10 Mayıs 2015 Pazar

DEMONIC (ŞEYTANİ RUHLAR), STRARY EYES (ŞEYTANIN GÖZLERİ) ve SHADOW OF THE VAMPIRE (VAMPİRİN GÖLGESİ)

DEMONIC- ŞEYTANİ RUHLAR (2015)

Akşama misafirlerim geleceği için hazırlık yapmam gerekiyordu ve napıp edip, bu filmi de araya sıkıştırmak istedim gün içerisinde. Tabii ki bana en yakın avm’de, bir sinema solonunda ve sabah 11.00 seansına koşturdum hemen.


İlk seans için ve bir korku filmi için kuyruk olacağını tahmin etmiyordum ki arkamda bekleyen orta yaşın biraz üstündeki kadının sabırsızca homurtularını kulağımın dibinde duydum. Kadın kendi kendine “of bu ne yaa sabahın köründe herkes korku filmine mi geldi ki, bu kuyruk ne, ayy Allah kahretsin 10 dakika kaldı, of hadi bee” şeklinde gereksiz bir strese girmişti ki kuyrukta bekleyen tüm film severler biletlerimizi alıp, salonun yolunu tuttuk.

Önden üçüncü sıranın en ortasına oturmuştum ki, yanıma stres abla gelip oturdu. Hah dedim, kuyrukta bu kadar stres yaptıysa korku filminde kim bilir nasıl strese girer bu kadın. Neyse film başladı.

Bütün cinayetler işlenmiş, tüm koca ev kan gölüne dönmüş ve olay yerine polisler gelmiş, kesik kafaları ve kolları incelerken içlerinden birinin yaşıyor olduğunu görüp, hemen joplarını yağlayıp, “gel bakalım, biz senin bi ifadeni alalım” diyerekten John’u göz altına alırlar. Bu arada Dedektifin yavuklusu da bir psikologtur ve sevgilisi tarafından olay yerine çağırılarak çocuğun ağzından cinayeti kimin işlediğine dair laf alması istenir.

Olay yerine çadır kurmuş, ellerinde sıcak çikolataları, bi boka yaramayan polis tayfası evin etrafında turlarken, psikoloğumuz ise yaşadığı olaylardan dolayı evin içindeki hayaletlere dönmüş John’a sorular sorarak katilin kim olduğunu öğrenmeye çalışırken, olayın içinde şeytani ruhların da yer aldığını hissetmesiyle işler çığrından çıkar.


Filmden beklentim azdı fakat tahminimden daha iyi bir filmle karşılaşınca mutlu oldum. Salondan mutlu ayrıldım açıkçası ama film, beni çok da doyurmadı. Bir film bitiminde, film ben de tokluk hissi yaratmıyorsa anlarım ki o filmin sonunda eksik bir şeyler var. Ha filmin devamı gelecek gibi bitmesine şaşırmadım ama bu tür filmlerin de devamı olmamalı ve orada bitmeli diye bir düşünceye sahibim. Kendi kendime “yok canım, daha bu film bitmez, du bakalım daha neler olacak” derken, pat diye film bitti. Bakalım devamını da izleyebilecekmiyiz. Gitmek isteyenlere tavsiye ederim. Çok süper olmamakla birlikte, sıkılmadan ve eğlenceli bir şekilde izleyebileceğiniz polisiye-korku tadında bir film. Haaadi o zaman bütün korkukoliklerime iyi seyirler.

IMDb :5.6

Vizyon Tarihi: 08 Mayıs 2015
Yapımı : 2015 - ABD ,  İngiltere
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 85 Dak.
Yönetmen : Will Canon
Oyuncular : Aaron Yoo ,  Maria Bello ,  Dustin Milligan ,  Scott Mechlowicz ,  Frank Grillo
Senaryo : James Wan ,  Will Canon ,  Doug Simon ,  Max La Bella
Yapımcı : James Wan ,  Lee Clay



STARRY EYES- ŞEYTANIN GÖZLERİ (2014)
Bir yerlere gelebilme çabası tarzındaki filmler, beni sürekli korku hikâyeleri yazmama teşvik etmiştir. Starry Eyes’de de kendi çabalarıyla bir yerlere gelebilme hayali kuran Sarah’ın hikâyesi anlatılmaktada. Fakat bu kez bende bir yerlere gelebilme çabası açısından bir etki yaratmadı. Bende yarattığı tek etki; göt korkusu. J


Sarah kızımız bir restoranda çalışmaktadır fakat hayatından da pek mutlu değildir. Bir nevi Sarah’ın götüne rahatlık batmaktadır, bir an önce ne yapıp edip sinema dünyasına açılan kapıların önünde durarak, oyunculuğun ışıltılı dünyasına girmeye karar verir ve bizim Naciye gibi köyünden kaçarak bir sinema firmasıyla anlaşır ve deneme çekimi için büroya gider.

Arkadaşlarıyla birlikte aynı evi paylaşan Sarah, birkaç kıskanç arkadaşının hedefi olsa da n’apar eder deneme çekimine katılmaya karar verir ve kendisini arkadaşlarına karşı da ispatlamak ister.

Deneme çekimi için gittiği firmada, bir odanın içerisinde iki tane garip tip, ki biri aynı benim çalıştığım iş yerinin kıl güvenlik görevlisine benzediği için iki kat daha uyuz olduğum bir adamla, diğeri de saçma sapan romanların yazarı Pucca’yı anımsatan etine dolgun, tipsiz, meymenetsiz, beygir dişli bir karı Sarah’ı beklemektedir. İlk görüşme, Sarah’ın istediği gibi geçmez ve “seni arayacağız” cevabı verilir. Genelde böyle denildiğinde kimse ne araaaaar ne de sorar. Sarah bu moral bozukluğu ile evinin yolunu tutar.

Bu arada bu işe çok güvendiği için eski işyerine de posta koymuştur ama göt gibi ortada kalınca yine gider ve müdürünün kıçını yalamak zorunda kalır. Fakat bir süre sonra beklenen telefon gelince, Sarah koştur koştur ikinci görüşemeye gider. Bu kez görüşme ilkinden daha beterdir ve o iki manyak onun soyunmasını ister. Çaresiz kalan Sarah istenilen her şeyi yapar ve son bir aşama kalmıştır; film şirketinin sahibi Saldıray abi ile tanışmak.
Eveeeet işte bu noktadan sonra film azıcık kopar. Film şirketinin karanlık tarafına doğru çekilmek istenen Sarah için artık çok geçtir ve istediği yere ulaşabilmek için fedakârlıkta bulunması gereken şeylerin ciddiyeti giderek büyümektedir.

Sarah karakterini canlandıran başrol oyuncusu kızımız Alex Essoe, oyunculuk olarak gayet başarılı. Film ise çok yakından bildiğimiz klasik bir konunun farklı bir işlenişi ile yol bulmuş. Final sahnelerine doğru kan dozajı ve filmin seyri bambaşka yerlere doğru uzanıyor. İzlemek isteyenler için kısık ateşte orta karar fakat sıkmadan kendini izlettirecek türden bir film diyebilirim. Haaadi iyi seyirler olsun.

IMDb: 6.0

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Korku
Yönetmen : Kevin Kolsch,  Dennis Widmyer
Oyuncular : Amanda Fuller ,  Noah Segan ,  Alex Essoe ,  Pat Healy ,  Fabianne Therese
Senaryo : Kevin Kolsch ,  Dennis Widmyer
Yapımcı : Travis Stevens
Diğer Adı : Işıltılı Gözler




SHADOW OF THE VAMPIRE –VAMPİRİN GÖLGESİ (2000)

Şimdi ta 1922 yılına gidelim. Vampir filmleri severlerin arşivinde yer almasını isteyecekleri ve tüm zamanların en dehşet verici, sessiz vampir filmi Nosferatu’nun çekimlerine bir göz atalım. 2000 yapımı Vampirin Gölgesi, Nosferatu’nun ne zorluklarla çekildiğine dair ve nasıl bir çekim sürecinden geçtiğine dair kurgusal bir film. Nosferatu’nun yönetmeni F.W. Murnau’nun filmde oynatmak için gerçek bir vampirle anlaşma yapmasını anlatan ilginç bir senaryoya sahip.


Yönetmen rolünde John Malkovich, Nosferatu rolünde ise sağlam bir oyunculuğa sahip Willem Dafoe var. Dafoe’i film de tanımak imkansızdı. Makyaj mucizesiyle Nosferatu’ya çok benzetilmiş. Oyunculuk da çok başarılı olunca gerçek Nosferatu’dan ayırt edilmiyordu diyebilirim.

Ben Nosferatu’yu izledim ve dönemine göre yansıtmış olduğu korkunç atmosfer çok başarılıydı. Bu filmde de yine aynı atmosferi yakalamayı başarmışlar. Korkunç bir karanlık ve peşinden gelen ürkütücü atmosfer. O dönemde film çekmenin ne derece zor olduğunu da gösteren bir film özelliğini taşıyor Vampirin Gölgesi. Ama eğer sinema bir tutkuysa, dönem ve zorluk gözetmeksizin bir şekilde ortaya çıkan bir durum. Filmi izlerken bunu da görebiliyoruz.

IMDb: 6.9

Vizyon Tarihi: 26 Ocak 2001
Yapımı : 2000 - ABD ,  İngiltere ,  Lüksemburg
Tür : Dram ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : E. Elias Merhige
Oyuncular : Willem Dafoe ,  John Malkovich ,  Catherine McCormack ,  Cary Elwes ,  Udo Kier
Senaryo : Steven Katz
Yapımcı : Nicolas Cage ,  Jeff Levine

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder