13 Ocak 2015 Salı

AS ABOVE SO BELOW- DERİN KABUS


Aslına bakarsan ben, filmin tamamıyla gizem içerisinde devam edip, gizem içerisinde son bulmasını isterdim. Filmin sonuna doğru ortaya çıkan hayaletler pek kötü olmamış tabii, ama final sahnesinin daha iyi olmasını isterdim. Final sahnesinde umduğumu bulamadım gibi bir his içinde film bitti. Filmden pek korktuğumu söyleyemicem ama gizemli tarafı gayet güzeldi. Ciddi bir şekilde giriş yapmış olduğum yazıma çatlakça devam ediyorum o halde.


Sikarlet, (ay tamam biliyorum be yazılışı böyle değil, bırak daanık kalsın) babasının aradığı felsefe taşını bulabilmek için İran’a gider ve oradaki yer altı mağaralarında felsefe taşını aramaya koyulur. Hâlbuki aradığı felsefe taşı Harry Potter’dadır deeermişim. Tehlikeli bir arayış sonrası felsefe taşını bulabileceği bir anahtar görevi gören ve ileride Sikarlet’i Paris’in sokaklarının altındaki mağaralara yönlendirecek bir kitabe bulur.


Ha bu arada Sikarlet, arkeoloji ile ilgili her tür bilgiyi yemiş, yutmuş profesör bir gacıdır. Ekibini toplar ve tehlikeli bir yolculuğa doğru Paris’e giderler. Bir süre sonra ellerindeki bilgilerle, bir müzede buldukları bir başka kitabe üzerindeki yazıların şifresini çözüp, nereye gideceklerine karar veririler. Tüm bilgiler, gitmeleri gereken yerin Paris sokaklarının altındaki uçsuz bucaksız bir yer altı mezarlığını göstermektedir.

Tası tarağı toplayan ekip, kameralarıyla birlikte tehlikeli bir yola doğru çıkarken, başlarına gelebilecek belalardan da habersizdirler.  Yer altı mezarlığı fazla karışık olduğu için kendilerine bir rehber gerekmektedir. Tam o esnada takdiri ilahi işte; Allah tarafından kendilerine gözüken genç bir adam, Papillion isimli bir rehberin onlara yardımcı olabileceğini fısıldar ve poffff diye ortadan kaybolur.
Bizim Profesör Sikarlıt, köşe bucak bu herifi ararken, Papillion ise gece kulüplerinde fındık kırıp, fındık ezmesi yapmakla meşguldür. Papiilion’un sağında solunda kızlar, bir eli yağda öteki bal kavanozunun içindeyken, Sikarlet bu herifi bulur ve para konusunda da anlaşma bitince dooooru mezarlığın yolunu tutarlar.


Yer altı mezarlığı oldukça ürkütücüdür ve çeşitli şifreleri çözerek felsefe taşını ve ardından içi hazine dolu gizli odayı aramaya başlarlar. Sikarletin aklı, yapacakları ve daha önce kimsenin görüntüleyemediği hazine odasını gün ışığına çıkartmaktır. Papillion ve ekipten birkaç kişinin tek derdi ise bulacakları altınlardır.

Tabii hazine odasına gitmek de bukadar kolay değildir. Yolculuk boyunca daracık tünellerden geçmek zorunda kalırlar ve işte bu sahnelerde de benden okkalı küfürler yerler. Her sıkıştıkları daracık tünelde ben de sıkıştığım için çoğu yerde ağzımı açıp, gözümü yumma yöntemine başvurdum diyebilirim. Bu dar tünel sahnelerinde nefesim kesildi demeye kalmadan bir de hayaletler devreye girmesin mi! E-tabii adamlar büyük bir toplu mezar içerisindeler, başka ne beklenebilir ki. Envai çeşit hayalet, bizim ekibin aklına girerek, onlara psikolojik işkence çektirerek başlarına bela olur.

İşte hikâye böyle; Paris’in turistik yer altı mezarları ilginizi çekiyorsa, yarın uçak biletinizi alıp hemen yola koyulabilirsiniz. Geri dönerken getireceğiniz video kayıtlarınızı da izlemeyi unutmayın; belki size derinlerde bir yerde üçün biri şeklinde el sallayan hayaletleri de görebilirsiniz. Haaadi ozaman herkese iyi seyirler şekerim.



IMDb:6.1

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : John Erick Dowdle
Oyuncular : Ben Feldman ,  Perdita Weeks ,  Edwin Hodge ,  François Civil ,  Marion Lambert
Senaryo : Drew Dowdle ,  John Erick Dowdle
Yapımcı : Patrick Aiello

1 yorum:

  1. Ay sen ne tatlı şeyler anlatıyorsun böyle, yerim, yeriiiiiiiiim. Melih diye biri....

    YanıtlaSil