26 Nisan 2015 Pazar

BEYOND THE REACH- AVIN ÖTESİNDE, THE CANAL- ÖLÜM FISILTISI, FOG- SİS

BEYOND THE REACH- AVIN ÖTESİNDE (2014)

Robb White’nin romanından uyarlanan filmin sonund
an başlayayım hemen. 7.2 puanındaki filmin sonu neden bu kadar kötü ve klasik bitti onu anlayamadım. IMDb puanının bu kadar yüksek olmasının sebebini neredeyse siyasi konulara ve iktidara yakınlık meseleleri falan sanacam neredeyse. Ha film fena değil; heyecan ve aksiyon-gerilim açısından beklentiyi karşılamıyor değil. Mıchael Douglas amcayı da epeydir bir filmde izlemiyordum, hasret gidermiş olduk.


Filmdeki çöl görüntülerini sevebilirsiniz ki benim çok hoşuma gitti. İlerleyen sahnelerdeki kızgın güneşin, insan üzerindeki etkisini yansıtmak için yapılan makyajlar da hiç fena değildi. Öyle bir çölde çırılçıplak kaldığınızı düşünsenize. Kıçınızda yumurta bile pişebilir.

Michael amca avlanmak için çöllere çıkan zengin bir iş adamını canlandırır. Yakışıklı oyuncu Jeremy Irvine ise onun yanında ona yardımcı olmak için peşine takılır. Kamyonetin içinde sohpet, muhabbet derken avlanma üzere çölü karış karış gezmeye başlarlar. Tam bu sırada Madec (Michael amca) net olarak göremediği bir canıya ateş eder ve bu canlının yanına gidince babalara geldiğini anlar. Çünkü öldürdüğü bir hayvan değil, yardımcısı Ben’in de( Jeremy Irvine) tanıdığı kasabadan yaşlı bir amcanın ta kendisidir.

Ben, ölen yaşlı adamın cesedini alıp, kasabaya götürmelerini söylerken, bizim çakal iş adamı Madec ise her şeyi unutmasını, cesedi kasabaya götürürlerse başlarına daha büyük bir bela açılacağını söyler ve Ben’e yüklü miktarda para ve süper bir hayat vaad eder ve Ben’de bu teklisi kabul eder.


Ama bizim yakışıklı oğlanın içi rahat etmez ve ölen adama duyduğu saygıdan dolayı anlaşmayı bozar. Sen misin anlaşmayı bozan, diyen Madec ise eline aldı mı pompalı tüfeği, Ben önde, kendisi arkada, başlar Ben’i kovalamaya. Ava çıkan Ben, kendisi av olmuştur ama Madec’i de birçok sürpriz beklemektedir. 

IMDb :6.6


Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim
Yönetmen : Jean-Baptiste Léonetti
Oyuncular : Michael Douglas ,  Jeremy Irvine ,  Hanna Mangan Lawrence ,  Ronny Cox ,  Patricia Bethune
Senaryo : Robb White ,  Stephen Susco
Yapımcı : Michael Douglas ,  Alton Walpole
Diğer Adı : The Reach




THE CANAL- ÖLÜM FISILTISI (2014)
Sırada İrlanda yapımı bir film var. Ben filmi izlerken pek çok kere farklı farklı filmlere gidip geldim. Film, bence orijinal bir film denemez. Sanki pek çok filmden esinlenerek yapılmış gibi görünüyor. Benim yakalayabildiklerim; The Amitiyville Horror (Dehşet Sokağı), Sinister (Lanet) ve The Ring (Halka). Ama yinede izlemeye değer bulunabilinir. Film, fantastik, kabus gibi sahnelerle dolu olmasına rağmen temelinde yatan şey; dramatik bir psikolojik gerilim.


Ulusal bir film arşivcisi olan David, yardımcısıyla birlikte okullarda sunumlar yapıp, öğrencilere gerçek cinayetlerin yaşandığı çok eski film kayıtlarını ziletip, çocukların ödelerinin boklarına karışması sağlayan iş arkadaşıdırlar.
Bir süre sonra David ve karısı yeni bir ev satın almaya karar verirler ve nerde hayalaetli bir ev vardır, gider onu bulurlar. Genelde bu tür evlerin geçmişi saklandığı için ucuza verilen bu evlere atlayacak moronlar mutlaka bulunmaktadır.

David ve karısı eve yerleştikten bir süre sonra, David’in iş arkadaşı bu eve ait bir film kaydını David’e verir; film de bu evde daha önceden yaşanmış gizemli ve korkunç olaylara ait görüntüler yer almaktadır; yaratıklar, ruhlar, cinayetler. Bütün bunlar olurken, karısının kendisini aldattığından şüphelenen David, onu bir gece takip ederek gerçeği öğrenir ve o gece karısı kaybolur. Polis devreye girince, işin arkasında David’in olduğunu düşünseler de, David’e göre bu cinayetin tek sorumlusu; film de izlediği yaratıklardır.


IMDb: 5.9

Vizyon Tarihi: 29 Mayıs 2015
Yapımı : 2014 - İrlanda
Tür : Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Ivan Kavanagh
Oyuncular : Rupert Evans ,  Antonia Campbell-Hughes ,  Anneke Blok ,  Serena Brabazon ,  Steve Oram
Senaryo : Ivan Kavanagh
Yapımcı :  -
Diğer Adı : Kanal



THE FOG- SİS (1980)

Oh! Film de kimler yok ki; Sapık filminin meşhur duş sahnesindeki sarışın hatun Janet Leigh, Halloween filmin yıldızı Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve yönetmen koltuğunda John Carpenter. Halloween kadar başarılı olamasa da klasik filmler arasına yerleşmeye aday bir film diyebileceğimiz bir film Fog. Filmi izlerken, filmdeki sahil kasabasında, kasabanın sürekli caz çalan yerel radyosunu dinleyerek orada yaşabileceğimi düşündüm. Taaaa ki ortalığı sis basıp, elinde kacanlarla insanları öldüren yaratıklar ortalığa çıkana dek. Ama kasabanın öyle bir sakin havası var ki, sanırım o kasabada bu yaratıklarla da yaşabilirim.


Yüz yıl önce kasabaya gelen bir gemi batınca, tüm gemi mürettebatı da gemiyle birlikte batar ve ölürler. Kasaba halkı da gemideki altınları çorlayıp, altınları erittikten sonra dev bir altın haç yaparlar ve günümüze kadar bu haç gelir. Sessiz ve sakin bir yaşam süren kasabalılar, bir gün kasabayı saran sisle birlikte tek tek ölmeye başlarlar. Sisin içinden, intikam amaçlı ve kasabadaki altınlarını geri almaya gelen hayaletler, alacaklarını alana kadar insanları rahat bırakmayacaklardır.

Kefenin cebi yok diyecem ama bizim hayalet mürettebat hiç de öyle düşünmüyor. “Altınlarım da altınlarım” diyen hayaletlerin iki eli de kasabalının yakasında. Filmin dvd’sini piyasada bulabilmeniz mümkün. Filmi cumartesi gecesi keyfi olarak seçtiğim için, yanında da kendi ellerimle yaptığım patatesli ve peynirli börekleri yiyerek keyfime keyif kattım. E- yanında da mis gibi bir çay. 


24 Nisan 2015 Cuma

A GIRL WALKS HOME ALONE AT NIGHT (2014) GECE YARISI SOKAKTA TEK BAŞINA BİR KIZ

GIRL WALKS HOME ALONE AT NIGHT (2014)
GECE YARISI SOKAKTA TEK BAŞINA BİR KIZ

Romantik vampir hikâyeleriyle örülü filmleri son yıllarda pek çok kez izledik. Hatta daha önceki yazılarımda da yazdığım gibi, eski yırtıcı vampir filmleri, devrini çoktan kapattı. Fakat son yıllarda festival filmleri arasına da sızan vampir filmleri yeni bir, vampir filmi devrini de açmaya başladı; daha siyah beyaz, daha sıkıcı, daha sanatsal. Daha önce başka örneklerini de izlediğimiz festival vampirlerine yeni bir örnek de senaryosunu ve yönetmenliğini Ana Lily Amirpour’dan geldi.

Uluslar arası İstanbul Film Festivali kapsamınca gösterilen film artık vizyonda. Pek çok kere entelektüel yorumlarını okuduğunuz filmi en eğlenceli şekilde bir de benden okuyun isterseniz. E- hadi o zaman başlıyorum.
Öncelikle bir siyah beyaz görüntü tutkunu olarak filme bayıldı,  bayıldım ve bayıldım. Görüntülerine tabii. Yoksa film de abartılacak bir konu olmadığını düşünüyorum. Ama kendi türünün de başarılı örneklerinden olduğunu belirtmem lazım. Filmin sadece görüntülerine değil, aynı zamanda müzikleri de gayet hoşuma gitti. Filmdeki uzun aralıklarla gelen replikler her ne kadar sıkıcılık seviyesini arttırmış olsa da, sanatsal tarafı ağır basan filmlerin ortak özelliği diyip, geçiyorum filmi anlatmaya.

İran’da hayali bir kasaba. Hani biraz Sin City hesabı çizgi romanlardan fırlamış siyah beyaz bir mekân. Bu kasabada aylak aylak geceleri dolaşan kara çarşaflı bir kız. Karanlığın çökmesiyle suç çetelerinin, fahişelerin ortalıklarda cirit attığı ve her tür madiliğin döndüğü bir yer yani anlıyacağın. Kendi halinde sokaklarda dolaşan kız, göründüğü kadar masum değildir aslında. Kara çarşafının altındaki gizem ortaya çıkıverdiği an karşısındaki kişi için iş işten geçmiş oluyor maalesef.

Gizemli kızımız aslında bir vampirdir ve kadın başına sokaklarda namusunu mu korusun, av peşinde mi koştursun, yoksa yaşadığı bu yapayalnız karanlık sokaklarda kendine bir hayat arkadaşı mı bulsun şeklindeki kadınca sorunlarıyla yaşarken, gecenin bir vakti karşısına çıkan kasabanın yağız delikanlısına gönlünü kaptırıverir.
Bizim şapşal Arash ise bir kostüm partisinden Dracula kostümüyle eve döndüğü için vampir kızımızı tam anlamıyla cezbetmiştir. Dracula’yı şatoda ararken, sokakta bulan kız ise yeni bir sayfa açarak, Arash ile sevgi denen, daha önce hiç tatmadığı duyguyu mu tadacaktır, yoksa Arash hiddetli bir şekilde konuştukça boynunda şişen seksi şah damarının içindeki kandan mı tadacaktır.


Film bugün sinemalarda, ama “sinemaya gitmeye vaktim yok, aaa bu film bizim maaaalede gösterilmiyor” derseniz filmi internetten de izleyebilirsiniz. Bu arada “film internette” demişken, korsandan çok memnunmuş gibi görünen dağıtımcı film şirketleri, dvd şirketleri yada sinema sahiplerinin tuzu oldukça kuru görünüyor ki, bu konu hakkında hiç sesleri solukları çıkmıyormuş gibi bir durum var ortalıkda. Biraz daha sesinizi yükseltip, görünür hale geldiğiniz zamana kadar ben de filmlerin internette kol gezip gezmediğiniz yazıcam. Oh olsun hıh!

IMDb: 7.1

Vizyon Tarihi: 24 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku ,  Romantik
Süre: 99 Dak.
Yönetmen : Ana Lily Amirpour
Oyuncular : Mozhan Marnò ,  Marshall Manesh ,  Pej Vahdat ,  Sheila Vand ,  Rome Shadanloo
Senaryo : Ana Lily Amirpour
Yapımcı : Sina Sayyah ,  Justin Begnaud

19 Nisan 2015 Pazar

IT FOLLOWS- PEŞİMDEKİ ŞEYTAN ve MİHREZ: CİN PADİŞAHI

IT FOLLOWS- PEŞİMDEKİ ŞEYTAN (2014)

Ya arkadaş ne film festivaliymiş. Gecenin bir yarısı bir sürü manyak, Atlas sinemasında toplanıp, uykulu gözlerle ki en azından ben öyleydim, It Follows filmini izledik.


Salona girerken bu saatte kim gelir yahu dediğim salon tıklım tıklım dolmuştu. Birçok korku filmi severle aynı salonda aynı filmi izleme keyfi bir başka oluyor tabii. Ama filmi İstanbul Film Festivalinde izleyemeyenler için de müjdeli bir haber var; film, mayıs ayında vizyona giriyormuş. IMDb puanı bir hayli fazla olan film, seksenli yılların müziklerini anımsatan müziklerle bezenmiş. Konu olarak çok sıra dışı bir şey bulamadım ama korkutma açısından güzel sahnelerle dolu bir film, Peşimdeki Şeytan.  IMDb’deki puanını hak ediyor mu orası da ayrıca tartışılır. İsterseniz ben filmi eğlenceli bir şekilde anlatmaya çalışayım size.

Jay adındaki kuduruk kızımız, her genç kız gibi kankileriyle gününü gün ederek geçirmektedir. Çok hoşlandığı bir erkek arkadaşıyla bir gece arabanın içinde yiyişirken, aniden erkek arkadaşının ağzına burnuna tuttuğu bayıltıcı bir madde sonucu bayılır ve gözlerini açtığında normal giden hayatı birden kâbusa döner.
Erkek arkadaşının yaptığı açıklamaya göre, İblis, cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibi onun içine işlemiştir. Aids virüsü ve frengi gibi hastalıkların yanında bok yediği durum, Jay’in peşine düşen iblisle sonlanır. İblis, tuhaf şekillere bürünür ve peşine düştüğü kişiyi takip eder. Takip edilen kişinin ise tek avantajı; iblisin yavaş hareket etmesidir ve kişinin yanına her geldiğinde en azından nezaket icabı kapıyı çalıp, geldiğini bildirmesidir. Nazik iblisimizin büründüğü şekle aldanıp da kapıyı açarsan babalara geldin demektir. O kişi ölür ve iblis o kişiye kimden bulaştıysa tekrar o kişiyi takip etmeye başlar.

Yani anlayacağınız iblisten kurtulmanın tek yolu bir başkasıyla yatıp, iblisi o kişiye musallat etmek. E- durum bu olunca Jay’in de vermediği arkadaşı kalmaz. Fakat iblise yenik düşen arkadaşları sonucu, tekrar iblise maruz kalan jey, yine arkadaşlarının yardımıyla bu durumdan kurtulmaya çalışacaktır.

Filmin gidişatı böyle. Korku severlerleri tatmin edecek türden bir film ama benim favorim diyemem. Ha gecenin o saatinde sinemaya gidip de izlemeye değdi mi dersen vereceğim cevap; ehhhh. Ama en azından festival ruhunu ve It Follows’daki iblisi içinizde daha yakından hissetmek adına güzel bir saatti. Film bitiminde bir grup neden alkışadı, kimi alkışladı onu da anlayamadım ama hadi neyse. J Filme mayıs ayında gitmek isteyecekler için şimdiden iyi seyirler. Film bitiminde, arkanızdan sizi sürekli takip eden biri olabilir. Bir gözünüz arkada olsun. Muck!




IMDb: 7.6

 Vizyon Tarihi: 08 Mayıs 2015
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Korku
Süre: 100 Dak.
Yönetmen : David Robert Mitchell
Oyuncular : Keir Gilchrist ,  Maika Monroe ,  Jake Weary ,  Linda Boston ,  Ruby Harris
Senaryo : David Robert Mitchell
Yapımcı : Rebecca Green ,  Robyn K. Bennett


MİHREZ: CİN PADİŞAHI (2015)

Güzel bir Devlet Tiyatrosu oyununu kaçırınca Mihrez: Cin Padişahı filmine gitmeye karar verdim. Filmin fragmanını izlediğimde efekt anlamında güzel buldum ama insan filmin içine girince efektlerin üzerine biraz daha çalışılması gerektiğini düşünüyor. Filmden beklentim yüksekti açıkçası ama maalesef yine yarı yolda bıraktı bizi. Tatmin olmayan bir korku filmi izleyicisi kitlesi olarak salonu terk ettik.


İnternette, filmi izleyen kişilerin yorumlarını biraz sert buldum açıkçası. Küfürler ve aşağılamalarla bir filmin yorumu yapılmaz. Her gidilen film bir risktir aynı zamanda. Fragmanına, konusuna ve afişine bakıp gitmişsindir ama film kötü çıkmışıtır. Olabilir. Bu böyle devam edecek değil neticede. Yinede her filme şans tanınmalı. Ben filmi beğendim mi; maalesef hayır.

Filmin başlangıcı, Son Durak filminden esinlenilmiş gibi başlıyor. Sağlam bir korku filmi izleyicisi bu detayı asla kaçırmaz. Betül kızımızın doğum günü için gelen genç elemanlar, Betül’ün bir arkadaşı tarafından cin çağırma seansıyla sürprize uğrarlar. Aslında hiç biri bu cin çağırma seansını istemez ama sanki mecburlarmış gibi neden o masaya otururlar anlamadım gitti. “Hadi abi şu işi bitirelim de kurtulalım” der içlerinden biri. Ama neden? Çocuuuum mecbur değilsiniz ki. Sizi kim zorluyor.Betül, cin çağırma senasında kötü şeyler olduğuna dair bir hayal görür Ve bu senasın bir an önce bitmesini ister. Fakat olan olmuş, ve cinlerin padişahı gençlerin peşine düşmüştür. Cin,  tüm gençlere musallat olmuştur ve ondan kurtulmanın tek yolu, Betül’ün geçmişiyle ilgili olaylardır.

Bir de filmin içinde zırt-pırt ortaya çıkan yaşlı bir teyze var. Kendisi cinler hakkında bilgili bir kişi ve bir sahnede cin padişahı ile ilgili resmen ders veriyor. İşte o sahnede fanalık geldi. Ya resmen Yaşar Nuri hoca gibi iki saat cinler hakkında bilgi veriyor. Filmin bir diğer eksi tarafı da,  oyuncuların birçoğunun fazlaca amatör havası vermesiydi. Tek tük iyi oyuncular da vardı elbette ama, gençlerin çoğu bir faciaydı. Kendilerini biraz daha geliştirmeliler yâda bu roller onlara uygun değildi. Oyuncu kadrosu seçimi kötüydü ne yazık ki.

Türk korku sinemasının emektarları haline gelmeye aday olan şu cinleri artık kendi hallerine bıraksak ve farklı korku hikâyeleriyle yol almaya çalışsak nasıl olur acaba? En sonunda kafamı kızdıracaksınız ve bana senaryo yazıdıracaksınız heee… Hadi yerkese iyi seyirler.


Vizyon Tarihi: 17 Nisan 2015
Yapımı : 2015 - Türkiye
Tür : Gerilim ,  Korku
Yönetmen : Doğa Can Anafarta
Oyuncular : Melisa Toros ,  Tarık Ündüz ,  Doğa Konakoğlu ,  Leyla Yüngül ,  Haldun Boysan
Senaryo : Doğa Can Anafarta
Yapımcı : Metin Anter ,  Nedim Anter
Diğer Adı : Cin Daveti

9 Nisan 2015 Perşembe

THE LOFT, THE PYRAMİD,NAR DYRENE DROMMER ve WELP

THE LOFT- DAİRE (2014)

Belçika yapımı Loft (2008), Hollanda yapımı Loft (2010) ve nihayet çorlamacı ABD sineması yapımı The Loft (2014). Ne senaryoymuş behh! Neredeyse konuya İspanyol ve Koreliler’de el atacak heee. J Orjinali Belçika yapımı olan filmin puanı da ilerleyen senesine göre bir hayli düşüşe geçmiş. İlk film 7,5 iken ABD yapımına geçiş yaptığında, puan 6.3 oluvermiş. Ben filmin, ilk ikisini izleyemedim ama yakında onları da araya sokuştururum. Belçika yapımında oynayan Matthais Schoenaerts, ABD yapımında da yer alıyor. Bir hayli asabi sahibi, serseri tipli ve sinirlerine hakim olamayan ve yüksek gerilimli kavga sahnelerinde gayet iyi bir oyunculuk sergilemiş. Yada ben beğendim bilemiyorum.

Gelelim filme. Film de bir entrikalar dönüyor ki aman sormayın. Bizim yerli diziler yanında bok yemiş. Gözünüzü bir saniye kırptınız mı, tamam olay bitti. Sonra yanınızdaki arkadaşınıza “ay kız şimdi n’ooooldu, bu herif neden o kadınla çıplak havuza girdi” falan gibi soruları sormanız mümkün. Yalnız izliyorsanız da filmi makiniste başa aldırarak izletmeniz de mümkün efenim.
Şimdi. Beş tane abaza kanka ki bunlardan bazısı kardeş, karılarından habersiz, kendilerine böööle jakuzili, havuzlu mavuzlu lüküs bir daire kiralarlar. Sağdan soldan tırtıkladıkları karıları buraya atarak kırdıkları cevizlerin haddi hesabı yoktur. Bir ceviz, iki ceviz, üç ceviz derkeeeeen bir sabah dariye geldiklerinde yatakta iki seksen ölümüş, sarışın bir hatun cesediyle karşılaşırlar. Artık içlerinden biri karıyı sabaha kadar hangi pozisyonda düdüklediyse kadın sabaha kalmaz ve ölür.

Tüm arkadaşlar seferber olur ve daireye toplanarak, bir birlerine ilk önce mal mal bakarlar ve ardından içlerini kemiren bir şüphe başlar. Ama ne kemirme. Bir şüphe insanın içini ancak bu kadar kemirebilir. Birbirleriyle konuşup, cesetten kurtulmanın yolunu ararlarken, bir yandan da içlerinden biri katildir ve artık yüzleşme başlayacaktır. Ta-ta-ta-taaaa hadi buyurun filme.

Senaryo güzel, adamlar yakışıklı ve bazı minik sahnelerde çıplaklar, e- hatunlar desen havuz sahneleri felan offf. J Oyunculuklar da hiç fena sayılmayacak kadar iyi. Daha ne olsun bence filme gidin ve “katil kim” diye tahmin yürütüp, tadını çıkartmaya bakın.

IMDb: 6.3

Vizyon Tarihi: 10 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem
Yönetmen : Erik Van Looy
Oyuncular : Wentworth Miller ,  James Marsden ,  Karl Urban ,  Rhona Mitra ,  Rachael Taylor
Senaryo : Bart de Pauw ,  Wesley Strick
Yapımcı : Steve Golin ,  Adam Shulman
Diğer Adı : Çatı Katı


         THE PYRAMİD (2014)

Alıyoruz yine elimize el kameramızı ve bu kez bir piramidin içine yolculuğa, daha doğrusu mecbur kalınan bir yolculuğa çıkıyoruz. Filmi izleyeli yaklaşık 1 ay kadar olduğu için aklımda kaldığı kadar anlatmaya çalışayım bu orta halli filmi.


Bir grup arkeolog Mısır’da, yeraltında bir piramit keşfederler fakat bu keşfettikleri piramidin içine girmeye pek götleri yemez efenim. Baktılar ki içeriye giremiyorlar, arkadaşlarının icadı olan sapık bir keşif robotunu içeriye salmaya karar verirler. Robot neden sapık? Robotu kullanan eleman sapık olunca haliyle robotta da azıcık sapıklık oluyor tabii. Yaşadıkları çadırların kıyısından köşesinden soyunan kadın arkeologları dikizleyen bir robot olunca işler biraz değişiyor.

Üzerinde kamera olan S.A.P.I.K  69 isimli robot (bu ismi ben uydurdum J ) piramide açılan bir tünelden içeri yollanır, fakat kısa bir süre sonra robotun çalışmadığı ve içeride bir sorunla karşılaştığı ortaya çıkınca,  çaresiz tüm grup içeri dalar.

Karanlık, ürkütücü ve bir o kadar da keşif dolu bir yolculuğa çıkan grup elemanlarını içeride aciiiip bir de sürpriz beklemektedir. Her yerden cortlayan tuzaklardan tutun da tuhaf yaratıklara kadar her halt grubun karşısına çıkar.
Konuyu anlatırken ben bile heyecanlandım ama, anlattıklarım kafamdan yarattığım gibi çıkmış olsaydı. Kafamda tasarladığımın çok altında bir yapım çıktı The Pyramid. Hele o son sahnelere doğru ortaya çıkan yaratığın basitliği. Bana göre hiçbir korkutuculuğu yoktu. Bir de görsel efekt olarak daha iyi yapılabilirmiş. Biraz basit kaçmış sanki.


IMDb: 4.8
Vizyon Tarihi: 10 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Korku
Süre: 89 Dak.
Yönetmen : Grégory Levasseur
Oyuncular : Ashley Hinshaw ,  James Buckley ,  Denis O'Hare ,  Daniel Amerman ,  Joseph Beddelem
Senaryo : Daniel Meersand ,  Nick Simon
Yapımcı : Alexandre Aja ,  Mark Canton

NAR DYRENE DROMMER- HAYVAN DÜŞÜ (2015)

Bu haftanın gösterime giren bir başka filmi ise Danimarka yapımı tuhaf bir film. Film oldukça ağır ilerleyen bir yapıya sahip  ama, beni aşırı derece sıktı diyemem. Hatta uykumu getiren pek çok filmden ziyade gözümü kırpmadan da izledim diyebilirim. Bana göre yine ortalama bir filmden öteye gidebilmiş değil.


Filmin açılış sahnesi, 16 yaşındaki  Marie’nin hastanede aile doktoruna muayene olmasıyla başlar. Marie kendi vucudunda meydana gelen bazı farklı şeyleri hissettiği için doktora gelmiştir. Doktor bir sır saklıyormuşçasına Marie’yi muayene ederken dişlerine ve sırtına bilhassa bakar, çünkü Marie’nin annesinde de aynı şeyleri gözlemlemiştir. Marie’nin annesi de yatalak derecede hastadır.

Marie hayatını kazanabilmek için, kasabada bir balık fabrikasında çalışmaya başlar. Fabrikadaki birkaç sekso manyak zibidi tarafından rahatsız edilirken, gönlünü de fabrikanın yakışıklı delikanlısına kaptırıverir.

Marie’nin hayatından bütün bunlar olurken, kasabada da gizem dolu bazı ölüm vakaları meydana gelmektedir ve bu noktadan sonra Marie’nin hayatı da yavaştan değişmeye başlayacaktır.


IMDb: 5.8
Vizyon Tarihi: 10 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - Danimarka
Tür : Dram ,  Gizem ,  Korku
Süre: 84 Dak.
Yönetmen : Jonas Alexander Arnby
Oyuncular : Sonja Richter ,  Lars Mikkelsen ,  Jakob Oftebro ,  Gustav Dyekjær Giese ,  Mads Riisom
Senaryo : Rasmus Birch
Yapımcı : Ditte Milsted
Diğer Adı : When Animals Dream



CUB- WELP- ÖLÜM KAMPI (2014)

Gelelim Belçika yapımı Cub, nam-ı diğer Welp, bizdeki adıyla Ölüm Kampına. 2008’deki Ölüm Kampı filmiyle karıştırılmaması gerekir. Walla filmin sonundan ne çıkartmalıyız onu pek anlayamadım doğrusu. Festivallerde de yer alan filmin sonu  nereye bağlandığını anlayamadım. Bir çok havada kalan soru oldu benim için. O adam kimdi, neden o çocuk o adamın etkisinde kaldı, eee şimdi ne halt olacak. Hadi içinde katil olan bir film yapalım da bıçaklar şenlensin hesaaabı. Başlarda beklentim yüksekti fakat film ilerledikçe epeyce tökezlediğini gördüm.


Minnak çocuklardan oluşan bir izci takımı, başlarında iki denyodan oluşan hocalarıyla birlikte kamp kuracakları alana giderler. Tabii gruba dahil edilen aşçı ablayı da yoldan aldıktan sonra maceraya doğru bizim takım ilerler. Kamp yapacakları alana geldiklerinde, alanda iki serseri görürler ve bu iki serseri onlara rahat vermeyecek cinsten iki manyak olduğu için, bu alanı terk edip, kendilerine başka bir kamp alanı seçerler. Seçtikleri alan ormanın biraz daha iç kısımlarında olduğundan biraz daha tehlikelidir. Fakat korkmaları gereken,  börtü böcek yada vahşi hayvanlar değil, millete musallat olacak bir velettir. Bu esrarengiz çocuk herkesi öldürmek için sabırsızlanırken, bütün bunları neden yaptığı, kim için yaptığı da belli değildir. Tüm izci takımının götlerini sağlama alması gerekmektedir.


Bu hafta vizyona giren filmlerden sana anlatacağım son film de işte buydu. Bu hafta vizyonda pek çok alternatif film var. Anlattıklarıma bakarak işinize hangisi geliyorsa izleyin. Ha sinemaya gitmeye vakit yok derseniz, anlattığım bu tüm filmler internette yer almak da. Benden duymuş olmayın ama. :)

IMDb: 6.3

Vizyon Tarihi: 10 Nisan 2015
Yapımı : 2014 - Belçika
Tür : Korku ,  Macera
Süre: 84 Dak.
Yönetmen : Jonas Govaerts
Oyuncular : Stef Aerts ,  Evelien Bosmans ,  Titus De Voogdt ,  Jan Hammenecker ,  Maurice Luijten
Senaryo : Jonas Govaerts
Yapımcı :  -
Diğer Adı : Welp