29 Mayıs 2014 Perşembe

BEN BİLMEM EŞİM BİLİR'İN BİRAZ SERT VERSİYONU :) TRUE LOVE

Televizyonda film izlemekten hiç ama hiç haz etmem.Mozaiklenen görüntüler,berbat bir dublaj yada tırı vırı bir alt yazı,kesilen onca sahne beni daralttıkça daraltır,sinemanın özgürlük ve sınırsız bir dünya olduğunu daha iyi hatırlatır.Bu özgür ve sınırsız dünyadan neden kendimi mahrum edeyim ki?Ha tabii bazı filmler ne yazıkki boktan sebebler yüzünden sinema salonlarımızda bile gösterime girmiyor.Bizim ne izleyeceğimize bile karar veren birileri var başucumuzda.


Televizyon demişken;şimdi yazacağım film,daha önceden Kanal D ekranlarında oynanış,fakat tv'de film izleme âdetim olmadığı için tabii ki izlemedim.Tesadüf eseri karşıma çıkan;True Love,yada götten uydurulmuş ismiyle Gerilim Odası,yine Kanal D ekranlarında yayınlanan;Ben Bilmem Eşim Bilir isimli yarışmanın biraz daha sert hali.Tabii bu film de evli çiftlerimize acı biber yedirmek,kocaları topuklu ayakkabıyla yürütmek gibi eğlenceli oyunlar yok.Peki ne var?

Kate ve Jack,romantik bir günün ardından evlenmeye karar verirler.Lüks arabanın tepesine oturan Kate,yere çökmüş Jack'in elindeki yüzüğü kabul etmek için parmağını uzatmış,bir taraftan da kendileriyle dalga geçerek,romantik bir an yaşarlar ve evlenmeye karar verirler.Tam düğünün olacağı gün,her ikisi de ortan kaybolur ve kendilerini ayrı ve karanlık odalarda bulurlar.Daha önce birbirlerini tanıdıklarını sanan taze çift için inanılmaz bir test hazırlanmıştır;acaba birbirlerini ne kadar iyi tanıyorlardır.

Kate,daha gerdeğe bile girmemiş,gün yüzü bile görememişken aniden gözlerini karanlık bir odada açar ve duvara,projekte edilen bir görüntü sayesinde,o andan tanışma anlarına kadar gizlice kameraya kaydedildiklerini anlar.Aynı durum Jack'in kaldığı odada da geçerlidir ve karısının bir kaçamağına ait video duvara yansıtılır ve duvardaki dijital göstergeden hemen ilk soru gelir;Karını seviyor musun?Tabii bu durumda bir türk erkeği olsa "getirin ulan bana silahııı"diye naralar atacağından eminim.Sorulan her soruya,yine aynı şekilde duvardaki "evet" yada "hayır"yazan butonlardan cevap verirler.Hatta zaman zaman,onları esir alan her neyse,onlarla bahse bile girer;eşinin seni aldatmadığına bacaklarının üzerine bahse girer misin,gibi.Aşk gerçektir ve bu gerçeği keşvetmek zorundadırlar.

Film,biraz Testere türevi,Küp çorlaması da olasa izlenebilir,ilginç bir gerilim-aşk hikayesi.Çok kanlı sahneler yok.Heyecan kıvamı gayet yerinde.Siz de benim gibi televizyondan film izlemeyi sevmiyorsanız,bu filmi izlemenin tam zamanı.Haaaaadi bakiiiim size iyi seyirler korkukolikler.

IMDb Puanı: 6.5

2012 - İtalyaABD
Gerilim


Fabio Resinaro Fabio Guaglione

Y/N: You Lie, You Die

27 Mayıs 2014 Salı

SIRADAKİ OYUNA HAZIR MISINIZ?13 SINS

Survivor mı,yoksa kim beşyüz milyar ister mi?Hangisini daha çok seviyorsunuz?Sallayın bütün bu yarışmaları.Şimdi sizi,bir ölüm yarışının içine sokucam;13 Sins.

Maddi sıkıntıların eşiğinde can çekişmekte olan bir çift,işini henüz kaybetmiş bir koca ve aniden çalan telefonun ardından,arabanın içerisindeki sineğin öldürülüp,hemen arkasından o sinbeğin ağza atılıp,yenilmesiyle başlayan para ödüllü bir oyun.


Michael,işini kaybetmiş arabasına atlamış,"evde karı hamile,ırkçı çatlak bir baba,zeka geriliği olan bir kardeşim var;şimdi ne bok yiyeceğim"şeklinde kendi kendine söylenirken birden telafonu çalar ve ne halt olduğu belli olmayan bir ses tarafından bir yarışma içerisinde olduğu,ve yarışmanın 13 aşamadan oluştuğu söylenir.Bu arada Michael'in telefon sesi berbattı ve her defasında sinirim hopladı.Hani şu sirklerde çalan müzikler vardır ya,onlara benziyor aynı.


Michael,bu durum üzerine,yanlış arandığını düşünür ve karşı tarafa bunu iletir.Gayet seri bir konuşmaya sahip olan esrarengiz adam,Michael'in yaşantısına ait tüm detayları car car car telefonda sıralayınca,Michael,seçilmiş kişi olduğuna inanır ve kafası biraz karışır.İyi de bu nasıl bir yarıştır ve ve ne yapması gerekmektedir.İlk önce;arabasının içindeki sineği öldürmesi haline hesabına yüklü bir miktar paranın yatacağı söylenir ve Michael,sineği elindeki gazete kağıdı ile öldürür ve telefonuna DIT,diye mesaj gelir.Sineği öldürdüğü için hesabına para yatmışır.İkinci,daha çok kazandıracak aşama ise;sineği yemesidir.Sineği de yiyen Michael'in hesabına yine yüklü bir para yatar ve artık diğer aşamalar için hazır bir oyuncu haline gelmiştir.İlerleyen aşamaların sinek öldürmek kadar masum olduğunu söyleyemicem tabii.


Film de,para karşılığında insan oğlunun nasıl değişip,bir caniye dönüşebileceği anlatılıyorken,bolca kanlı görüntüye de hazırlıklı olun.Ben bu tür filmlere Saw-Testere filminin türevleri diyorum.Testere'den sonra benzeşen konulu filmler bolca yapılmaya başlanmıştı ve tabii ki Testere kadar başarılı olamadılar.Filmin sonuna dek merakla bekleyeceğinizi söyleyebilirim.Yani 13.oyuna sıra geldiğinde acaba neler olacak.Tabii ki sizi meraktan çatlatmak adına söylemiyorum. :) Hadi kaptınız yine filmi.Herkese iyi seyirler ve tırsmalar.Muck! ;)

IMDb Puanı:6.2

Korkukolik Puanı:
Chookiat Sakveerakul’un yönettiği, 2006 yılı Tayland yapımı “13: Game of Death/13 game sayawng”, İngilizce olarak yeniden çekilmiş versiyonudur.Yani çorlama bir film olduğu için bir puan kırıyorum:5 points.


2013 - ABD
GerilimKorku


Daniel Stamm David Birke Eakasit Thairatana

26 Mayıs 2014 Pazartesi

ŞEYTAN MI SUÇLU,MELEKLER Mİ? DEVIL'S KNOT-ŞEYTAN DÜĞÜMÜ

Sanki sanırsın,7/24 televizon başında duran biriyim de,kendimi 3 saniyede,zemin katta,elimde Digitürk kumandasıyla buldum.Evet evet depremin olduğu günden bahsediyorum.O yedinci kattan aşşağı nasıl iniverdiysem ki o can havliyle panikledim ama hatalı olduğumu da biliyorum tabii.Ulan girsene masanın altına.İyi ki daha basit yöntemi seçmemişim;pencereden aşşağı uçmak gibi.Bu kez,heralde aşşağıya indiğimde elimde değil kumanda,Digitürk'ün koca çanak anteniyle inerdim.Aman neyse şu sevimsiz konuyu kapatalım.Zaten şimdi herkesin  anlatacak taze bir deprem hikayesi vardır mutlaka.Hadi ozaman depremi geride bıraktıysak şimdi size deprem etkisi yaratacak bir filmden sözetmek istiyorum;Devil's Knot-Şeytan Düğümü.


Biraz polisiye,biraz suç,bolca da gizemin yer aldığı film,2013,ABD yapımı,gerçek olaylardan esinlenen bir film.Güzel bir gün,üç minik bisikletli çocuk ve girilmemesi gereken bir koru.Tabii merakına ve eğlenceye yenik düşen bu minik çocukar sırayla bu koruya girerler bir daha geriye dönmezler.Anne ve babalarının endişesi sonucu polisler devreye girer ve tüm kasaba halkının da yardımlarıyla,çocuklar sırasıyla sudan ölü olarak çıkartılırlar.Yapılan incelemede ise çocukların sıradan bir şekilde boğulmadıklarını,katledilerek öldürüldükten sonra suya atıldıklarını öğrenirler ve polislerin de devreye girmesiyle suçlu,yada suçlular aranmaya başlar.

Bazı deliller,çocukların satanist ayinler sonrası öldürüldüğüne işarettir ve kasabadaki satanizm ile ilgilenen 16-18 yaş arası gençlerden bazıları gözaltına alınarak tutuklu olarak sorgulanırlar.Bu esnada bir dedektif ise pek çok şeyi göz önünde bulundurarak yakalanan satanist çocukların masum olduğunu,bu olayın ardında farklı bir şeylerin yattığını düşünerek karşı bir tutum sergiler.


Film ilerledikçe karşıma çıkan bir sahne banada,aacaba bu tutuklanan çocuklar gerçekten de masum mu,diye sordurdu diyebilirim.Çünkü ön planda olan anne ve babanın bir diyoloğu"acaba"dedirten cinsten.Çocuğunu kaybeden anne,üzüntüden çıldırmaya başlayınca,bir tv kanalının sokak röportajında,gülerek ve espriler yaparak soruları yanıtlar.Bunun üzerine bu görüntüleri izleyen kocası ise şiddet eğilimleri sergileyerek kadının üzerine yürür ve "sen mutsuz bir annesin,mutsuzmuşsun gibi yapmalısın,o halin neydi öyle"diye çıkışır.İşte burada ben biraz babadan kıllandım ve annenin de istemeyerek işin içinde olduğunu düşündüm.Ve tabii filmin sonunda izleyicinin içine bir şüphe düşürten replik daha var ama onu söylemiyim artık.

Son dönemlerde yaşadığımız çocuk kaybolmaları ve cinayetlerinin ardından bu filmin izlenmesinde fayda var diye düşünüyorum.Ha,film derdimize derman olmuyor tabii ama yaşanılan konularla ilgili güzel ve bağlantılı bir film olmuş.Bolca gizemin ve benim en çok sevgidiğim şeylerden biri olan;bolca mahkeme sahneleri,film de yer alıyor.Meraklılarına tavsiye edilir.






2013 - ABD
DramGerilimSuç


Scott Derrickson Paul Harris Boardman

24 Mayıs 2014 Cumartesi

KUDURUK KÖPEK CUJO

Şimdi sizi taaaaaaaaaaaaaaaaaaaa, tamam abarttım biliyorum. :) Ta 1983 yılına,kuduz bir köpeğin yanına götürüyorum.

Sene 1983,feci sıcak bir yaz mevsimi,senbernar cinsi bir köpek,üç kişilik bir aile ve ailenin annesinin götünün dibinden ayrılmayan abaza bir komşu ve de bir kaç yan karakter.Senbernar cinsi köpeğimiz Cujo,o gün yine kırda,baaaaayırda tepinip,hoplarken,bulduğu bir oyuğa o koca burnunu uzatır ve içeride dişleri nah böööle Dracula gibi vampir yarasalar tarafından ısırılır.Isırılınca da ayvayı yer ve kuduz olur.


Çevrenin çok sevgidiği ve her gün miskin miskin yol ortasına götünü serip,yatan o mülayim köpek Cujo,yavaştan kudurmaya başlar ve sağa sola saldırmaya yer arar.Bu arada sevimli ailemizin babası ise bir iş için başka bir şehre gitmek için yola çıkmış,tek çoğu Tad ile yalnız kalan anne Donna çok geçmeden arabalarına atlar ve biraz gezintiye çıkmak isterler.Ulan hava gavur amı gibi yanıp,tutuşuyor,otursanıza oturduğunuz yerde.Neeeeyse efenim külüstür arabalarına atlayıp gezerlerken ıssız bir yerde arabalarının benzini bitmez mi!Demiştim ama,oturun götünüzün üstüne,başınıza bir hal gelecek diye.Bu esnada kudurmaya başlayan Cujo'da o ıssız yere gelmesin mi!Ay ay ay!Cujo'nun tehditi altında kalan anne-oğul arabanın içerisinde kalırlar ve bu köpeğe karşı yaşam mücadelesi vermeye çalışırlar.

Anacım köpek te köpek hani.Şöööle minik bi kaniş olsa,vur bi tekme gitsin uzaya;ama nerdeeee herif şaha kalksa bildiiiin bi beygire dönüşüyor.Bir de en iyi dost,köpeklerden olur derler.Nah olur!Nerdeyse köpekfobik bir insan olup çıkacaktım filmi izlerken.Senaryosunda tandık bir isim;Stephen King ve Don Carlos Dunaway yer alıyor.Filmin günümüz versiyonuyla tekrar çekimi epeyce dehşet olurdu gibi düşünüyorum.Hani,günümüz efektleri ve daha iyi eğitimli bir köpekle neler çıkmazki ortaya.

Neeeeyse yavrucum,eğer bir köpeğiniz varsa aman dikkat edin de,burnunu gidip te kolzet deliğine falan sokmasın.Neme lazım bir lağım faresi burnunu falan ısrır sonra göte gelmeyin.Hadi;benden şimdilik bukadar,herkese iyi seyirler dilerim. ;)

 IMDb Paunı:5.9

Kokkukolik Puanı:hadi benden de ufak bir şey gelsin,olsun düz hesap:7.0 :)

1983 - ABD
GerilimKorku
93 Dak.


Stephen KingDon Carlos Dunaway

22 Mayıs 2014 Perşembe

DARK TOUCH,DRAMATİK TARAFI AĞIR BASAN FANTASTİK BİR KORKU

Dark Touch,yani bizdeki uyduruk adıyla;Telekinezi.Hani,kız eşyaları falan hareket ettiriyor ya,ondan esinlenmişler zaar.Film ilk başta Carrie tarzı zannedilebilinir fakat konu olarak biraz farklı.Sadece iki yelloz arasındaki tek özellik telekinezi özelliği taşıyor olmaları.


Film fantastik-korku türünden karanlık bir film;ama filmin konusuna baktığınızda,tam bir dramatik olayla karşılaşıyoruz.Neve ve daha henüz çok sevimli bir bebek olan kardeşi,öz anne ve babası tarafından sürekli işkenceye uğrar ve Neve psikolojik olarak çöker ki nasıl çökmesin garibim.Küçük yaşının da vermiş olduğu etkiyle ömrü boyunca,bu olaylardan dolayı kötü izler taşıyacaktır ve bir gün ne olduğunu anlayamadıkları bir sebbeten dolayı anne ve babası evdeki eşyalar tarafından tecavüze uğrarlar ve evin de yanıp,kül olması sonucu ölürler.Geriye sağ kalan bir tek Neve olacaktır.

Neve sahipsiz kalınca,teyzesi tarafından bir süreliğine de olsa sahiplenilir ve teyzesinin yanında kalmaya başlar.Tabii bu arada teyzesi ve ailesi nasıl bir belaya bulaştıklarının da hiç farkında değillerdir.Neve zamanla sorunlu bir çocuk olur.Yalnız,film de,çocuğun anası babası ölmüş,biz şu kızcağızı bir psikoloğa falan götürelim,diyen falan çıkmaz;hiiiiiiiç  kimsenin aklının ucundan bile geçmez.E siz kızı bir psikoloğa bile götürmezseniz n'olur anacım;tabii karı iyicene psikopata bağlar.Yaşadığı işkenceleri zamanla gözünde canlandıran Neve için artık katliam başlamıştır.



2013 İrlanda yapımı bu filmin efektleri,Carrie filmindeki gibi falan beklemeyin.Son durak filmindeki korkunç kaza sahneleri gibi sahneler olduğunu söylemeliyim.Genel itibariyle ağır fakat yer yer heyecanın dorukta olduğu sahneler de var.Çocuk istismarının neticeleri karşında her çocuğun bu tarz doğa üstü yetenekleri olmalı;ama bir katile de dönüşmemeli,şeklindeki cümleme burada son verirken bir sonraki yazıya kadar tüm korkukolikleri mucuklarım.











IMDb Puanı:4.8

2013 - İrlanda
Korku
88 Dak.


Marina De Van


21 Mayıs 2014 Çarşamba

BU SEFER DİŞLİSİNE DENK GELDİN :) TEETH-DİŞLER


O bir,el değmemiş bozkırda açan tek bir gül gibi yalnız ve vahşi,esen yelin ürpertisiyle titreyen ama kendini asla teslim etmeyen bir kız,saf,masum,küçük bir güvercin gibi bir kız. :) Tabii bu kelimeleri okuduktan sonra aklınıza Hababam Sınıfı'nın Hürrem'i geldi değil mi?O halde şimdi anlatacağım filmin bakire kahramanı için de bu kelimelere ek olarak,aynı zamanda kukusunda dişleri olan bir bakire kız,diyelim ve geçelim filmimizi anlatmaya.

Dawn,kendi halinde bir lise öğrencisidir ve yazın da bastırmasıyla birlikte içten içe kudurmaya,cinsellikten gözü dönmeye başlamıştır fakat kendini saflığa inandırmış,sanki bu dünyadan değilmiş gibi,bekaretine önem veren,kendini evleneceği adama saklamaktadır;ama peşindeki çakal sürüsüne de dikkat etmelidir.

Genç ve güzel olduğu için başta aaabisi ve okuldaki sapık heriflerden kaçmaktadır ve kendisini seksi erkeklerin yer aldığı rüyada aganigi durumlarındayken görür.Tabii bu durumda kim siker rüyaların moruk prensi;ak sakallı dedeyi.Dawn,kamyon devirici cinsten gördüğü rüyalara devam ede dursun,aniden vucudunda meydana gelen bazı değişikliklerden de rahatsızlık duymaya başlar.Bu rahatsızlık;çıkan dişleridir.Hayır,hayır ağzında değil ama,dişler kızın ayıp yerinde çıkar ve kendisine kötü niyetle yaklaşan erkeklerin pipilerini hart diye koparır.Nasıl konu ama?Böyle bir konuyu biraz zor bulursunuz. :)

Korkunun pek K'sinin bulunmadığı bir kaç yerinde,aha adamın çükü şimdi ne olacak acaba,dedirten sahnesinin yer aldığı bir film olmuş Dişler.2007 yapımı film den çıakrttığımız sonuç ise;her kuşun kukusu yenmez arslanımmmm. :) 


IMDb Puanı:5.5



2007 - ABD
GizemKomediKorku
94 Dak.


Mitchell Lichtenstein