29 Mart 2014 Cumartesi

ÜÇ FİLM BİR ARADA

Sörvayvırın yakışıklı ve kaslı heriflerinden,seksi ve güzel vuculu kızlarından arada bir benim bloğa da vakit ayırın da iki film izleyin,iki hikaye okuyun.Walla bir haftalık yoğun iş temposunun ardından bok suratlı patronuma yeterince para kazandırıp,kendi evime ise iki kuruşla döndükten hemen sonra size tavsiye edebileceğim filmler var elbette;hadi bunlardan ilki,tam da seçim arefesindeyken,bir seçim filmi diyebileceğimi;,Hükümet Kadın 2 olsun.

Hükümet Kadın 2,en az birincisi kadar başaralı ve çok eğlenceli olmuş.Fakat bu bölümde,ilk filmde yaşananların öncesine gidiyoruz ve Xate'nin seçimlere katılıyor ve

Faruk'a karşı yapmadığı seçim çalışması kalmıyor.Cem Yılmaz esprilerini andırsada,Sermiyan Midyat esprileri de bir ara düşünüp,"ne dedi lan bu şimdi"dedirten türden diyebilirim.

Filmde,günümüzde de bolca kullanılan seçim çalışmaları ve insanları kendi saflarına çekmek için çalışan iyi ve köt kalpli siyasetçilerin nasıl komik duruma düştüklerini izliyoruz.Hükümüt Kadın 2, en az ilk filmde olduğu gibi gayet komik ve başarılı.Tanrı Demet Akbağ'ı kutsasın. :)

Bu kez anlatacağım bir çok film olduğuna göre hemen kısa kesip,bir diğer filme yatay geçiş yapıp,filmin üstüne yatıyorum.Hüloooooğğğ :)

İkinci filmimiz ise Kuzey Çatı Katı;bir gerilim filmi.Filmin afişine bakıp bir Rus filmi sanmayın;film,2013 ABD yapımı.Bu afişi bulabildiğim için bunu kullandım sadece.


Filmde,Michelle Monaghan'ı,gözlerini savaş muhabirliği yaparken kaybetmiş ve yaşamına New York'ta bir göktelenin taaaa ebesinin amında yaşamaya devam eden cici bir hatun olarak buluyoruz karşımızda.Ya evladım;kör bir kızssın sen ne bok işin var göktelenin taaa en tepesinde.

Kızımız,sevgilisiyle birlikte yaşamaktadır ve haytatlarından da gayet mutludurlar fekaaaaat kör ve güzel kızceğizimiz evine bir gün geldiğinde sevgilisini ölü bulur ve bulunduğu katta ölmüş sevgilisi ve kendisinin dışında biri daha vardır.İzlerken kıskançlıktan çatır çatır çatladığım o göktelen dairesinde sıcak saatler başlar.

Çok iddialı olmasada bu güne kadar izlediğim en iyi final sahneyi izledim ve bunu üstüne basarak yazıyorum bak;ŞİMDİYE KADAR İZLEDİĞİM EN İYİ FİNAL SAHNELERDEN BİRİYDİ.Filmin sonunda bahsettiğim final sahne,gayet sessiz ve sakin;fakat içerisinde çok şey barındıran bir sahne.Hadi verdim sana yine gazı;ozaman sana iyi seyirler. :)

Dur bakiiiim başka ne izledim ben yiiiaaa?Ha günün entel-dantel filmine gelecek olursak ki arada bu tarz filmler de izleyip,durumu dengelemek lazım diye düşünüyorum;ingilizce ismiyle;Vic+Flo Saw a Bear ,Orjinal adıyla;Vic+Flo On Vu Un Ours,türkçe adıyla ise;Vic+Flo Bir Ayı Gördü.Ya vallahi yazana kadar yorudum hee.




Filmde,Vic ve Flo hapiste aynı koğuşta yaşamış ve dışardaki yaşantılarını birlikte geçirmeye karar vermiş iki lezbiyen çifttir.Vic,bir ormanda,küçük bir kulübede,Flo ile yaşamaya karar verir.Yaşı bir hayli ilerleyen Vic için yalnız kalma korkusu ön plana çıkmıştır ve Flo'nun kendisini terkedeceği düşüncesiyle,O ne isterse yapmaya hazırdır.Flo ise Vic'i seviyor;fakat kendisine daha fazla özgürlük tanıyacak bir hayat isytemektedir.Vic kendisini Flo ile özgür hissederken,Vic cephesinde durum hiç de onun istediği gibi değildir ve kendilerini hapisteki gibi bir hayatın içerisinde bulurlar.



Filmdeki diyalogları çok sevdim ki bunlardan biri;"Bir seçeneğim olsaydı,rüzgar olurdum."2013,Kanada yapımı,sessiz bir orman kadar sıkıcı ama bir okadar da,bir orman ve gölün içiçe geçmiş hali kadar güzel bu filmi tavsiye ediyor,bir sonraki filmlerde görüşmek üzere esen kalın şeklindeki TRT spikeri dandiklindeki baybayımı size fırlatıp,siktirolup gidiyorum.Hadin görüşürüz şekerim. ;)


23 Mart 2014 Pazar

ÇATLAK ANNE VE KIZI "CARRIE"GÜNAH TOHUMU

Anacım bir kız nasıl bu kadar ezik olabilir derseniz hemen anlatayım.


Carrie,hem okulda,hem de evde annesi tarından psikolojik işkenceye maruz kalan bir kızcağızdır.Pek de güzeldir ama bu güzelliğini süklüm-püklüm,tıfıl-tufalak,ezik bir kız imajı içerisinde örtmektedir.Çekingen ve ezik yönünü bir türlü aşamayan bu minik güzel,okulda arkadaşlarının dalga geçme tahtasıdır ve eve geldiğinde ise kafayı dinle bozmuş manyak anası tarafından sürekli dinsel konularda baskı altına girerek zor durumlar yaşamaktadır.Örneğin,kızı;"aaaanee ben helaya gidiyorum,"dese,annesi;"hayır gidemezssin günde 4 defa tuvalete gitmek günahtır,bu içindeki pisliği gidip kilisede coooort diye boşaltmalısın,"der.Veya bir başka örnekte,kızı;"aaaanee beni bu gece erkek arkadaşım gelip,baloya götürecek,"dese,annesi;"haaaayır gidemezssin,İsa aşkına durmanı emrediyorum,onlar seni kirletip,tanrıya kötü bir kız olarak görünmeni sağlayacaklar,"şeklinde konuşmalar geçer ana-kız arasında.Yani anlıcaaan karı bildiin dinsel konularda çok katıdır ve kafayı bozmuştur.


Tüm bunlardan bunalan minik Carrie,bir gün,kendinde bir takım değişiklikleri ve çok özel bir güce sahip olduğunu keşveder;telekinetik güç.Yani istediği herşeyi bir parmak işaretiyle hareket etiririp,yön vermektedir.Bir kaç alıştırmadan sonra gücünü iyice kullanmayı öğrenen Carrie için artık intikam alma zamanı gelmiştir.Artık o eski ezik kız olmaktan çıkmış bir katile dönmüştür.

O gece erkek arkadaşı tarafından sene sonu balosuna götürülmüş,çekingen tavırlarını biraz durdurabilmiş,erkek arkadaşıyla dans ederken gecenin kral ve kraliçesi seçilmişlerdir.Seçilmişlerdir;fakat az sonra başlarına gelecek felaketten de sadece kendileri değil,herkes habersizdir.Veeee asıl curcuna az sonra yaşanacaktır.Eh artık gerisini izleyin ve görün.

Bir çeşit intikam filmine dönüşse de,sonlara doğru ortaya gerilimi ve aksiyonu yüksek bir film çıkmış.Carrie,1976'da Stephen King'in romanından ilk kez sinemaya uyarlanmış,2002'de televizyona uyarlanmış,2013 yılında ise tekrar sinemaya uyarlanmış.Bu kez Carri rolunü güzel oyuncu Chloë Grace Moretz,çatlak anne rolunü ise Türkiye'nin tanıtım yüzü seçilen ve götünü kaldırıp ülkemize geleceği yerde dublorünü yollayan kızıl saçlı oyuncu Julianne Moore'a vermişler.Ben size 2013 versiyonunu anlatmaya çalıştım.

 Filmin görsel efektlerini eğlenceli buldum.Korku-gerilim ve birazcık ta aksiyon olsun derseniz filmi öneririm.


IMDb Puanı: 6.0


Director:

Writers:

(screenplay), (screenplay), 1 more credit »

Stars:

, ,











20 Mart 2014 Perşembe

KUSMUK TORBALARINIZI HAZIRLAYIN,FİLM BAŞLIYOR;THE EVIL DEAD

Dong,dong,dong.Altıncı salonumuzda film başlamak üzeredir.Salono girecek olanların,yanlarında mutlaka,miğdesi bulanacaklar için kusmuk torbası,korkudan altına sıçacak olanlar için de lazımlık alarak içeriye girmeleri önemle rica olunur.Bak üstüne basarak söylüyorum;yoksa içerideki rezaletten doğacak temizlik ücreti izleyici tarafından ödenir.

Salon,tıpkı filmin karanlık tarafı gibi kararır,ortalığa ölüm sessizliği hakim olur ve ilk gölge perdeye yansır;dumanlı,bulanık bir görüntü ve filmin adı,kana bulanmış bir vaziyette belirir;The Evil Dead.

Nasıl girişti ama?Yazıdan bile tırstınız değil mi?Tamam tamam henüz daha yeni başladık;hemen tırnaklarınızı kemirmeye başlamayın.


Yıl bilmem kaç.Bir kaç arkadaş toplanıp,Zeytinburnu'ndaki fırmala bir arkadaşımızın evine o zamanın meşhur film izleme aracı video player da film izlemek için tolanıyoruz.Yahu,toplanıyoruz ama;ne izleyeceğimizi bile daha bilmiyoruz.Elinde takoz gibi bir VHS kaset kutusuyla salona gelen arkadaş, elindeki kaseti cihaza takarken"ooolum birazdan var yaaa altınıza sıçacaksınız heee"dedi,kaşlarını pır pır muzipçe oynatarak.Ben garibim ise hiç bi boktan habersiz yeni bir film izlemenin verdiği heyecanla hooop diye kuruluvermiştim koltuğa.Tabii,film başladıktan yarım saat kadar sonra hepimiz birbirimize bakarak izlemeye başlamıştık filmi.Filmde yok yok.Ortalık kan gölü,havadan kan yağmurları yağıyor.Kopan uzuvlar sağa-sola dağılıp,ortalığı şeytanlar basınca basıyoruz feryatı.Ve film bitiminde biz de bitip,Damlataş Mağarası gibi açılmış gözlerimiz,neredeyse korkudan yerinden fırlayacak gibi olumuştu.Peki bu hangi filmdi?Başta da yazdığım gibi;The Evil Dead.


Kötü Ruh,Şeytanın Ölüsü,gibi uyduruk isimler takılan film,1981,ABD yapımı ve artık kült halini almış ve o döneme göre  makyaj ve efektlerde de gayet iddialı bir kokru filmi.The Evil Dead için gerçek bir kokru filmi diyebilirim.Hatta,bir kaç genç hafta sonu tatiline çıkmak için ıssız bir ormana yada adaya giderler şeklindeki filmlerin de ağa babasıdır.Hazır konuya dalmışken...

Beş arkadaş hafta sonu tatilini geçirmek için gittikleri bir orman kulubesinin mahzeninde buldukları gizemli bir kitabı,üzerinde;açmayın,yazmasına rağmen meraklarına yenik düşüp açtıktan sonra başlarına gelen doğaüstü kokrunç olayları anlatıyor.Ayrıca buldukları ses kaydını dinledikten hemen sonra kötü ruhları harekete geçirip,gece başlayan korkunç olaylar,güneş doğmaya başladığı an bitiyor.

Filmin baş kahramanı Ash için çok üzülmüştüm.O göt kadar odanın içindeki tahta kitap rafı, film boyunca durmadan Ash'in üzerine düşüyor.O da garibim n'aaapsın,dolap çok ağırmış gbi bir havaya bürünüp,acılar içerisinde kalıyor.Filmdeki kötü ruhumuz teker teker gençlerimizin içine girip çıkarken,ay bunların suratları fena değişiyor ki işte sizde o esnada normal renginizden mosmor bir renge bürüyorsunuz.Film,tam bir miğde bulantısı karnavalına döndüğünde geçit töreninde vıcık kan ve kopan uzuvlar dans ede ede geçiş yapıp gün doğumuna kadar dans ediyorlar. 


Filmin iki devam filmi daha çekildi ve ilk film,Kokke-Heist;en iyi kokru filmi,Avoriaz Fantastik Filmler Şenliği;Jüri Büyük Ödülü,Avoriaz Fantastik Filmler Şenliği;Halk Jürisi Büyük Ödülü,Sıtges;En İyi Film Ödülüne layık görülmüş.2013'te ise farklı bir yönetmen tarafından tekrar çekilip,beyaz perde de yerini almıştı.

Eğer bu türü sevdiyseniz hemen vakit kaybetmeden,artık internetten mi çorlarsınız,DVD'sini mi alırsınız bilemicem;ama hemen izlensin.Bu filmi anlattıktan sonra bir başka kan dolu filme doğru uzuyoruz;ama ne zaman?Bir sonraki yazıda; "Saw serisi benzeri bir film önerir misin?"diye soran bir arkadaşa ve tabii size bir film tavsiyesinde bulunucam.Hadi arayı fazla açmadan yine görüşelim heee.Bak ben hep burdayım.


1981 ABD yapımı
IMBd Puanı:7.6

Director:

Writer:

Stars:

, ,

18 Mart 2014 Salı

YAMYAM KAR ADAMI;BLOOD RUNS COLD

Bir kaç hafta önce izlemiş olduğum bu filmi aslında sıcağı sıcağına yazmak isterdim;ama bugüne kısmetmiş.İsveç,2011 yapımı Blood Runs Cold,biraz kafa dağıtmak için buzların içinde kiraladığı eve gelen küçük hanımefenimizin başına gelen saçmalıkları anlatıyor.

Güzel ve soğuk,esas kızımız evine ulaşmış,biraz ağlence ararken dışarı çıkmaya karar verir.Bu arada kar görüntüleri içinize işleyebilir.Hatta evin soğuk görüntüsü bile film de yer alan soğuk karakterlerin yapısıyla bütünleşmiş diyebiliriz.

Kızımız geceyi bir barda,tek başına eğlenerek geçirmek isterken,onu farkeden arkadaşlarının yanına gelmesiyle diğer üçlü gruba katılır.Üçlü grup,iki erkrek bir kadından oluşmaktadır ve böylelikle ilerleyen sahnelerde karşmıza çıkacak olan ölümsüz manyak için de av malzemeleri yavaştan ortaya çıkmaktadır.Ha bu arada bahsettiğim o iki erkekten biri esas kızımızın eski kırığıdır ki bu geceyi birlikte geçirmek için de,eski kırık için bir fırsat doğmuştur.


Neyyyse efenim eve geçilir ve bir süre ev de takılmaya başlarlar ve izleyici de bu süreç içerisinde,ayyy hadi yiiiaa birileri geberse de biraz eğlensek,diye can atmaktadır ve yavaştan yamyam katilimiz de ortalığa çıkmaya karar verir.

Nerden,nasıl çıktığı,amacının ne olduğu belli olmayan,tipi bir garip ki böööle kocaman aciiip gözlüklü filan ve hiç bir şekilde ölmeyen katil ise biraz tuhaftı açıkçası.Kurbanlardan birinin parmağını kopartıp yedikten sonra da yamyam kişiliğe bürünen sapık katil,ortalığa dehşet saçmaya başlar ve genç,ateşli gençlerimizin bu bok suratlı heriften kaçmaları okadar da kolay olmayacaktır.


 İzleyecek bir şey bulamıyorum abi;acaba ne izlesem diye düşünüyorsan izle.

İMDb Puanı: 4,2
2011 İsveç yapımı
 

Director:

Stars:

, , |

17 Mart 2014 Pazartesi

İLK KORKU FİLMİ DENEYİMİM

Dur bakiiiim hangi filmi anlatsam size diye düşünürken aklıma,en son izlediğim filmin anlatımının sonundaki detay geldi.Evet;ben size bir vampir hikayesi,aslında çocukken izlediğim ilk vampir filminin nasıl bir deneyim olduğunu anlatacaktım.

Valla filmin orjinal adını bulamadığım için filmin afişini falan bulamadım.Eğer hatırlarsanız bana yardımcı olur ve bi zaaaamet mesaj olarak atarsınız şekerim.Filmin türkçe adı "Kontes".Bir kadın vampir hikayesi de diyebiliriz.

Henüz ya 10 yada 11 yaşında falanım galiba.Sinemayla yeni yeni tanışmaya başlamışım ve semt sineması kapanmaya yüz tuttuğu için iki film bir arada göstermeye başlamış.Genelde gösterdikleri filmler bir erotik,bir tane de Kemal Sunal filmleri.Sanırım erotik film de otuzbir çekip,bu mutluluğu Kemal Sunal komedileriyle pekiştirmemiz isteniyor sinema yönetimi tarafından.

İşte yine böyle,iki film gösteriminin olduğu bir gün,yine sinemanın yolunu tutuyorum ve kafamı kaldırıp afişlere baktığımda onu görüyorum;Kontes'i.Diğer film ise sanırım italyan yapımı bir erotik komedi.Tabii benim favorim erotik film.İki tane meme görmek bile sıradışı geliyor o yaşlarda insana.Benimki daha çok yetişkin insan vucudunu görüp keşvedebilme merakı;yoksa başka iiiiiiç bişeycik değil. :)Hadi erotik film iyi güzel de,ya korku filmini n'apacaz?Eyvah!İnsallah ikinci film korku filmi olur da erotik filmi izler,çıkarım diye ümit ediyorum ve dalıyorum gişeye bileti almak için.

Merdivenleri çıkışımı dün gibi hatırlıyorum.Siyah beyaz merdivenlerden yukarı çıkarken,yine Türk sinemasının siyah beyaz kahramanları beni izliyor.Duvarlarda kimlerin kocaman resimleri yok ki?Hepsi çerçeveli ve muhteşem resimler.Türkan Şoray'dan,Tarık Akan'a herkes beni izliyor merdivenleri çıkarken.Teşrifatçı biletimi alıp,kenarından yırtıyor ve yarım parçayı bana veriyor.Ve salonun loş kırmızılığına hoşgeliyorum.

Allaaam yaa şu korku filmi,ilk olarak gösterilecekse bile bir an evvel bitmeli ve kurtulmalıyım diye ödüm kopuyor.Hâlâ gözlerimin önünden Bendeniz'in ilk çıkıtığı zamanki gibi saç biçimi olan vampir kadının sivri dişli görüntüsü geçiyor.Salonda film başlayana kadar yada film aralarında sürekli Ferdi Tayfur şarkıları çalardı.En az üç tane dinlerdik.O zamanlar kim olduğunu bile bilmediğim bu somunu gevşemiş civata gibi ses çıkartan şarkıcının sesi yavaştran kısılır ve salon yavaştan kararmaya başlardı.Hemen ardından üç GONG sesi ve gölgelerin perdeye yansımasıyla film başlar.

Ne olduğunu ilk önce pek anlayamıyorum ama bir kaç kadın yarı çıplak bir şeklilde bir adamı ortalarına almış,etrafında dönerek,ayin gibi birşeyler yapıyorlar.Mağara,ıssız bir yer,garip kostümlü kadınlar ve ayin.Alllaaaaaahıııım diyerekten tırsıp yarım gözle perdeye bakmaya çalışırken bir yandan da nasıl beceriyorsam kulaklarımı da kapatmaya çalışıyorum.Çünkü az sonra o küt saçlı,sivri dişli vampir karı gelip adamın kanını içecek.Yalvarıyorum film bir an önce bitsin ve erotik film devreye girsin diye.Film boyunca bol kayalık ve karanlık ortam gördüğümü hatırlıyorum.Filmdeki yarı çıplak,ürkütücü kadın ve erkekler de cabası.Nerdeyse korkudan altıma yapıcam.Neyseki işkence bir saat kadar sürüyor ve film bitiyor.Kokru filmini geri bırakıp,muhteşem eğlenceli erotik filme doğru yelken açıyorum.Tabii ilk önce üç adet Ferdi Tayfur şarkısı.

Sinema da kafamı yukarıya kaldırdığımda yumurta kaplarından dekor olduğunu görüyorum.Arkaya,yukarı doğru kafamı kaldırdığımda ise kocaman bir balkon bana doğru bakıyor.Oraya neden oturulur,nasıl çıkılır çok merak ediyorum.Balkon benim için sır gibi bir yer.Oraya tek başına çıkmaya musade yokmuş diye duymuştum daha önce ben yaşlarından bir çocuktan.Aileler mi,sevgililer mi ne çıkıyormuş.Üç şarkı ardından salon kararıyor ve makara tırrrr tırr dönmeye başlıyor.

Beyaz perde de,gece,bir sahil kenarı ve iskele beliriyor.İskele de bir kadının uzanmış malak gibi yattığı görülüyor uzaktan.Çünkü uzak çekim yapılmış.Kamera yavaştan yavaştan kadına doğru yaklaşmaya başladığında.Sıcak bir yaz gecesi ve sahilde uzanmış çıplak bir kadın hayal ediyorum ama sanırım durum pekte iç açıcı değil gibi geliyor görüntü yaklaştıkça.Kadın yavaş yavaş biraz daha belirgin bir hale gelmeye başlayınca gözlerim birden yerinden fırlarcasına açılıyor.Bi bi bi dakika laaan bu bu erotik film değil Aaaaalllaaaaah ooolum kaç bu o afişteki vampir karı.Hay amına koim ben bir saatir korku filmi diye erotik film izliyormusum da haberim yok.Ah tam salaklık.Kız gülme. :)

Afişteki vampir kadını tanır tanımaz salondan bir yaylanışım var yalnız arkama bile bakmıyorum.Hatta bir ara merdivenlerden gerisi geriye inerken ürperiyorum bile acaba arkamdan geliyor mu diye.Al sana erotik film.İki meme görmeye kalkarsan, adama ööööle kol gibi,sivri iki diş gösteririler oooolum,diyerekten koştura koştura sinema salonunu terkediyorum. 

İşte ozamanlar kokru filmlerinden tırsarken bir de bakmışım aradan nerdeyse 25 yıl geçmiş ve ben,korku filmi meraklısı olup çıkmışım.Ha bu arada,şu ara yine üçüncü sınıf kokru filmleri denk geliyor.Onlardan bazılarını yazıcam burda.Anlatmamı istediğiniz bir kokru filmi varsa burdan bana yazabilirsiniz.Hadi muckss.

16 Mart 2014 Pazar

ÖLEN BİR 'ÇOCUK' İÇİN AĞLAMAK SUÇ MU?

İşyerinden çıkmış ve her gece olduğu gibi yine servis aracının en arka koltuğuna kendimi yaymıştım ki telefonum hemen dııııt dıııt diye ötüverdi.Hah dedim bizim Arzu'dan bir tivit var heralde.Genelde alışık olduğum üzere saat 18.30 civarı bizimSsarı Gacı tivit atmaya başlıyordu.Arzu'yu cep telefonu uygulamamdan özel olarak takip ettiğim için ondan gelen her tivit mesejında bana uyarı sesi gelir.İşte yine ses gelmiş ve telefonuma bakmışken,bakmamla birlikte "neeeeee",diye anırmam bir oldu.Gelen mesaj beni yıkmıştı adeta:"5 Şubat'ta 21.yılını dolduran programım yayınlarım nedeniyle yayından kaldırıldı. Gururluyum..."


Evet;Dj.Arzu,Berkin Elvan kardeşimizin vefatı üzerine programda ağlamış,aynı zamanda o esnada ağlayan binlerce kişinin gözyaşı oluvermişti mikrofonu başında.Arzu'ya sadece iki gün tahamül edebilmiş ve işine son vermişlerdi.Hepimizi üzen bu olay karşısında bir insanın verebileceği en normal tepkiyi vermişti Arzu.Arzu'yla gülüp,Arzu'yla kahkaha atan bizler,şimdi ise O'nunla birlikte ağlıyorduk.O,işinden bu nedenle kovulmanın gurunu yaşarken,biz sadık dinleyicileri de onunla birlikte ağladığımız için gururlu ve onurluyduk.

İşyerimde,işçi olmamız nedeniyle bizim üzerimizde kendilerini bir bok sanan sümükler yüzünden girmiş olduğum stres ve sıkıntıdan dolayı cep elefonumun kulaklığını kulağıma takmış ve kafa dengi bir radyo arayışına girmiştim ki Arzu'yla tanıştım.Bir süre sonra Arzu'ya götüreceğim 80'lerde Lubunya Olmak isimli kitabıyla birlikte aramızda güzel bir arkadaşlığın da başlangıcı olmuştu.

Arzu Çağlan ile hiç bir bir zaman yüz yüze tanışmamıştık ama,O benim herzaman en iyi arkdaşlarımdan biri olmaya devam etmişti.Hatta bazen evde adı okadar çok gecer oldu ki annem bile;Arzu'dan başka laf etmiyorsun,demeye başlamıştı.Sürekli gündemin içinden konularla karşımıza çıktığı için nasıl dilimden düşürebilirdim ki zaten.O'nun değindiği konular hepimizi ilgilendiriyordu.

Berkin Elvan'nın ölümüyle birlikte sert çıkışmaları mikrofon başında kulaklarımızı çınlatırken,doğrulardan,gerçeklerlerden bahsediyordu Arzu.Aslında hepimizin söylemek istediklerini haykırıyordu mikrofon başında.Ama ülkemizde işleyen yavşak sistem O'nuda işinden,en sevdiği dinleyicilerinden ayırmıştı.Tek suçu ise;Berkin için mikrofon başında ağmaktı.

Özel radyoların efsane ismi Arzu Çağlan,gözyaşlarını bir yandan akıtırken,öte yandan da "böyle durumlarda yayın yapamayacak kadar profesyonel değilmişim",diyip mikrofonda sesi gidip geliyordu.Ses gittikçe biz de sessizliğe gömülüyorduk;çünkü o bizim sesimiz oluyordu haykırdıkça.Aslında O,her nekadar "böyle zamanlarda yayın yapamayacak kadar profesyonel değilmişim",desede,asıl profesyonellik;Yavşaklara karşı hiç durmadan  mikrofonu başında,korkmadan,tırsmadan 21 sene boyunca haykırmaktır.Şimdi biz dinleyicilerin de en az senin kadar gururluyuz ve de onurluyuz Sarı Gacım.Her zaman,her şartta,her konuya maydanoz olman dileği ile.

5 Mart 2014 Çarşamba

KISIK ATEŞTE İSPANYOL USULÜ KORKU FİLMİ;BLİND ALLEY-ÇIKMAZ SOKAK

Başlarda herşey gayet güzel giderken son yirmi dakikasında cozutmanın en coşkulu halini bize yaşatan bir film.


Evet;Blind Alley-Çıkmaz Sokak filminden bahsediyorum.Rosa isimli genç ve gerçekten güzel kızımız artist olacam diye tutturmuş,köyünden kalkıp ablasıyla büyük şehire gelmiştir.Aynı zamanda bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan Rosa,dans konusunda yeteneğini  kabul ettirmiş ve deneme çekimleri için ertesi gün çağrılmıştır.
 


Bizim güzel ama saftirik kızımız,acele tarafından kirlenmiş kostümlerini alıııır ve doooru çamaşırhaneye doğru gider.Tabii bunu  bok varmış gibi gecenin bir vakti yapmak zorundadır.7/24 hizmet veren çamaşırhane ise çıkmaz bir sokağın tam sonundadır.Sokağın ortasında külüstür bir otomobil ise sanki sokağın bekçiliğini yapmaktadır ve yıllardır orada duruyor havası verir.

Rosa,tırsa-korka sokağa adımını atar ve çantasındaki,Gezi Parkı direnişinin baş kahramanalarından biber gazına güvenir ve sıkıca gaz kutusuna sarılır.Yoksa sokağa girmeye başka türlü götü yemez.Büyük bir korku eziyetinin hemen ardından çamaşırhaneye ulaşmayı başaran Rosa,içeriye girer ve içerisi adeta terkedilmiş gibidir.Çamaşırlarını makinaya yerleştirir ve parayı göze atar ve köşesine çekilir.

Çamaşırlar yıkana dururken,Rosa,ertesi günün hayalini kurmaya başlar ve bomboş çamaşırhanede prova yapmaya başlar.Çılgın dans figürleri Nurhan Damcıoğlu'nu bile kıskandıracak cinstendir ve işin bokunu tam çıakrtmak üzereyken birden çantasındaki uyku ilacı aklına gelir ve dansına ara verip ilacı içer.İlaç,bir atı bile uyutabilecek güçtedir.Tabii bu arada çamaşırhanenin elektirkleri de her korku filminde olduğu gibi göz kırpmaya başlar ve korkutucu bir elektirk verir izleyiciye.


Dakikalar ilerlemiş,Rosa'nın uykusu yavaştan gelmeye tam başlamışken Rosa'nın ilgisini çebilecek bir erkek içeriye girer ve tanışırlar.Bir süre her şey iyi gitmektedir.Sohpet koyulanmış,sevişme ayarına geçilmiştir ki Rosa için dehşet dakikaları henüz yeni başlayacaktır.

Film,Rosa'nın bir seri katil tarafından çamasırhanede mahsur kalışını anlatan,bol aksiyon ve gerilim dolu anlarını yansıtıyor.Filmin son 20 dakikasına kadar herşey çok iyi giderken,kendimi birden,yok daha neler,ne gerek varmışki sorusunu,kendime sorarken buldum.Neden bu soruyu kendime sorduğumu anlatmak isterdim ama maalesef anlatamıyorum;çünkü filmin sürprizini bozarsam beni amuda kaldırıpta öpeceğinizden eminim.Film,İspanya,Küba ve Kolombiya ortak yapımı.Hadi iyi seyirler.Önümüzdeki yazıda çocukken ilk kez izlediğim vampir filmini anlatıcam size ve siz bana ay ne salakmışssın diceksiniz. :)



IMDb Puanı:4.1
2011,İspanya,Küba,Kolombiaya yapımı


Director:

Writer:

(screenplay)

Stars:

, ,