30 Haziran 2014 Pazartesi

MUNGER ROAD

Bizim gençler yine boş durmazlar elbet.İkisi kız,ikisi erkek olmak üzere ve de ölmek üzere yine kapkaranlık atmosferi olan bir mekana doğru maceraya açılırlar.

Korku festivali öncesi kasabaya binlerce turist gelecektir ve daha önceki yaşanan korkunç olayların yaşanaması mümkün bir gece daha ortaya çıkması riskine karşı moruk polis memuru ve tırsık yardımcısı iş başına geçerlerken,az önce de bahsetmiş olduğum çılgın dört gencimiz,rahatlığın götlerin batması neticesinde,geceyi Munger Road isimli,daha öncesinde cinayetlerin yaşandığı bir yol üzerinde eğlenmeye karar verirler.

Genç delikanlılar bu yolun hayaletli ve doğa üstü olayların yaşandığını kızlara söyleyip,kızları korkutmaya çalışırken,ilerleyen saatlerde kendilerini bir katilin çemberi içerisinde bulacaklardır.Arabaya doluşan gençler,ellerindeki bir kamerayla olup biteni çekmeye karar verirler.Arabayı durdururlar ve hayaletleri beklemeye koyulurlar.Bu esnada kızlardan biri,eğer bu olaylar doğruya memelerimi sallaya sallaya eve geri döneceğim der ve birden bir sessizlik olur.Duran araba kendi kendine gitmeye başlar ve bu durum esnasında arabadan inerler ve arka tampon baktıklarında şok olurlar;çünkü arka tamponda bir çift insan eli izi bulunmaktadır.

Kötü bir hayaletin peşlerine olduklarını düşünen gençler bir süre sonra aslında peşlerinde,geçmişte yaşanan cinayetlerle bağlantılı bir katilin olduğunu anlayacaklarıdr.Sonlarına doğru uyuya kaldığım filmin hızı hiç de fena sayılmazdı ama demekki o gece bayaaaa bi yorulmuşum ve sızmışım.Gözlerimi açtığımda,ekranda sadece;devam edecek,diye bir yazı gördüm.Filmin sonunu izleyenler bi zaaamet bana da yazarsa sevinirim.Hadi bir sonraki filmde görüşmek üzere muck.

IMDb Puanı: 4.4

Yapımı : 2011 - ABD
Gerilim


Nicholas Smith


Filmi Türkçe dublaj ilemek için tıklayın                           
 

Filmi Türkça altyazıile izlemek için tıklayın

15 Haziran 2014 Pazar

BU FİLM,SİNİRLERİNİZİ BİRAZ BOZABİLİR;CHAINED-ZİNCİRLENMİŞ

Tatile çıkmadan önce son izlediğim filmi anlatıp,dooooru İğneada kumsallarına atıyorum kendimi şekerim.Ben sıcak kumlardan,serin sulara,şıpıdak şıpadak kıçımı daldırırken,sizler de anlattığım filmleri izler durursunuz,diyerekten sinir bozucu giriş yazımı yazdıktan sonra,sinir bozucu bir filme geçmek istiyorum hemen.Hazırsak başlayalım.


Chained,2012 ABD yapımı,psikolojik bir gerilim filmi.Filmi izlerken korkmuyorsunuz belki ama bir seri katilin,küçücük bir çocuk üzerindeki etkilerini izleyip,filmin sonuna kadar filmin gizemini merak edip duruyorsunuz.

Şimdi,filmi biraz anlatmaya çalışayım size.Sekiz yaşındaki Tim,anesi Sarah ile sinemaya girerler ve eve dönmek için tuttukları taksiye atlarlar.Taksi,gitmek istedikleri yeri geçince,Sarah biraz kıllanır ve taksi şöförü Tom'a bağırıp çağırmaya başlar ve tuhaf bir oyunun içinde olduklarını anlarlar.Tom arabayı ıssız bir yerdeki evinin garajına çeker ve garajın kocaman kapısı ağır ağır kapanmaya başlar.


Kapanan garaj kapısı,Tim için artık açılmayacaktır.Tom anneyi öldürür ve yapayalnız kalan Tim ise,Tom'un domezliğini yapmak için evde tutulur.Tim'in görevi;evdeki bulaşığı,çamasırı yıkamasının dışında,Tom'un eve getirip,öldürdüğü kurbanlarının pisliğini de temizlemektir aynı zamanda.Çocukcağız sekiz yaşına rağmen istemeyeceği bir yığın kanlı cinayete tanıklık eder ve psikolojisi de zaman içinde değişmeye başlar.

Evden kaçmaya çalışan Tim,Tom'a yakalanır ve hayatının geri kalanını ayağından zincire vurularak yaşar.Evin içerisinde rahat bir şekilde dolaşabilecek kadar zincire vurulan tomun başlıca görevleri şunlardır;evde tozlar alınacak,bulaşık,çamaşır yıkanacak,iğrenç katil banyo yaparken katil keselenecek ve evdeki cinayet izleri temizlenecek.Ben olsam kese yaparken o keseyi katilin bi tarafına sokardım heralde.

Tim'in ergenliğine kadar uzayan bu korkunç hikaye,Tim'in Tom tarafından cinayetlerine dahil edilmesi şeklinde devam eder.Tim'in artık iki seçeneği vardır;ya bu cinayetlere alet olacaktır,yada evden bir şekilde kaçıp,babasını bulduktan sonra babasına kavuşup,herşey normale dönecektir.Filmin şaşırtıcı sonunu tabii ki söylemiyorum.Konu hoşunuza gittiyse altta verdiğim linklerden faydalanıp,türkçe dublaj,yada altyazılı bir şekilde izleyebilirsiniz.Haaaadi bakalım tatil dönüşü yine yeni filmlerle devam edicem.Muck!

 IMDb Puanı:6.3

Filmi altyazılı izlemek için tıklatın

Filmi Türkçe dublaj izlemek için tıklayın

2012 - ABD
GerilimKorkuPsikolojik
94 Dak.


Damian O'Donnell Jennifer Chambers Lynch


13 Haziran 2014 Cuma

DEEP RED-PROFONDO ROSSO-DERİN KIRMIZI

IMDb'de,yüksek puanlı İtalyan korku filmlerine bir örnek te Dario Argento'nun;Profondo Rosso-Derin Kırmızı isimli filmdir.

Sado-mazo kıyafetleri gibi,deri kostümlü ve gözünün etrafını göz kalemiyle kalınca boyayan katilimiz dur durak bilmiyor.Eline geçirdiği satırla,kurbanı bazen bir kadın,bazen de bir erkek oluyor.1975 yapımı bu filmi keşvettiğimde,yönetmenin diğer filmlerine de baktım ve içlerinde bu film kadar iyilerinin olduğunu gördüm.İtalyan Yönetmenin filmleri sadece İtalyanca değil,aynı zamanda İngilizce de çekilmiş.Filme geçelim mi artık?



Katile giden yol öncelikle çok ta kolay değildir ve Caz piyanisti ve müzik hocası Marcus Daly için cinayeti çözmenin yolu,birazda kendi hayat hikayesiyle de bağlantılıdır.Marcus bir gece,bir müzisyen arkadaşıyla yol ortasında şakalaşıp,birbirleriyle daşşak geçerken,aniden bir kadın çığlığına odaklanırlar ve çığlığın geldiği yere koşup baktıklarında,kafası penceredeki cam kırığı ile kesilmiş ve hakkı rahmetine kavuşmuş bir kadınla karşılaşırlar.Olay yerini polisler,dedektifler doldururken bizim piyanist Marcus'un ne haddineyse işin içine dalar ve cinayeti çözmeye karar veriri.


Bu arada olay yerine gelen gazeteci kadınla da bağlantı kurup,işini biraz daha kolaylaştırmaya çalışır.Marcus kadınları her defasında aşşağılayıp,hödüklük etmektedir ve arkadaşlığı ilerlettiği gazeteci kadınla bir gün bilek yarışı yaparlar ve kadın,bizim Marcus'u yenerek "n'aaaaber,her defasında kadınları aşşalıyordun n'ooooldu ha,n'oooldu"diyerekten Mrcus'a haddini bildirir.Tabii sadece haddini bildirmekle de kalmaz,Marcus'a aşık ta olan kadın,Marcus'un peşini bırakmaz.Hatta ben bir ara bu kadın katil olabilir,diye düşünmedim değil.Ha katil çıkmasa bile,bu kadındaki,bu seks iştihandan dolayı Marcus'un seksten ölmesini sağlayabilir bence.Yahu,kadın her defasında Marcus'u kandırıp,"hadi bana gidelim,hadi bana gidelim"diye ısrar ediyor.İlerleyen sahnelerde ise artık bu ısrarlara dayanamayan Marcus'un"ulan,iyi tamam hadi size gidelim"der ve yermisin yemez misin hesaaabı karıyı iyicene bi benzetir.

Neyse,cinayetler hızını kesmeden devam eder ve film boyunca sizleri de "acaba katil kim"diye düşündürmeden de bırakmaz.Ben,ahanda işte katil bu,diye filmin sonuna kadar bekledim ve babayı aldım.Gerçekten çok şaşırtıcı oldu benim için.Filmi izlerseniz eğer,hepinizin bir favori katili olsun ve filmin sonuna kadar bekleyin.Hatta arkadaş grubu ile izlerseniz katil üzerine bahse de girebilirsiniz.Kaybeden,kazananı o gece tuvalete götürsün. :) Hadi,başka bir filmde yine görüşmek dileği ile mucxxx.

Filmi buraya tıklayarak online izleyebilirsiniz.

IMDb Puanı: 7.7

Yönetmen:
Ülke:
Tür:

11 Haziran 2014 Çarşamba

SEVGİLİNİZİ ALDATIRKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN;SCORNED-TEHLİKELİ YAKINLAŞMALAR

-Sence bir fikri var mı?
-Hiç bir fikri yok bebeğim.O sihirli elmas madenini çok özledim.
-Bu hafta sonu tamam ozaman.
-Kesinlikle
-Çekinmiyorsun ya?
-Böyle bir şey imkansız bebeğim.Sana sahip olmayı,nasıl arzuladığımı biliyorsun.Öptüm.
-:) Öptüm.

İşte filmimiz,sevgilisi olan bir adamın,sevgilisinin en yakın kız arkadaşıyla fingirdeşme mesajlarıyla başlar.Ne kadar şehvet dolu değil mi? Aslında bu şehvetin içine edip,arıza çıkartmak ta ona düşüyor;Sadie'ne


Sadie,Kevin'dan evlenme teklifi alma konusunda umutludur ve onun muhteşem manzaralı evine,hafta sonunu geçirmek için giderler. Her şey muhteşemdir;Havuz,göl,süper bir manzara,lüks bir ev ve romantik bir hafta sonu.İki sevgili,kırda,bayırda hoplaya zıplaya eğlenip,sevişmenin tadını çıkartırken,Kevin elleri bağlanmış,ve kel kafası yarılmış bir vaziyette gözlerini açar.Az önceki aşk çocuğundan geriye hiç bir şey kalmamıştır.


Sadie ise elinde Kevin'ın telefonuyla yanına,çıldırmış bir vaziyette gelir ve bunun bedelinin ağır olacağını ona söyler.Çünkü kevin,Sadie'nın en yakın kız arkadaşıyla onu aldatmış ve fingirdeşme mesajlarını da telefolandan silmeyi akıl etmemiştir.(Bakınız üstte de yazıldığı gibi)Sadie,uzun süredir psikolojik tedavi gördüğü için ilaç kullanmaktadır fakat hamile olduğunu düşündüğü için ilaçlara da ara vermiştir.İlaçlara ara verince kayışları koparan Sadie,Kevin'nın telefonundan kız arkadaşına,Kevin'nın ağzından mesaj atar ve onun,ateşli bir hafta sonu geçirmek için Kevin'nin evine çağırır.Kızcağız da bu yalana inanıp,soluğu Kevin'nin aşk yuvasında alır ve her iki çapkın için de işkence dolu anlar başlar.


Kendisini asla aldatmayacağını söyleyen Kevin,artık ölümlerden ölüm,işkencelerden işkence secmek zorundadır.Sadie,çocukluğunda yaşadağı bazı psikolojik tavmalar nedeniyle geçmişine gider gider gelir ve işkenceler de bu nedenle daha da sertleşmeye başlar.Sadie'nın kız arkadaşı için de aynı durum geçerlidir.Kısacası zevkli geçecek bir hafta sonu henüz yeni başlıyordur fakat,kanlı bir şekilde devam edecektir.

Filmi izlemeye karar verirseniz,biraz muzipçe yazılmış bir senaryo olduğunu göreceksiniz.Filmde geçen espriler ve karakterlerin muzipliğinden bunu anlayabiliyoruz.Uzun bir süredir ortalıklarda göremediğim Titanic filminin yıldızlarından kötü adam;Billy Zane,her şeyi eline yüzüne bulaştırtan çapkın bir sevgiliyi canlandırıyor.Sapık kızımız ise;Annalynne Mccord.Filmi izledikten sonra,ilşkinizi bir kez daha gözden geçirip,çapkınlık turlarına çıkmanızda fayda var.Hadi herkese iyi seyirler.



IMDb Paunı:4,5

Korkukolik Paunı:Çok sıradışı bir film beklemeyin;ama gerilimi ve heyecanı doruğa taşıyan bir film olmuş.

2013 - ABD
Gerilim


Sadie KatzMark Jones




10 Haziran 2014 Salı

AZGIN ÇİFTİN ISSIZ HASTANE FENTEZİSİ; SX_TAPE

Kısa bir süreliğine yazamadığımın farkındayım.Ama bu süre içinde film izlemediğim anlamına gelmiyor tabii ki.Bu sefer,tüm korkukoliklerime anlatacağım bir adet filmim var;fakat anlatacağım bu filmin dışında farklı türlerde filmleri de izlemeyi araya sıkıştırıverdim.Onları burda anlatmıyorum.Geçelim filme.

Bu kez yine benim en nefret ettiğim tür,amatör kamera yöntemiyle çekilmiş bir film anlatıcam size.Lanet olsun Blair Cadısı'nı icat edenlere. :) Filmimizin adı;Sx_Tape.Bu sefer bu filme türkçe uyduruk bir isim bulamamışlar ve olduğu gibi de kalmış.İnternette konusunu bir kaç yerde araştırdım ve filmin konusunu yazan arkadaşlar sadece bir kaç seks sahnesine bakıp,"haa tamam bunlar şimdi durmadan çiftleşiyor ya,kesin seks kasedi çekmek için ıssız bir hastaneye gidip,orada seks kasedi çekip,eğleneceklerdir"diyip,üstün körü bir konu yazmışlar.Eh biraz yaklaşmışlar ama ööle değil.(Hay zikiiiiiim yaaaa!Bu arada,şu anda elektirk kesildi,pil idare edene kadar yazayım bari.)



Adam ve Jill;iki deli aşık.Adam,elindeki kamerasını bir an bile bırakmayan,hatta tuvalette sıçarken bile çekim yapan manyaaaan tekidir.Jill ise,isterik,seksi,deli dolu bir ressamdır.Yani Adam bir tencere,Jill ise onun kapağıdır.Bunlar kudurganlıklarını sınamak için arabada,sokakta,markette hatta kediler gibi dam tepelerinde sevişip,çırılçıplak pencerenin önünde durup,sapıklara davetiye çıkartmaktadırlar.Ve o gün dışarıya çıkıp,yine çılgınlık peşindeyken,buldukları terk edilmiş bir hastaneye girmeye karar veririler.

Kapısı dışarıdan kalın bir zincirle bağlansa da içeriye girecek kadar bir delik bulurlar ve içeriye dalarlar.E şimdi bu terkedilmiş ve ürkütücü bir hastaneye de bir hayalet şart,öyle değil mi?Bizim iki çılgın sevgili yine burada da rahat durmazlar ve Adam,Jill'i boklu bir sedyeye bağlar ve"kamerayı buraya,tam karşına koyup,bu gece buradan gidicem"der ve odadan dışlarıa çıkar.Aslınd Adam,jill'e şaka yapmıştır ve kısa bir süre sonra tekrar yanına gelir.Yanına gelir ama,olmadığı sürede ise olan olur.
Bir süre sonra jill'in ağzından burnundan,bilinmeyen bir nedenden dolayı kanlar süzülmeye başlar ve apar topar dışarıya çıkarlar ve en yakın arkadaşlarına telefon açıp,arabayla onları almalarını isterler.Gelen arkadaşları ise onları ve kendilerini tekrar hastanenin içine sokabilmek için türlü oyunlar yaparlar ve tekrar geriye döner ve hastaneye girerler.Ve bu oraya son girişleri olacaktır.


Konu işte böööle anlatılır koçummmm.Şimdi diyeceeeenizki filmi komple anlattın be anam!Yok ,film de işte bundan sonra başlıyor.Eğer,derseniz ki amatör kamera yontemiyle çekilmiş filmlerden bıkmadık,1 saat,23 dakikalık bu filmi izleyebilirsiniz.Ben öyle pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim;ama karar yinede sizin.Offf bu arada elektrikler hala gelmedi.Laptopumun camına  odamdaki tüm sinek ve güveler yapıştı.Korku filminden beter bir durumdayım şuanda.Bu karanlıkta karşıma,o filmdeki hayalet te çıkarsa nanaylara geldik oooolum!Hadi ben naşladım.Bir sonraki filme kadar muck!










IMDb Puanı:4,1


2013 - ABD
Gerilim
82 Dak.



5 Haziran 2014 Perşembe

WER-KURT ve THE CHANGELING-DEHŞET

Geldim korkukolikler geldiiiiiiiim!Hem de iki tane filmle.Ohooo altarnatif çok bende.Bu sefer siz korkukoliklerime,bir tanesi kurt adamlı,diğeri ise muhteviyatında bir hayalet barındıran iki film anlaticiiiiim.E hazırsanız o zaman başlıyorum.Ha bu arada yağmurla aranız nasıl?Walla ben şu sıra sokağa çıkarken belime şamyel falan takıp ta çıkıyorum.Dalgıç takımlarını da unutmamak lazım tabii. :)

KURT ADAM HASTALIĞI;WER-KURT

İlk anlatacağım film,bir kurt adam hikayesi;Wer-Kurt.Afişlere artık başka filmleri referans göstererek;bu filmi de biz yaptık,şeklinde yazı yazmak ta neyin nesi anlamıyorum doğrusu.O filmler başarılıysa illa aynı başarıyı yeni yapılan film de gösterecek değil ya!Bu film için de aynı şey geçerli tabii;Insidious ve The Devil İnside filmlerinin yapımcılarından diye yapıştırmışlar afişe ama;Tırt be annem.

Ha film de bu kez,alışık olduğumuz bir kurt adam modeli yok.Bir ailenin geçmişine dayanan ve soylarının erkeklerinde gözüken,kemik ve doku hastalığından dolayı birbirlerine geçen bir hastalık olarak göstermişler kurt adamlığı.E iyi hadi öyle olsun bakalım.Normalde kurt adam filmlerini hep geçmiş ve izlememişimdir.Hadi dedim bir şansımı deniyeyim ama;yok bu sefer de olmadı.Henüz dünyaya beni mutlu edecek bir kurt adam filmi gelmedi yavrucum.Aaaaay ayy havamdan da geçilmio heee.. :)


Ha ne diyordum;Filmin konusuydu değil mi,piki.Amerikalı bir aile tatil için teee Fransaya giderler.Bunlar bööle,koru gibi bir yerdeler ve kendi aralarında eğlenirlerken,birden köpekleri bir şeye tepki gösterir ve korunun içine doğru dalar.Kahraman babamız da köpeğe ne oldu bööle gibisinden düşünüp,köpeeeen peşine takılır ve iyi bok yer.Tek parça girdiği korudan üç-beş parça halinde çıkar.Tabaii,korunun içindeki şey her neyse,minik çocuklarını da parçalar.Anne ise tek gözünü kaybederek paçayı kurtarır.

Polis ve tüm haber kanalları olaya yoğunlaşarak,önce bir hayvan olduğunu,daha sonra bu iğrenç olayı bir insanın yaptığına karar veririler ve bu şekilde kamuoyuna yansır.Bu olaylar süre dursun,olayla ilgisi olduğu düşünülen bir adam göz altına alınır.Yalnız,adam da adam heeee.Öööle bildiiin insna değil yani.Ay resmen bir yaratık!Kız,bildiiiin ilk insan;homosapien.İki metre boy,dev gibi eller,saç,baş dağınık ve tüm vucut Recep İvedik'ten beter kıl yumağı.IYK!



Neyse bu herifi göz altına alırlar ve bir avukat tutarlar.Avukat hanım,bizim yarmanın sağlık kontrolünden geçmesini ister ve herifin onayını alır.İşte,film de burdan itibaren başlar ve devam eder.Görsel efekler öööle pek iç açıcı değil.Bir kaç sahnesinin dışında,beni pek öööle heyecanlandıran bir şey çıkmadı karşıma.Eğer kurt adam hikayelerini çok severim,bu film de biraz farklı geldi derseniz,izleyin camcım.Filmi ben beğendim mi peki;Hayır! :)

IMDb Puanı:6,3

Korkukolik Puanı:6.3'ü hak etmediğini,televizyon dizilerinden bir tık ötede olduğunu düşünüyorum.Kısaca;TIRT :) 


2013 - ABD
Korku


William Brent BellMatthew Peterman





 AMCA BANA YARDIM ET! THE CHANGELING-DEHŞET

Gelelim ikinci  filmimize.Sıkımladıysanız devam ediyorum?E iyi ozaman hadi.Bu film ise bir hayaletli ev hikayesi.1980 yapımı olmasına rağmen kesinlikle ürkütücü.Hatta günümüzde bol efektli,bol kanlı yapılan hayalet filmlerine göre bile en iyilerinden biri.Ülkemizde Dehşet adıyla tanınan film,müzisyen bir amcanın başından geçen garip bir hikayeyi anlatıyor.

Müzik profesörü John Russell,Demet Akalından hallice;evli,mutlu ve çocuklu bir adamdır.Karlı bir günde tüm aile sokakta kar topu aynayıp,karın tadını çıkartırlarken,aniden yolda kaymaya başlayan bir kamyonun altında kalırlar.Profesör o esnada telefon kulubesinde olduğu için sağ kalır.

Uzunca bir süre olayın etkisinde kalan John,hayatını değiştirmeye,artık yeni bir sayfa açmaya karar verir ve bulunmuş olduğu evden taşınır ve bir üniversite de ders vermeye başlar.Bu esnada hem sakin bir hayat sürebilmesi,hem de müzik çalışmalarını sürdürebilmesi için sessiz sakin bir yerde ev bulması gerekmektedir.Bir kaç yakını sayesinde bir ev bulur ve oraya yerleşir.



Tabii ev demeye bin şahit lazım;kocaman,bakımsız bir bahçe,her yer kurumuş sarmaşıklarla sarılı,üç-beş katlı,içerinde hamam böceklerine ve dünyadaki tüm hayaletlere yetecek kadar odasının bulunduğu ürkütücü bir ev.Bana bedava verseler orda yaşamam.

John bu malikaneye yerleşmeye karar verir ve ortalığı silip,süpürmesi için anlaştığı iki tane yardımcı eşliğinde evde yaşamaya başlar.Müzik çalışmaları esnasında,kendi kendine açılan kapıları saymazssak,her şey yolunda gitmektedir.Bir süre sonra her gece sabah 6,00'da tonk tonk diye bir gürültü duyar ve bu gürültünün ne olduğunu araştırmaya koyulur fakat bir  sonuç elde edemez.Adamceğiz kafasını dinleisn diye kirakladığı evde kafayı dinyeceğine,her sabah saat 6'da kafayı yer ve bu gidişe bir dur demektedir.

 Medyumlar çağırılır,tüm odalar kontrol edilir,john ise yavaştan yufus ve yusuf ile arkadaş olayı seçer.N'aapsın adam;hayaletli bir evde yaşamak kolay değil tabii ki de :) Bir süre sonra evin gizemini çözmeye başlayan john,kendisini rahatsız eden bu hayaletin aslında ev ile ilgili bir gerçeğin ortaya çıkartmak için en basından devreye girdiğiniğ anlar.Acaba evdeki bu korkunç sır nedir?

Ben filmi zilerken biraz tırstım açıkçası.Bakmayın tabii benim bööle taşşak gecerek anlattığıma.Film de evin ambiyansı feci derecede ürkütücü.O karanlık koridor sahneleri aklınızı basınızdan alabilir.Kısacası,hayaletli ev filmi zilemek istiyorum,diyorsanız,bu filmi tüm korkukoliklerime ısrarla tavsiye ediyorum.Hadi annem hepinize iyi tırmalar.Yusufunuza iyi sarılın.Kiikikikikikik :)

IMDb Puanı:7,1

Korkukolik Puanı:Ürkütücü bir hayaletli ev filmi zilemek için bire bir.1980 yapımı bu filmin,iyi bir yönertmen tarafından tektat çekilmesini dilerim.

1980 - Kanada
GerilimGizemKorku
107 Dak.


William GrayDiana Maddox

3 Haziran 2014 Salı

ÇATLAKLAR EVİNDE TURA HAZIRSANIZ BAŞLAYALIM;THE PEOPLE UNDER THE SATIRS-MERDİVEN ALTINDAKİLER

Son bir kaç haftadır gök gürültüsü,yağmur derken bir de baktık ki hayatımız bir felaket filmine,hatta korku türüne bile kaymaya başladı.Arkadaş o nedir ööle yaa;deniz karayla aynı hizaye geldi,şelaleler oluştu,bir tek kafamıza meteor düşmedi.Tam çinli turistlere göre bir hava;Üüüüşküdara gideriiiken aldı da bir yiiimiiiiiirr.Te Allam yaa,arap kızının bile yağan yağmur karşında nutku tutuldu ve o meşhur tekerlemesini söyeleyemez oldu;eblek eblek ööööle bakıyor sadece camdan.Pekiiii bu durumdan bir tek kim mutlu olabilir?Tabii ki ben;korkukolik.


Dışarda gök gürültüsü,çakan şimşekler,yağan yağmur ve bok götüren İstanbul şöööle bi yana dursun,Kokrukolikciiiiniz projeksiyon cihazını açtı,perdesine yine gölgeler yansımaya başladı.Ehhh böyle bir gök gürültülü havada,bir Wes Craven filmi iyi gider diye düşündüm ve ilk öçnce Çığlık filminin ikincisini izliyim dedim.Ardından bilgisayarıma tesadüfen gözüm ilişti ve The People Under The Stairs-Merdiven Altındakiler filmiyle göz göze geldim.Al sana bir Wes Craven filmi.Hem de daha önce izlemediğim bir film.Çığlık atarak,Çığlık filmini bir kenara bırakıp,filmi izlemeye başladım.

Budala,fakir bir gettoda yaşayan Websterımsı bir çocuktur.Annesi oldukça hasta ve ameliyat edilmesi gerekmektedir ve aynı zamanda açlık ta kapıyı inceden tıkırdatmak üzeridir.Bunun üzerine Budala ve Leroy hırsızlık yapmaya karar verirler ve gözlerine kesitrdikleri bir evin yakınına külüstür kamyonetlerini çekerler.Yalnız ev de hani şu bildiğiniz 2+1cinsinden değil tabii.Nah bööle götüm kadar kocaman,hayaletli evlere benzemektedir.Bu arada Budala,küçük bir çocuk,Leroy ise çam yarması gibi bir kazulett herifin tekidir diye araya sıkıştırayım.


Taam neyse canım,bunlar evin boş olduğundan emin oldukları bir gün eve dalarlar ve çeşitli sakarlıklarla eve girmeyi becerirler fakat akıllarından geçen hırsızlık hiç te sandıkları kadar kolay olmayacaktır,çünkü sandıkları oldukça sağlamdır. :)Evin sahibi karı-koca eve vakitsiz dönünce bizim çocuklar da boku yerler.Sdace bununla kalmaz tabii.Girdikleri evin duvararının arasında bir başka dünya daha vardır ve bu dünyadan gelen garip ŞEYler onlarında yakasını brakmayacakltır.

Siz misiniz eve giren hesaaabı bu iki kafadarın başına gelmedik şey kalamz.Pişmiş tavuk bile,bu ikisine bakıp kıs kıs gülmektedir.Evin içindeki sır acaba nedir,dışarıya sağ çıkabilecekler midir,evin sahibi olan bu karı-koca daha sonra birbirlerine neden "amca,dede,nine,sevgilim"diye hitap etmektedir ve zorları nedir,inilmemesi gereken o lanet olası mahzenin içinde nasıl bir tehlike vardır,duvarların içerisinden gelen sesler ne demektedir ve kime aittir?Hadi bakiiim merak edin durun şimdi bunları. :) Walla şekerim,film internette var.Hemen bir çorlamasyon operasyonu düzenleyin ve filmi izleyin.Benden bukadar ;) Hadi;İstanbu'u yağmursuz,kokrukoliği yorumsuz bırakmayın. :)


 IMDb Puanı:6.2

Korkukolik Puanı:Korku-komedi tarzı bu filmi izlerken eğleneceğinizi düşünüyorum.Wes Craven usta yapmış zamanında. :)


1991 - ABD
GerilimGizemKomediKorku
102 Dak.


Wes Craven