29 Mart 2015 Pazar

TIDELAND- KÂBUSLAR DİYARI (2005)

TIDELAND- KÂBUSLAR DİYARI (2005)
Son zamanlarda iyi bir gerilim çıkmıyor diye şikâyet ederken, eski gerilim filmlerine göz atıp içlerinden cımbızla çekip çıkardığım filmler olmuyor değil. Bunlardan biri de Tideland. Tideland’ın dvd’sini Feriköy eskiciler pazarında dolaşırken buldum. Daha doğru Arkadaşım Kadir’in dikkatini çekip, tezgâhtan çıkardığı bir dvd oldu. Dvd’yi elime tutuşturduğunda hah dedim, işte film budur.
Aslında tideland, sandığınız gibi tamamıyle bir gerilimden ibaret değil. İçerisinde bolca dram yer alan filmin fantastik, masalsı bir yapısı da var. Alice Harikalar Diyarında hikayesinden esinlenerek yola çıkılan film Alfred Hitchcock tarzı ile birlemiş gibi görünüyor. O zaman ben filmi anlatmaya çalışayım.

Film başladığında uyuşturucu bağımlısı annesi ve babası ile başa çıkmaya çalışan bir kız karşımıza çıkıyor; Jeliza- Rose. Çatlak bir karakter olan anne, bir gün uyuşturucu yüzünden saten kombinezonuyla nalları dikince, Rose, annesinin kendisine vermediği çikolataları, annesinin cesedinin yanından alarak kemirmeye başlar. Babası da eski bir rock yıldızıdır ve karısının ölümünün ardından Rose’i alıp, annesinin evine gider.

Burada da durum pek farklı değildir. Rose’nin ninesi ölmüştür ve evi harabe bir şekilde bulurlar. Her şeye rağmen bu evde yaşamaya başlayan baba kızın hayatı pek farklı olmasa da, Rose yine hayalinde yarattığı kahramanlarla mutlu olmanın yolunu aramaya çalışır.

Babası eroini çaktıktan sonra “hadi ben tatile gidiyorum” der her defasında. Eroinden dolayı uçuşa geçerken tabiri hep budur; tatile gitmek. Baba yine bir gün tatile gider ve bu kez bir türlü geri dönemez. Babasının tatilinden dönmesini bekleyen Rose, ölmüş babasını hayalinde hala yaşatarak mutlu olmanın yolunu arar.

Bu arada konuşan oyuncak bebekleri ile yalnızlığını bastırırken, yine konuşan sincaplar ve her birinin adı olan ateş böcekleri Rose’ye yol arkadaşı olur.
Tanışmış olduğu zihinsel engelli arkadaşı ve onun cadıya benzeyen ve ölmüş insanların gömülmektense içlerini doldurulup, hiçbir şey yokmuş gibi hayata devam edilmesini savunan çatlak ablası ile tanışınca hayatının gidişatı değişmeye başlar. Rose için tek bir arayış vardır hayatta; mutluluğun peşinde koşabilmek.

Film her ne kadar bir çocuğun gözünden eğlenceli bir şekilde yansıtılmış olsa da, ağır bir dramatik ve ürkütücü bir havası var. Çatlak karakterlerin bolca yer aldığı filmi ben sevdim. Ayrıca filmin görüntüleri oldukça güzel. İzlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler.

Ha bu arada Uluslar arası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek olan ve yılın en iyi filmi olarak iddia edilen It Follows- Peşimdeki Şeytan filmi için biletlerimizi aldık. Filmi izlemek ve Korkukolikte yazmak için sabırsızlanıyorum.




 Yapımı : 2005 - Kanada ,  İngiltere
Tür : Dram ,  Fantastik ,  Gerilim
Süre: 120 Dak.
Yönetmen : Terry Gilliam
Oyuncular : Jodelle Ferland ,  Jeff Bridges ,  Jennifer Tilly ,  Janet McTeer ,  Brendan Fletcher
Senaryo : Terry Gilliam ,  Tony Grisoni
Yapımcı : Gabriella Martinelli ,  Jeremy Thomas

22 Mart 2015 Pazar

REPENTANCE- PİŞMANLIK (2014)

Son bir haftadır hayatıma, daha önceden bırakmış olduğum sporu tekrar ekleyince film izleme alışkanlığımda da biraz değişme oldu tabii. Neredeyse her gün film izleyen ben, vakitsizlik yüzünden artık neredeyse bir filmi günlere yayıp, yarım yamalak izlemeye başladım. İşte bu yarım yamaklardan biri; Repentance-Pişmanlık.

REPENTANCE- PİŞMANLIK (2014)
Uzun bir süredir listemde beklettiğim filmler arasındaydı bu film. Birkaç olumsuz yorumunu okuduğum için askıya almıştım. Şöyle bir araya sıkıştırayım dedim.

Çikolata renkli oyuncuların yer aldığı filmin ilk 40 dakikasını oflayarak poflayarak geçirebilirsiniz ama 40. Dakikadan film bir açılıyor, eyvah! İşkence sahneleri yine iç acıtan türden. Ha tabii bir Testere filmindeki işkence sahnelerinden söz etmiyorum tabii. Testere filmindeki işkence sahnelerinin yanına bile yaklaşamasa da, matkapla omuz delme, kafaya torba geçirme, deterjan içirme gibi örnekler sayılabilinir. Bu sahneler geldiğinde kaçın abi, ülkeyi terk edin.

Film, hayat koçluğu yapan Thomas’ın kitaplarını imzalaması ile başlıyor. İmza gününde tanıştığı Angel ismindeki herif Thomas’dan imza istedikten sonra, “yaaa allaaana kurban, ben sürekli ölmüş anamı karşımda kanlı canlı görüyorum. Bana bu konuda yardım et.” Diyerekten yazarımızdan yardım ister. Bu arada adamın adının Angel (melek) olduğuna bakmayın, tam bir şeytan surat. Herif de ağız anyaya göz Konya’ya bakıyor.

Yazar da, artık medyumluk yapmadığını o defteri dürüp, ruhların kıçına soktuğunu ve bir daha yaparsa Allah beni şuradan şuraya gitmemi nasip etmesin diyerekten Thomas’ı geri çevirir. Angel biriktirdiği tüm parayı nakit olarak verebileceğini söyler. Eh, paranın sıcak nefesini cüzdanında hisseden Thomas, bu sıcak teklifi geri çevirmez.

Aslına bakarsan, Thomas’ın boktan bir erkek kardeşi vardır, hapisten yeni çıkmıştır ve başını sürekli belaya soktuğu için nakit paraya ihtiyacı olduğundan Thomas’dan bu parayı ister ve bu yüzden bu medyumluk işini geri çevirmez. Bu arada erkek kardeşi de tam bi manyak yalnız; gecenin bir vakti pencereden bunların yatak odasına dalıp, Mücver abla gibi, “ta taaaaa ben geldiiim” diye yatağa fırlayan cinsten.

Neyse efenim, Thomas bir yaşam koçu olarak Angel’e yardımcı olmaya çalışır fakat Angel hala annesinin hayalini görmeye devam eder. Thomas, en son çareyi Angel ile annesini yüzleştirmek de bulur ve bu dakika bahsettiğim o 40. Dakika oluyor. İşte bu noktadan sonra film hareketlenip, sırlar oratayaçıkmaya, insanlar yüzleşmeye ve işkenceler uygulanmaya başlıyor.


Filmin gidişatı çok sıra dışı değil, hatta klişe bir şekilde ilerlese de izleyebildim. Sürprizli bir sonu var tabii ama şok edici değil. Hatta filmin sonu gelmeden siz bile çözebilirsiniz olayı. Herkese şimdiden iyi seyirler. Yazıyı okurken eğlendiyseniz ne mutlu. Muck!

IMDb: 4.7


Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Philippe Caland
Oyuncular : Forest Whitaker ,  Anthony Mackie ,  Sanaa Lathan ,  Mike Epps ,  Nicole Ari Parker
Senaryo : Philippe Caland ,  Shintaro Shimosawa
Yapımcı : Forest Whitaker ,  Philippe Caland
Diğer Adı : Vipaka, Tövbe

16 Mart 2015 Pazartesi

CLOWN- PALYAÇO

CLOWN (2014)

Çoğu kişiye göre palyaçolar çocukları eğlendiren kişilerken, birçoğuna göre de şeytanın ta kendisi. Palyaço görüntüsü açıkçası beni de biraz ürkütmüyor değil. Yüzü sevimli bir şekilde boyanmış, rengarenk kostüm ve peruklarla donatılmış bir palyaçonun gerçek yüzünü hiç merak ettiniz mi? Clown, bu soruya cevap verebilecek bir film.

Filmin girişi, sanki konuya bodoslama dalıyormuş gibi. Film hiç vakit kaybetmeden konuya giriyor ve oğlunun doğum günü için palyaço isteyen bir ailenin başına gelenleri anlatıyor.


Bütün hazırlıklar tamamdır ve parti başlamak üzeredir. Bütün veletler, pasta ortaya çıksa da, palyaço gelse ve cozutmaya başlasak diye sabırsızlanmaktadır. Anne Meg palyaçonun gecikmesi üzerine firmaya telefon açar ve eli maşalı bir tavırlarla, “hanım hanım iki dakikaya kadar palyaço gelmezse oraya gelir, seni palyaço yapar ve çoluk cocuğun maskarası yaparım” diyerekten telefonda bağırır çağırır. Fakat bu bağırmalarının faydası olmaz ve palyaçonun gelemeyeceği kesindir.

Bu durumda, emlakçılık yaparak evinin geçimini sağlamaya çalışan kocası Kent’e telefon açar ve ondan yardım ister. Baba da, kiraya vermek için çabaladığı bir evdedir ve bu evin çatı katında bulduğu bir sandığı gurcalayarak içinde palyaço kostümü bulur. Oğlunun mutlu olmasını isteyen baba, bulduğu bu kostümü, canıma minnet, diyerekten giyer ve dooooru partiye doğru yola çıkar.

Çocuklar palyaçoyu gördüklerinde çılgına döner çok eğlenirler. Parti sonrası artık ev sessizliğe bürünmüş ve Kent’in kostümünü çıkartma vakti gelmiştir. Ha siktir! O da neyin nesi! Kentin giydiği palyaço kostümü üzerinden çıkmamak için inat etmektedir bir türlü bu kostümden kurtulamaz. Meg, kocasının burnuna taktığı kırmızı topu bir pense yardımı ile kanırta kanırta sökmeye çalışır ve adamın burnunun ucundan bir parça LÖP diye kopar. Öğğğ.. Hadi takma burunu zorla çıkardınız, peki o koca kostüm ve peruk ne olacak?
Zamanla kostümle bütünleşen Kent, kötü kalpli kostümün esiri olur ve o ne derse onu yapmak zorundadır. Ona, çocukları yakalayıp, öldürdükten sonra yemesini isteyen kostümün gizemi yavaş yavaş çözülmeye başlar. Bu arada kostümle başa çıkabilecek tek kişi vardır. Daha önce aynı olayları yaşayan, eski kostüm satıcısı çatlak Karlsson.


Adamakıllı korku filmi kıtlığı yaşadığımız son zamanlarda ele avuca gelen filmlerden biri olan Clown fena sayılmayacak bir film. Hareketli ve heyecanlı yapısı ve palyaçolu korku filmlerine farklı bir soluk getiren senaryosuyla izlenebilir.


IMDb: 5.9

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Dram ,  Korku
Süre: 100 Dak.
Yönetmen : Jon Watts
Oyuncular : Peter Stormare ,  Eli Roth ,  Laura Allen ,  Elizabeth Whitmere ,  Allen Altman
Senaryo : Jon Watts ,  Christopher D. Ford
Yapımcı : Eli Roth ,  Brian Oliver

8 Mart 2015 Pazar

THE LAZARUS EFFECT, MIKEY, THE LITTLE SHOP OF HORRORS,SILENT HILL, SILENT HILL REVELATION



THE LAZARUS EFFECT-LAZARUS ETKİSİ (2015)
Filmi hafta sonu izledim. Filmi izlemeye giderken, açıkçası çok fazla bir beklenti içinde değildim ki beni yanıltmayan bir filmle karşılaştım. Aslında hikâye gayet güzel ama daha mı özenerek çekilseymiş, senaryo üzerine daha fazla mı çalışılsaymış bilemedim. Filmi izledikten sonra eksik bir şeylerin olduğu bir hisle salondan ayrıldım.

Film izlenmeyecek kadar kötü değil tabii. Filmin süresi yaklaşık 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. Bu da filmi daha sıkıcı yapmaktan kurtarıyor aslında. Filmin ilk yarısı biraz durgun geçiyor ama ikinci yarıya başlandığında korkutmaya ve heyecanlandırmaya başlıyor. Efektleri de yetersiz bulduğum film devamı gelecekmiş gibi bitiyor. Devam filminden umutluyum diyerekten hemen filmi anlatmaya başlayayım size.
Bir grup tıp öğrencisi geliştirdikleri bir serumla ölüleri tekrar diriltecek bir yol geliştirmeye çalışmaktadırlar ve her defasında en nefret ettiğim şey olan hayvanlar üzerinde geliştirdikleri serumu deneyerek bu çatlakça eylemlerinde başarılı olurlar.

Sevimli köpeciğin ahı onların üzerine doğru gelir ve içlerinden birinin sevgilisi bir kaza sonucu laboratuvarda elektrik çarpması sonucu hayatını yitirir. Hayatını yitiren kız da bir diğer tıp öğrencisiyle sevgili olduğu için, kızın sevgilisi onu tekrar hayata döndürmek için geliştirdikleri serumu kızın üzerinde denerler. E-nasıl olsa köpek geri geldiğine göre kız da geri gelecektir ki öyle de olur. Fakat kızımız geri döndüğünde çok da masum olarak geri dönmez. Cehennemden yanında getirdiği bir iblis de ona eşlik edecektir.
Filmin konusu size biraz 1990 yapımı Çizgi Ötesi filmini anımsatabilir fakat bu film daha bir fantastik yapısıyla dikkat çekiyor. Fakat bana sorarsanız ben 1990 yapımı Çizgi Ötesi filmini Lazarus Etkisinden daha kaliteli buluyorum. İlginizi çektiyse size en yakın sinema salonunu ziyaret edebilirsiniz. Herkese iyi seyirler.


IMDb: 5.5
Yapımı : 2015 - ABD
Tür : Gerilim
Süre: 83 Dak.
Yönetmen : David Gelb
Oyuncular : Olivia Wilde ,  Evan Peters ,  Sarah Bolger ,  Donald Glover ,  Mark Duplass
Senaryo : Jeremy Slate ,  Luke Dawson
Yapımcı : Jason Blum ,  Jeanette Brill
Diğer Adı : Reawakening




MİKEY (1992)

Şimdi size çok anasının gözü bir çocuktan bahsetmek istiyorum; Mikey. Çocuk, çocuk değil, bir elektrikli testere adeta. Bildiiiin Michale Myers’in çocukluğu. Geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz ve pek çok korkukoliğin bildiği; Orphan- Evdeki Düşman filmini izlemeyen yoktur sanıyorum. Evdeki Düşman filmi sevdiyseniz bu filmi de seveceksiniz diye düşünüyorum. Dünya tatlısı sevimli bir çocuk nasıl olurda bir seri katil olabilir diye soracak olursanız, filmi izlemeniz yeterli.
Mikey, yetim bir çocuk olduğu için neler yaşadığını ve psikolojinsin nasıl değiştiğini bilemiyoruz. Mikey’i izlemeye başladığımızda o zaten bir aile tarafından evlat edinilmiş bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Fakat çok yaramaz olduğu için üvey annesi tarafından biraz tartaklanıyor. Mikey’in de intikamı gayet büyük oluyor; tüm aile üyelerini öldürüp, bir kaza süsü vererek paçayı kurtarıyor. Bu kez yine yetimhaneye düşünce başka bir aile tarafından evlatlık alınıyor.

Yeni ailesi ona oldukça şefkatli davranıyor, bir dediğini iki etmiyor. Kendinden yaşça büyük yan komşularının kızı tatilden dönünce, Mikey’in yuvarlak göz bebekleri kalp şeklini alıyor ve bu talihsiz kıza âşık oluyor. Kızdan yüz bulamayan Mikey ise yine ortalığı kan gölüne çevirmek için sinsi planlar yapıyor.

Son zamanlarda yeni yapımlar içinde izlemeye değer bir şey bulamazsanız kendinizi çok yormayın ve Mikey’i izleyin. Gayet hareketli ve heyecanlı bir film. Şimdiden herkese iyi seyirler.

TÜRKÇE ALTYAZISINIDA BURADAN BULABİLİRSİNİZ


IMDb: 5.5
Yapımı : 1992 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Dennis Dimster
Oyuncular : Ashley Laurence ,  John Diehl ,  Brian Bonsall ,  Whit Hertford ,  Bill Bonsall
Senaryo : Jonathan Glassner
Yapımcı : Peter Abrams





THE LITTLE SHOP OF HORRORS (1960)


1992’den 1960 yılına hemen uçurayım sizi. Siz de benim gibi siyah beyaz eski korku filmlerini izlemekten keyif alıyorsanız, 1986 yılında da tekrarı çekilen Küçük Korku Dükkânı’nın orijinal filmini size vatsiye ederim.
Filmin bir diğer özelliği de iki günde çekilmiş bir film. New York Times’ın yorumuna göre “muhtemelen iki günde çekilen en iyi film.” Ve filmim de genç ve daha henüz tanınmamış Jack Nicholson’un da yer alması. Filmin daha sonra müzikalinin de tutmasıyla birlikte uzunca yıllar sahnede kalmayı başarabilmiş.

Fakir bir mahalledeki bir çiçekçi dükkânın satışları çok iyi değildir. Dükkânın, sakarlıklarıyla başa bela olan ve birazda geri zekalı çırağı Seymour, yaptığı deneysel bir çiçeği dükkana getirip satışları patlatacağı vaadi üzerine kovulmaktan son anda kurtulur.
Dükkâna getirdiği çiçeğin büyümesi için kana ihtiyaç duyduğunu keşfeden Seymour, önceleri kendi kanını çiçeğe içirir ve çiçeğin gün geçtikçe büyüdüğünü fark eder. Bu arada çiçek insanların ilgi odağı olunca dükkân dolup taşmaya başlar. Fakat çiçek o kadar doyumsuzdur ki, zamanla çiçeği kan kesmez ve insan eti ister. Seymour çiçeğin bu doymak bilmez halinden dolayı, çiçeğin de kendisini hipnotize etmesiyle çeşitli cinayetler işlemeye başlar.

1986 yapımı, yeni çevrimi de bir müzikal. Sadece fragmanını izlediğim müzikalin daha eğlenceli ve görsel efektlerinin de daha etkili olduğunu düşünüyorum. İyi seyirler.

IMDb: 6.3

Yapımı : 1960 - ABD
Tür : Komedi
Süre: 72 Dak.
Yönetmen : Roger Corman
Oyuncular : Jack Nicholson ,  Dick Miller ,  Jonathan Haze ,  John Herman Shaner ,  Mel Welles
Senaryo : Charles B. Griffith
Yapımcı : Roger Corman




SILENT HILL-SESSİZ TEPE (2006)

SILENT HILL REVELATION-SESSİZ TEPE: KARABASAN (2012)

Nedense bilemiyorum, uzunca zaman bu seriyi izleyip izlememe arasında kaldığım için çok geç kalınmış bir film oldu benim için. Her iki filmin dvd’lerini sipariş verdim ve elime ulaşır ulaşmaz izlemeye başladım. Tabii ki hepinizin bayıldığı gibi ben de, seksi ve bir o kadar tehlikeli yaratık hemşirelere bayıldım.

Silent Hill serisinde şimdiye kadar görebileceğiniz en yaratıcı yaratıklar yer alıyor. Japon Konami firmasının yaratmış olduğu oyunun filmi olan Silent Hill korkutucu atmosferiyle de ilgimi çekmeyi başardı. Lanetli bir kasaba, bu kasabada kızını arayan bir anne ve siren seslerinin çalmasıyla birlikte çöken karanlıkla birlikte ortaya çıkan birbirinden korkunç yatarıklar.

Rose ve kocası Christopher, kızlarının bir türlü çare bulunamayan gizemli hastalığı ile uğraşırken, anne Rose, kızlarının her gece uykusunda sayıkladıkları Silent Hill kasabansa kızını götürmeye karar verir. 

Kasabaya geldiklerinde kızı aniden yok olur ve kendilerini gizemli ve şaytani bir yolculuğun içinde bulurlar. Şifreler ve ipuçlarıyla eksik parçaları bir araya getirmeye çalışan Rose kendisini şeytani bir kötülüğün içinde bulur.

Filmin devamı olarak yapılan Revelation-Karabasan’da ise Heather Mason ve babası yıllarca tehlikeli güçlerden bir adım ötede Heather'ın tam olarak anlamadığı bir kaçak hayatı yaşamaktadırlar. Heather, 18. yaş gününün arifesinde korku dolu rüyalar görmeye başlar ve babası ortadan kaybolur. Heather artık düşündüğü kişi olmadığını anlamaya başlar. Revelation, Heather'ı şeytani bir dünyanın derinliklerine çekecek ve Silent Hill'in sonsuzluğuna hapsetmeye çalışacaktır.

Benim gibi orijinal dvd meraklıları varsa, ilk filmin dvd’sinde filmin yapım belgeseli ikinci filme nispeten daha uzun. Yarım saatlik bir kamera arkasına sahip olan ilk filmin dvd’si, ikinci filmin dvd’sin de 5 dakikaya düşüyor. Filmdeki yaratıkların nasıl yapıldığını görmeye değer.

SILENT HILL TR DUBLAJ İZLE

SİLENT HILL: IMDb: 6.6

Yapımı : 2006 - Kanada ,  ABD ,  Japonya ,  Fransa
Tür : Korku ,  Macera
Süre: 125 Dak.
Yönetmen : Christophe Gans
Oyuncular : Sean Bean ,  Jodelle Ferland ,  Radha Mitchell ,  Laurie Holden ,  Deborah Kara Unger
Senaryo : Roger Avary
Yapımcı : Akira Yamaoka




SILENT HILL REVELATION TR ALTYAZILI İZLE

IMDb: 5.0

Yapımı : 2012 - ABD ,  Fransa
Tür : Bilim Kurgu ,  Gerilim ,  Gizem ,  Korku
Süre: 94 Dak.
Yönetmen : Michael J. Bassett
Oyuncular : Sean Bean ,  Radha Mitchell ,  Kit Harington ,  Malcolm McDowell ,  Deborah Kara Unger
Senaryo : Michael J. Bassett ,  John Aasen ,  Ami Aaröe
Yapımcı : Don Carmody ,  Samuel Hadida

1 Mart 2015 Pazar

DEAD SOULS, THE WOMAN IN BLACK 2: ANGEL OF DEATH, THE CALLER, MERCY

DEAD SOULS- ÖLÜ RUHLAR (2012)

Tamam, be tamam J biliyorum. Filmin komik bir adı var. E-film de zaten biraz tırtıngendi. Walla bakın, sizin için ne filmlere katlanıp da seyrediyorum. Hoş, bunda biraz benim kendi kendime kaşınmışlığım da söz konusu. Meraktan dolayı her korku filmine mutaka bir parmak atmışlığım vardır. Film kötü yâda iyi. N’apiiim abi, neticede sizlerle paylaşmak da hoşuma gidiyor.
Ölü Ruhlar, kendisine miras kalan evin peşine düşmüş bir genç delikanlın hikâyesi. Çaktınız dimi konuyu? Evet; yine miras kalan bir hayaletli ev var başrolde.

Film, ürkütücü, daha önce yaşanmış korkunç bir hikayeyle başlıyor. Geçmişte nelerin döndüğünü gördüğümüz evde, evde yaşayan tüm aile fertlerinin baba tarafından öldürülüp, çarmıha gerilmesiyle olaylar başlıyor.
Johnny Petrie 18 yaşına girince, geçmişinde kötü olayların yaşandığı bu evin kendisine miras kaldığı haberini alır ve evi kolaçan edip, satmak için bu evin yolunu tutar. Çaresizlikten dolayı evde yaşayan genç bir kızla tanışır ve evin gizemi ortaya çıkmaya başlar.

Evin geçmişinde yaşanan olaylar neticesinde ölen kişilerin ruhları evin içinde cirit atmaya başlayınca, Johnny ve evde kalan kız da korkudan 3/5 atmaya başlarlar. Evin geçmişiyle yüzleşmeleri zor olacaktır.

Bu film için fazla bile yazdığımı düşünüyor, filmdeki korkutucu sahnelerin sadece, kendi kendine ve gıcırtılı bir şekilde açılan kapılardan ibaret olduğunu hatırlatmak istiyorum. Baktınız ki izleyecek bir halt yok, hah işte o zaman izleyebilirsiniz.


IMDb: 4.5
Yapımı : 2012 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Colin Theys
Oyuncular : Magda Apanowicz ,  Jesse James ,  Bill Moseley ,  Geraldine Hughes ,  Bridget Megan Clark
Senaryo : John Doolan ,  Michael Laimo
Yapımcı : Steven Adams ,  Bonnie Farley-lucas



THE WOMAN IN BLACK 2: ANGEL OF DEATH
SİYAHLI KADIN 2: ÖLÜM MELEĞİ (2014)


Biliyorsunuz filmin ilki Susan Hill’in aynı isimdeki kitabından uyarlamaydı. Kitap Türkçeye de çevrildi. İkinci kitap da hemen arkadan geldi. İkinci kitap da hikâye, güzel bir şekilde birbirine bağlı olarak devam etse de, ikinci filmin yönetmen koltuğunda farklı bir isimden mi kaynaklanıyor bilemiyorum ama, korkutma açısından ilk filme göre biraz yetersiz kalmış gibi. Bu arada kitabın ikincisi henüz Türkiye’de Türkçeye çevrilmiş değil.

Bu kez konu, İkinci Dünya Savaşı sırasında geçiyor. Genç hemşire Eve, savaş sırasında aileleri tarafından yalnız bırakılan küçük çocuklara bakmakla sorumludur. Eve, çocukları topladığı gibi, ilk filmden hatırladığımız hayaletli eve, Eel Marsh Hose getirir. Eel Marsh House, hükümet tarafından askeri psikiyatri kliniğine dönüştürülmüştür.

Çoluk- çocuk eve yerleşir ve bir süre sonra, her hayaletli ev filminde olduğu gibi psikopata bağlayan çocukların sayısının artmasıyla devam eder. Evdeki karanlık güç çocuklarla beslenmektedir ve ilerleyen günlerde evin karanlık yüzü tamamen yüzünü göstermeye başlayacaktır. Duvaklı hayalet kadın, tüm kötülüğü ile tekrar iş başındadır.

Duvak takma meraklısı hatunlardansanız, sizi duvaktan soğutacak olan film, ilk filme göre biraz vasat kalsa da, o dönemin atmosferini en iyi şekilde verebilmiş gri bir film Siyahlı Kadın 2. Uzunca süren sessiz sahnelerin ardından, ilk filmde olduğu gibi şok seslerine ihtiyaç duymadan koltuktan hoplatmayı başarabiliyor. İlk filmde elektriğin olmamasından dolayı sürekli elinde mumla dolaşan genç bir adamın elindeki mumun bile her an sönmesi tedirginlik yaratırken, ikinci filmde teknolojinin ilerlemesiyle elektriğe bürünen ev, yanan lambalarla ışıl ışıl. E- haliyle o kapkaranlık evin büyüsü de yavaştan kaçmış gibi. Üçüncüsü gelecekmiş gibi açık kapı bırakarak biten film ilginizi çektiyse, ilk önce birincisini, ardından ikincisini izleyin derim. Herkese şimdiden iyi seyirler.



IMDb: 5.2

Yapımı : 2015 - İngiltere ,  ABD
Tür : Dram ,  Fantastik ,  Gerilim ,  Gizem ,  Korku
Süre: 90 Dak.
Yönetmen : Tom Harper
Oyuncular : Jeremy Irvine ,  Helen McCrory ,  Adrian Rawlins ,  Oaklee Pendergast ,  Richard Banks
Senaryo : Jon Croker ,  Susan Hill
Yapımcı : Roy Lee
Diğer Adı : The Woman in Black: Angel of Death



THE CALLER- ZİYARETÇİ (2011)


Film olarak sanki olacakmış da, olamamış gibi duran film, güzel bir hikâye, sürprizli bir son. Film bittikten sonra, sanki daha iyi de yapılabilirmiş, hikâye heba olmuş hissine kapıldım ama sonuç itibariyle keyif alarak izlediğim bir film oldu Ziyaretçi. True Blood dizisinin yıldızı Stephen Moyer bir üniversite öğretmeni olarak karşımızda bu filmde. Reachelle Lefevre ise sopa çekirgesi besleyen genç bir kadın olarak karşımızda.

Mary kocasından yeni ayrılmış ve kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan bir kadındır. Kendisine uygun bir ev kiralar ve bir süre sonra girdiği yanlış bir dersin öğretmeniyle işi pişirir. Arkadaşlıkları zamanla duygusal bir boyuta dönüşünce, hem Mary hem de sevgilisi, eski koca tarafından rahatsız edilirler.

Mary, bir yandan eski kocasıyla uğraşırken, öte yandan da ev telefonuna gelen esrarengiz telefonlarla uğraşmaya başlar. Telefonun ucundaki kadın, geçmişten aradığını söyler ve Mary çok rahatsız olur. Mary, geçmişten aradığını söyleyen bu esrarengiz kadından kurtulmaya çalışır fakat bu kadının Mary’i bırakmaya hiç niyeti yoktur.


IMDb: 6.1

Yapımı : 2011 - PortoRiko ,  ABD
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Suç
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Matthew Parkhill
Oyuncular : Rachelle Lefevre ,  Stephen Moyer ,  Luis Guzmán ,  Lorna Raver ,  Brian Tester
Senaryo : Sergio Casci
Yapımcı : Robin Fox ,  Amina Dasmal






MERCY (2014)


Bu hafta size anlatacağım yeni bir film daha var; Mercy. Gecen hafta bir siteden siparişlerini verdiğim dvd ve kitaplar oldu. Bu kitaplardan biri de Stephen King ustanın Karanlık Öyküler isimli kitabıydı. Kitap henüz elime ulaşmadı ama içinde yer alan 14 hikâyeden biri bakalım Mercy isimli filmin ilham kaynağı; Büyükanne isimli hikâyesi de yer alacak mı?

Evet; Mercy, Stephen King’in Büyünanne isimli hikâyesinin filme uyarlanmış hali. Bir saat on sekiz dakikalık süresiyle pek beğenebildiğim bir film olmadı açıkçası. Hikâyeyi kitaptan okuma şansına henüz sahip olamadığım için ne kadar iyi bir şekilde uyarlandı orasını maalesef bilemeyeceğim. Film biraz ağırdan ilerliyor ve bir ninenin cozutmasıyla deva ediyor.
İki oğluyla yaşayan dul bir kadın, annesini kaldığı huzur evinden almak zorunda kalır ve hayatları biraz daha zorlaşmaya başlar. Bir süre sonra kadının doğaüstü güçleri ortaya çıkıp, işler çığırından çıkmaya başlayınca tüm aile fertleri, büyükannenin içinde barındırdığı karanlık gücün etkisinden kurtulmaya çalışacaklardır.

Filmi izlemeye başlamadan önce, sinema filmi gibi değil de, televizyon için çekilmiş bir filmi izlemek için ekranın başına oturun. Zaten, Stephen King’in televizyon için eski hikâyelerini ortaya çıkardığını düşünüyorum. Yani son zamanlarda izlediğimiz Stephen King imzalı filmler tamamıyla televizyon için hazırlanmış gibi görünüyor. Tabii bundan yüzde yüz emin değilim. Daha önce burada yazdığım, Stephen King imzalı A Good Marriage’ de bunardan biriydi. İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.



IMDb: 5.0

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 79 Dak.
Yönetmen : Peter Cornwell
Oyuncular : Dylan McDermott ,  Chandler Riggs ,  Frances O'Connor ,  Joel Courtney ,  Amanda Walsh
Senaryo : Stephen King ,  Matt Greenberg
Yapımcı : Jason Blum ,  Phillip Dawe