7 Haziran 2015 Pazar

HANGİ ÜNLÜNÜ, HANGİ KORKU FİLMİNİ SEVİYOR 3. BÖLÜM ve HAFTANIN FİLMLERİ

OKAN ÇABALAR

Her zamanki gibi elimde cep telefonun instagram hesabımı kurcalarken, alışık olduğum bir soruyla daha karşılaştım. “Korkukolik, bana şöööle sağlam bi korku filmi tavsiye eder misin?” Ben de 26 Haziranda gösterime girecek olan ve Araftaki Ev adıyla çıkacak olan, Venezüella yapımı filmi tavsiye ettim kendisine. Ve tabii yine, korku filmi sever kişileri ağına düşüren bir hesap açtığım için tekrar mutlu oldum. Bu kez ağa yakalanan sanatçılardan biri de; ekranların ve tiyatronun en sevilen, en sempatik sanatçılarından biriydi; Okan Çabalar.

Açıkçası evimizde digitürk olmasına rağmen, hiç mi hiç televizyonla kanka olabilen biri olamadım. Ama arada bir bakıp da gözüme takılan ve işinde başarılı olan kişiler mutlaka aklımda kalır. Başarılı performansıyla Gülgür Güldür’ün ve Yalan Dünya dizilerinin yakışıklı karakteri de aklımda kalmayı başaranlardan. Televizyonla kanka olamadım ama Okan’la bir korkukolik kankasıyız artık.

Okan Çabalar, sadece korku filmi meraklısı değil, aynı zamanda da korku çizgi romanlarını, korku edebiyatını da takip eden bir sanatçı. Kısacası o bir korkukolik. Beyaz Show’da hayranı olduğu Michael Jackson’un danslarını yaparken, Thriller’in klibindeki zombilere dönüşmesini beklesem de ne yazıkki hayal kırıklığına uğruyorum. Zombilere dönüşmemişti ama, beklide ileride Suspiria 2 filmindeki bale yapan kızların arasında taytını giymiş, pelerinini takmış, fantastik bir balet kahraman olarak karşımızda çıkacağı fikrine kapılıp kendimi mutlu ediyorum. Hazır laf Suspiria filmine de gelmişken, geçenlerde soruyorum Okan’a “en favori korku filmin hangisidir” diye. Aldığım cevap “Suspiria. Kuzenlerle video kasetten izlemiştik ve hiçbir şey eskisi olmadı.”

SUSPIRIA (1977)

Suspiria filmini kısaca anlatacak olursam; Amerikalı bale öğrencisi Suzy, Almanya’da ünlü bir dans okuluna eğitim amaçlı gider ve daha dakika bir, gol bir hesaaabı, tam içeriye girecekken okulun kapısından bir öğrencinin anıra anıra dışarı fırladığını görür ve “hasbinallah, daha ilk günden başımıza gelene bak” diye yakınır. Suzy güvenlik görevlisi tarafından tanınmasına rağmen içeri alınmaz ve o da geceyi geçirmek için kasabada bir yerde kalır. O gece, okuldan kaçan kız ve bir başka arkadaşı vahşice öldürülür.


Ertesi gün, kapıda güvenlik görevlisi olacak kütük herife bin bir türlü rüşvet teklif ederek ve gerekirse ona elmas madenini bile verebileceğini, nooolursa olsun bu okula girmesinin çok önemli olduğunu söyler ve güvenlik görevlisi pala bıyıklarını sıvazlayarak “du bakalım Suzi hanım. Daaa bunlar senin eyi gunlerin” diyerekten Suzy’nin okula girmesine izin verir.

Ertesi gün eğitime başlayan Suzy hocasının elindeki kristalden etkilenerek pat diye düşer bayılır. Durumdan kıllanan Suzy, civar kasabadaki büyücülük okulunda okuyan Harry Potter’den hastalığına dair yardım istese de bir türlü çare bulamaz. Odasına yatırılan Suzy, yemekleri falan tek başına yemektedir ve bütün bunlar olurken, okulda da entrikalar ve cinayetler hiç bitmez. Tüm bu olaylar sadece Suzy’i değil, onun yan odada kalan arkadaşını da rahatsız eder ve bu iki arkadaş kafa kafaya vererek olayları araştırmak gibi dangalakça bir şey yaparlar. Kızım çocuuum otursanıza oturduuunuz yere. Başka işiniz mi yok?

Neeeeeyysee o gece Suzy ve kankası olayları çözmek için okulda araştırma yapmaya başlarlar fakat Suzy yine halsiz, Suzy yine hasta, Suzy yine ölümle burun burunadır adeta. Gördükleri bir öğretmenin peşine takılarak, çaktırmadan öğretmenlerini takip ederler veeeeee okulun karanlık yüzüyle karşılaşırlar. Karşılaştıkları bu korkunç şeyden sonra, ne Okan Çabar için, nede Suzy için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

IMDb: 7.5

Yapımı : 1977 - İtalya
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Dario Argento
Oyuncular : Udo Kier ,  Joan Bennett ,  Barbara Magnolfi ,  Susanna Javicoli ,  Jessica Harper
Senaryo : Dario Argento ,  Daria Nicolodi
Yapımcı : Salvatore Argento ,  Claudio Argento



INSIDIOUS: CHAPTER 3 (2015)

Filmi genel seçimlerin yapıldığı gün izlemeye kalkıştığımız için başımıza gelmeyen de kalmadı. Gittiğimiz avm deki sinema, tüm filmlerin seçimler dolayısı ile tüm filmlerin saat 17.00 itibariyle gösterileceğini söyleyince, rotamızı 4.Levent’ten Taksim’e çevirdik. Gittiğimiz Fitaş sinemasının geçici olarak kapandığını öğrenince küplere binip, başka bir sinema salonu aradık. Nihayetinde Atlas sinemasına demiri atıp filmi izlemeye koyulduk.


Öncelikle kendimizden utanmamız gereken bir şey var ki o da, filmin hâlâ James Wan tarafından yönetildiğini sanmamızdı. Meğerse filmin yönetmeni, ilk filmin oyuncularından ve Saw serisinin bazılarının senarsiti Leigh Whanell’miş. Leigh Whanell, aynı zamanda filmin senaryosunu da yazmış. Kendisi de filmde oynuyor. James Wan’i ise küçük bir sahnede görebiliyoruz.

Aslına bakarsanız ilk iki filmden daha korkunç bulduğum 3. Bölüm, diğer iki bölümü hiç de aratmıyor. Ha bu arada izleyeceğiniz bu son bölüm, tüm olayların başına dönerek, her iki filmde izlediğimiz ailenin başına gelenlerin öncesini anlatıyor ve devamı gelebilir de, gelemeyebilir de şeklinde bir his uyandırarak film bitiyor. Belki de ilk iki filmin sonu kadar tatmin edici bulunamayışının sebebi bu olabilir. Kendi kişisel görüşüm ise beni oldukça tatmin eden ve sinemadan gülümseyerek ayrılmama neden bir film oldu diyebilirim.

Başka bir konu da; filmdeki makyajlar ve görsel efektlerin de oldukça başarılı olduğu. Hikâye ilk iki film kadar çok güçlü değil sanırım. Film başladığında daha önce alışık olamadığımız tiplerle karşılaştığımız için karakterleri biraz tanımaya çalışıyoruz. Sanki gündelik hayatları anlatılan insanları izliyormuşuz gibi başlayan film 15-20 dakika sonra hoplatmaya başlıyor. Ama ne hoplatma. Ben bir film de bu kadar çok hopladığımı hatırlamıyorum. Ani korkutma sahnelerini oldukça başarılı. Hatta bazıları ters köşeye yatırıp, ikinci kez ardı ardına korkutmayı çok iyi başarıyor. Filmi izlemeyi düşünenler sık sık hoplamaya alışsalar iyi olacak. Karanlığın, izleyiciyi bolca içine çektiği yeni filme hoş geldiniz. Ve karanlık çöksün…
Quinn annesinin ölümü ardından onunla sürekli iletişime geçmeye çalışır. Odasındaki havalandırmadan gelen tuhaf sesleri, annesinden gelen sesler olarak hayal edip, çoğu gece huzur içinde yatağında yatar. Fakat bu belirsiz sesler Quinn için yeterli gelmeyince o da çareyi, bir medyuma giderek çözmeye çalışır.

Gittiği medyum kadın, bu işi artık bıraktığını söylese de, kızı evine davet eder ve kısa bir süreliğine annesiyle iletişime geçmeye çalışır. Fakat ters giden şeyler vardır. Medyumun seslendiği ruhtan yanıt gelir fakat bu doğru kişinin sesi değildir. Başka bir ruhtan gelen fısıltı hiç de hayra alamet değildir.
Medyum kadının, Quinn’e tavsiyesi; bir daha asla annesiyle bağlantı kurmaması, annesinin yerine kötü bir gücün de annesiyle birlikte onun yanına geleceği yönündedir. 

IMDb: 7.2

Vizyon Tarihi: 05 Haziran 2015
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 97 Dak.
Yönetmen : Leigh Whannell
Oyuncular : Dermot Mulroney ,  Leigh Whannell ,  Hayley Kiyoko ,  Stefanie Scott ,  Lin Shaye
Senaryo : Leigh Whannell
Yapımcı : Oren Peli ,  Jason Blum



GIRL HOUSE

Şimdi bir ev düşünün bakalım. İçinde çıtır çıtır fıstık gibi kızlar. Her odada ayrı bir fantezi, ayrı bir striptiz faaliyeti. Bilhassa erkek korkukoliklerin ağzının kenarından akan salyaları görebilir gibiyim. Diri vücutlu Feriştah yengenin taş memeleri gibi memelere sahip, spor salonundan fabrikasyon çıkan güzel vücutlu kızlar gibi bu hatunlara bayılacaksınız. Tabii ilerleyen dakikalarda o muhteşem vücutlarını paramparça gördüğünüzde de aynı salyalar tekrar akacak mı, orasını bilemiciiiiiim.

Bu kez katilin neden psikopat olduğuna dair öyküyü filmin sonunda değil de filmin başında görüyoruz. İleride Loverboy takma ismiyle karşımıza çıkan olan sapık katilin, çocukluğu ile başlayan film de, çocuğun, iki tane aşüfte kız tarafından aşağılanıp, küçük düşürülmesinden dolayı psikolojisinin bozularak ileriki yaşlarında da bu olayın etkisi altında kaldığını görüyoruz. Pipisi çok ufak ve ezik diye aşağılanan çocukcağız bu ezik durumdan kurtulamaz ve hayatı boyunca kendisini eziklemeye çalışan kadınları öldürme içgüdüsü ile yaşar.

Bu arada okul taksitlerini ödeyebilmek için neredeyse fahişelik yapacak duruma gelen Kylie en azından bu işi yapamayacağını anlayınca, internette keşfettiği ve yoğun bir fanı olan Kız Evini keşfeder. Bu evde yaşayan tüm kızlar soyunarak yada seks yaparak, canlı yayında erkeklerle online olarak sohbet eder, show yapar. Kylie’nin aklına yatan bu iş ona cazip gelir ve evde çalışmak için bu eve gider.

Bir süre sonra, bu evde popüler olan Kylie ile Loverboy özel hohbet odasında tanışırlar. Bir süre sonra Loverboy’un Kylie’ye karşı aşırı bir ilgi duyma durumu başlar. Bu ilgi saplantıya dönüşür ve masum ve eğlenceli başlayan sohbetin ucu korkunç bir yola doğru kaymaya başlar.

IMDb :5.6

 Yapımı : 2014 - Kanada
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 99 Dak.
Yönetmen : Trevor Matthews
Oyuncular : Ali Cobrin ,  Chasty Ballesteros ,  Adam Dimarco ,  Camren Bicondova ,  Alice Hunter
Senaryo : Nick Gordon
Yapımcı : Trevor Matthews




THE HUMAN CENTIPEDE III (Final Sequence) 2015

Daha önceki yazılarımdan birinde İnsan Kırkayak isimli serinin ilk iki bölümüyle ilgili yazmıştım. Film, Tom Six’in kaleminden yazılıp, yine kendisi tarafından yönetilmişti. Serinin final filminde ise durum yine aynı. Hatta bu kez yönetmen, oyuncu olarak da karşımızda. Yer yer filmde kendisiyle de dalga geçmeyi ihmal etmemiş. Filmin final bölümünde de yine ikinci bölümde olduğu gibi, filmin birincisi ve ikincisinin dvd’lerini eline geçirmiş bir hapishane müdürü yardımcısının,  çatlak müdürün aklına girip, hapishanedeki mahkûmların kırkayağa dönüştürülmesini anlatıyor.

Üçüncü filmin çok fazla bir artısı yok. Her iki bölümde olduğu gibi müstehcenlik ve iğrençlik devam ediyor. Filmin aykırılığı ikinci filmden sonra biraz daha düşüşte. İlk filmin tarzına geri dönüp, daha fazla ticari bir iş çıkartabilme peşine düşülmüş ve film batmaya mahkûm edilmiş gibi görünüyor. 73 yaşındaki Dieter Laser’in performansının haricinde filmde pek bi numara yok.
 İlk filmde, üç kişilik bir insan kırkayakla başlanan macera, ikinci filmdeki sayının artmasıyla insan kırkayağın boyunun uzaması söz konusuydu. Fakat final filmde artık film kendisini aşıyor ve rekorlar kitabına girecek boyutta bir insan kırkayak oluşturuyor.

Hikâyemiz bu kez bir hapishanede geçmektedir. Hapishane müdürü çatlak Bill Boss, yardımcısı Dwight’in kendisine İnsan Kırkayak isimli filmin iki bölümden oluşan dvd’sini verir ve izlemesini ister. Sadist ve ruhunu şeytana satmış olan Bill, izlediği şeyin saçma olduğunu düşünerek yardımcısına durmadan fırça atar. Yardımcısı ise inanılmaz tutumlu ve hapishane giderlerini sürekli göz önünde bulunduran bir heriftir. Amacı; hapishanedeki mahkûmlardan oluşan bir insan kırkayak oluşturup, yiyecek, mekân, sağlık ve benzeri masraflardan kurtulmaktır. Bu yüzden müdürün aklını çeler ve insan kırkayaklar oluşturmak için yola koyulurlar. Böylelikle filmlerde izledikleri sahneler gerçek olur ve tarihin en sadist, en psikopatça ve en mide bulandırıcı hapishane olayı gerçek olur.

IMDb: 4.5

2015 - ABD
Tür : Korku
Süre: 100 Dak.
Yönetmen : Tom Six
Oyuncular : Eric Roberts ,  Bree Olson ,  Dieter Laser ,  Tom Six ,  Robert LaSardo
Senaryo : Tom Six
Yapımcı : Tom Six ,  Ilona Six




MUSANARAS (SHREW’S NEST) 2014

İspanyol gerilim-korku filmlerini methede ede bitiremediğimi bilirsiniz. Gerilim filmlerinde kendilerini geliştiren İspanyolların bu konuda çok iyi işler çıkarttıkları son yıllarda göze çarpar bir durum. Geçenlerde keşfettiğim bir başka İspanyol gerilimi; Musanaras. Hikâyesiyle,  heyecanlı sahneleriyle ve sürpriz sonuyla biraz Alfred Hitchcock filmlerini, biraz da Misery filminin birkaç sahnesini anımsattı bana. Tek mekân, bir kaç oyuncu ve heyecan dolu bir hikâye. Ayrıca film bir dönem filmi ama, ben biraz gereksiz buldum. Olmasaymış olabilirmiş diyeceğim ama, sanırım filmin 1950’lerde geçmesinin nedeni; o yıllarda teknolojinin geride olmasından dolayı cep telefonu yâda benzeri şeylerin olmadığı ve bundan dolayı işlerin yokuşa sürüldüğü olabilir. Yoksa filmin geçtiği tarihle alakalı belirgin olaylar anlatılmamış.


Montse genç bir kızken annesini kaybeder ve yıkılır. Abisi ve kız kardeşiyle bir hayat sürmeye çalışan Montse için hayat zordur. Abisinin katı tutumu yüzünden zor günler geçirir. Annesinin ölümünün ardından psikolojisi de bozulan Montse bir süre sonra abisini de kaybedince, kız kardeşinin üzerine titreyerek yaşamaya başlar.

Aradan yıllar geçer. Montse, terzilik yaparak hayatını kazanmaya çalışır ve bir yandan iyice azan psikolojik sorunları yüzünden de zor durumda kalır. Sürekli sadist abisinin hayalini gören Montse, bir süre sonra kız kardeşinin 18 yaşına girmesiyle birlikte bazı sorunlar yaşamaya başlar. Tek istediği kız kardeşinin başına kötü bir şey gelmemesi olan Montse’nin aynı zamanda açık alan korkusu da uç noktalara gelmiştir.

Evden dışarıya adım atamayan Montse, bir gün kapısında yaralı bir şekilde bulduğu adamı evine alır ve adamın kırık bacağı ile ilgilenmeye başlar. Bu süreç içinde bu adama karşı ilgi duymaya başlayan Montse, kız kardeşini de bu adamdan kıskanır ve onu bu adamdan uzak tutmaya çalışır. Tüm bu süreç içinde kıskançlık, psikolojik sorunlar falan derken Montse iyicene kafayı yer ve korkunç olaylar zinciri de başlamış olur.

IMDb: 6.9

Yapımı : 2014 - İspanya
Tür : Gerilim ,  Korku
Yönetmen :  -
Oyuncular : Luis Tosar ,  Macarena Gómez ,  Nadia De Santiago
Senaryo :  -
Yapımcı : Álex De La Iglesia

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder