29 Ocak 2015 Perşembe

LA CARA OCULTA- GİZLİ ODA



Korkukolikler olarak İspanyol korku- gerilim sinemasını sevdiğimizi düşünüyorum. Özgün senaryoların yer aldığı İspanyol korku sineması, hem daha doğal, hem de daha yaratıcı. La Cara Oculta’da bunlardan biri. Filme değişik bir konu hakim, zaman ilerlerken bir dram izliyor gibi düşünürken, aniden bir gizemin içinde kendinizi buluyorsunuz. Senaryonun ters köşeleriyle tanışıp, kişilerin gerçekten katil mi yoksa suçsuz mu olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat bu gizemli olaylar keşke final sahnesine kadar gelip de, aniden patlayıp, ağzımızı iki karış açık bıraksaydı keşke dediğiniz o ânâ geliyorsunuz ve tekrar dramatik final sahnesiyle devamı gelecek gibi biten bir film, sizi kendi dünyanıza yolcu ediyor.


Adrian, genç bir orkestra şefidir (bana biraz daha rolüne çalışması gerekiyormuş hissi verdi) ve Belen isimli sevgilisiyle güzel giden bir ilşkileri vardır. Adrian; işinde, gücünde başarılı bir sanatçıdır ve aynı zamanda güzel de bir hayatı vardır. Arada sırada orkestradan, kemancı Nermin ile fingirdeşir fakat Belen’nin gözünden hiçbir nane kaçmamaktadır. Belen, Adrian’ın aşkından emin olabilmek için ona küçük bir oyun oynamak ister fakat bu minik oyun, hiç de istediği gibi ilerlemez ve elini, yüzünü bildiiiin boka bular ve aniden ortadan kaybolur.


Adrian, uzunca bir süre ortaya çıkmayan Belen’den ümidi keser ve “yetti her gece 31 gari” diyip, bir restoranda çalışan güzel bir kızla yeni bir ilşkiye yelken açar. Yeni satın aldığı evde, yeni kız arkadaşıyla mutlu, mesut yaşamaya başlayan Adrian, Belen’den iyicene umudu keser.
Mutlu giden birkaç gün sonrasında; evin su borularından tuhaf sesler duyulmaya, küvetin ve lavabonun içindeki suda beliren titreşimler meydana gelmeye başlar. Sanki tüm bu olanlar, evdeki bir hayaletin belirtisidir ve acilen önlem almaları gerekmektedir. Hayalet avcılarını arayan çift… J Tamam bokunu çıkarttım. Tabii ki böyle bir şey yok.

Film kısaca böyle. İki dakika ciddi olduğum ilk paragraftaki yazımı dikkate almanızı öneririm. Filmin ilk yarım saati boyunca dişinizi sıkın ve bekleyin. İlerleyen dakikalarda filmin gayet güzel aktığını ve daha keyifli olduğunu göreceksiniz. Bu arada filmi izlemek için internet ortamında ararsanız kafanız isim konusunda biraz karışabilir. Üç- beş tane farklı Türkçe isimle yer alması biraz can sıkıcı. Bu yüzden siz orjinal adıyla arayın, yada aşağıda verdiğim izleme bağlantısını kullanarak filmi zileyin. Haaadi herkese iyi seyirler.



IMDb: 7.3

Yapımı : 2011 - İspanya ,  Kolombiya
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Psikolojik
Süre: 97 Dak.
Yönetmen : Andrés Baiz
Oyuncular : Clara Lago ,  Martina García ,  Quim Gutiérrez ,  Alexandra Stewart ,  José Luis García
Senaryo : Andrés Baiz ,  Stewart St. John ,  Stewart St. John ,  steward st. john
Yapımcı : Maria Zamora ,  Guadalupe Balaguer Trelles
Diğer Adı : The Bunker, Saklı yüz, La cara oculta

25 Ocak 2015 Pazar

ANOTHER ME- İÇİMDEKİ BEN




Filmi yazmadan önce son kısmını birkaç kez izleyip, bu filmin bir hayalet filmi mi, yoksa bir psikolojik gerilim filmi mi olduğuna karar vermeye çalıştım. Pek çok sitede film ile ilgili yorumlar okuyup, değerlendirme yapayım dedim ama sanırım benim gibi bi’halt anlamayanlar çoğunlukta.
Ben de düşündüm taşındım, taşındım düşündüm ve kararımı verdim. Filmin türü; psikolojik hayalet filmi. J Filmin gidişatı biraz durağan fakat içinde barınan gizemli gidişat neticesinde biraz daha olsun; beni izle, dedirtebilen bir film haline geliyor.


Fay adındaki genç kız, her genç kız gibi hayatını yaşarken, fotoğraf merakı yüzünden başına gelmeyen kalmaz. Önceleri, derslerinde başarılıdır, okulda beğenilen, göze çarpan bir kızdır, okulun tiyatrosunda başrolü kapmıştır ve hatta sınıfın sürtük kızı tarafından bile kıskanılmaktadır. Bilirsiniz pek çok okullu filmde böyle kötü kalpli kıskançlıktan geberen, bildiiiiin kötü kadın Suzan Avcı modelinde bir kız olur.

Fotoğrafa meraklısı Fay, çektiği bir fotoğrafta kendine ikizi kadar bezen bir kız olduğunu fark edince biraz tırsar ve bu gizemli durum karşısında iyi giden hayatı bir anda çekilmez bir hale gelir. Bir süre sonra fotoğrafta gördüğü benzeri, sadece fotoğraflarda belirmekten ziyade; asansörde, aynalarda, yansıma yapabilecek her noktada Fay’ın gözüne çarpar ve bu durumu araştırmaya çalışan Fay, annesinin kendisine anlatacağı bir olay karşısında, yaşadığı korkutucu şeylerin ardında yatan nedeni aydınlatacak ışığın da farkına varmış olur.

Filmin, üzerinizde şok etkisi yaratmayacağını, bir parça gizemin filmin izlenebilir hale getirdiğini hatırlatarak yazıma son vereyim. Deli gibi korkmayacağınız, fakat acaba olaylar neden bu şekilde ilerliyor diye merak edip, sonuna kadar izleyip, bir şeylerin havada kaldığını görebileceğiniz bir film; Another Me . Şimdiden herkese iyi seyirler.



IMDb: 4.6

Yapımı : 2013 - ABD ,  İspanya
Tür : Gerilim ,  Gizem ,  Psikolojik
Süre: 86 Dak.
Yönetmen : Isabel Coixet
Oyuncular : Sophie Turner ,  Jonathan Rhys Meyers ,  Rhys Ifans ,  Claire Forlani ,  Ivana Baquero
Senaryo : Isabel Coixet
Yapımcı : Mariela Besuievski ,  Nicole Carmen-davis
Diğer Adı : Panda Eyes, İçimdeki Ben

13 Ocak 2015 Salı

AS ABOVE SO BELOW- DERİN KABUS


Aslına bakarsan ben, filmin tamamıyla gizem içerisinde devam edip, gizem içerisinde son bulmasını isterdim. Filmin sonuna doğru ortaya çıkan hayaletler pek kötü olmamış tabii, ama final sahnesinin daha iyi olmasını isterdim. Final sahnesinde umduğumu bulamadım gibi bir his içinde film bitti. Filmden pek korktuğumu söyleyemicem ama gizemli tarafı gayet güzeldi. Ciddi bir şekilde giriş yapmış olduğum yazıma çatlakça devam ediyorum o halde.


Sikarlet, (ay tamam biliyorum be yazılışı böyle değil, bırak daanık kalsın) babasının aradığı felsefe taşını bulabilmek için İran’a gider ve oradaki yer altı mağaralarında felsefe taşını aramaya koyulur. Hâlbuki aradığı felsefe taşı Harry Potter’dadır deeermişim. Tehlikeli bir arayış sonrası felsefe taşını bulabileceği bir anahtar görevi gören ve ileride Sikarlet’i Paris’in sokaklarının altındaki mağaralara yönlendirecek bir kitabe bulur.


Ha bu arada Sikarlet, arkeoloji ile ilgili her tür bilgiyi yemiş, yutmuş profesör bir gacıdır. Ekibini toplar ve tehlikeli bir yolculuğa doğru Paris’e giderler. Bir süre sonra ellerindeki bilgilerle, bir müzede buldukları bir başka kitabe üzerindeki yazıların şifresini çözüp, nereye gideceklerine karar veririler. Tüm bilgiler, gitmeleri gereken yerin Paris sokaklarının altındaki uçsuz bucaksız bir yer altı mezarlığını göstermektedir.

Tası tarağı toplayan ekip, kameralarıyla birlikte tehlikeli bir yola doğru çıkarken, başlarına gelebilecek belalardan da habersizdirler.  Yer altı mezarlığı fazla karışık olduğu için kendilerine bir rehber gerekmektedir. Tam o esnada takdiri ilahi işte; Allah tarafından kendilerine gözüken genç bir adam, Papillion isimli bir rehberin onlara yardımcı olabileceğini fısıldar ve poffff diye ortadan kaybolur.
Bizim Profesör Sikarlıt, köşe bucak bu herifi ararken, Papillion ise gece kulüplerinde fındık kırıp, fındık ezmesi yapmakla meşguldür. Papiilion’un sağında solunda kızlar, bir eli yağda öteki bal kavanozunun içindeyken, Sikarlet bu herifi bulur ve para konusunda da anlaşma bitince dooooru mezarlığın yolunu tutarlar.


Yer altı mezarlığı oldukça ürkütücüdür ve çeşitli şifreleri çözerek felsefe taşını ve ardından içi hazine dolu gizli odayı aramaya başlarlar. Sikarletin aklı, yapacakları ve daha önce kimsenin görüntüleyemediği hazine odasını gün ışığına çıkartmaktır. Papillion ve ekipten birkaç kişinin tek derdi ise bulacakları altınlardır.

Tabii hazine odasına gitmek de bukadar kolay değildir. Yolculuk boyunca daracık tünellerden geçmek zorunda kalırlar ve işte bu sahnelerde de benden okkalı küfürler yerler. Her sıkıştıkları daracık tünelde ben de sıkıştığım için çoğu yerde ağzımı açıp, gözümü yumma yöntemine başvurdum diyebilirim. Bu dar tünel sahnelerinde nefesim kesildi demeye kalmadan bir de hayaletler devreye girmesin mi! E-tabii adamlar büyük bir toplu mezar içerisindeler, başka ne beklenebilir ki. Envai çeşit hayalet, bizim ekibin aklına girerek, onlara psikolojik işkence çektirerek başlarına bela olur.

İşte hikâye böyle; Paris’in turistik yer altı mezarları ilginizi çekiyorsa, yarın uçak biletinizi alıp hemen yola koyulabilirsiniz. Geri dönerken getireceğiniz video kayıtlarınızı da izlemeyi unutmayın; belki size derinlerde bir yerde üçün biri şeklinde el sallayan hayaletleri de görebilirsiniz. Haaadi ozaman herkese iyi seyirler şekerim.



IMDb:6.1

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim
Süre: 93 Dak.
Yönetmen : John Erick Dowdle
Oyuncular : Ben Feldman ,  Perdita Weeks ,  Edwin Hodge ,  François Civil ,  Marion Lambert
Senaryo : Drew Dowdle ,  John Erick Dowdle
Yapımcı : Patrick Aiello

7 Ocak 2015 Çarşamba

THE CAPTIVE-KAYIP ÇOCUK

 “Minik kuşum n’apalım, filmi aynı anda başlatalım mı?”diye telefonda sevgilime seslendim. “Tamam, olur” cevabını aldıktan sonra tüm hazırlıkları yapmıştım. Projeksiyon cihazını bilgisayara bağladım, perdeyi indirdim, tam filmi başlıyordum ki, Paşa miyavlamaya başladı. Paşa’yı kakasını yapması için odamdan dışarıya çıkarmazsam filmimin içine kaka yapacaktı çünkü.
Paşa’yı dışarı çıkardıktan sonra filmi açmaya yeltendim ama yine bir şeylerin eksik olduğunu düşünüp, apar topar giyinip, marketin yolunu tuttum. İleride götümün ve göbeğimin büyümesine yardımcı olacak, rahmetli babamın ayak kokusuyla yarışa girebilecek kokudaki peynirli cipslerimi alıp, geçtim filmimin karşısına; The Captive-Kayıp Çocuk


Dışarıda deli gibi yağan kar ve hiç ısınamayan evim yüzünden popom ve ben tir tir titrerken, bir de filmin açılış sahnesi yüzünden neredeyse çığlık atacaktım. Filmin açılış sahnesi; kar, kış, kıyamet eşliğinde başlıyordu ve soğuk bir konusu olan bu filmin soğuk bir ortamda çekilmesi de gayet yerindeydi. Film için soğuk bir konuya sahip dedim,;çünkü film, sübyancı bir sapığın kaçırdığı küçük bir kızın ve ailesinin hikâyesiydi.

Filmin konusuna geçmeden önce söylemem gereken bir başka şey de; son dönemlerde sinemalarımıza gelen birçok aksiyon ve dram filminin içerisinde yer alan minik gerilim sahnelerinden dolayı, bu filmlerin gerilim filmi adı altında halka tanıtılması. The captive filminin son sahnelerine doğru küçücük bir kedi-fare koşuşturması yaşanıyor diye bu film nasıl olmuş da gerilim filmi olmuş anlayamadım doğrusu. Filmlere takılan uyduruk Türkçe isimlerin dışında, artık bir de uyduruk türler eklemeye başladılar. Hadi gelelim filmin konusuna.

Matthew,9 yaşındaki kızı Cassandra’yı arabasıyla dolaştırırken, bir restoranın önünde durur ve kızının istediği zıkkımı almak için içeriye girer. Kızı da arabada bırakan bizim akıllı, hemen geleceğini söylese de geriye döndüğünde, arabanın arka koltuğunda Cassandra’yı değil de, Cassandra’nın babasına doğru patisini uzatıp, üçün biri işaretini yapan oyuncak ayıcıkla karşılaşır. Yani Cassandra arabada yoktur. Daha doğrusu Cassandra’nın yerinde balkanlardan gelen soğuk hava dalgası esmektedir ve hatta kar bile atıştırmaya başlamıştır.


Beyinsiz baba kızını bulamayınca apar topar polise gider. Polisler babaya yığınla soru sorup, Matthew’i çileden çıkartırlar. Bir süre sonra anne de elinde aynayla karakola gelir ve her şey tamam olur. Ha bu arada onlara yardımcı olan polis memuresi ise çocuklara yanaşan bu sapıklar konusunda çok deneyimli bir polistir ve halk tarafından da tanınan biridir. Elinden hiçbir sapık kaçamamaktadır.  Yani biz böyle tiplere işinin orospusu olmuş diyoruz.
Aradan tam 8 sene geçer ve mağdur baba umudunu kesmeden, yitirmeden kızını arar durur. Bu süre içinde kendisi de baş şüphelilerden biridir. Gel zaman git zaman 8 senedir sesi soluğu çıkmayan kayıp çocuğun bir gün sesi çıkar ve bunca yıldır bekleyiş bir anda değişir.

Filmin gidişatı biraz diyemiciiiim, epeyce ağır ilerliyor ve film, sanılan gibi bir gerilim değil.Çok ufak bir gerilim sosuna batırılmış bildiiiiin dram. İlginizi çektiyse ki filmi bu şekilde anlatarak sizi filmden de soğutmuş olabilirim, filmin izleme bağlantısını alt tarafta veriyorum. Oradan izlersiniz. Hadi herkese iyi seyirler.



IMDb Puanı: 5.8

Yapımı:2014 - Kanada
Tür:Gerilim
Süre:112 Dak.
Yönetmen:Atom Egoyan
Oyuncular:Ryan Reynolds ,  Rosario Dawson ,  Scott Speedman , Kevin Durand ,  Bruce Greenwood
Senaryo:Atom Egoyan ,  David Fraser
Yapımcı:Atom Egoyan ,  Stephen Traynor
Diğer Adı:Queen of the Night