlar. Ses tekrar cevap verir “Bunu ölmeden önce öğreneceksiniz Bayan Kit.”

Büyük bir anikle eve gelen Kit’in gözüne uyku girmez. Çok tırsmıştır ve gelen teyzesine durumu anlatır. Teyzesi önce inanmaz ve Kit ile Daşşak geçer, onu rahatlatır. Fakat bu kez eve gelen ölüm telefonları Kit’i tekrar korkudan öldürür ve durumu bu kez kocasına anlatır.

Birlikte bir dedektife giderler ve durumu anlatırlar. Kit’in kocası da Kit’e pek inanmıyormuş gibi görünür. Onun psikolojik sorunlarının olduğuna kendini inandırmıştır. Dedektif iş başına geçer ve olayı çözmeye çalışır. Bu süreç içinde kimse Kit’e inanmaz. “İki gözüm önüme aksın, vallahi billahi bana tehdit telefonları geliyor” dese de, kocası tarafından psikolojisi bozulmuş bir kadındır. Suçlu kim tarzı filmlerden hoşlanıyorsanız tavsiye edilir.

IMDb:6.9

Yapımı : 1960 
Tür : 
Süre: 110 Dak.
Yönetmen :  
Oyuncular : Doris Day ,  Roddy McDowall ,  Myrna Loy ,  John Gavin ,  Rex Harrison
Senaryo : Ivan Goff
Yapımcı : Ross Hunter ,  Martin Melcher

2 yorum:

  1. Paylaşımlarınız harika ilgiyle takip ediyorum... biraz daha güncelliği artırırsanız harika olacaktır.

    filmi full izle
    Film izle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her hafta yeni film yazılarını burada paylaşıyorum. korkukolik adındaki instagram hesabıma da beklerim. Teşekkürler.

      Sil