31 Mayıs 2015 Pazar

HANGİ ÜNLÜNÜ, HANGİ KORKU FİLMİNİ SEVİYOR 2. BÖLÜM ve HAFTANIN FİLMLERİ

ARZU ÇAĞLAN

Kadıköy, Alkım Kitap Evinden bir hatıra
Geçen hafta Yönetmen Özgür Bakar ile başladığım yazı serisine bu hafta Arzu Çağlan ile devam ediyorum. Yıllar önce telefonumun radyosunu gurcalarken hayatıma dalan Arzu’ya bir kitap yollayarak ona ulaşmaya çalışsam da, radyo binasının kapısından kocaman bir el çıkarak “dur bakiiim, buraya öööle kolay kolay giremezsin” demişti ve kitabı kapıdaki görevliye bırakıp, boynu bükükler hesaaabı, götün götün geriye dönmüştüm. Neyseki Arzu yeni bir kitap yazmıştı da bir süre sonra, sadece twitter’den değil, en sonunda yüz yüze de gelebilmiştik.



Alkım kitap evinde hayranlarıyla buluşan Arzu ile tanışmam, İstanbul Kitap Fuarındaki buluşmaya kadar yine sosyal medyadan film tavsiyesi alışverişleriyle devam etti. Kendi kendime “eğer bir radyo programcısı olsaydım, kesinlikle Arzu idolüm olurdu” dediğim olmuştur. Fakat yıllarıdır Best Fm’de program yaparken Berkin Evlan’ın ölümü ile konuşmasının ardından Rosemary’nin bebeğinin gazabına uğrayan Arzu’nun işine son verilir. Hayranları tarafından linç edilmek istenen Rosemary’nin şeytan bebeği, yine Arzu’nun “durun o daha bir bebek, yapmayın” diyerek engellenir.

Kitap Fuarından bir kare
Radyo programları esnasında bol bol film tavsiyelerinde de bulunan Arzu, korku ve gerilim türüne kıyak geçerek, bu türleri biraz daha fazla anlatır. Arzu’nun İnleyen Nağmelerini, titreyen nağmelere çeviren Arzu için klasikleşmiş korku filmleri her zaman ön planda yer alır. Evinde de koca göbekli Alfred Hitchcock filmlerine ait dvd’lerinin koleksiyonunu yaparak Alfred amcayla yakınlaşan Arzu, şu anda Hafta Sonu dergisinde gayet başarılı röportajlara imza atıyor. Dört tane de kitabı olan Arzu’nun hayallerinden biri; bir korku filminin senaryosunu yazmak.


Wallahi bu sarı gacıdan korkulur. Elini attığı her işten başarı fışkırırken, korku filmi senaryosunda da başarılı olacağını düşünüyorum ama, Arzu’nun başarısına engel olmaya çalışan Rosemary’nin şeytan bebeği Arzu’nun başarılarının karşısında olsa da Arzu’nun en sevdiği korku filmi; Rosemary’s Baby  (Rosemary’nin Bebeği) olmaya devam ediyor.

ROSEMARY’S BABY (1968)

Filmi seyredeli epeyce oluyor. 1968 yapımı ve dönemine göre muhteşem bir Roman Polanski filmi olan Rosemary’s Baby filmini hatırlayabildiğim kadarıyla detaylarıyla size anlatmaya çalışacağım. Bu filmin ardından bir çok “şeytanın bebeği” temalı film yapılmıştır ve bildiğim kadarıyla bu tür filmlerin atası denebilecek bir filmdir Rosemary’s Baby. Huzurlu ve mütevazı bir hayatın, bir süre sonra izleyiciyi bile nefessiz bırakacak halde boğmasıyla devam eden bir film. Kendi halinde genç bir kadının başına gelen korkunç şeylerin yanında, film de beni en etkileyen şey; filmin başkarakter kadını Rosemary’nin dünyada yapayalnız kalmışçasına tek başına vermiş olduğu mücadele. Filmi izlerken çok boğulacaksınız bence.


Pembe jenerik yazısıyla film başlarken büyük şehrin kocaman gökdelenleri, görkemli apartmanları ve diğer binaları gözümüze gözümüze girer. İşte apartmanlardan birini de yeni evli çiftimiz Rosemary ve Guy taşınırlar. Kısa bir süre sonra mütevazı bir hayat kuran çift yeni apartman dairesine de alışırlar.
Rosemary, bu çatlak komşulardan uzak durmak istese de kocası Guy ilginç bir şekilde onarla yakınlık kurarak, komşularıyla daha fazla görüşmeye başlar. Bütün bunlar olurken bebek yapmaya karar veren çift çok mutludur ve Rosemary komşularının ikramı olan çikolatalı keki yutarak aynı zamanda da hapı yutmuş olur.

 Bir gece ruyasında, bir yat gezisinde tecavüze uğradığını gören Rose, bu ruyadan hemen sonra hamile kalır. Hamilelik süreciyle birlikte Rosemary’nin hayatı bir kâbusa dönüşür ve psikolojisi iyicene bozulur ve koskoca dünyada adeta yapayalnızdır.

IMDb: 8.0

Yapımı : 1968 - ABD
Tür : Dram ,  Fantastik ,  Gizem ,  Korku
Süre: 136 Dak.
Yönetmen : Roman Polanski
Oyuncular : Tony Curtis ,  Mia Farrow ,  Charles Grodin ,  John Cassavetes ,  Ralph Bellamy
Seslendirenler : Tony Curtis
Senaryo : Roman Polanski ,  Ira Levin
Yapımcı : William Castle ,  Dona Holloway




PULSH (2013)

Erotik-gerilim filmleri çok yaygın olmasa da arada sırada karşımıza çıkan birkaç film oluyor. Bunlardan biri de 2013, ABD yapımı Plush. Saplantı diye Türkçeye çevrilmiş. İş-güç, spor, yazı, kitap derken, filmleri dizi gibi izlemeye başladım yine. İki parça halinde izlediğim filmi, nihayet tek parça olarak yazabiliyorum.



Jack bir rock grubunun solistidir. Çok başarılı işlere imza atarlar ve çok popüler olurlar. Gruba kız kardeşi Hayley’in de katılmasıyla, grup daha çok sevilir. Jack, bir gün aşırı doz uyuşturucu yüzünden ölü bulununca kız kardeşi yıkılır ve uzunca bir süre toparlanamaz. Zaman her şeyin ilacıdır ve bir süre sonra kendine gelen Hayley, grubu toparlayarak eski çalışmalarına geri döner. Bu arada evlidir ve iki tane de çocuğu vardır.

Grup üyesi bir arkadaşının tanıştığı basgitarcı, siyah ojeli, ben herkesi severim hesaaabı biseksüel bir çocuğun gruba katılmasıyla yollarına devam ederler. Ancak ateşle barut, Sertab Erener’in şarkısında olduğu gibi masum durmaz ve bom diye patlar. Bu çılgın çocukla bombayı patlatan Hayley kısa bir süre sonra, evli olmasına rağmen ilişki yaşamaya başlar.

Kısa bir süre sonra yaptığının yanlış bir şey olduğunu anlayan Hayley, bu çocuktan uzak durmaya çalışsa da, çocuk ondan uzak durmaya hiç de niyetli değildir. Hayley, bir de üstüne bu çocuktan hamile kalmaz mı? Al başına belayı. Ne yapacağını şaşıran Hayley’in kafa ambale olmuş vaziyette durmuştur. Gitarcı çocuk, zehirli kene gibi Hayley’in kıçına yapışmıştır ve hiç de çıkmaya niyeti yoktur. Hadi buyurun bakalım cenaze namazına. Alın size yine bir saplantı filmi.

Daha önce de defalarca izlediğim yapışkan, psikopat sevgili sevgili türü filmlerinden bir tanesini daha beynimdeki arşive kaldırmış oldum. Zamanla arşivden silinir mi yoksa orada mı kalır bilemem. Bu tür filmleri severler için orta karar bir film diyebilirim. Film de bol bol rock şarkıları da dinleyeceksiniz. Hadi iyi seyirler.

IMDb: 5.3

Yapımı : 2013 - ABD
Tür : Gerilim
Yönetmen : Catherine Hardwicke
Oyuncular : Cam Gigandet ,  Emily Browning ,  Xavier Samuel ,  Dawn Olivieri ,  Casey Labow
Senaryo : Catherine Hardwicke ,  Arty Nelson
Yapımcı : Catherine Hardwicke





TUSK (2014)

Film, tür olarak korku-komedi-dram diye geçse de psikolojik gerilim diyebilirim. Aslında zekice bir başlangıcı var filmin; filmde yaşanan olayların gerçek olduğuna dair bir yazı beliriyor ve filmin ilerleyen dakikalarına doğru  “oha, çüş, böyle bir şey olması mümkün değil” deseniz de aslında hikâyenin içinde geçen birçok seyin hayatta çok sık karşılaşılan olayların tümü için söylenilen bir şey olduğunu hissedebiliyorsunuz. Film de bir adamın morsa dönüştürülmesi tabii ki gerçek hayatta olamayacak bir şey belki ama, onu morsa dönüştürecek tehlikeli ruh hastası herifin hayatı boyunca yaşadığı her şeyin gerçek hayatta olabilir bir yanı var. Film, zaten sıra dışı bir hikâyeye sahip. Her kesin hoşlanabileceği bir film değil. Tarz bir film yani. Film tarz olunca, filme “bizimlesin” diyorum ve başlıyorum size filmi anlatmaya.

Justin ve Haley kurdukları bir internet radyosunda saçma sapan espriler yapan, kendi söylediklerine kendileri gülen ve zaman zaman da ilginç buldukları internet videolarını paylaşıp, üzerine komik yorumlar yaparak program yapan iki kafadardır. Bir gün buldukları bir video karşısında, ağızlarını da bırakıp kıçlarıyla gülerler ve bu videoyu sık sık yayınlayarak üzerine espriler yaparlar. Justin, videoda yer alan adamla röportaj yapmak için Kanada’ya gider. Fakat videoda yer alan adamın evine geldiğinde onun o gün öldüğünü öğrenir ve herifin öldüğüne değil de röportaj yapamadığına üzülür.

Kanada’ya kadar gelip, elleri bomboş dönmek istemez. Biraz soluklanmak için bulduğu bir barda hiçbir şey ona ilginç gelmez ve bardan çıkmadan önce girdiği tuvalette garip bir ilan görür. İlanda; odalarını kiraya veren adamın aynı zamanda anlatması gereken ilginç hikâyelerinin olduğu, yanına gelecek kişiye yâda kişilere bu ilginç hikâyelerini anlatmak için can attığı şeklinde bir yazı okur. Kanada’dan elleri boş dönmek istemeyen Justin için bulunmaz bir fırsat doğmuştur ve doğru arabasına atlayıp, bu ilginç ihtiyarla röportaj yapmak için yola çıkar.

İhtiyarın evi de ta anasının gözündedir. Kanada’nın kuytu bir köşesinde, neredeyse ormanın içine doğru yapılmış, köşke benzer bir yere gelen Justin heyecanlıdır. Adamla tanışma faslından sonra, hikâyeler anlatılmaya başlar. İhtiyarın gençliğinde yaşadığı korkunç olaylar insanlığa sığmayacak şekildedir ve artık insanlardan nefret etmektedir. Gençliğinde onu birçok korkunç olaydan kurtardığını düşündüğü bir morsa karşı takıntı oluşturur ve onu dünyanın en üstün canlısı, insanın ise bir hayvan kadar değeri olmadığını kendine kabul ettirir. Çaylar içilir, sohbetler edilir. Derkeeeeen bizim Justin’in gözler kayar ve aniden bayılır. Uyandığında ise korkunç bir gerçekle yüzleşmek zorundadır.


IMDb: 5.5

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Korku
Süre: 102 Dak.
Yönetmen : Kevin Smith
Oyuncular : Michael Parks ,  Justin Long ,  Genesis Rodriguez ,  Haley Joel Osment ,  Johnny Depp
Senaryo : Kevin Smith
Yapımcı : Jason Blum ,  Sam Englebardt





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder