7 Ocak 2015 Çarşamba

THE CAPTIVE-KAYIP ÇOCUK

 “Minik kuşum n’apalım, filmi aynı anda başlatalım mı?”diye telefonda sevgilime seslendim. “Tamam, olur” cevabını aldıktan sonra tüm hazırlıkları yapmıştım. Projeksiyon cihazını bilgisayara bağladım, perdeyi indirdim, tam filmi başlıyordum ki, Paşa miyavlamaya başladı. Paşa’yı kakasını yapması için odamdan dışarıya çıkarmazsam filmimin içine kaka yapacaktı çünkü.
Paşa’yı dışarı çıkardıktan sonra filmi açmaya yeltendim ama yine bir şeylerin eksik olduğunu düşünüp, apar topar giyinip, marketin yolunu tuttum. İleride götümün ve göbeğimin büyümesine yardımcı olacak, rahmetli babamın ayak kokusuyla yarışa girebilecek kokudaki peynirli cipslerimi alıp, geçtim filmimin karşısına; The Captive-Kayıp Çocuk


Dışarıda deli gibi yağan kar ve hiç ısınamayan evim yüzünden popom ve ben tir tir titrerken, bir de filmin açılış sahnesi yüzünden neredeyse çığlık atacaktım. Filmin açılış sahnesi; kar, kış, kıyamet eşliğinde başlıyordu ve soğuk bir konusu olan bu filmin soğuk bir ortamda çekilmesi de gayet yerindeydi. Film için soğuk bir konuya sahip dedim,;çünkü film, sübyancı bir sapığın kaçırdığı küçük bir kızın ve ailesinin hikâyesiydi.

Filmin konusuna geçmeden önce söylemem gereken bir başka şey de; son dönemlerde sinemalarımıza gelen birçok aksiyon ve dram filminin içerisinde yer alan minik gerilim sahnelerinden dolayı, bu filmlerin gerilim filmi adı altında halka tanıtılması. The captive filminin son sahnelerine doğru küçücük bir kedi-fare koşuşturması yaşanıyor diye bu film nasıl olmuş da gerilim filmi olmuş anlayamadım doğrusu. Filmlere takılan uyduruk Türkçe isimlerin dışında, artık bir de uyduruk türler eklemeye başladılar. Hadi gelelim filmin konusuna.

Matthew,9 yaşındaki kızı Cassandra’yı arabasıyla dolaştırırken, bir restoranın önünde durur ve kızının istediği zıkkımı almak için içeriye girer. Kızı da arabada bırakan bizim akıllı, hemen geleceğini söylese de geriye döndüğünde, arabanın arka koltuğunda Cassandra’yı değil de, Cassandra’nın babasına doğru patisini uzatıp, üçün biri işaretini yapan oyuncak ayıcıkla karşılaşır. Yani Cassandra arabada yoktur. Daha doğrusu Cassandra’nın yerinde balkanlardan gelen soğuk hava dalgası esmektedir ve hatta kar bile atıştırmaya başlamıştır.


Beyinsiz baba kızını bulamayınca apar topar polise gider. Polisler babaya yığınla soru sorup, Matthew’i çileden çıkartırlar. Bir süre sonra anne de elinde aynayla karakola gelir ve her şey tamam olur. Ha bu arada onlara yardımcı olan polis memuresi ise çocuklara yanaşan bu sapıklar konusunda çok deneyimli bir polistir ve halk tarafından da tanınan biridir. Elinden hiçbir sapık kaçamamaktadır.  Yani biz böyle tiplere işinin orospusu olmuş diyoruz.
Aradan tam 8 sene geçer ve mağdur baba umudunu kesmeden, yitirmeden kızını arar durur. Bu süre içinde kendisi de baş şüphelilerden biridir. Gel zaman git zaman 8 senedir sesi soluğu çıkmayan kayıp çocuğun bir gün sesi çıkar ve bunca yıldır bekleyiş bir anda değişir.

Filmin gidişatı biraz diyemiciiiim, epeyce ağır ilerliyor ve film, sanılan gibi bir gerilim değil.Çok ufak bir gerilim sosuna batırılmış bildiiiiin dram. İlginizi çektiyse ki filmi bu şekilde anlatarak sizi filmden de soğutmuş olabilirim, filmin izleme bağlantısını alt tarafta veriyorum. Oradan izlersiniz. Hadi herkese iyi seyirler.



IMDb Puanı: 5.8

Yapımı:2014 - Kanada
Tür:Gerilim
Süre:112 Dak.
Yönetmen:Atom Egoyan
Oyuncular:Ryan Reynolds ,  Rosario Dawson ,  Scott Speedman , Kevin Durand ,  Bruce Greenwood
Senaryo:Atom Egoyan ,  David Fraser
Yapımcı:Atom Egoyan ,  Stephen Traynor
Diğer Adı:Queen of the Night

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder