24 Aralık 2014 Çarşamba

[REC] 4: APOCALIPSIS- [REC] 4: KIYAMET GECESİ

İspanyolların  bıdı bıdı konuşmalarından dolayı alt yazıları takip ediciiiim diye filmin sonuna kadar kıçımı paralasamda beğendiğim bir film oldu.Ha son zamanlarda beni konusuyla şaşırtıp,olayı farklı bir işleyişle kendisine hayran bıraktıran,bir The Babadook gibi olmasada,hareketli yapısıyla beğendiğim bir İspanyol korkusu oldu diyebilirim.


Daha önceden de bahsettim mi bilemiyorum ama zombi filmlerinden pek hoşlanmam.Hoşlanmayışımın nedeni ise zombilerin kendi popolarını bile taşıyamayacak ağır hareketlerinden dolayı diyebilrim.Adamın teki zombinin karşısına çıkacak da,zombimiz taze beyinin kokusunu alıp aheste aheste adama yaklaşacak da...Eşşek bile sabredemez bu duruma ve ölür gider.

Ama dikkat ettiyseniz korku filmlerindeki bildiğimiz her yaratık,artık günümüzde şekil değiştirmeye başladı.Eskiden vampir dedin mi titrerdik.Vampirler sadece öldürmek için programlanırdı,artık aşık falan oluyorlar.Nerde o eski vampirler.Hal böyle onunca da zombiler de günümüzde değişime uğaradı artık o eskinin Geroge A.Romero'nun ağır aksak zombileri gitti,yerlerine daha atletik,daha hızlı,koştura koştura avının sadece beynini değil,kıçını-başını yemeye çalışan zombilere dönüşmeye başladılar.N'aparsın şekerim zamane zombileri işte hıh.


Gelelim hızlı,çevik İspanyol zombilere.Ben,Rec serisinin ilkini izlediğimi çok iyi hatırlıyorum fakat en son bölümüne kadar izlediklerimi hakikaten unutmuşum.Sanırım o süreç içerisinde benim de beynimi zombiler kemirip durdu.Ama tüm bölümleri izlediğimden eminim.Zaten son izleyeceğimiz Rec 4'te ise ilk bölümden,konuyla alakalı olarak ufak tefek görüntüler var.Unuttuysanız bile,ilk bölümde neler olup bittiğini o görüntülerden hatırlayabiliyorsunuz.Yani anlayacağınız bu 4.bölüm bile ilkiyle bağlantılı.E-hadi gelelim filme.

İlk bölümden hatırladğımız Tv muhabiri Angela,tuhaf olayların yaşandığı ve insanların birer birer zombiye dönüştüğü,karantinaya alınan apartmana girmiş ve başına gelmedik halt kalmamıştı.Angela tüm olayların sonunda kapkanlık bir odanın içerisinde bir zombiyle başbaşa kalmış ve o esnada film bitmişti.Acaba Angela'ya ne olmuştu?Son filmde görüyoruz ki Angela,sağlıklı bir şeklilde girdiği apartmdan çıkartıldığında hiç te masum olarak dışarıya çıkmamıştır ve gözünü eski bir petrol tankerinde yatağa bağlanmış bir vaziyette açmıştır.Üzerinde tuhaf deneyler yapılmaktadır ve bir an önce bu durumdan kurtulmalıdır.Angela,içinde barındırdığı kötülükten habersiz hâlâ masum ayakları yaparak yataktan bir şekilde kurtulup,kaçmayı başarmıştır;fakat kaçışı uzun sürmez ve hemen yakalanır.


Gemide Angela gibi pek çok denek daha vardır ve karantina altında tutulmaktadırlar.Doktorlar,denekler üzerinde yaptıkları çalışmalar karşılığında yayılan bu virüsten kurtulma çabalarındadırlar fakat,ortalığı boka bulayan bir maymun tarafından işler karışır ve işte tam da bu esnadan sonra gemide kayış kopar.Gemideki virüs giderek yayılır ve zombiler yine o çirkin suratlarıyla karşımıza çıkıp ortalığı kan gölüne çevirirler.Fakat unutulmaması gerekilen bir şey vardır ki;Angela tam bir hedeftir.

Film,beşincisi gelecek şekilde bitti ve sonraki bölümlerinde de umarım 4.bölümde olduğu gibi el kamerası yönteminden uzak dururlar.Filmin 1.2.ve 3. bölümlerini el kamerasıyla çekilmiş gibi izlemiştik ve her defasında beddualarıma maruz kalmıştır.En sonunda Allah sesimi duydu ve 4.bölümü el kamrası yöntemiyle çekilmemiş bir film çıkardı karşıma.Ben filmi gayet hareketli ve heyecanlı buldum.Zombi makyajlarının daha iyi yapılğı filmler de gördüm ama yine de fana sayılmazlar.Zombi filmi meraklısıysanız ve daha önce İspanyol zombileriyle karşılaşmadıysanız yada Rec serisi hayranıysanız ahanda size bir fırsat.Tanrı karşımıza Türk  zombilerini de çıkarts
ın diyor,hepinize keyifli seyirler diliyorum.


IMDb Puanı:5.4

Yönetmen:Jaume Balagueró
Senaryo:Jaume Balagueró, Manu Díez
Ülke:İspanya İspanya
Tür: Korku, Gerilim
Süre:96 dakika
Dil:İspanyolca
Müzik:Arnau Bataller
Nam-ı Diğer: [REC] 4: Apocalypse | [REC] 4: Apocalypse
Web Sitesi:Official site

Çekim Yeri:Barcelona, Barcelona, Catalonia, Spain

13 Aralık 2014 Cumartesi

GRACE:THE POSSESSİON-LANETİN PENÇESİNDE

Grace:The Possession,aslında çok abartılacak bir Şeytan filmi değil ama ufak tefek de olsa bazı ilginç şeyleri var.Öncelikle filmi izlerken kameranın gözünden değil de,Grace'nin içine girmiş ve onu ele geçirmiş şeytanın gözünden izliyoruz.Bu yüzden sürekli,elinde silah olan bilgisayar yada PS oyunlarından farksız görüntüler eşliğinde ilerliyor film.İşte minik farklılık dediğim şey de bu.


Grace,18 yaşında ve gerçekten güzel bir kızceğizken,çocukluğundan kalma,dinsel baskılar yüzünden cinselliğini sürekli bastırmak zorunda kalmış bir kızdır.Okudugu okulun yurduna yerleşinde biraz da olsun dinle kafayı bozmuş ninesinden de bir parça kurtulmuş olur.(Bu arada dinle kafayı bozmuş ninemizi canlandıran artiss teyzemiz,Ruhlar Bölgesi serisi ile dikkatimi çeken;Lin Shaye.Meğer bizim teyzenin bir yığın korku filmi varmış ta bizim haberimiz yokmuş.)

Grace bir yandan dinsel baskı ile mücadele ederken,öte yandan da içindeki Şeytan ona;kıııızzz tam yaşındasın,git eeeelen,coş,haydi yeşil kırlara  ve çüklere koş,diyerekten Grace'yi dinden imandan çıkartmaya çalışır.Bizim Grace ise her seks düşünüşünde yaşlı ve cadaloz ninesini aklına getirir ve kaka düşüncelerden uzaklaşmaya başlar.

Gel zaman git zaman,git zaman gel zaman bu baskıcı hayattan sıkılan Grace;amaaaan koyarım böyle dünyanın  dibine,diyerekten içindeki Şeytan'a kulak verir ve muzır arkadaşlarının düzenlediği partiye gitmeye karar verir.Bu arada sürekli hayaller gören Grece,kendisine neler olduğunu da anlamaya çalışır,çünkü;onu ele geçirmiş iblisten habersizdir.Fakaaaaaat bu iblis neden Grace'ye musallat olmuştur?

Bu esnada hem Grace,hem de izleyiciler için bir sır perdesi de aralanmış olur.Neden bu iblis Grce'yi esir almıştır,geçmişiyle ilgili dönen dolaplar nedir diye düşünmekteyizdir.Grace,partide biraz cozutunca yanılmıyorsam karakolluk muuuu,yoksa hastanelik mi ne oluyordu.İşte durum böyle olunca da devreye yine o dinle kafayı yemiş ninesi girer ve Grace'yi kolundan tuttuuuu gibi dooooru evlerine geri götürür ve asıl olaylar başlaaaaar.

Bu kez amatör kamera gözünden değil de,iblisin gözünden izlesek te filmi,yine de bir amatör kamera hissi uyandırmıyor değil ta bii.Filmin sonuna doğru efektler bence başarılıydı.Ama yinede biraz daha hareketli bir film olsaydı daha iyi olurdu.Filmi merak edenler,filmi altta vereceğim bağlantıdan izleyebilirler.Şimdiden herkese iyi seyirler.Muck!




IMDb:4.9

Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Gerilim ,  Korku
Süre: 87 Dak.
Yönetmen : Jeff Chan
Oyuncular : Alexis Knapp ,  Alan Dale ,  Alexia Fast ,  Joel David Moore ,  Lin Shaye
Senaryo : Jeff Chan
Yapımcı : Jeff Chan
Diğer Adı : Grace


7 Aralık 2014 Pazar

TOK TOK TOK!BENİM BABADOOK-KARABASAN

Şu son bir kaç haftadır nasıl bir hafta sonu planı yaptıysam,götüm hiç yer yüzü göremedi gitti.Fotoğraf gezisiydi,Nişantaşı gezisiydi falan derken en  sonunda kendimi bir pazar gecesi,gece yarısına bir saat kala bilgisayarımın başında buldum.Yaşasın!Artık en son izlediğim filmin yazısını yazabilirim;The Babadook-Karabasan.


Film,uzundur izleyemediğim kaliteli korku filmlerine bir örnek.Daha doğrusu bir psikolojik-korku hikayesi de diyebiliriz.İlk baslarda psikolojik bir korku filmi gibi bir his uyandırmayan,sadece bir yaratık filminden ibaret diye düşünürseniz,filmin sonlarına doğru giden gidişat ve filmin finali size aciiiip saçma gelebilir.Bu yüzden,filmdeki ana karakterin psikolojik yapısını da göz önünde bulundurmayı sakın unutmayın.Şimmmdiii gelelim benim ve benim  film anlatım tarzımı beğenen takipçilerimin sevdiği türden yazıma.Hadi başlıyorum.Uzundur yazamamamın vermiş olduğu birikimle bakalım nasıl daşşşak geçiciiiiiz bu filmle. :)


Şimdi efenim;film de kocası ölmüş,kocasının ölümüyle de hayatını yeni yeni düzene sokmaya çalışan hatun olan bir kadın karakter var karşımızda;Amelia.Amelia geceleri en yakın arkadaşı 21cm'lik vibratörü ile yatağa girerken,manyak oğlu ki manyak demeye bin şahit lazım,manyak ötesi oğlu Samuel ise sorunlu bir çocuktur.Önüne gelen arkadaşını döver,parçalar,istediği şey olamayınca da attığı meşhur çığlıklarla ortalığı ayaaaa kaldırır ve yarattığı Babadook isimli karabasanla da dost olur bu piç kurusu.

Annesi,Samuel'e yatarken kitap okumak ister ve kitaplıkta bu kez gözüne garip bir kitap çarpar ve bok var ya;o kitabı almayı tercih eder.Samuel gibi bi manyak çocuğun kitap rafında da sevgi dolu masallar yerine korku dolu  masal kitapları olur zaten diyerekten kadın aldığı kitabı okumaya başlar.Kitabı okudukça kitabın gidişatının hiç te hayra alamet olmadığını farkeden Amelia,kitabı fırlattığı gibi çöpe atar,o da yetmedi, kitabı cayır cuyur yakar.Ama inatçı kitap hiç boş durur mu;ertesi sabah dooodru kendisini yine kapının önüne koyarak kapıyı üç defa çalar;TOK TOK TOK...Ben geldim BABADOOK!


Tamam be tamam filmi daha fazla anlatmıyorum.Çünkü,film de işte bundan sonra başlıyor.Amelia rolundeki Essie Davis,hakikatten göz dolduran bir oyunculuk sergilemiş film de.Sanırım bu kadının hayranı olucam.Başından beri piç kurusu diye söz ettiğim piç kurusu rolundeki minik oyuncu ise,onun da yabana atılmayacak,hatta ileride ben iyi bir oyuncu olucam diyen bir oyunculuğu vardı.

Tamamıyle,filmdeki karakterlerin psikolojileriyle yapılmaya çalışılmış filmi ben gayet başarılı buldum.Bu arada film,Avusturalya'nın oskarları sayılan AACTA ödüllerine 6 dalda aday olarak gösterilmiş.Her nekadar kitapları dost olarak bilsek de,aralarında bazılarının dost olmadığı gözler önüne seren bir film The Babadook.İzlemeyenler hemen izlesin.Şimdiden herkese iyi seyirler.

FİLMİ İZLEMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

IMDb:6.9

Yapımı : 2014 - Avustralya
Tür : Dram ,  Gerilim ,  Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen : Jennifer Kent
Oyuncular : Essie Davis ,  Adam Morgan ,  Craig Behenna ,  Daniel Henshall ,  Hayley Mcelhinney
Senaryo : Jennifer Kent

Yapımcı : Kristina Ceyton ,  Julie Byrne